<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'><id>tag:blogger.com,1999:blog-2008138657881883803</id><updated>2011-11-28T01:40:43.218+02:00</updated><category term='islam tarihi'/><category term='eleştiri'/><category term='Fen Bilgisi'/><category term='Teknoloji'/><category term='Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi'/><category term='masal'/><category term='futbolcu kone'/><category term='Eğitim'/><category term='Cumhuriyet'/><category term='Kümeler'/><category term='Film'/><category term='Bilim'/><category term='Güzel Konuşma ve Yazma'/><category term='Matematik'/><category term='Sosyal Etkinlik'/><category term='PES'/><category term='üniversite'/><category term='Okul'/><category term='spor'/><category term='Oyun'/><category term='Flash Okulu'/><category term='Haber'/><category term='Düşünme'/><category term='Ders Notları'/><category term='Yabancı Dil'/><category term='OKS'/><category term='komedi'/><category term='Trafik Dersi'/><category term='Tarih'/><category term='İslamiyet'/><category term='Zayıflama'/><category term='sinema'/><category term='Atatürk'/><category term='Genetik'/><category term='Belirli Gün ve Haftalar'/><category term='Televizyon'/><category term='Eğlence'/><category term='ÖSS'/><category term='Bilgisayar'/><category term='deneme'/><category term='cem yılmaz'/><category term='Dil ve Anlatım'/><category term='makale'/><category term='hikaye'/><category term='Edebiyat'/><category term='Öğrenci Seçme Sınavı'/><category term='Biyoloji'/><category term='roman'/><category term='Sağlık'/><category term='Dil Bilgisi'/><category term='SBS'/><category term='Fatma Özbey'/><category term='ekonomi'/><category term='Türkçe'/><category term='Yazılı Soruları'/><category term='Ödev'/><category term='Diyet'/><title type='text'>E-Okul</title><subtitle type='html'>Elektronik Okul internet üzerinden öğrenciyi bilgilendirme sistemi sayesinde notlarınıza internetten bakabilirsiniz.</subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://elektronikokul.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2008138657881883803/posts/default?max-results=100'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://elektronikokul.blogspot.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><author><name>Sanatçı</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>94</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>100</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2008138657881883803.post-1876454932720633203</id><published>2010-05-21T18:44:00.002+03:00</published><updated>2010-05-21T18:54:35.795+03:00</updated><title type='text'>PAC-MAN 30. Yıl Dönümü</title><content type='html'>Şu anda içinde bulunduğumuz gün PAC-MAN 30. Yıl Dönümü. Bugün, sevilen video oyunu PAC-MAN 30. yaşını geride bırakmış oluyor. Bu da bize zamanın su gibi geçtiğini göstermekte. Üzülmüyor değiliz. Daha dün küçüktük ve PAC-MAN oynuyorduk. O günleri hatırlayarak hüzünleniyoruz, gözlerimizde damlalar yavaşça şakaklarımızdan süzülüyor. Ağladığımızı gizliyoruz. Sevdiklerimizden saklanarak ağlıyoruz. Ağlamak istemiyoruz ama ağlamak bizi rahatlatıyor. Ne yapacağımız hakkında en ufak bir fikrimiz yok. Tek istediğimiz yeniden PAC-MAN oynadığımız güzel günleri yaşayabilmek. Ama ne mümkün. Ağlamaktan oyun oynayacak halimiz mi kaldı ki. PAC-MAN 30. Yıl Dönümü'nde bile böyle ağlayabilen bir insan görmüşseniz bana da haber verin. Pac-man oyununun birçoğumuzdan yaşça büyük olduğunu bilmek nasıl bir duygu acaba? Veya şu anda Pac-man oyununu yapan kişi acaba ne yapıyor? Yaşıyor mu? Onu bu günde andığımızı biliyor mu?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaptığımız ufak araştırmalar sonucu oyunun ilk olarak Japonya'da çıktığı sonucuna vardık. Japonya'da Puck-Man adıyla çıkan oyunun ismi, Amerika'daki bazı kendini bilmezler tarafından Puck-Man isminin P harfinin F yapılması dolayısıyla suistimal edilince oyunun Amerika versiyonunda ismi Pac-Man olarak değiştirildi. Bundan sonra hiçbirşey eskisi gibi olmayacaktı. Amerika'daki hızlı teknoloji gelişimi ile oyun tüm Avrupa'ya ardından da Türkiye'ye ulaştı. Artık Türkiye Pac-Man diye inliyordu. Sokaklarda insanlar Pac-Man nidalarıyla sloganlar atıyor, uyumamak için Pac-Man oynuyorlardı. Böyle bir günde ben de Taksim Meydanı'nda yürüyordum. Gel zaman git zaman bir ateri salonuna rastgeldim. Bir de ne göreyim? Herkes Pac-Man oynuyor. Şaşılacak şey. Gerçekten başımdan aşağı kaynar sular boşalmıştı. Ne yapacağımı bilmez halde ben de Pac-Man oynamaya koyuldum. Oyuna dalmışım gözlerimi açtığımda 2008 yılındaydım. Pac-man 28 yaşındaydı. Bu da böyle bir hikayemdir. :)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oyunu indirmeden oynamak isteyenler &lt;a href="http://www.oyunlar1.info/67-PAC-MAN-30.-Yil-Donumu.html"&gt;PAC-MAN 30. Yıl Dönümü&lt;/a&gt; adresine, indirmek isteyenler de &lt;a href="http://www.rapidoyun.com/65-pac-man-30-yil-donumu.html"&gt;BURAYA&lt;/a&gt; tıklayabilir. İyi oyunlar. :)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2008138657881883803-1876454932720633203?l=elektronikokul.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://elektronikokul.blogspot.com/feeds/1876454932720633203/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://elektronikokul.blogspot.com/2010/05/pac-man-30-yl-donumu.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2008138657881883803/posts/default/1876454932720633203'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2008138657881883803/posts/default/1876454932720633203'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://elektronikokul.blogspot.com/2010/05/pac-man-30-yl-donumu.html' title='PAC-MAN 30. Yıl Dönümü'/><author><name>Sanatçı</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2008138657881883803.post-7111231303093084238</id><published>2009-11-06T01:03:00.000+02:00</published><updated>2009-11-06T01:04:45.044+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Haber'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ekonomi'/><title type='text'>BİLKENT OTEL SANITAS SPA 7 MAYIS 2009'DA AÇILIYOR...</title><content type='html'>&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Geleneksel konukseverliği, mükemmel servisi ile konuklarını evlerinin rahatlığında konaklatan Bilkent Otel ve Konferans Merkezi 7 Mayıs'ta açılacak olan Sanitas Spa ile başkentte misafirlerine rahatlatıcı ve şık bir ortamda sağlık hizmetlerini sunmaya hazırlanıyor.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kapalı yüzme havuzu, fitness center, sauna, buhar odası, macera duşları, Spa içinde sunulacak olan hizmetlerden bazıları. Geleneksel Türk hamamı ve kişi ya da gruplar için düşünülmüş olan VIP hamam ise başkentin hamam kültürüne farklı ve modern bir tarz getirecek. Her ihtiyaca yönelik olarak sunulacak spa masaj uygulamaları, güzellik bakımları, terapiler ile Sanitas Spa şimdiden vazgeçilemeyecek bir adres olmaya aday Bilkent Otel Sanitas Spa, yoğun iş temposundan kurtularak kendini tamamen yenilemek isteyen ve zinde kalmak isteyen misafirlerini sağlık ve huzur ile buluşturmak için şimdiden tüm hazırlıklarını tamamlamış bulunuyor.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2008138657881883803-7111231303093084238?l=elektronikokul.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://elektronikokul.blogspot.com/feeds/7111231303093084238/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://elektronikokul.blogspot.com/2009/11/bilkent-otel-sanitas-spa-7-mayis-2009da.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2008138657881883803/posts/default/7111231303093084238'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2008138657881883803/posts/default/7111231303093084238'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://elektronikokul.blogspot.com/2009/11/bilkent-otel-sanitas-spa-7-mayis-2009da.html' title='BİLKENT OTEL SANITAS SPA 7 MAYIS 2009&apos;DA AÇILIYOR...'/><author><name>Sanatçı</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2008138657881883803.post-9223256089633855895</id><published>2009-11-01T00:54:00.000+02:00</published><updated>2009-11-01T00:55:32.931+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Haber'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ekonomi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='futbolcu kone'/><title type='text'>KONE'NİN YENİ KABİNLERİ</title><content type='html'>KONE, asansörün görünen yüzü kabinler için geliştirdiği yeni tasarımlarını piyasaya sundu. Her tür bina ve bütçeye uygun olacak şekilde tasarlanan kabinlerde, aydınlatma, kumanda panelleri ve kabin içi malzemeler, eco-etkin çözümler de dikkate alınarak yenilendi.&lt;br /&gt;KONE, tasarım ve modernizasyon alanlarındaki bu yenilikçi çalışmalarıyla En İyi Tasarım Ödülüne değer bulundu. Chicago Athenaeum and European Centre for Architecture Art Design and Urban Studies (Mimari Sanatsal Tasarım ve Kentsel Çalışmalar için Avrupa Merkezi) tarafından verilen Good Design Award (En İyi Tasarım) ödülünü KONE kazandı.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2008138657881883803-9223256089633855895?l=elektronikokul.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://elektronikokul.blogspot.com/feeds/9223256089633855895/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://elektronikokul.blogspot.com/2009/11/konenin-yeni-kabinleri.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2008138657881883803/posts/default/9223256089633855895'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2008138657881883803/posts/default/9223256089633855895'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://elektronikokul.blogspot.com/2009/11/konenin-yeni-kabinleri.html' title='KONE&apos;NİN YENİ KABİNLERİ'/><author><name>Sanatçı</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2008138657881883803.post-6643833382928915241</id><published>2009-10-31T00:25:00.000+02:00</published><updated>2009-10-31T00:26:33.501+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Haber'/><title type='text'>GÖRAL ÇOCUKLARI UNUTMADI</title><content type='html'>Ankara'nın en köklü otomotiv firmalarından olan Göral Otomotiv sosyal sorumluluk projelerinde de dikkatleri çekmeye devam ediyor. 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı nedeniyle bir dizi etkinlik hazırlayan Göral Otomotiv küçük çocukları sevince boğdu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ankara'nın Bala ilçesinde bulunan "Özel Fatmam Rehabilitasyon Merkezi'nde" eğitim gören zihinsel engelli çocukları Göral Otomotiv hediyelere boğdu. Göral Otomotiv Yönetim Kurulu Başkanı Nezih Allıoğlu'nun da aralarında bulunduğu Göral çalışanları, rehabilitasyon merkezinde eğitim gören çocuklara hediyeler dağıtırken oldukça duygusal anlar yaşandı. Hediye alan çocuklar sevinçlerini şarkı söyleyerek, şiir okuyarak konuklara ilettiler. Allıoğlu "Bu çocuklar hepimizin. Biz onlara sahip çıktığımız kadar onların yüzleri gülecektir. Sadece 23 Nisan'larda değil, tüm zamanlarda da bu çocukları unutmamak onlara sahip çıkmamız lazım. Biz bu konuda öncü olmaya devam edeceğiz" dedi.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2008138657881883803-6643833382928915241?l=elektronikokul.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://elektronikokul.blogspot.com/feeds/6643833382928915241/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://elektronikokul.blogspot.com/2009/10/goral-cocuklari-unutmadi.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2008138657881883803/posts/default/6643833382928915241'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2008138657881883803/posts/default/6643833382928915241'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://elektronikokul.blogspot.com/2009/10/goral-cocuklari-unutmadi.html' title='GÖRAL ÇOCUKLARI UNUTMADI'/><author><name>Sanatçı</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2008138657881883803.post-17381812624349304</id><published>2009-06-10T20:12:00.000+03:00</published><updated>2009-06-10T20:13:17.822+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Haber'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Teknoloji'/><title type='text'>BlackBerry Storm Vodafone İle Türkiye'de</title><content type='html'>Vodafone Türkiye, dünyanın ilk "tıklanabilir" dokunmatik ekranlı akıllı telefonu BlackBerry Storm'u çok yakında piyasaya sunuyor. Hem bireysel hem kurumsal müşterilerin ihtiyaçlarına cevap vermek üzere tasarlanan BlackBerry Storm, yazı yazmada kolaylık sağlayan ve gerçek bir klavye gibi tepki veren dünyanın ilk "tıklanabilir" dokunmatik ekranına sahip. BlackBerry Storm, aynı anda tek ve çoklu dokunuşları takip ederek ekranda etkin dolaşım sağlıyor. BlackBerry Storm'un geniş parlak ekranı ve gerçek dokunma hissi veren arayüzüyle hem bireysel hem kurumsal kullanıcılara hitap ettiğini belirten Vodafone Türkiye Satış ve Müşteri Hizmetlerinden Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Sinan Kızıldağ, "BlackBerry Storm'u, çok yakında bireysel kullanıcıların ve şirketlerin kullanımına sunacak olmaktan gurur duyuyoruz. Tıklanabilir dokunmatik ekranıyla tüm dünyada devrim yaratan BlackBerry Storm, internette gezinme, müzik dinleme ve video izleme, uydu bağlantısıyla sokak sokak yön bulma, mesajlaşma ve sosyal iletişim ağlarına erişim gibi fonksiyonlar için üstün kullanım kolaylığı sağlıyor" dedi. Akıllı telefon BlackBerry Storm'un yenilikçi dokunmatik ekranına parmakla dokunulduğunda, o noktada belli belirsiz bir çökme meydana geliyor, bırakıldığında ise ekran eski haline dönüyor. Bu hareket hafif bir tıklama sesiyle kullanıcıya bir klavyenin veya bilgisayar faresinin tuşlarına dokunma hissi veriyor. Böylece kullanıcı yapmak istediği işlemin cihaz tarafından algılandığını gösteren fiziksel bir tepki almış oluyor. Bu ise dokunmatik arayüzün kullanımının çok daha etkin olduğu bir yazı yazma deneyimi sunuyor&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2008138657881883803-17381812624349304?l=elektronikokul.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://elektronikokul.blogspot.com/feeds/17381812624349304/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://elektronikokul.blogspot.com/2009/06/blackberry-storm-vodafone-ile-turkiyede.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2008138657881883803/posts/default/17381812624349304'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2008138657881883803/posts/default/17381812624349304'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://elektronikokul.blogspot.com/2009/06/blackberry-storm-vodafone-ile-turkiyede.html' title='BlackBerry Storm Vodafone İle Türkiye&apos;de'/><author><name>Sanatçı</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2008138657881883803.post-6638554321639812331</id><published>2009-06-07T23:02:00.004+03:00</published><updated>2009-06-07T23:13:50.526+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Okul'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Eğitim'/><title type='text'>Özel Okul Rekabeti</title><content type='html'>Bu günlerde şehrin hemen her yanında bulunan reklam panolarında parsel parsel özel okulların afişlerine rastlamanız mümkün. Kayıt yenileme dönemlerinde en iyi olduğunu vurgulamak isteyen kolejler, sayınının da iyice artması nedeniyle bu masum rekabetin çok daha ötesine geçmiş durumdalar. Kulaktan kulağa yayılanlara, şahit olunanlara okurken bile inanmakta güçlük çekeceksiniz. Özel okullar arasındaki rekabetin can alıcı noktası öğretmen transferleridir. Şimdi bunda ne var diye düşünebilirsiniz. Fakat bazı okullar ve öğretmenler var ki; transfer politikalarıyla ahlak denen kavramın en fazla olması gereken eğitim sektörüne neredeyse uğramadığını gösteriyor. Düşünün, bir özel okul diğer bir özel okuldan öğretmen transfer ediyor. Transfer edilecek olan öğretmenin transfer bedeli, ayrılacağı okuldan gideceği okula taşıyacağı öğrenci sayısı ile belirleniyor. Daha cazip bir iş teklifi nedeniyle başka bir okula transfer olan öğretmenle, yeni çalışacağı okula eski okulundan olabildiğince öğrenciyi yanına alarak gitmesi arasındaki farkı anlatmamıza gerek yoktur herhalde, işte olayın veliler ve öğrenciler açısında vahim boyutlara ulaşmasındaki acı gerçek de burada başlıyor. Çünkü bu öğretmenler; transfer olacakları okula taşıyacakları öğrencilerin velilerini aradıklarında doğal olarak "yüksek transfer bedeli alabilmem için mümkün olduğunca çok öğrenci ile gitmeliyim, lütfen siz de çocuğunuzun kaydını yeni çalışacağım okula nakil edin" demiyorlar, diyemiyorlar. Ne diyorlar peki? Hemen söyleyelim. Dilimiz varmasa da gelecekleri söz konusu olan öğrenciler üzerinden ticaret yapan bu öğretmenler, kendilerine teklif edilen yüksek transfer ücretini alabilme koşulları gereği aradıkları velilere ayrıldıkları okulda eğitimin çok kötüye gittiği, okulda iyi hiçbir öğretmen kalmadığı, okulun belki de kapanacağı gibi gerçek dışı bilgiler veriyorlar ve velileri yanıltarak çocuklarının kayıtlarını transfer olacakları okullara taşıyorlar. Bu gerçek dışı bilgilere inanarak çocuklarını başka bir okula nakil eden veliler de gerçek zannettikleri için uyarmak amacı ile yakın çevreleri ile paylaşıyor ve böylece bir şehir efsanesi gibi tüm kente yayılıyor. Sonuçta olan da tabii ki kafası karışan velilere, söz konusu geleceği olan çocuklara ve sonuçta bir ticarethane de olan okullara oluyor. Geçtiğimiz günlerde yakın iki arkadaş arasında geçen bir diyaloğa dikkatinizi çekmek istiyoruz. Arkadaşlardan biri falanca bir okulun ne kadar kötü bir okul olduğunu bilip bilmediğini soruyor karşısındakine ve devam ediyor: "O okul, eğitimi çok kötü, çok disiplinsiz bir okul. Öğrenciler isterse dersin ortasında çıkıp gidiyor, öğretmenler hiçbir şey demiyor.Ayrıca zaten iyi bir tek öğretmenleri bile yok." Karşısındaki soruyor: Nereden biliyorsun? Okulu gidip inceledin mi, bu anlattıklarını gördün mü? Aldığı cevap inanılmazdı: "Hayır gitmedim ama çok değer verdiğim bir aile dostumdan duydum. Neden bana yalan söylesin ki" İşte bu cevap, az önce yukarıda bahsettiğimiz öğretmen transferleri sırasında velilere söylenilen yalanların tam karşımıza çıkmış bir sonucu. Yalanlar bunlarla da sınırlı değil... Bu okulun kirasını ödeyemediği için tahliye olacağı, kapanacağı gibi akıllara ziyan yalanlar da her yerde dolaşıyor. Oysa ki, eğitimi kötü dedikleri bu okul sadece bulunduğu şehirde değil Türkiye'de en iyi eğitim veren okullardan bir tanesi. Bir yerlerden duyduğumuz için değil araştırdığımız için söylüyoruz.&lt;br /&gt;Okul seçimi heyecan verici olduğu kadar karmaşık ve zorlayıcı bir süreçtir. Anne babaların birçoğu basından, politikacılardan ve eğitimcilerden aldıkları mesajlarla, eğitimin çocuklarının yaşamını şekillendireceğini bilir. Bu bilgi doğrultusunda en doğru seçimi yapma baskısı büyür. Ancak anne ve babaların kendi çocukları için en iyi seçimin yani en doğru okulun hangisi olduğu hakkında bilgileri azdır. Çocuğum için en iyi okul hangisidir? Hangi okul çocuğumun geleceğini şekillendirecek? Okul beklentilerimi karşılıyor mu? soruları bu süreçte büyük önem kazanır. Çocuğunuz için en doğru okulu seçerken pek çok etkeni göz önünde bulundurmanız gerekir. Çocuğunuzu herhangi bir nedenden dolayı başka bir okula mı yollamayı düşünüyorsunuz? Yoksa çocuğunuz okula yeni mi başlayacak? Neden ne olursa olsun, okul seçimi son derece dikkatli yapılması gereken bir seçim. Çocuğunuz için en iyi okulu seçerken onun görüşlerini de dikkate alarak aşağıdaki etkenleri göz önünde bulundurun.&lt;br /&gt;- Okulun öğrenci seçimindeki kriterleri nelerdir?&lt;br /&gt;- Eğitimci kadrosunun yetkinliği ne?&lt;br /&gt;- Yönetici ve öğretmenlerin yaklaşımları nasıl?&lt;br /&gt;- Okulun eğitim felsefesi ne?&lt;br /&gt;- Okulun akademik başarısı ne?&lt;br /&gt;- Sosyal etkinliklerde başarısı ne?&lt;br /&gt;- Yabancı dil eğitimi nasıl?&lt;br /&gt;- Okul kent içinde mi?&lt;br /&gt;- Dış çevre güvenli mi? (Zira son günlerde okullarda artan şiddet olayları dikkate alındığında özellikle bu soru daha da büyük önem kazanıyor)&lt;br /&gt;- Okul evime ne kadar uzaklıkta?&lt;br /&gt;- Ulusal ve uluslar arası başarıları neler?&lt;br /&gt;- Akademik programların yanı sıra, sanatsal, sportif ve kültürel boyutta çocuğuma neler katabilir?&lt;br /&gt;- Öğrencilerine ulusal değerler katabiliyor mu?&lt;br /&gt;- Çağdaş mı?&lt;br /&gt;- Anaokulundan lise sona kadar eğitim öğretim programları bir bütünlük içinde ele alınıyor mu?&lt;br /&gt;- Okulun bir üst eğitim kurumuna hazırlık çalışmaları neler?&lt;br /&gt;- Okulun disiplin kuralları ne?&lt;br /&gt;- Okul yöneticilerine kolay ulaşabiliyor muyum?&lt;br /&gt;- Öğretmen - öğrenci ilişkili nasıl?&lt;br /&gt;- Öğrenci - veli önerileri dikkate almıyor mu?&lt;br /&gt;- Veli memnuniyet oranı nedir?&lt;br /&gt;- Çevre koruma stratejileri var mı?&lt;br /&gt;- Okulun kalite standartları ne?&lt;br /&gt;- Kamuoyunda itibar gören bir kurum mu?&lt;br /&gt;işte bu soruların yanıtlarının bileşkesi, çocuğunuz için doğru okul seçiminde en doğru kararı vermenize yardımcı olacaktır.&lt;br /&gt;Unutmayalım ki okul hayatı kişiyi belirli öğretilerden geçirerek hayat okuluna hazırlar. İster resmi ister özel okul olsun, her öğrenciye uygun bir okul vardır. Önemli olan kişinin; mutlu olacağı, öğrenmeyi öğreneceği, yetkinliklerini kullanabileceği bir okulda ulusal ve uluslar arası değerlere sahip, başarmayı hedeflemiş, iletişimi güçlü bireyler olarak hayat okuluna hazırlanmasıdır. Bu arada oluşturduğunuz soruları "soru" olmaktan çıkarıp, bilgi almaya yönelik sıcak bir sohbete dönüştürmelisiniz. Unutmayın ki her yönetici, kurumu hakkında bilgi aktarmaya hevesli ve isteklidir; ama hiçbir yönetici "sorgulanmak" tan hoşlanmaz. İhtiyaç ve beklentilerinizde değişiklikler yapar mı? Tüm bu konularda bilgi alışverişiniz bittikten sonra büyük olasılıkla fark edeceksiniz ki; beklenti ve ihtiyaçlarınızda değişiklikler olmuş. Bu durumda listenizi yeniden gözden geçirmelisiniz.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2008138657881883803-6638554321639812331?l=elektronikokul.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://elektronikokul.blogspot.com/feeds/6638554321639812331/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://elektronikokul.blogspot.com/2009/06/ozel-okul-rekabeti.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2008138657881883803/posts/default/6638554321639812331'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2008138657881883803/posts/default/6638554321639812331'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://elektronikokul.blogspot.com/2009/06/ozel-okul-rekabeti.html' title='Özel Okul Rekabeti'/><author><name>Sanatçı</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2008138657881883803.post-3649341617848891741</id><published>2009-06-06T21:19:00.002+03:00</published><updated>2009-06-06T21:39:00.579+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Eğitim'/><title type='text'>İtibar Yönetimi Kapsamında Sosyal Sorumluluk</title><content type='html'>Günümüzün değişen ve küreselleşen pazar or tamları için klasik bütün değerlerin ve ilkelerin yetersiz kaldığını söylemek mümkündür. Ülkeler arasında, kendi ekonomileriyle, iş ilişkileriyle ve toplumsal yapılarıyla yoğun bir rekabet yaşanmaktadır. Neredeyse her ülke her alanda birbirlerini geçmekte ya da yakalamaktadır. Bu konuda umutsuz olmaya gerek yoktur. Hiçbir zaman unutulmaması gereken şey yalnız olunmadığıdır. Örneğin, bir işletmenin satışları kendi ülke sınırları içinde çok yüksek ve yeterli, finansal yapısı çok sağlam olabilir. Kullandığı ham maddeleri ya da materyalleri ithal etmek zorunluluğu olmayabilir. Ancak çok uluslu kurumlar, kuruluşlar ve yatırımcılar birbirlerinin başarısına göz dikmiş olduklarından, bu türlü kurumlar için şimdiki başarı değil, ama gelecekteki başarılar tehdit altında bulunmaktadır. İtibar Yönetiminin Tanımı ve Kapsamı Günlük uluslararası olaylardan tamamen soyutlanmış bir kurumun, uzun süre daha var olabilmesi günümüz koşullarında ender rastlanan bir durumdur. Artık, teknolojik gelişmelerin sonucunda bir anlamda dünya oldukça küçülmüştür. Pazarlar çok rekabetçi bir ortamda büyümektedir. Kurumların iletişimleri karmaşık bir duruma dönüşmekte ve kurumların kendi ülkeleri dışındaki başka uzak ülke pazarlarındaki çabaları sonucunda, iletişimlerinin menzili önemli derecede genişlemektedir. Bir kurum için ister kendi ülkesinde, ister küresel bağlamda olsun pazarda işletme olarak ayakta kalabilmesinin tek yolu, halkın güvenini kazanmaktır. Dolambaçlı laflar veya "Yorum yok" gibi cümleler anlam taşımamakta; sadece "Bize Güvenin" ifadesi de işe yaramamaktadır. Sokrates, "itibar ateş gibidir, bir kez yanınca söndürmeden sürdürebilirsin ama söndürürsen hemen sonrasında yakamazsın. Dürüst olun. Dürüstseniz, ayakta kalırsınız" sözleriyle itibarı ve önemini belirtmeye çalışmıştır. Gerçekten de Sokrates'in bu sözleri, bir bakıma günümüzde kurumlar için kullanılacak itibar kavramının temelini oluşturmaktadır. Kimileri kurum itibarını kurum kimliği olarak tanımlarken, kimileri kurumun geçmişteki siciline dayanarak paydaşların kurumla ilgili ortak görüşleri olarak tanımlamaktadır. Aynı zamanda, stratejik ve finansal başarımlara neden olacak paydaşların olumlu geri bildirimlerini içeren iyi isim elde etme ve onaylanma yöntemi olarak da tanımlamaktadır. Kurum itibarı, ürünlerin ve hizmetlerin satılmasına, yatırımcıları çekme, yetenekli çalışanları tutma ve kamu yönetimini etkileme uygulamalarını geliştirmeye etki etmektedir. Yazarlar ve halkla ilişkiler uzmanlan, itibarın güçlü bir kavram olduğunu ve üzerinde önemle durulmasına değecek ve övgüyü hak edecek bir güç olduğu konusunda aynı görüştedirler. Bir kez kaybedilmesi ya da tahrip olması durumunda yeniden kazanılmasının çok zor olduğunu vurgulamaktadırlar. Kurum itibarı, daima önemle üzerinde durulması gereken bir konu olmalıdır. Çünkü günümüz pazarlarındaki tüketiciler oldukça kuşkucu kimliğe sahiptirler. Dolayısıyla bu durumu fark etmiş olan akıllı kurumlar, kurum itibarının ellerindeki en değerli varlık olduğunun bilicine varmışlardır. Paydaşların kurumu nasıl algıladığı, kurum itibarını ölçen en iyi kriterlerden biridir. Kurumlar itibar kazanmanın yanında, kazanılmış olan itibarlarını da korumaya dikkat etmek zorundadırlar. "Kurum kültürünü ve itibarını elde edebilmek yüz yıl sürebilmektedir, fakat bir haftada ya da bir ayda bunu tahrip etmeniz mümkündür" şeklinde yapılan vurgulama; zor kazanılan itibarı korumanın güçlüğüne ilişkin olan bu gerçeği yansıtmaktadır. Bir otel ya da restoran hakkındaki olumsuz haberler, toplum tarafından bu işletme hakkındaki algılamaları da olumsuz yönde etkileyebilir. Üstelik genellikle işletme hakkındaki olumlu haberler kısa sürede unutulurken, olumsuz haberlerin çok uzun süre belleklerde kalma ve otel ya da restoranın işletmesinin satışları üzerinde azaltıcı etkiler yaratma özelliği vardır. Olumsuz haberlerin olumlu haberlere göre daha etkileyici ve dikkat çekici bir yapısı vardır. Bu bakımdan etkili halkla ilişkiler ve başarılı medya ilişkileri işletmelerin itibar yönetiminde oldukça önem taşımaktadır. Örneğin, birçok turizm destinasyonunda etkili halkla ilişkiler programları ve başarılı medya ilişkileri yürütülmemektedir. Bunun nedenlerini ise, aşağıdaki şekilde sıralamak mümkündür.&lt;br /&gt;Medyanın çalışma biçimini anlayamamak,&lt;br /&gt;Korku ve güvensizlik,&lt;br /&gt;Zaman yetersizliği,&lt;br /&gt;ilgi eksikliği,&lt;br /&gt;Medyanın ne kadar önemli olduğunu anlayamamak.&lt;br /&gt;İtibar Yönetiminin Temel Değerleri&lt;br /&gt;İnsanlar kurumla ilgili olarak ne kadar çok düşünce üretirlerse, süregelen uygulamalara daha etkili ve fırsat yaratan yenilikleri ekleme fırsatlarını da yaratabilirler. Zayıf itibar insanlarda güven eksikliği uyandıran olumsuz bir etki oluşturmaktadır, iyi itibar ise, hem operasyonel hem de finansal anlamda kuruma getiri sağlamaktadır. İyi itibarın kuruma getirilen şöyle sıralanabilir.&lt;br /&gt;1. Ürünlere ve hizmetlere fazladan psikolojik değer ekler.&lt;br /&gt;2. Tüketicilerin ürün veya hizmet satın alırken algıladıkları riskin azalmasına yardım eder.&lt;br /&gt;3. Tüketicilerin fonksiyonel anlamda benzer şekilde algıladıkları ürünler ve hizmetler arasında seçim yapmalarına yardımcı olur.&lt;br /&gt;4. Çalışanların iş tatminlerini artırır.&lt;br /&gt;5. işe alımlarda nitelikli eleman seçiminde yararlı olur.&lt;br /&gt;6.  Satış gücünü ve reklam etkinliğini artırır. (Olumlu itibar, kurumun reklamlarının güvenilirliğini artırır.)&lt;br /&gt;7.  Yeni ürün tanıtımlarını destekler. (Microsoft Windows 95 işletim sisteminin piyasaya sürülme tarihini defalarca geciktirmiş, fakat tüketiciler sabırla Windows 95 işletim sisteminin piyasaya sürüleceği tarihi beklemişlerdir). Rakiplere karşı kullanılabilecek en kuvvetli silahlardan biridir.(Procter &amp;amp; Gamble kimi zaman rakiplerine karşı fiyat kırma ve yeni ürün tanıtımında saldırgan tepkiler verebilmektedir.)&lt;br /&gt;8.  En iyi profesyonel hizmet sağlayıcılara erişimi sağlar. (En iyi reklam ajansı sizinle birlikte çalışmak isteyecektir.)&lt;br /&gt;9.  Bir kriz anında ürün veya hizmetlere yeni olanaklar sağlar.&lt;br /&gt;10.  Eşit şansların olduğu pazarda satışların artmasına yardımcı olur.&lt;br /&gt;11.  Dağıtım kanallarında pazarlık gücünü artırır.&lt;br /&gt;12. Tedarikçiler ve reklam ajansları gibi diğer iş kollarıyla sözleşme yaptığı zaman performans zinciri faaliyetini gerçekleştirir.&lt;br /&gt;Zayıf itibarın kuruma olan zararları ise şöyle sıralanabilir.&lt;br /&gt;1.  Kurumlarının değeri pazar analistleri tarafından anlaşılmayabilir ve hisse fiyatları düşebilir.&lt;br /&gt;2.  Medya zayıf itibara sahip kurumlarla daha fazla ilgilenir. Kurum iyi bir şeyler yapsa bile, medya halka kurumun kötü geçmişini hatırlatabilir.&lt;br /&gt;3.  Zayıf itibara sahip kurumlara karşı tüketiciler daha kuşkulu yaklaşabilir ve fiyat konusunda hassasiyetleri artabilir.&lt;br /&gt;4. Zayıf itibar (dışa karşı) çalışanlarda moral düşüklüğü yaratabilir.&lt;br /&gt;İtibar yönetiminin temel değerleri olarak ortaya çıkan unsurlar ve etkili itibar yönetiminin boyutları ve kazanımları önce aşağıdaki şekilde (Şekil 1) gösterilmiş; sonra da ayrı ayrı açıklanmıştır.&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Ürünler &amp;amp; Hizmetler&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Rekabetçi ortamda müşterilerini daha kârlı hale dönüştürmek isteyen İşletmeler hizmet maliyetlerini düşürmek ya da müşterilere daha fazla satış yapmak zorundadırlar. Fazla satış yapmak ise öncelikle müşterilerle yakın ve güçlü ilişkiler kurarak onların ihtiyaçlarını çok iyi tanımayı gerektirmektedir.&lt;br /&gt;Müşteriler, geçmişe oranla, daha iyi ürün ve hizmet bekleyen eğilimi yükselmekte olan insanlardan oluşmakta, daha Önce hiç olmamış oranda sorgulayıcı, değişik gereksinimlerini gidermek için çok değişik seçenekleri olan ve isteklerini rakip işletmelerle de karşılaştırma olanağı bulunan topluluğu temsil etmekte ve kişiselleştirilmiş ürün/hizmet istemektedirler.&lt;br /&gt;Bir müşterinin ürün/hizmet satın alma sürecinde pek çok faktör etkilidir. Ürün/hizmetin müşterinin beklentilerini karşılaması ya da beklentilerinin üzerinde olması, bu faktörlerin temelini oluşturmaktadır. İşletme-müşteri arasındaki ilişkilerin olumlu ve uzun süreli olması işletmenin sürekliliği açısından büyük Önem taşımaktadır.&lt;br /&gt;Müşteriyle uzun vadeli, kârlı ilişki kurmak ve ilişkinin devamlılığını sağlayarak sadık müşteri yapmak amacıyla, strateji belirleme sürecinde önemli gelişmeler sağlanmıştır. Bilgisayar, internet ve iletişim teknolojilerindeki ilerlemeler sonucunda, müşteri ilişkilerini daha verimli ve etkin yönetmek; sadece kısıtlı sayıda müşteriyle değil, çok fazla sayıda müşteriyle birebir ilişki kurma olanağı elde edilmiştir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2008138657881883803-3649341617848891741?l=elektronikokul.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://elektronikokul.blogspot.com/feeds/3649341617848891741/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://elektronikokul.blogspot.com/2009/06/itibar-yonetimi-kapsamnda-sosyal.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2008138657881883803/posts/default/3649341617848891741'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2008138657881883803/posts/default/3649341617848891741'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://elektronikokul.blogspot.com/2009/06/itibar-yonetimi-kapsamnda-sosyal.html' title='İtibar Yönetimi Kapsamında Sosyal Sorumluluk'/><author><name>Sanatçı</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2008138657881883803.post-2531131394377391697</id><published>2009-06-04T21:04:00.002+03:00</published><updated>2009-06-04T21:08:34.562+03:00</updated><title type='text'>E-Okul'un Açılmama Sebebi</title><content type='html'>Biliyorsunuz &lt;a href="http://elektronikokul.blogspot.com/"&gt;e-okul&lt;/a&gt; bazen açılmıyor. Tabi bunun pekçok sebebi olabilir. Öncelikle &lt;a href="http://elektronikokul.blogspot.com/"&gt;e-okul&lt;/a&gt;'un bulunduğu sunucu aşırı yoğunluğu kaldıramıyor olabilir. Yani &lt;a href="http://elektronikokul.blogspot.com"&gt;e-okul&lt;/a&gt; sisteminde notlarına bakmak isteyenler siteye hücum edince &lt;a href="http://elektronikokul.blogspot.com/"&gt;e-okul&lt;/a&gt;'un sunucusu bu isteklere cevap verememiş olabilir. &lt;a href="http://elektronikokul.blogspot.com/"&gt;E-okul&lt;/a&gt;'un açılmamasının birbaşka sebebi ise bakım çalışması yapılıyor olma ihtimali. Bilindiği üzere &lt;a href="http://elektronikokul.blogspot.com/"&gt;e-okul&lt;/a&gt; uzun süredir aynı vaziyette. Bu yüzden eniyileme çalışmaları yapılabiliyor olabilir. Bu yazı meraklarınıza cevap verdiyse ne mutlu bize...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2008138657881883803-2531131394377391697?l=elektronikokul.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://elektronikokul.blogspot.com/feeds/2531131394377391697/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://elektronikokul.blogspot.com/2009/06/e-okulun-aclmama-sebebi.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2008138657881883803/posts/default/2531131394377391697'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2008138657881883803/posts/default/2531131394377391697'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://elektronikokul.blogspot.com/2009/06/e-okulun-aclmama-sebebi.html' title='E-Okul&apos;un Açılmama Sebebi'/><author><name>Sanatçı</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2008138657881883803.post-5768946243373568711</id><published>2009-06-04T19:45:00.001+03:00</published><updated>2009-06-04T19:50:04.366+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Öğrenci Seçme Sınavı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Yabancı Dil'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Sosyal Etkinlik'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='üniversite'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='roman'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Okul'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Tarih'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ÖSS'/><title type='text'>Dünyanın Gözdesi Ruhban Okulu Heybeliada'da</title><content type='html'>Büyükada'dan sonra ikinci büyük ada Heybeliada, özellikle, 1845 yılında açılan ancak günümüzde eğitim vermeyen Aya Triada Manastırı'ndaki çok zengin bir kütüphaneye sahip olan Ruhban Okulu, Deniz Lisesi, Terk-i Dünya Kilisesi ve sanatoryumu ile biliniyor. İsmet İnönü'nün müze haline getirilen evi ile Hüseyin Rahmi Gürpınar'ın evi de Heybeliada'nın en önemli simgeleri arasında yer alıyor. Heybeli'nin çevresini faytonla veya yürüyerek dolaşabilirsiniz. İskeleye arkanızı dönüp sola doğru yürürseniz birbirine bitişik Müslüman ve Ortodoks mezarlıkları ile karşılaşırsınız. Yol ikiye ayrılınca soldan aşağıya devam ederseniz sanatoryum yanından geçip yeniden sahile inersiniz ve buradaki plajdan denize girebilirsiniz. Denizin ne yazık ki artık çok da temiz olmadığı Heybeliada'da en iyi seçeneğiniz Halki Palas Oteli'nin havuzunda serinlemek olabilir. Çünkü Heybeli'nin Deniz Kulübü'nün olimpik yüzme havuzu, tenis kortu ve lokanta gibi tesislerinden ancak üye olanlar yararlanabiliyor. Yemek yiyebileceğiniz ve içki içebileceğiniz lokantalar ise iskelenin hemen karşısında sıralanıyor. Bunlar içinden şüphesiz önerebileceğimiz lokanta ise Ruhban Okulu yetkililerinden Yorgo Bey'in önerisi üzerine gittiğimiz Mavi. Özellikle zeytinyağlıları bir harika. Mutlaka denemelisiniz, kesinlikle pişman olmazsınız. Lokantaların bazılarında da özellikle bahar ve yaz aylarında hafta sonları canlı taverna müzik oluyor.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2008138657881883803-5768946243373568711?l=elektronikokul.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://elektronikokul.blogspot.com/feeds/5768946243373568711/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://elektronikokul.blogspot.com/2009/06/dunyann-gozdesi-ruhban-okulu.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2008138657881883803/posts/default/5768946243373568711'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2008138657881883803/posts/default/5768946243373568711'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://elektronikokul.blogspot.com/2009/06/dunyann-gozdesi-ruhban-okulu.html' title='Dünyanın Gözdesi Ruhban Okulu Heybeliada&apos;da'/><author><name>Sanatçı</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2008138657881883803.post-5894419904076495477</id><published>2009-06-04T13:47:00.003+03:00</published><updated>2009-06-04T13:59:28.501+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Sosyal Etkinlik'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Eğitim'/><title type='text'>Yapı Kredi'den Eğitime Destek</title><content type='html'>Yapı Kredi'nin Çayırova'da 2007 yılında temelini attığı Yapı Kredi Kız Teknik ve Meslek Lisesi, yaklaşık 200 öğrencisiyle 2008-2009 eğitim öğretim döneminde hizmet vermeye başladı.&lt;br /&gt;400 öğrenci kapasiteli okulda 24 derslik bulunuyor. Çocuk gelişimi ve eğitim, grafik ve fotoğraf, yiyecek ve içecek hizmetleri ile giyim ve üretim teknolojisi branşlannda mesleki eğitimlerin verildiği okulda uygulamalı eğitim amacıyla 3-6 yaş arası çocuklara hizmet verilen bir anasınıfı da yer alıyor. Koç Holding Yonetim Kurulu Başkanı Mustafa Koç, "Yaşadığım sorunları hafifletmek, ülkemize ve ülkemizin geleceğine sahip çıkmak, bir umut hissi vermek bu dönemde daha da önemli hale gelmiştir" dedi.&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Türkiye Finans - ISO İşbirliği&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Türkiye Finans, İstanbul Sanayi Odası (ISO) ile özel bir kredi protokolü imzaladı. Buna göre Türkiye Finans, İSO üyelerine 10 bin ile 250 bin TL arasında değişen miktarda toplamda 200 milyon TL'lik kredi kullandıracak. Krediler, vade sonuna kadar sabit, aylık taksit ödemeli üretim desteği ve leasing şeklinde, TL ve dövize endeksli kullanımlarda ise azami 24 ay vadeli olarak kullandırılacak. Türkiye Finans Genel Müdürü Yunus Nacar, 'Türkiye Finans olarak  kurulduğumuz günden bugüne hep üreticimizin, KOBl'mizin yanında olduk. Bu kredinin İstanbullu iş adamlarımızın likitide ihtiyacına çözüm olmasını umut edivoruz" dedi.&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_1q9UtmUnK_U/SieopdBceVI/AAAAAAAAAF8/OpupnN5e4jY/s1600-h/16856%5B1%5D.jpg"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 320px; height: 106px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_1q9UtmUnK_U/SieopdBceVI/AAAAAAAAAF8/OpupnN5e4jY/s320/16856%5B1%5D.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5343424913017174354" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;Not: E-okul ile notlarınıza evinizden rahatlıkla bakabilirsiniz. E-Okul interaktif karne sistemidir. E-okul tüm öğrencilere derslerinde başarılar diler.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2008138657881883803-5894419904076495477?l=elektronikokul.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://elektronikokul.blogspot.com/feeds/5894419904076495477/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://elektronikokul.blogspot.com/2009/06/yap-krediden-egitime-destek.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2008138657881883803/posts/default/5894419904076495477'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2008138657881883803/posts/default/5894419904076495477'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://elektronikokul.blogspot.com/2009/06/yap-krediden-egitime-destek.html' title='Yapı Kredi&apos;den Eğitime Destek'/><author><name>Sanatçı</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_1q9UtmUnK_U/SieopdBceVI/AAAAAAAAAF8/OpupnN5e4jY/s72-c/16856%5B1%5D.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2008138657881883803.post-830671664326926532</id><published>2009-05-30T18:12:00.001+03:00</published><updated>2009-05-30T18:15:08.908+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Fen Bilgisi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Düşünme'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Atatürk'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='cem yılmaz'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Bilim'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Dil ve Anlatım'/><title type='text'>En Büyük Güç: Beyin Gücü</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://i44.tinypic.com/35b9iis.jpg" alt="beyin gücü" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;Beynimizin gücünü keşfettiğimiz zaman yaptığımız işlerden zevk almasını öğreniriz. Bunun için de beynimizi doğru kullanmayı bilmeliyiz, bu o kadar zor bir şey değil, kimse gözünde büyütmesin.&lt;br /&gt;Beyninizi nelerle doldurursanız o yönde o alanda güçlenirsiniz ve bu güç sizin kişiliğinizi oluşturur. Araştırmak, okumak, gözlem, kıyaslama yapmak ve neticede empati yaparak karşınızdaki insanların bakış açısını yakalamak en büyük gücünüzdür.&lt;br /&gt;Kafası az çalışan insan yoktur kafasını beynini doğru yönlendireme-yen ve dolayısıyla doğru çalıştırama-yan insan vardır. Karşınıza bir güçlük çıktığında oturup bunun için başka hiçbir şey yapmadan üzülüyorsanız, beyninizi iflas ettirmişsiniz demektir ya da beyniniz iflas etme yolunda ilerliyor demektir. Karşınıza herhangi bir sıkıntı, güçlük, sorun çıktığında neden ve niçin'lerini araştırıp bir daha böylesi zor durumlara düşmemek için neler yapmanız gerektiğine dair kafa yorar ve muhtemel   sorunlara&lt;br /&gt;önlem alırsanız tüm zorlukların üstesinden gelebilirsiniz.&lt;br /&gt;İnsanlar güveni hep dışarıda ararlar ama en kuvvetli güç ve güven insanın beynindedir. Yani kendilidedir. Tüm olaylar beynimizde biter! Beyninizde bir olayı nasıl sonuçlandınrsanız; kalbiniz ve kişiliğiniz de o derece şekillenir ve kuvveti de o nispette olur.&lt;br /&gt;Kişinin ihtiyacı olan tüm güç, bedeninin içindedir. Bu ise beyinde başlar tüm duygusal ve fiziksel hareketlere yansır. Güçlü beyne sahip olmak için öncelikle inançlı olacaksınız. Başarılı ve iyi olma inancına sahip olursanız, gücünüzü iyi kullanabilirsiniz.&lt;br /&gt;Beyninizin içinde en kuvvetli değer; inanç olmalıdır sonrası kolay, merak etmeyin. Tabi şunu da kabul edin hayat kolay değil, her zaman iyi şeylerle   karşılaşmayacaksınız. Zorluklar sizi yoracak, üzecek ama başarma ve iyi olma inancıyla  yolunuza  devam edeceksiniz.&lt;br /&gt;Evet  ağlayacaksınız ama bu ağlamayı enkaz altında kalmış  bir  mağdur olarak değil bir psikolojik rahatlama olarak  varsaya-&lt;br /&gt;caksınız ki işin gerçeği de böyledir. Önemli olan her olay karşısında zır zır ağlamamak. Soğukkanlılığı muhafaza edebilmek önemli. Yine de yaşadıklarınızın üzerinizdeki olumsuz etkisini boşaltmak için ağlamak en iyi yöntemdir gibi geliyor bana... Bu sizi rahadatır, nitekim ağlamak ayıp değil, insani bir duygudur.&lt;br /&gt;Beyninizden asla ve katiyen insani duygularınızı çıkarmayın. Güçlü beyin, hislerini ya da duygulanın kaybetmiş beyin demek değildir, insani duygularınızı hep içinizde barındıracaksınız ama ne zaman nerede ortaya çıkartacağınızı zamanla öğreneceksiniz.&lt;br /&gt;İşte arkadaşlar kadın ya da erkek beyninin gücünü keşfetmiş bir kişinin ayakta durması kadar doğal bir şey yoktur. Sizler de bunu yapacaksınız; iyi akşkanlıklar, iyi arkadaşlar iyi bir sosyal çevre, bol bol araştırma doğru yerde doğru zamanda eğlenmek ve her şeyden önce en büyük sermayemiz aklımızı rahatlatmak ve neticesinde güç kazanmak... İşte bu saydıklarımın hepsi sizi hayatta ayakta tutacak.&lt;br /&gt;Tek hedefiniz iyi insan olmak ol-malı ki, işte bunu da kendinize yaptığınız doğru yatırımlarla başarabilirsiniz. Doğru insanlar, doğru alışkanlıklar, doğru arkadaşlar eşittir: Doğru güç... Yani siz...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2008138657881883803-830671664326926532?l=elektronikokul.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://elektronikokul.blogspot.com/feeds/830671664326926532/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://elektronikokul.blogspot.com/2009/05/en-buyuk-guc-beyin-gucu.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2008138657881883803/posts/default/830671664326926532'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2008138657881883803/posts/default/830671664326926532'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://elektronikokul.blogspot.com/2009/05/en-buyuk-guc-beyin-gucu.html' title='En Büyük Güç: Beyin Gücü'/><author><name>Sanatçı</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://i44.tinypic.com/35b9iis_th.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2008138657881883803.post-6702100201565967366</id><published>2009-05-27T20:50:00.001+03:00</published><updated>2009-05-27T20:53:20.336+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='makale'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='deneme'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='eleştiri'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Edebiyat'/><title type='text'>Yalnızlık</title><content type='html'>&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;"Öteki", ben olmayan, "ben" ise, ötekinin ötekisi olarak tanımlanabilir. Birbirine muhtaç ikili bir ilişkidir bu. Ben, kendini tanımlayabilmek için önce ötekini keşfeder. Kendini ancak, ötekinden kendine doğru hareket ederek tanımlayabilir.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Ferit Edgü'nün "Hakkâri'de Bir Mevsim" adlı romanında islenmiş konulardan biri de çarpıcı bir biçimde ele alınmış olan "Ben ve Öteki" kavramıdır. Romanda, ben ve öteki, öykü kahramanının hep birisine ihtiyaç duyması ile ele alınmıştır. Kahraman hem yalnızlık duygusuna hakim olamamış, hem de bir şeyler öğrenmek ister havasında olduğu için yazar bu konuyu seçmiştir. Ben ve öteki hep birbirine muhtaç İki kişiliktir. Öteki olmazsa, "ben" de olmaz. Bu nedenle birinin, başkaları hakkında bir fikri yoksa, kendi hakkında da bilgisi yoktur. Çünkü fikir sahibi olamaz. Karşılıklı yardımlaşma, bu İlişkiyi düzene sokar. İnsanlar yaşadıkları ortamı değiştirince kişiliklerinde, davranışlarında ve uğraşlarında da değişiklik meydana gelir. Bu aynı zamanda "öteki"ni tanıdıktan sonra da gerçekleşebilmektedir.&lt;br /&gt;Öyleyse nedir ben ve öteki? "Öteki", ben olmayan, "Ben" ise, ötekinin ötekisi olarak tanımlanabilir. Birbirine muhtaç İkili bir ilişkidir bu. Ben, kendini tanımlayabilmek için önce ötekini keşfeder. Kendini ancak, ötekinden kendine doğru hareket ederek tanımlayabilir. Ötekini, kendine göre eksiklikleri ya da fazlalıklarından faydalanarak fark eder. Kendini tanımladığı ve ötekini nesneleştirdiği anda kendisini özneleştiriyor ve merkezi kendisi olan ilişkiyi kuruyor. Bu, benin düzenlediği sıralamayı oluşturuyor. Özne, yani "ben" tek başına aciz ve anlamsızdır. Tek başına bir işe yaramaz. Kendi yabancısına muhtaçtır. Ben, ötekini keşfeder, nesneleştirir ve ötekini, düzenlemenin yollarını arar. "Ben"e göre ötekinin de ötekileri vardır. Böylece birbirinden bağımsız ya da iç içe, sayısız sayıda ikili ilişkiler ve küçük iktidarlar oluşur. Ben, her zaman bir şekilde 'öteki' arayışı içindedir. Öteki ise hep "ben" in içindedir. "Ben ve öteki", "biz ve&lt;br /&gt;onlar", "yerli ve yabancı" gibi İkili yapılarda İlişki, ilişkinin her iki tarafı için de iki yönlü işlemektedir. İçe ve dışa doğru. Ben / biz / yerli ve öteki/ onlar / yabancı tarafları, bu ilişkideki konumlarını hem kendileri için ve kendilerine doğru, hem de kendileri olmayan için ve kendilerinden dışarıya doğru kurmak ve devam ettirmek durumundadırlar. Özne bu ilişkideki merkezi yerini ve ötekine karşı kurduğu iktidarını haklılaştırmak için gerekçeler üretir, kendini buna ikna eder ve sürekli olarak bunu kendine tekrar eder. Ötekini kendisi için 'mutlak öteki' haline getirir. Buna inanır. Aynı şeyi ötekine karşı da yaparak, onu kendisinin ötekisi olduğuna alıştırır ve bu ilişkiyi iki taraf için de, başka türlü olmasının imkansız olduğuna inandırır. Aynı iki yönlü işleyiş öteki için de geçerli. Yani aynı mekanizma ötekinde de, içe ve dışa doğru işler. Bu ikili yapılanma, her iki taraf için de zihinsel anlamda narkotik etkisi taşır. Yani tarafların oluşturulmuş, kalıplaştırılmış davranışları ve beklentileri artık her iki taraf için de önceden bellidir. Kalıba sokulmuş ilişki biçimi, her iki taraf için de kabullenilmiş ise zihinsel uyuşukluğu başlatır. Bu, tarafları rahatlatır, durumu normalleştirir. "Ben" paranoyak bir şekilde, kendine benzemeyeni, yabancı olanı keşfettiği anda tehlikeli bulur ve kendini koruma duygusuyla tehlikenin ortadan kalkması için onu ya kendisine benzemeye zorlar, asimile etmeye çalışır ya da algıladığı tehlikenin boyutlarına göre öteki üzerinde düşmanca bir strateji geliştirir. Kendi paranoyasının kurbanı olur. Ben, bu noktadan sonra "başkaları berbat" demeye başlar. Bir bakıma kendini beğenmişliktir.&lt;br /&gt;Ben, öteki olmadan yaşayamaz. Romanda, kendini bir kazazede olarak tanımlayan ve hiçbir şey hatırlamayan, bazen buna kendisi de inanmakta güçlük çeken bir karakter vardır. Yazar, "ben ve öteki" ilişkisinde bu ana karakteri "ben" olarak alıp diğerlerini "öteki" yapmıştır. Arada sırada romanın ilerleyen bölümlerinde de bunu derinleştirerek, ana karakterin diğer insanlara muhtaçlığını anlatmıştır. Kimi zaman öğretmenlik yaparken çocuklardan öğrendiği şeylerle, kimi zaman da oranın dilini öğrenmeye çalışırken, "ötekilere", yani köy çocuklarına ihtiyaç duymuştur. Bu muhtaçlık, "ben"in, "öteki" olmadan asla yaşayamayacağının göstergelerinden birisidir.&lt;br /&gt;Birinin, başkaları hakkında bir fikri yoksa, kendi hakkında da bilgisi yoktur. Yani yine bir başka deyişle "Ben", "öteki"ni analiz etmeden, kendi durumunu anlayamaz". "Ben" in, öteki olmadan yaşayamamasının nedeni, hem tanımındaki gibi aslında ötekinin de "ben"in içinde olmasından, hem de ona çeşitli nedenlerden dolayı ihtiyaç duymasındandır. Örneğin bu ihtiyaçlardan biri kendisi hakkında bilgi edinmektir. Öteki ile karşılaştırma yapamazsa kendi hakkında hiçbir farkı bilmeyecek ve bundan dolayı bilgi sahibi olamayacaktır. Belki kendini tanımlayamayacaktır bile. Bu, romanda karakterin, gittiği köyü incelemesi ve insanların sefilliğini fark etmesi olarak ele alınabilir. Köydeki çocukların ayakkabı giymemesi, okulun eskimişliği, insanların ilgisizliği ve bunun gibi kötü koşullar... Bu kötü haldeki yeri görünce, hem kendi iyi durumunun farkına varıp kendini tanımlayabilmiş ve onlardan ayırabilmiştir. "...başka bir dilden soru sorduğumda cevaplamayan, saçları makasla kırpılmış oğlanlar, mosmor ayaklı yalınayak çocuklar, hiçbirinin önünde kalem, kitap, defter olmayan çocuklar..." (Edgü 23). Bundan mutluluk duymasa da kendi durumu için şükretmiştir. O andan itibaren de çalışmaya başlamıştır.&lt;br /&gt;Karşılıklı yardımlaşma, hayatı düzene sokar. Tıpkı "ben ve öteki" ilişkisinde olduğu gibi, "ben", ötekinin farklı olduğunu fark edince korkar ve onu tehlike olarak görür. Bu nedenle onu hemen asimile eder, kendine benzetmeye çalışır. Böylece tehlike ortadan kalkmış olur. Fakat karşı tarafı asimile etmek veya değiştirmek her zaman şiddetle veya o tarz bir yöntemle olmak zorunda değildir. Yardımlaşma gibi güzel ve barışçıl yollarla da bu gerçekleştirilebilir. Romandaki karakter köyün öğretmeni olarak çocuklara pek çok şey öğretmiş ve onlardan da pek çok şey öğrenmiştir. Burada karşılıklı yardımlaşma vardır. Başlangıçta hiçbir şey hatırlamamasına rağmen yardım ederek hem onları bilgilendirmiş hem de kendisi hakkında bilmek istediği şeyleri öğrenmiştir. Kendisi de bunun farkındadır. "Bana gelince, hem öğreten hem öğrenen biri..." (Edgü 66). Burada hem yardımlaşmanın önemine yer verilmiş, hem de "ben" in, "öteki" olmadan yaşayamayacağına başka bir kanıt gösterilmiştir.&lt;br /&gt;İnsanlar yaşadıkları ortamı değiştirince kişiliklerinde, davranışlarında ve uğraşlarında da değişiklik meydana gelir. Ben ve öteki arasındaki ilişkide roller bellidir. Bu rolleri belirleyen de elbette "ben" dir, yani romandaki ana karakter. Ben olan, kural koyan, konuşan, yazan, planlayan, strateji geliştiren, akılcı olan, sınırları tanımlı ve katı, değişmez olandır. Öteki ise kurallara tabi olan, dinleyen, okuyan, öznenin yaptığı planlamaya uyması beklenen, taktik geliştiren, duygusal olan, sınırları değişebilir olan ve özneye göre esnek durumda olandır; yani köy halkı ve özellikle çocuklar. Romanda genellikle ana karakterin bakış açısından anlatım yapıldığı için "Ben" in durumu çok iyi anlaşılmaktadır. Ben ve Öteki ilişkisinde "ben"in koyduğu bu ilişki yapısını öteki de benimsemiş ve seçeneklerden birini kabul etmiş ise problem yoktur. Köydeki çocuklar bu kategoriye girebilir. Ancak ikili yapının taraflarından birinin özellikle de edilgenleştirilmiş olan "öteki"nin itirazıyla problem başlar. Çocuklar da "öteki" durumundadır fakat Muhtar ve Halit gibi "ötekiler" problem yaratmaktadır. Ötekinin, ilişkiye ve dolayısıyla "ben"e karşı takındığı kayıtsızlık bile "ben"i çileden çıkartmaya yetmektedir. Bu nedenle karakter sürekli romanda kafası karışık bir haldedir. Hep isyan içindedir. Bulunduğu durumdan veya etraftakilerin bulunduğu durumdan... "Yol boyunca göz pınarlarımda birikmiş olan yaşlar bir anda boşaldı. Bir çocuk ölüsü önünde tutamadım kendimi..." (Edgü 58). İşte bu andan itibaren en azından onları eğitmek için çaba göstermiş ve onların sefil durumlarına karşı kayıtsız kalmamıştır.&lt;br /&gt;Sonuç olarak herkesin birine ihtiyacı vardır. Yani "ötekiler" olmazsa özne de olmaz. Bu kişiler birbirine yardımlaşma ve tanımlama yoluyla bağlıdır. Birbirlerini tanımladıktan sonra ayrılır ve bir anlam kazanırlar. Ferit Edgü, "Hakkari'de Bir Mevsim" adlı eserinde bir insanın diğer insanlara muhtaçlığını ve yardımlaşmanın hiçbir zaman elden bırakılmaması gerektiğini etkileyici bir şekilde anlatmıştır. "Ben ve öteki" kavramlarını öyküye çok güzel bir şekilde yerleştirmiş ve güzel bir mesaj vermiştir.&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: right;"&gt;Yazan: Ezgi Timuroğlu&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2008138657881883803-6702100201565967366?l=elektronikokul.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://elektronikokul.blogspot.com/feeds/6702100201565967366/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://elektronikokul.blogspot.com/2009/05/yalnzlk.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2008138657881883803/posts/default/6702100201565967366'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2008138657881883803/posts/default/6702100201565967366'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://elektronikokul.blogspot.com/2009/05/yalnzlk.html' title='Yalnızlık'/><author><name>Sanatçı</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2008138657881883803.post-4294143353781536768</id><published>2009-05-23T15:00:00.004+03:00</published><updated>2009-05-24T17:19:20.793+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Öğrenci Seçme Sınavı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='SBS'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='üniversite'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ÖSS'/><title type='text'>ÖSS Konusunda Müzisyenlerle Röportaj</title><content type='html'>Bu yazı ÖSS’ye girecek öğrencileri bilgilendirmek amacıyla yazılmıştır.&lt;br /&gt;ÖSS yüzünden en güzel yıllarımda bir sürü şey yapabilecekken, kurduğum gruba devam edebilecekken, okul tiyatrosunda yer alabilecekken, futbol takımında bir yıl daha oynayabilecekken tüm bunları lise sonda bırakmıştım. Bir daha da toparlamak mümkün olmadı. Bir de üstüne üniversite sınavı kağıdında yanlış tercih işaretleyip İktisat’a girince (tıpkı Emre Aydın’ın yaptığı gibi!) dört yıl boyunca fikri işkenceye uğradım. O dört yıl boyunca İktisat’ı bırakıp tekrar sınava girmeyi düşündüm ama Hele bir diplomayı al sonra başka bir şey de okursun, Medyada, sinemada para yok, sen hele bir diplomayı cebine at, sonra hobilerinle (!) uğraşırsın arada diyenler yüzünden onu da yapamadım. Tamam diplomayı cebe attık da, ne işe yaradı onu anlamadık. Bu tabii ki benle kalmıyor, yanlış bölüme girmek Türkiye’de çok sık rastlanan bir durum. Bu yüzden de insanlar sevmedikleri mesleklerde hayatlarını çürütüyorlar. İşte bu yüzden şu günlerde geri sayım yaptığınız ÖSS’ye doğru stresinizi biraz giderelim istedik, müzisyenlerimize ÖSS ile alakalı sorular yönelttik. Satır aralarında TRT’deki Hayatımız Sınav’ı sunan şişman amcanın söylediklerinden çok daha faydalı nasihatlar var, iyi okuyun sevgili çocuklarım :)&lt;br /&gt;&lt;span style="FONT-WEIGHT: bold"&gt;Tüm müzisyenlere sorulan sorular:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="FONT-WEIGHT: bold"&gt;1- ÖSS sınavına giderken veya sınav esnasında ya da sonrasında yaşadığın enteresan olaylar var mı?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="FONT-WEIGHT: bold"&gt;2- ÖSS’ye çalışırken müziğin sana olumlu olumsuz katkıları oldu mu?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="FONT-WEIGHT: bold"&gt;3- Sınav nasıl geçti, nereyi kazandın?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="FONT-WEIGHT: bold"&gt;4- Kazanamasaydın “dünyanın sonu” şeklinde bir düşünceye kapılır mıydın?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="FONT-WEIGHT: bold"&gt;5- Sınava gireceklere önerilerin ve öğütlerin neler olabilir?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="FONT-WEIGHT: bold"&gt;6- E-okul'u nasıl buldun?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="FONT-WEIGHT: bold"&gt;Melis Danişmend (ÜÇNOKTABİR)&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;1- Acayip bir trafiğe takıldığımız için az kalsın sınava yetişemiyordum. Bir de sınavdan önce kardeşimle şu şeker, yedek kalem geyikleriyle acayip dalga geçiyorduk. Sınav için sınıfa girdiğimde milletin masasında 8’er kalem görünce bir süre sınava konsantre olamamış, kendi kendime güldüğüm için de garip bakışlara maruz kalmıştım.&lt;br /&gt;2- Ben çalışırken bir şey dinleyemeyenlerdenim. Aklım müziğe gidiyor.&lt;br /&gt;3- Annem ve babam, kardeşim ve benle ilgili gayet ümitsizdi, o yüzden kazandığımız yeri duyunca şaşırmışlardı: İstanbul Üniversitesi – İletişim&lt;br /&gt;4- Şimdi düşünüyorum da, benim kafamda kazanamamak diye bir şey yoktu. Ama bu inek hırsı gibi bir şey değil. Başka türlüsü olamaz gibi geliyordu. Nasıl emekleme- yürüme- koşma gibi şaşmaz bir düzen var, ortaokul- lise- üniversite de böyle bir şey zannediyordum. Bu durumda kazanamasaydım dünyanın falan değil, kainatın sonu olurmuş benim için :)&lt;br /&gt;5- Rahat olsunlar.&lt;br /&gt;6- Çok güzel bir sistem e-okul.&lt;br /&gt;&lt;span style="FONT-WEIGHT: bold"&gt;Yağmur Sarıgül (MANGA)&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;1- Enteresan bir anım yok. Gayet sıradan bir sınavdı benim için. Kalem, silgi, pet şişede su ve saat.&lt;br /&gt;2- Ders çalışırken müzik dinlemenin çok faydalı olacağını pek düşünmüyorum, sessizlik konsantrasyon için daha faydalı olur bence. Ama aktif olarak müzik ilgilenme durumlarımı soruyorsanız, hayatımın o döneminde de başka gruplarla stüdyo çalışmalarım oluyordu tabii ki. Şu anki mesleğimi de bu çalışmalara borçluyum açıkçası, ÖSS’ye değil.&lt;br /&gt;3- Barajı geçmiştim, daha sonra yetenek sınavına girip Gazi Üniversitesi Müzik Öğretmenliği Bölümü’nü kazanmıştım.&lt;br /&gt;4- Kapılmazdım, dünyanın sonunun gelmesi çok daha kötü bir şey olsa gerek.&lt;br /&gt;5- Sakin olmaya çalışsınlar, hepimiz böyle bir dönem geçirdik ve bir şekilde buradayız. Hayat devam ediyor…&lt;br /&gt;6- E-okul'u detaylı inceleme fırsatım olmadı ama duyduğuma göre çok güzel sistem.&lt;br /&gt;&lt;span style="FONT-WEIGHT: bold"&gt;Uğur Onatkut (YÜKSEK SADAKAT)&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;1- Sınav esnasında bir matematik sorusunu çözerken 10 haneli ÖSS numaramı ezberledim.&lt;br /&gt;2- Ders çalışırken kesinlikle müzik dinleyemezdim. Çünkü aklım hep ne çaldığına, nasıl çalındığına giderdi.&lt;br /&gt;3- Benim amacım konservatuara girmek olduğu için sadece barajı geçmem gerekiyordu. Dört kere girdim toplam ve her seferinde de çalışmış kadar iyi notlar aldım. İkinciden sonra da hiç çalışmadım sınava. Üçüncü seferde az kalsın normal bir bölümü kazanıyordum. Hiç kitap kapağı açmadan girdiğim için böyle söylüyorum. Tekrar tekrar sınava girmemin sebebi yetenek sınavlarını kazanamayışımdır.&lt;br /&gt;4- Hayatım boyunca hiçbir konuda böyle bir şey düşünmedim zaten.&lt;br /&gt;5- Sakin olmalarını söyleyebilirim sanırım.&lt;br /&gt;6- E-okul'dan haylaz kardeşimin notlarına bakıyorum. Artık sahte karne dönemi bitmiştir. :)&lt;br /&gt;&lt;span style="FONT-WEIGHT: bold"&gt;Birol Namoğlu (GRİPİN)&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;1- O zamanlar ÖSS ve ÖYS vardı. ÖSS’de iyi bir sonuç alınca sanırım biraz havaya girdim ve ÖYS’de hiç beklemediğim kadar kötü bir sonuç aldım.&lt;br /&gt;2- Müziğin, gerçekten dinlemeye değer müziğin insana hiç olumsuz katkısı olabilir mi? Müzik olmadan zaman geçiremeyen birisiyim. O zaman da öyleydim. Ders çalışırken mutlaka müzik olması gerekirdi. Mutlaka olumlu katkısı olmuştur.&lt;br /&gt;3- ÖSS gerçekten iyi idi. %1,5’luk dilime girmiştim. Ama ÖYS’de öyle olmadı. Yıldız Teknik Üniversitesi’ne girdim. Malzeme ve Metalurji mühendisliği okudum. Biraz uzun sürdü, şimdi Galatasaray Üniversitesi’nde işletme yüksek lisans öğrencisiyim.&lt;br /&gt;4- Asla böyle bir düşünceye kapılmamak lazım. Ya da istenilen bölümü kazandıktan sonra Tamamdır bu iş demek de çok yanlış. Hayat 3 saatlik sınavlardan, 4 senelik okullardan daha karmaşık bir yol. Çok bulutlu ve sonsuz bir yol. Önemli olan mutlu edecek yolları belirleyip aklın ve iyiliğin yolunda sürekli ilerlemek olsa gerek.&lt;br /&gt;5- Rahat olsunlar. Ama rahatlıkla tembelliği asla karıştırmasınlar. Hayatta dostlar ve aileden başka herkesin, her şeyin bir yedeği var. Ama öte yandan boşa geçen zaman şu kısa hayat içindeki boş satırlar anlamına geliyor. ÖSS’YE girecek arkadaşlarımız kendilerini tanımayı başardıklarına inanıyor ve hedeflerini belirlemişler ise o hedeflere ulaşmak için daha fazla zaman kaybetmemeli, çalışmalı ve diledikleri yola girmeliler. Keşke çok farklı bir düzen içinde daha anlayışlı bir sisteme sahip olabilseydik, daha doğrusu pastada hepimize ait eşit ve lezzetli dilimler olsaydı her şey daha kolay olurdu.&lt;br /&gt;6- E-okul hakkında bir fikrim yok.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2008138657881883803-4294143353781536768?l=elektronikokul.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://elektronikokul.blogspot.com/feeds/4294143353781536768/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://elektronikokul.blogspot.com/2009/05/oss-konusunda-muzisyenlerle-roportaj-e.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2008138657881883803/posts/default/4294143353781536768'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2008138657881883803/posts/default/4294143353781536768'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://elektronikokul.blogspot.com/2009/05/oss-konusunda-muzisyenlerle-roportaj-e.html' title='ÖSS Konusunda Müzisyenlerle Röportaj'/><author><name>Sanatçı</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2008138657881883803.post-7189970059827349497</id><published>2009-05-22T15:53:00.002+03:00</published><updated>2009-05-22T15:58:09.116+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Öğrenci Seçme Sınavı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Ödev'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Eğitim'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ÖSS'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Yazılı Soruları'/><title type='text'>E-Okul Veli Bilgilendirme Sayesinde Yapabilecekleriniz</title><content type='html'>E-Okul Sayesinde;&lt;br /&gt;Sınav Bilgileri bölümünden, öğrencinin sınav bilgilerine bakabilirsiniz.&lt;br /&gt;Duyurular bölümünden, duyuruları okuyabilirsiniz.&lt;br /&gt;Devamsızlık Bilgisi bölümünden, öğrencinin devamsızlık bilgisine bakabilir, okula gitmediği günleri görebilirsiniz.&lt;br /&gt;Not Bilgisi bölümünden, öğrencinin aldığı yazılı, sözlü ve ödev notlarını görebilirsiniz.&lt;br /&gt;Haftalık ders programı bölümünden, haftalık ders programına bakabilirsiniz.&lt;br /&gt;Sınav tarihleri bölümünden, öğrencinin ne zaman hangi sınavı olabileceğine bakabilirsiniz.&lt;br /&gt;Öğrencinin Aldığı Belgeler bölümünden, öğrencinin aldığı belgelere bakabilirsiniz.&lt;br /&gt;Öğrencinin Okuduğu Kitaplar bölümünden, öğrencinin hangi kitapları okuduğunu görebilirsiniz.&lt;br /&gt;Öğrenci Davranış Notu bölümünden, öğrencinin davranış notunu görebilirsiniz.&lt;br /&gt;Öğrencinin diploma puanını ve yıl sonu notunu da e-okul üzerinden görebilirsiniz.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2008138657881883803-7189970059827349497?l=elektronikokul.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://elektronikokul.blogspot.com/feeds/7189970059827349497/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://elektronikokul.blogspot.com/2009/05/e-okul-veli-bilgilendirme-sayesinde.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2008138657881883803/posts/default/7189970059827349497'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2008138657881883803/posts/default/7189970059827349497'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://elektronikokul.blogspot.com/2009/05/e-okul-veli-bilgilendirme-sayesinde.html' title='E-Okul Veli Bilgilendirme Sayesinde Yapabilecekleriniz'/><author><name>Sanatçı</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2008138657881883803.post-3746468681931835957</id><published>2009-05-20T19:03:00.006+03:00</published><updated>2009-05-20T19:15:11.046+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Oyun'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='PES'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Eğlence'/><title type='text'>PES 2010</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_1q9UtmUnK_U/ShQrk18o3kI/AAAAAAAAAFc/TSCnbUJag6k/s1600-h/pes2010-2.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 320px; height: 134px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_1q9UtmUnK_U/ShQrk18o3kI/AAAAAAAAAFc/TSCnbUJag6k/s320/pes2010-2.jpg" alt="PES 2010" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5337939370297581122" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Evet arkadaşlar, derslerinize çalışıp iyi bir karne getirdiğinizi düşünerek bu yazıyı yazıyorum. Eğer babanızdan karne hediyesi isteyecekseniz en güzel hediyelerden biri hiç kuşkusuz &lt;a href="http://elektronikokul.blogspot.com/2009/05/pes-2010.html"&gt;PES 2010&lt;/a&gt; olacaktır. Yalnız bunun için biraz beklemeniz gerekecek çünkü &lt;a href="http://elektronikokul.blogspot.com/2009/05/pes-2010.html"&gt;PES 2010&lt;/a&gt;, 2009 yılının dördüncü çeyreğinde piyasaya sürülecek. &lt;a href="http://elektronikokul.blogspot.com/2009/05/pes-2010.html"&gt;PES 2010&lt;/a&gt;'un bir futbol oyunu olduğunu söylememe gerek yok sanırım. Aşağıda PES 2009'da oyun içinden çekilmiş bir fotoğrafı görüyorsunuz.&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_1q9UtmUnK_U/ShQq3VNgRyI/AAAAAAAAAFU/eeDo_XO59HM/s1600-h/pes2010.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 320px; height: 181px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_1q9UtmUnK_U/ShQq3VNgRyI/AAAAAAAAAFU/eeDo_XO59HM/s320/pes2010.jpg" alt="PES 2010" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5337938588415837986" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Oynanış bakımından pek bir değişiklik olacağını düşünmesek de &lt;a href="http://elektronikokul.blogspot.com/2009/05/pes-2010.html"&gt;PES 2010&lt;/a&gt;'un gerçekten enfes olacağını umuyoruz. Ben PES serisi ile 2007 yılında PES 2008 ile tanıştım. Daha önceden PES'in iğrenç bir oyun olduğunu düşünen ben PES 2008 ile tanıştıktan sonra PES hayranlarının arasındaki yerimi aldım. İlginçtir pekçok eski PES tutkunu PES 2008'in seri içindeki en kötü oyun olduğunu düşünüyor. Ben ise öyle düşünmüyorum. Şu an için seri içindeki PES 2009'dan sonra en iyi oyun PES 2008. Kısa bir yazı oldu, şu günlerde yazı yazmaya pek vakit bulamıyorum ancak yazımı bitirirken KONAMI firmasından bir istekte bulunacağım. Lütfen bu yılki oyununuzda Turkcell Süper Lig de yer alsın. Aslında bu istekten öte bir dilek, çünkü KONAMI yetkililerin bu yazıyı okuma ihtimalleri çok düşük. İyi eğlenceler. (:&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2008138657881883803-3746468681931835957?l=elektronikokul.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://elektronikokul.blogspot.com/feeds/3746468681931835957/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://elektronikokul.blogspot.com/2009/05/pes-2010.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2008138657881883803/posts/default/3746468681931835957'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2008138657881883803/posts/default/3746468681931835957'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://elektronikokul.blogspot.com/2009/05/pes-2010.html' title='PES 2010'/><author><name>Sanatçı</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_1q9UtmUnK_U/ShQrk18o3kI/AAAAAAAAAFc/TSCnbUJag6k/s72-c/pes2010-2.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2008138657881883803.post-3489779774978343334</id><published>2009-05-19T21:01:00.002+03:00</published><updated>2009-05-19T21:07:32.357+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Öğrenci Seçme Sınavı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='SBS'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='OKS'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ÖSS'/><title type='text'>Okulların Kapanma Tarihi</title><content type='html'>Evet sevgili öğrenciler. Okulların kapanmasına bir aydan az bir süre kaldı. Birçoğunuzu ÖSS ve SBS stresi sarmış durumda. Bunun korkulacak bir durum olmadığını daha önce dile getirmiştik. Dilerseniz merak eden arkadaşlarımız için okulların kapanma tarihini verelim. Okullar 12 Haziran 2009 tarihinde kapanıyor. ÖSS sınavı ise okulların kapanmasından tam iki gün sonra yani 14 haziran 2009 Pazar günü yapılıyor. Hepinize bol şans dilerim. Allah zihin açıklığı versin. (:&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2008138657881883803-3489779774978343334?l=elektronikokul.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://elektronikokul.blogspot.com/feeds/3489779774978343334/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://elektronikokul.blogspot.com/2009/05/okullarn-kapanma-tarihi.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2008138657881883803/posts/default/3489779774978343334'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2008138657881883803/posts/default/3489779774978343334'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://elektronikokul.blogspot.com/2009/05/okullarn-kapanma-tarihi.html' title='Okulların Kapanma Tarihi'/><author><name>Sanatçı</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2008138657881883803.post-8679064324082802645</id><published>2009-05-18T12:35:00.003+03:00</published><updated>2009-05-18T12:44:44.300+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Öğrenci Seçme Sınavı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='üniversite'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Eğitim'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ÖSS'/><title type='text'>E-Okul Veli Bilgilendirme Sistemi</title><content type='html'>Milli Eğitim Bakanlığı'nın e-okul hizmeti çok tutuldu. Neredeyse ülkemizdeki tüm öğrenciler en az bir defa uğramıştır e-okul'a. E-okul'un açılış amacı karnelerini velilerinden saklayan veya hileli yöntemlerle not konusunda velisini kandırma yoluna giden öğrencilerin önüne geçmekti. E-okul ilk açıldığında herkes tarafından veli bilgilendirme sistemi olarak biliniyordu. Ancak, artık e-okul veli bilgilendirme sisteminden çok öğrenci bilgilendirme sistemi olarak işliyor. Öğrenciler karnelerini karneleri almadan belki de haftalar önce görebiliyor. İşte bu öğrenciler açısından çok iyi bir durum. Karne kaygısı sona eriyor. Karne günü yaşanan stres ortadan kalkıyor. Nerede eski karne günleri diyoruz ve burada yazımıza son veriyoruz. Derslerinize iyi çalışın. Okulun değerini bilin. Bir daha geri gelmez. :)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2008138657881883803-8679064324082802645?l=elektronikokul.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://elektronikokul.blogspot.com/feeds/8679064324082802645/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://elektronikokul.blogspot.com/2009/05/e-okul-veli-bilgilendirme-sistemi.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2008138657881883803/posts/default/8679064324082802645'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2008138657881883803/posts/default/8679064324082802645'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://elektronikokul.blogspot.com/2009/05/e-okul-veli-bilgilendirme-sistemi.html' title='E-Okul Veli Bilgilendirme Sistemi'/><author><name>Sanatçı</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2008138657881883803.post-6286174053645081083</id><published>2009-05-18T00:07:00.000+03:00</published><updated>2009-05-18T00:23:13.999+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Öğrenci Seçme Sınavı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Sosyal Etkinlik'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='OKS'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ÖSS'/><title type='text'>Kaybetmekten Kesinlikle Korkmayın</title><content type='html'>Fransa'nın en büyük edebiyatçılarından Emil Zola, üniversiteye giriş sınavlarında sözel bölümü kazanamamış, başka bir üniversite sınavında da daha önceki sınavı kötü geçtiği için sınava bile girmemiştir. Ama o yılmamış, yeni bir edebiyat akımının öncüsü olup dünya çapında üne sahip olmuştur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dünyaca ünlü İtalyan müzisyen Enrico Cariso'nun ilk müzik öğretmeni sesinin aşırı kötü olduğunu söyleyerek ona ders vermemiştir. Fakat bu onu yıldırmamış ve onu İtalya'nın en ünlü müzisyenlerinden biri yapmıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İngiltere'de milletvekili olan B. Disraeli, meclisteki ilk konuşmasında ıslıklanmış ve konuşması yarım kalmış. Yerine geçmeden önce de şimdi beni konuşturmuyorsunuz, gün gelecek hepiniz benim konuşmamı pürdikkat dinleyeceksiniz demiştir. O, yıllar sonra İngiltere başbakanı olmuştur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;10 yaşında öğretmeni onu öldüresiye dövdü. Ailesi onu okuldan aldı. 17 yaşında istediği okulun sınavlarını kazanamadı. 24 yaşına geldiğinde iki ay tek başına tek odalı bir hücreye hapsedildi. 27 yaşında aynı işi yaptığı bir kişi kahraman ilan edildi, onun adı geçmiyordu bile. 37 yaşında böbreğinden rahatsızlandı. 2 ay yalnız hastanede yattı. 38 yaşında işinden oldu. Cebinde sadece seksen lirası vardı. Hakında tutuklama kararı çıktı. Yine aynı yaşta en yakın arkadaşları onun aleyhinde oy kullandı. 39 yaşına geldiğinde idama mahkum oldu. Daha sonra ne oldu bilmek ister misiniz? 42 yaşında Türkiye'nin Cumhurbaşkanı oldu. Bu kısa yaşam hikayesi Ulu Önder M. Kemal Atatürk'ün hikayesi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yukarıdaki örnekler gibi dünya üzerinde milyonlarca daha örnek vardır. Siz neden bunlardan biri olmayasınız. Başarısız olsanız bile başarabileceğinizi bildikten sonra umutsuzluğa kapılmanın hiçbir sebebi yok.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2008138657881883803-6286174053645081083?l=elektronikokul.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://elektronikokul.blogspot.com/feeds/6286174053645081083/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://elektronikokul.blogspot.com/2009/05/kaybetmekten-kesinlikle-korkmayn.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2008138657881883803/posts/default/6286174053645081083'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2008138657881883803/posts/default/6286174053645081083'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://elektronikokul.blogspot.com/2009/05/kaybetmekten-kesinlikle-korkmayn.html' title='Kaybetmekten Kesinlikle Korkmayın'/><author><name>Sanatçı</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2008138657881883803.post-3806458115165886507</id><published>2009-05-16T16:23:00.000+03:00</published><updated>2009-05-16T16:29:57.597+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Öğrenci Seçme Sınavı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Ödev'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='üniversite'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Eğitim'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ÖSS'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Yazılı Soruları'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Edebiyat'/><title type='text'>E-Okul Türkiye'de Neden Daha Önce Yapılmadı</title><content type='html'>Çünkü şartlar olgunlaşmamıştı.&lt;br /&gt;—  Kısmetlisiniz demek?&lt;br /&gt;— Balık bakımından öyle. Balığa çıkıp da eli boş döndüğüm pek olmaz. Kendi yiyeceğimizi olsun çıkartırım.&lt;br /&gt;—  Kardeşiniz size yardım ediyor mu? Nazlı biraz kızardı, düşündükten sonra:&lt;br /&gt;— Bizim köy çok iyidir efendim, dedi. Ama köyden olmayanlar, karşı kıyıdakiler rahat vermezler insana. Kardeşimi yanıma alırım. O olmayınca karşıya geçmem. Geçsem bile yolcu götürürüm.&lt;br /&gt;—  Yolcu mu?&lt;br /&gt;— Evet efendim. Vapuru kaçıranlar, acele işi olanlar bulunur. Hastalık var, sağlık var. Köydeki kayıkçılar halden anlamazlar. Kırk yılda bir iş düştü diye, bir yerine on isterler. Zaten sandal diye birşey kalmadı.&lt;br /&gt;—  Biraz tehlikeli bir iş değil mi?&lt;br /&gt;— Hangi işte tehlike yok ki e-okul. Sonra mecburum.&lt;br /&gt;—  Allah yardımcınız olsun, nerde oturuyorsunuz?&lt;br /&gt;—  Bostan sokağında kulübe gibi bir evimiz var. Sandalı yalılardan birinin kayıkhanesine çekerim.&lt;br /&gt;—  Kızım istediğiniz kadar bizim kayıkhaneyi kullanabilirsiniz.&lt;br /&gt;— Ben de düşünmüştüm e-okul. Ama karşıdan gelen bazı balıkçılar vardır. Bunlar bizim koyda ağ atar, voli çevirirler. Onlar boş bulmuşlar burasını, benimsemişler. Köy-dekiler biraz çekiştiler.&lt;br /&gt;— Onları savdık yavrum. Halat gibi bir ip germişler, ağlarını asmışlar. Sonra kayıkhanede kayık omurgaları, halatları, kayık demirleri dolu. Ne ise, güzellikle söyledik, toparlanıp gittiler.&lt;br /&gt;— Bizimkiler yapmazlar bunu e-okul. Karşının ba-lıkçılarıyla az kavga olmadı köyde.&lt;br /&gt;—  Evet, ama bizi tanıyan pek yok.&lt;br /&gt;— Siz de ayrılalı epeyce olmuştur e-okul. Ben onaltı yaşındayım.   Sizi tanımamıştım.&lt;br /&gt;Kerime Hanım:&lt;br /&gt;— Biz köyden ayrılırken anneniz Nesibe Hanım hamileydi, dedi. Bir iki defa yalıyı yoklamağa geldik.&lt;br /&gt;Nazlı giderken Kerime Hanım:&lt;br /&gt;—  Kızım, dedi. Eski varlığımız kalmadı. Bir emekli aylığı ile geçinmek zorundayız. İkram edecek halimiz yok. Ama annesi ara sıra olsun bize gelirse çok memnun olurum.&lt;br /&gt;—  Söylerim e-okul, mutlaka gelir.&lt;br /&gt;Nazlı yine çıplak ayaklarıyla yürümüş, kayıkhaneden sandalını çıkartarak rıhtımdan açılmış, uzaktan elini sallamıştı.&lt;br /&gt;Kerime Hanım:&lt;br /&gt;—  Çok şeker şey, dedi. Değil mi?&lt;br /&gt;—  Evet Hanımcığım, öyle.&lt;br /&gt;—  Nasıl yani?&lt;br /&gt;—  Şeker şey, dedin ya.&lt;br /&gt;— Yalnız o kadar mı?&lt;br /&gt;— Şunu bunu bilmem Kerime Hanım, bu zamana kadar bir kız evladı bu kadar şiddetle hiç özlememiştim. Ne çare ki Yüce Tanrı vermedi bize.&lt;br /&gt;—  Belki bir başka kadın alsaydın çocuğun olurdu?&lt;br /&gt;— Sen bir başka erkekle evlenseydin çocuğun olmaz mıydı? İki verimsiz insan birbirimizi bulmuşuz.&lt;br /&gt;Kenan Bey sigarasını yaktı. Gözlerini durmadan akıp geçen sulara ve yer yer rıhtım taşlarına doğru sıçrayan sulara dikti. Uzun uzun içini çekti.&lt;br /&gt;Boğaziçi'nin bu dullar ve emekliler köyünde güzel bir yaz başlamıştı. Gösterişten uzak, kendi halinde, sabaha, akşama, ne yiyeceklerini düşünen bu insanlar, yazın güzelliğinden faydalanmak istiyor:&lt;br /&gt;—  Aman iyi ısınalım, kışa faydası olur, diyorlardı.&lt;br /&gt;Önlerinde bir koy ve çoğu zaman sakin bir deniz vardı. Rüzgâr esmez ve vapurlar geçmezse deniz çarşaf gibi dümdüz ve gökkubbenin maviliğini içine çekmiş gibi gözükürdü.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2008138657881883803-3806458115165886507?l=elektronikokul.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://elektronikokul.blogspot.com/feeds/3806458115165886507/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://elektronikokul.blogspot.com/2009/05/e-okul-turkiyede-neden-daha-once.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2008138657881883803/posts/default/3806458115165886507'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2008138657881883803/posts/default/3806458115165886507'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://elektronikokul.blogspot.com/2009/05/e-okul-turkiyede-neden-daha-once.html' title='E-Okul Türkiye&apos;de Neden Daha Önce Yapılmadı'/><author><name>Sanatçı</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2008138657881883803.post-1997371055842181757</id><published>2009-05-14T04:28:00.000+03:00</published><updated>2009-05-14T04:29:46.479+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Öğrenci Seçme Sınavı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Ödev'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Yabancı Dil'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='üniversite'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Eğitim'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ÖSS'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Dil Bilgisi'/><title type='text'>Bir Yabancının E-Okul Hakkındaki Görüşleri</title><content type='html'>Bu şahsın Türkçe'si iyi olmadığı için özür dileriz. Şimdi bir gün çok tanagers özel okul lise çevrimiçi hak ediyor. Online araştırma çok rahat olasılığı normal sınıflar için çeşitli nedenlerden ötürü mümkün olmayan.&lt;br /&gt;Genel lise çevrimiçi için iki seçenek - mesaj çevrimiçi okul veya çevrimiçi Lisesi var. Mesaj çevrimiçi okullar bağımsız özel okullar olarak çalışmasına. Özel okul çevrimiçi de, gerekli değildir, ulusal makamlar ve devlet ve kamu hizmetleri, okullar. Çünkü kamu kaynaklarından değil Bu özel okul online izleme için bir Crown şirketi bulunuyor. Lise mesaj ve felsefe olan bir okulda başka bir farklılık öğrenme vardır. Burada ücretler ve özel okulun yapısı çok çeşitleri bulabilirsiniz. Birçok özel okullarda bazı geleneksel değil sunuyoruz.&lt;br /&gt;Online okulların ulusal düzeyde akredite olan çoğu kişi. Bu, tüm özel okul için aynı değildir. Eğer özel okul tercih Eğer okul zamanında sertifikalı sonra, size, iyi bir kaydı var kontrol etmelisiniz. Özel okul İyi bir öğrenci ve öğretmenler için erişim gibi özellikler sunuyor kolay ve hızlı. Genel olarak, masraflar için özel okullar yüksek devlet okullarında karşılaştırılır. Yüksek Maliyeti-Okul çalışmada bir okulda başka bir farklılık. Ama ücretleri pek çok özel okul indirim.&lt;br /&gt;Çevrimiçi mesaj Lisesi Avantajları&lt;br /&gt;Öğrenci başına • Çok bireysel gereksinimleri.&lt;br /&gt;• birkaç sigara geleneksel ders&lt;br /&gt;• Daha fazla oy Etkinlikler&lt;br /&gt;• 24 / 7 destek güvenli web erişimi&lt;br /&gt;Olan normal sınıf mümkün olmayan kişiler için iyi bir seçenek •.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Özel veya kamu, önemlidir tarafından çevrimiçi lise Whether yapmak ne olursa olsun, kabul edin. Size kaçınmak Bu şekilde, kurum tarafından yaktılar. Sizin Lisesi-çalışma için eğitim temelinde ve daha fazla sizin için fırsat için yeni kapılar açmak için. Olmak Lisesi-Online akademik başarı için uygun ve pratik bir moda. Kurs iyi öğrenciler için sorumluluğundadır. Çok çalışma ve düzenli çalışması gerekir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2008138657881883803-1997371055842181757?l=elektronikokul.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://elektronikokul.blogspot.com/feeds/1997371055842181757/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://elektronikokul.blogspot.com/2009/05/bir-yabancnn-e-okul-hakkndaki-gorusleri.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2008138657881883803/posts/default/1997371055842181757'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2008138657881883803/posts/default/1997371055842181757'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://elektronikokul.blogspot.com/2009/05/bir-yabancnn-e-okul-hakkndaki-gorusleri.html' title='Bir Yabancının E-Okul Hakkındaki Görüşleri'/><author><name>Sanatçı</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2008138657881883803.post-1930631812864810682</id><published>2009-05-11T14:36:00.000+03:00</published><updated>2009-05-11T14:41:46.039+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hikaye'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='roman'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Eğitim'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Edebiyat'/><title type='text'>E-okul neden açılmıyor?</title><content type='html'>E-okul açılmayabilir, çünkü çok kişi asılıyor olabilir.&lt;br /&gt;Kenan Bey ayağa kalkmıştı. Kerime Hanım biraz yana çekildi:&lt;br /&gt;— Buyurunuz kızım, dedi. Balıklarınızı yedik. Çok da lezzetliydi.&lt;br /&gt;Kız oturdu:&lt;br /&gt;— Size de yer var bey amca, dedi.&lt;br /&gt;Kenan Bey eşinin yanına ilişti. Kerime Hanım:&lt;br /&gt;—  Kızım, dedi. Siz kimlerdensiniz? Kız içini çekti:&lt;br /&gt;—  Ben balıkçı Ahmet'in kızıyım, dedi. Babam sizlere ömür. Bu köyün yerlisiyiz. Buraya geldiğinizden anneme söz ettim. Bilmem doğru tahmin etti mi? "Belki Kerime Hanım'la Kenan Bey gelmişlerdir" dedi.&lt;br /&gt;Kenan Bey tutamadı kendisini:&lt;br /&gt;— Biziz yavrum, biziz, dedi. Döndük dolaştık, kürkçü dükkânına geldik. Baba ocağı işte. Eh, ben de emekli oldum. Başımızı dinleyelim dedik.&lt;br /&gt;Kız: '&lt;br /&gt;— İyi ettiniz bey amca, dedi. Köy ıssız, ama her tarafa yakın. Bir ihtiyacınız olursa ben yardım ederim size.&lt;br /&gt;Kerime Hanım:&lt;br /&gt;—  Kızım, dedi. Anneniz Nesibe Hanım mı?&lt;br /&gt;—  Evet, dedi kız. Demek tanıyorsunuz?&lt;br /&gt;— Hatırladım, dedi Kerime Hanım. Kayınpederim Hulusi Bey hayatta idi. O zaman babanız Ahmet Bey'in bir sandalı vardı. Hulusi Bey'i ara sıra karşı sahile çıkartırdı. Vapurlar pek sık değildi o günlerde. Köyde bir düğün oldu, Ahmet Nesibe Hanım'la evlendi. Anneniz bize sık sık gelirdi. Marifetli bir hanımdı. Bana gelir, diktiği elbisenin makinesini çekerdi. Sonra biz ayrıldık buradan. Dünya işleri işte. Sizin adınız?&lt;br /&gt;Kız:&lt;br /&gt;—  Benim adım Nazlı, dedi.&lt;br /&gt;— Güzel isim doğrusu. Sandalda bir oğlan çocuk vardı. O kim?&lt;br /&gt;— Kardeşim Cemil, dedi kız. Benden sonra o dünyaya gelmiş. Ona dedemin adını koydurmuş babam.&lt;br /&gt;Kenan Bey:&lt;br /&gt;—  Cemil Kaptan olacak, dedi.&lt;br /&gt;—  Evet, dedi kız. Dedem Karadeniz'de birçok limana gider, kereste filan getirirmiş. Armalı filan bir teknede kaptanlık yaparmış. Ama ben o zamanlara yetişmedim. Dedemi de hatırlamıyorum.&lt;br /&gt;Kerime Hanım:&lt;br /&gt;—  Hiç okudunuz mu kızım? dedi. Nazlı:&lt;br /&gt;— Ortayı bitirdim teyzeciğim, dedi. Daha da okurdum ama dul bir kadın olan anneme yüklenmek istemedim. Kardeşim de vardı. Kadıncağız, el dikişi dikecek de bizi okutacak.&lt;br /&gt;—  Anneler gayretlidir evladım.&lt;br /&gt;—  Evet ama, genç yaşında dul kalan bir kadına ben yüklenmek istemedim.&lt;br /&gt;—  Peki ama, ne yaptınız yavrum?&lt;br /&gt;—  Ne yapabilirdim teyzeciğim, balıkçılık, kayıkçılık.&lt;br /&gt;—  Sen mi kızım? Ama bu erkek işi.&lt;br /&gt;— Kardeşim yetişsin, ne yaparsa yapsın. Şimdilik ben annemi idare etmeğe çalışıyorum.&lt;br /&gt;—  Kayıkçılık mı yapıyorsunuz?&lt;br /&gt;— Evet, daha doğrusu balık tutarım, karşıda bir iki balık lokantası vardır, çoğu zaman tuttuğumu onlara götürürüm.&lt;br /&gt;—  Kazanç oluyor mu?&lt;br /&gt;—  Eh, işte akmazsa da damlıyor.&lt;br /&gt;—  Her zaman balık olur mu?&lt;br /&gt;—  Ben çoğu zaman eli boş kalmam.&lt;br /&gt;—  Başka balıkçılar size engel olmuyorlar mı?&lt;br /&gt;— Teyzeciğim, artık öyle kıyı balıkçısı mı kaldı. Kayıklarını motorların peşine takar, büyük işler peşine koşarlar.. Boğaz'da işini bilen daima istavrit ve izmarit bulabilir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2008138657881883803-1930631812864810682?l=elektronikokul.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://elektronikokul.blogspot.com/feeds/1930631812864810682/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://elektronikokul.blogspot.com/2009/05/e-okul-neden-aclmyor.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2008138657881883803/posts/default/1930631812864810682'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2008138657881883803/posts/default/1930631812864810682'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://elektronikokul.blogspot.com/2009/05/e-okul-neden-aclmyor.html' title='E-okul neden açılmıyor?'/><author><name>Sanatçı</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2008138657881883803.post-8969827820483405869</id><published>2009-05-10T14:10:00.000+03:00</published><updated>2009-05-10T14:12:28.351+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='spor'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Sosyal Etkinlik'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Edebiyat'/><title type='text'>Fenerbahçe - Galatasaray Dostluk Maçı</title><content type='html'>Evet yanlış okumadınız, Fenerbahçe SK ile Galatasaray SK anlaşmış ve beraber dostluk ve kardeşlik müsabakası düzenlemeye karar vermişler. Yer neresi biliyor musunuz? İstanbul İnönü Stadyumu. Seyirciler eşit olacak.&lt;br /&gt;Kenan Bey epeyce heyecanlanmıştı. Kızın sandalını dikkatle izliyor, hatta endişeleniyordu.&lt;br /&gt;Tenekenin içinde tıkırdayan balıklar Kenan Bey'i uyardı. Kutuyu alarak tahta sırada oturan karısının yanına gitti:&lt;br /&gt;—  Gördün mü hanım? dedi.&lt;br /&gt;—  Görmez miyim. Kızla kaynatıyordun. Kenan Bey kıpırdayan balıkları seyrederken:&lt;br /&gt;—  Ne kaynatması be Kerime, dedi. Çocukdu o?&lt;br /&gt;—  Sen de zaten çocuklara düşkünsündür.&lt;br /&gt;—  Eh, ne yapayım, Allah bize çocuk vermedi.&lt;br /&gt;—  Kimin nesi bu kız?&lt;br /&gt;— Ne bileyim. Sandalın başında kırmızı yazı ile Nazlı diye bir isim vardı.&lt;br /&gt;—  Nazlı mı? Herhalde bir yalı sandalı.&lt;br /&gt;—  Ne bileyim Kerime. Sandalın içinde bir balıkçı sepeti vardı. Balıkla dolu.&lt;br /&gt;—  Balık mı satıyor yoksa?&lt;br /&gt;— Belki de balık satıyor. Vapur geçti, dalga geliyordu, hemen açıldı. Konuşup anlaşamadım.&lt;br /&gt;—  Beyaz bir sandal, öyle mi?&lt;br /&gt;—  Evet, ne var?&lt;br /&gt;—  Koyda dolaşıp duruyor da!&lt;br /&gt;Kenan Bey aşçılıktan epeyce anlardı. Balıkları güzelce ayıkladı, önce deniz suyu ile yıkadı, sonra içeride duru-ladı, tuzladı ve mutfağa bıraktı. Ellerini yıkamış, sıvadığı kollarını indiriyordu.&lt;br /&gt;— Kerime, dedi. Sana birşey söyleyeyim mi, çok güzel bir kızdı bu bize balık veren.&lt;br /&gt;— Aklın kaldı, desene.&lt;br /&gt;— Bırak bana sataşmayı. Vallahi merak ettim. İnci gibi bir kız. Ayağında bir pantolon vardı, ama ayakları çıplaktı.&lt;br /&gt;—  Çıplak mıydı? Neden?&lt;br /&gt;— Canım, ben ne bileyim! Çıplaktı ayakları. Bembeyaz, çocuk ayakları gibi küçük ayakları vardı. Dalgalardan kaçmak için küreğe asılırken ayaklarının birini önündeki ağaca dayadı.&lt;br /&gt;—  Ne ağacı bey?&lt;br /&gt;—  Canım kürek çekilen yerin önünde ayak dayamak için bir tahta vardır. Küreği çekenler oraya ayaklarını dayar, kuvvet alırlar.&lt;br /&gt;—  Peki ne olmuş?&lt;br /&gt;—  Kız işte ayağını o tahtaya dayadı. Hem ayak değil, sanki eldi. Adeta o tahtayı kavramıştı.&lt;br /&gt;—  Maşaallah, hiç dikkat etmemişsin.&lt;br /&gt;— Canım Kerime, bırak şu sataşmayı bana. Ben bayağı merak ettim çocukları.&lt;br /&gt;--Hangi çocukları?&lt;br /&gt;— Sandaldakileri işte. Kız bir yanına yaslanarak küreklere asılıyordu. Sandal çabucak açıldı rıhtımdan, sonra akıntıya kapıldı, hem kayıyor, hem de uzaklaşıyordu.&lt;br /&gt;Yalıya geldi geleli, ilk defa o akşam balık yemişlerdi. Karı, koca taze balıkları iştahla yemiş, limonlu yeşil salata ile midelerini bastırmışlardı. Daha da kalmıştı kutuda. Onları tel dolaba koydular. Geç vakitlere kadar oturdular. Arkalarına birer örtü alarak ikinci katın balkonunda otururken karşı kıyıdaki müzik ve şarkı seslerini dinlediler. Gece olunca sesler daha kuvvetli olarak geliyordu. Rumeli yakasının bu canlılığına karşılık, Anadolu yakasında bir sessizlik ve karanlık vardı.&lt;br /&gt;Daha Mayıs ayı yeni çıkıyordu. Boğaz yolcuları vapurlardan taşarcasına gelip gider ve motorlar rıhtımlara suları savurarak geçerlerken köyün içinden ne bir insan el sallıyor, ne de bir ilgi gösteriliyordu.&lt;br /&gt;Bir iki gün daha geçmişti. Karı koca rıhtımda otururlarken beyaz sandal geldi, geldi, kayıkhaneye girdi ve Kenan Bey'e balık veren kız rıhtıma çıkarak onlara doğru yürüdü.&lt;br /&gt;Ayağında yine pantolon vardı ve ayakları yine çıplaktı. Bu çıplak ayaklar ıslak olmalı ki rıhtımın üzerinde yaş yaş iz bırakıyordu.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2008138657881883803-8969827820483405869?l=elektronikokul.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://elektronikokul.blogspot.com/feeds/8969827820483405869/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://elektronikokul.blogspot.com/2009/05/fenerbahce-galatasaray-dostluk-mac.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2008138657881883803/posts/default/8969827820483405869'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2008138657881883803/posts/default/8969827820483405869'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://elektronikokul.blogspot.com/2009/05/fenerbahce-galatasaray-dostluk-mac.html' title='Fenerbahçe - Galatasaray Dostluk Maçı'/><author><name>Sanatçı</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2008138657881883803.post-6165693122986509923</id><published>2009-05-09T23:08:00.000+03:00</published><updated>2009-05-09T23:11:32.227+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='spor'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hikaye'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Edebiyat'/><title type='text'>İnşallah Sivasspor Şampiyon Olur!</title><content type='html'>Herkesin dileği...&lt;br /&gt;—  Biz bu yalıda evlenmedik mi?&lt;br /&gt;— Haa, evet. Babam Hulusi Efendi nikâh memurlarını yalıya getirtmişti. Aşağıda, rıhtıma bakan büyük misafir odasında nikâh kıyılmıştı.&lt;br /&gt;—  İyi hatırladın bey. Ne günlerdi o günler, değil mi?&lt;br /&gt;—  Evet, ikimiz de gençtik.&lt;br /&gt;—  Gelinliğimi hatırlıyor musun?&lt;br /&gt;—  Gelinliğini mi? Herhalde telin, duvağın vardı.&lt;br /&gt;—  Vardı elbette. Ya elbise?&lt;br /&gt;— Kerime, biz erkekler giyim kuşama pek dikkat etmeyiz. Yalnız annemin taktığı salkım küpeleri hatırlıyorum. Sana yüzgörümlüğünü takarken küpeler pırıl pırıl parlıyordu. Ne oldu o küpeler?&lt;br /&gt;—  Satmadık mı?&lt;br /&gt;—  Öyle ya. Zaten satmadığımız bir kendimiz kaldı.&lt;br /&gt;Yorulmuşlardı. Yola alışık değillerdi. Şimdi tekrar o yolları tepecek, iskelede vapur bekleyecek, köprüye çıkınca La leli'ye kadar bir otobüs yolcuğu yapacaklardı.&lt;br /&gt;Hava güneşli ve ferahlatıcıydı. Kerime Hanım:&lt;br /&gt;—  Bey, dedi. Kalalım bu akşam?&lt;br /&gt;—  Nerede, burada mı?&lt;br /&gt;— Öyle ya. Götürmediğimiz bir iki şilte var. Yükün içinde. Hava güzel. Sen şöyle çarşıya doğru bir uzan. Yiyecek bir şeyler bulursun. Ama pek geç gelme.&lt;br /&gt;—  Neden?&lt;br /&gt;—  Neden olacak, korkarım ben.&lt;br /&gt;Köye ekmek getiren bir bakkal varmış. Eski fırın kapanmış. Kenan Bey kendi köyünün yabancısı ve acemisi olarak zar zor bir ekmek bulmuştu. Kerime Hanım bir gün evvelden tepsi böreği yapmış, bir de gerdan sövüşü ile iki yumurta haşlamıştı.&lt;br /&gt;Öğle yemeğini, insanın altında gıcırdayan ve binaya yaslandığı için duran tahta sırada yediler.&lt;br /&gt;Yolun karşısında bir hayrat çeşme vardı. Suyunun şifalı olduğunu söylenirdi. Kenan Bey oradan da bir testi su aldı.&lt;br /&gt;Yalının mutfağı insanı ürkütecek kadar büyük, ocağı ga yet geniş ve karanlıktı. Kimbilir ne zamandan kalma sön müş ateş korları ve uçları yanmış odun parçaları vardı.&lt;br /&gt;Yere gömülü küpler, götürülmesine gerek görülmeyen kazan ve maltızlar insana hep eskileri hatırlatıyordu. Bir de kuzine dedikleri geniş, demir bir soba vardı.&lt;br /&gt;En son hangi tarihte gelip yokladıklarını hatırlamıyorlardı. O geceyi orada geçirdiler. Ayaklı lambaların içinde gaz kalmamıştı. Işık için zahmet çekmediler. Yalıdan hemen hemen hiçbir şey eksilmemişti. Kenan Bey:&lt;br /&gt;— Buranın halkı namuslu insanlardır, dedi. Bir emanet bıraksan hepsi göz kulak olur. Bu lambalar şimdi antika. Bak alıp yürütmemişler. Yukarı kattaki taban halısı bile duruyor. Şimdi onlar çok kıymetli.&lt;br /&gt;Ertesi sabah birbirlerine testiden su dökerek ellerini yüzlerini yıkadılar. Kalan böreklerden birer parça yediler. Kerime Hanım:&lt;br /&gt;— Bey, dedi. Laleli'de oturuyoruz ama oturduğumuz yer mezar gibi. Bak burası aydınlık, o kadar rutubet de yok. Diyeceğim şu ki, dünyanın parasını verdiğimiz o yer odalarını bıraksak da buraya taşınsak. Onbeş bin lira aylık veriyoruz. Ay dediğin şıp şıp geliyor. Aylığının hemen hemen yarısı bu kiraya gidiyor. Kira elimizde kalsa.&lt;br /&gt;Kenan Bey'in de eski yaşantısı gözlerinin önüne gelmiş ve yalıya taşınmakta bir fayda ummuş olmalı ki, kısa bir konuşmadan sonra oy birliği ile karara varmışlardı.&lt;br /&gt;Yalıda eşya olarak onları idare edecek bir çok kalıntı vardı. Aşağı salonda çini soba bile kurulu duruyordu. Bahçeden kayıkhaneye inilen merdiven başında karanlık bodrumda bir köşede yığılı odun kömürü bile gördüler.&lt;br /&gt;Karı koca Laleli'ye dönüp zaten pek az olan eşyayı bir kamyona yüklediler, kendileri de bindiler ve Boğaz Köprü-sü'nden geçip eski köylerine geldiler. Taşınma biraz pahalıya oturmuştu ama bir iki ayda bunu karşılayacaklarını düşündüler.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2008138657881883803-6165693122986509923?l=elektronikokul.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://elektronikokul.blogspot.com/feeds/6165693122986509923/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://elektronikokul.blogspot.com/2009/05/insallah-sivasspor-sampiyon-olur.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2008138657881883803/posts/default/6165693122986509923'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2008138657881883803/posts/default/6165693122986509923'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://elektronikokul.blogspot.com/2009/05/insallah-sivasspor-sampiyon-olur.html' title='İnşallah Sivasspor Şampiyon Olur!'/><author><name>Sanatçı</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2008138657881883803.post-167445159661430467</id><published>2009-05-09T22:35:00.000+03:00</published><updated>2009-05-09T22:36:31.844+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='OKS'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Eğitim'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Edebiyat'/><title type='text'>E-okul Basit Türkçe Diyaloglar</title><content type='html'>—  Peki hanım, peki, vazgeçtim.&lt;br /&gt;—  Neden vazgeçtin? Benden mi?&lt;br /&gt;— Ayol, senden vazgeçsem ne olacak ki. Yaş yetmiş, iş bitmiş.&lt;br /&gt;—  Erkek milletinin işi kolay kolay bitmez.&lt;br /&gt;Kenan Bey, bayat bir gazeteyi kimbilir kaçıncı defa okumak için eline alınca Kerime Hanım seslendi:&lt;br /&gt;—  Kenan Bey?&lt;br /&gt;—  Buyur.&lt;br /&gt;—  Bana ne söyleyecektin?&lt;br /&gt;— Vazgeçtim, dedim a.&lt;br /&gt;—  Söyle Allahını seversen, merak ettim.&lt;br /&gt;—  Yalıya gidelim, bir dolaşalım diyecektim.&lt;br /&gt;—  Ne zaman?&lt;br /&gt;—  Ne zaman olacak, bugün, yarın.&lt;br /&gt;—  Peki neden gitmiyoruz?&lt;br /&gt;—  Söylemeğe meydan verdin mi?&lt;br /&gt;— Kuzum tekrar başlama. Madem ki gidelim diyorsun, gideriz. Ama biraz da masraflı olmaz mı?&lt;br /&gt;—  Otobüs parası, vapur parası.&lt;br /&gt;—  Sen niye gidelim diyorsun?&lt;br /&gt;— Bir kere vergisini vereceğiz. Sonra düşünüyorum yalının artık bize bir yararı var mı? Satalım, gitsin.&lt;br /&gt;— Bilmem ki bey, arada bir yalımız var diye övünüyoruz.&lt;br /&gt;—  Yalı değil karga yuvası artık.&lt;br /&gt;—  Bakalım para verirler mi?&lt;br /&gt;— Binaya değil, ama rıhtım çok esaslıdır. Denize yirmi metre cephesi var. Satarsak son zamanımızda rahat ederiz.&lt;br /&gt;—  Bilmem ki. Eğer karar verdinse ben birşey hazırlı-yayım. Yarın erkenden kalkar gideriz. Allah vere de hava boz-masa.&lt;br /&gt;— Mayıs'ın ortalarına geldik hanım, hava bozsa da ne olacak ki!&lt;br /&gt;Ertesi gün, ıngıl ıkış yola çıkmış kendilerini boğaz vapurlarından birine atmışlardı. Vapur köyün iskelesinde durmadığı için komşu köyün iskelesine çıkıp yalıya kadar yürüdüler.&lt;br /&gt;Yoldan duvarla ayrılan yalının bahçesinin kapısı yarı aralıktı. Demir kapı basmış, toprağa gömülmüştü. Bir insan zorlukla geçebiliyordu.&lt;br /&gt;İçerinin manzarası da içler açışıydı. Sağlam kalan bir incir ağacından binanın kaplamasına bir ip bağlanmış, buraya balık ağları asılmıştı. Rıhtımda, yerde, boylu boyunca iki kayık küreği yatıyordu. Ayrıca bir balıkçı kayığını rıhtımdan yukarıya almışlardı.&lt;br /&gt;Komşu yalıdan genç bir adam seslenmişti:&lt;br /&gt;—  Ne arıyorsunuz orada? Kenan Bey:&lt;br /&gt;—  Bana bak oğlum, dedi. Ben bu yalının sahibiyim. Rıhtımdaki adam:&lt;br /&gt;—  Öyle söylesene, dedi.&lt;br /&gt;Rıhtım biraz esiyordu. Arka kapıdan içeriye girdiler. Yerler bir karış tozdu. Ama buraya girip çıkanlar olmalı ki tozların üzerinde iri iri ayak izleri vardı.&lt;br /&gt;Alt kat, kalın duvarlardan yapılmıştı, kârgirdi. Tavanı da sağlam kalmıştı. Trabzanları tutunarak ikinci kata çıktılar, orası da toz içindeydi ve deniz tarafındaki camlardan bir kısmı kırılmıştı. Arka taraftaki odalar daha mazbuttu ve yolun karşısındaki yeşillik yalının içine vurmuştu.&lt;br /&gt;Giderken, eskilikleri, sakatlıkları yüzünden götürülme-miş sedirler, ipek örtüleri yol yol dökülmüş kanepeler vardı.&lt;br /&gt;Eski bir süpürge ile biraz temizledikleri yere oturdular. Kerime Hanım:&lt;br /&gt;—  Bey, dedi. Bittim ben. Kenan Bey sigarasını yakarken:&lt;br /&gt;—  Ben de yoruldum, dedi.&lt;br /&gt;—  Aklıma ne geldi bey, biliyor musun?&lt;br /&gt;—  Ne bileyim.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2008138657881883803-167445159661430467?l=elektronikokul.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://elektronikokul.blogspot.com/feeds/167445159661430467/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://elektronikokul.blogspot.com/2009/05/e-okul-basit-turkce-diyaloglar.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2008138657881883803/posts/default/167445159661430467'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2008138657881883803/posts/default/167445159661430467'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://elektronikokul.blogspot.com/2009/05/e-okul-basit-turkce-diyaloglar.html' title='E-okul Basit Türkçe Diyaloglar'/><author><name>Sanatçı</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2008138657881883803.post-5793106598243004317</id><published>2009-05-09T00:09:00.000+03:00</published><updated>2009-05-09T00:20:26.028+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Sosyal Etkinlik'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hikaye'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='roman'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Edebiyat'/><title type='text'>Büyükada Belediyesi</title><content type='html'>Bu perişan rıhtımlarda olsa olsa, yeldirmeli ihtiyar bir hanım, sarsık bir sandalyada oturarak denize bakar bakar, eski günleri, kaybettiklerini düşünerek içini çeker.&lt;br /&gt;Bazen eli bastonlu, sakallı bir ihtiyar balık tutmağa çalışır. Çoğu zaman rıhtımlar boştur.&lt;br /&gt;Ne yazın neşesi, ne Boğaz'ın güzelliği ve ne de deniz mevsimi bu köyün halkını neşelendirir. Ama bayram günlerinde harap pencerelerden veya balkonlardan bir bayrak sallandırırlar. Diğer köylerde, en kapalısı, askılı bir elbise ile göğsü bağrı açık veya mayo ile gezen, rıhtımlarda neşe çığlıkları atan, yakınlardan geçen vapurlara el sallayan genç kızların kaynaşdığı köylerdeki yalılarda bir tek bayrak göremezsiniz.&lt;br /&gt;Bayramlar, onlar için eskimiş ve mazi olmuşlardır. Onlar yeni bir yaşantının insanları olmuşlardır. Şişli'de kışlıkları, Boğaz'da, ya da daha uzak, Kuşadası, Antalya, Marmaris gibi yerlerde, ancak bir ay kadar kaldıkları mevsimlik konutları vardır. Bunlara, kışın bakılması için bekçi parası verirler.&lt;br /&gt;Bunların Amerika'da veya İsviçre'de kızları, oğulları var-drr. Her zaman için söylenirler:&lt;br /&gt;Ne yaparsın, burası yaşanacak memleket değil ki? Oku, bunca yıl dirsek çürüt, kafa patlat eline bir şey geçmez.&lt;br /&gt;Analardan, babalardan, Avrupa memleketlerine, arada bir uçan vardır. Orada gördüklerini ballandırarak anlatırlar. Medeniyet varmış, herkes çalışıyormuş.&lt;br /&gt;Bu insanlar hiçbir zaman bir memleketi memleket yapanların orada oturanlar olduğunu düşünmezler. Orada bir medeniyet varsa, bir güzellik varsa, bir rahatlık varsa, bunu orada yaşıyan insanların sağladığını düşünmezler. Hazıra konmak, başkalarının emeğini sömürerek yaşamak isterler.&lt;br /&gt;Bu insanlar düşünemezler ki, memleketi memleket yapan insanlardır. Yağmurları yağdıranın ormanlar, yeşillikle-&lt;br /&gt;ri verenin sular olduğunu akıllarına bile getirmezler. Onlar bu memlekette okur, palazlanır, vatanlarını beğenmez, kaçıp gider, burada kazandıklarını başka bir memlekette yerler.&lt;br /&gt;Rahatlığı, bolluğu, lezzeti, varlığı, herşeyi Devletbaba-dan beklerler. Bunlar hayırsız evlâtlardır.&lt;br /&gt;Bizim, dullar ve emekliler köyünde, yüksek aşamalara kadar çıkmış, bu memlekete hizmet etmiş, subay emeklileri, devlet kapılarında yıllarca çalışmış memleketin ihtiyar, emekli evlâtları vardır. Onların dul kalmış kadınları vardır. Bunlar aldıkları aylıkla geçinmeğe çalışır ve daima:&lt;br /&gt;Allah devlete, millete zeval vermesin, derler.&lt;br /&gt;Kerime Hanım'la Kenan Bey de biri emekli, biri çapından düşmüş ev kadını iki yaşlı insandır. Bunların bu köyde, babadan kalma bir yalıları vardır. Zar zor vergilerini verirler, bazen şöyle bir vapur gezintisi yapmağa kalkarken, yalılarının önünden geçerken içleri sızlar.&lt;br /&gt;O bir zamanın zengin yatağı olan yalı, saçakları sarkmış, olukları dökülmüş, camlarının bir kısmı uçmuş, çerçeveye çuval gerilmiştir.&lt;br /&gt;Yalının çamları, süs ağaçları, kimbilir kimler tarafından kesilip yakılmıştı. Yalının arka tarafındaki renkli camlarla süslü, giriş kapısının önündeki mermer basamakların aralıklarından incir ağaçları çıkmıştır.&lt;br /&gt;Mayıs ayında, üç aylığını aldı zaman Kenan Bey:&lt;br /&gt;Hanım, dedi. Sana bir şey söyleyeceğim ama hemen lafımı ağzıma tıkama.&lt;br /&gt;Kerime Hanım:&lt;br /&gt;Ayol, ne zaman lafını ağzına tıkadım? dedi. Sesim yok, soluğum yok. Sen zaten para alınca böyle kırıcı olursun.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2008138657881883803-5793106598243004317?l=elektronikokul.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://elektronikokul.blogspot.com/feeds/5793106598243004317/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://elektronikokul.blogspot.com/2009/05/buyukada-belediyesi.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2008138657881883803/posts/default/5793106598243004317'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2008138657881883803/posts/default/5793106598243004317'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://elektronikokul.blogspot.com/2009/05/buyukada-belediyesi.html' title='Büyükada Belediyesi'/><author><name>Sanatçı</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2008138657881883803.post-5185929577856638</id><published>2009-05-08T23:25:00.000+03:00</published><updated>2009-05-08T23:26:27.969+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hikaye'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='roman'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Edebiyat'/><title type='text'>İstanbul, Boğaziçi</title><content type='html'>İstanbul'da Boğaziçi köylerinden biri. öteden beri, bu köyde oturanlar, köylerine, "Dullar, emekliiek köyü" derler.&lt;br /&gt;Hakları da var. Deniz kıyısına sıralanan ihtiyar yalılar birbirlerine bakarak uyuklar. Kimi denize uçmuş, kimi sağlam kalabilmiş rıhtımlara, denizin dalgaları aynı alışkanlıkla çarpar, tırmanır. Herşey, herşey değişmiştir bu köyde, ama ay ışığı ve denizin akıntısı değişmemiştir.&lt;br /&gt;Yazın, yakındaki iskeleye yanaşmak için yaklaşan denizyollarının vapurunda bulunanlar köye bakarak söylenirler:&lt;br /&gt; Bakarsan bağ olur, bakmazsan dağ olur. Bir zamanlar bu köy, bu yalılar kibar yatağı idi. Zenginler Mayıs ayından gelmeye başlarlardı. Rıhtımlarda arap hizmetçiler, başlarında süslü başlıklarla beyaz ve oynak kızlar, beli kuşaklı, usta bir ahçı ve hepsinden güze! kibar ve nazik hanımlar dolaşır, köyün sebze kayıkları, bakkal kayıkları rıhtımlara sokularak ağır ağır geçerler, çoğu zaman alış veriş yaparlardı. Şimdi vapurlar bile iskeleye uğramaz oldu. Neye uğrasın, gelen giden yok ki.&lt;br /&gt;Çok doğru, şimdi vapurlar bile açıktan geçiyor. Yazın, Boğaziçi'nin en kalabalık zamanında bile pek gelen giden olmuyor.&lt;br /&gt;Yalıların sahipleri çoktan ölüp gitmiş, dağ suları bile kesilmiş, rıhtımlar çürük dişli ağızlara benzemiş.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2008138657881883803-5185929577856638?l=elektronikokul.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://elektronikokul.blogspot.com/feeds/5185929577856638/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://elektronikokul.blogspot.com/2009/05/istanbul-bogazici.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2008138657881883803/posts/default/5185929577856638'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2008138657881883803/posts/default/5185929577856638'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://elektronikokul.blogspot.com/2009/05/istanbul-bogazici.html' title='İstanbul, Boğaziçi'/><author><name>Sanatçı</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2008138657881883803.post-3354542566326575895</id><published>2009-05-02T23:15:00.000+03:00</published><updated>2009-05-02T23:20:03.723+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='masal'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hikaye'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='roman'/><title type='text'>Oz Büyücüsü 1. Bölüm</title><content type='html'>Doroti annesini ve babasını kaybedince, dayısının yanına sığınmıştı. Em Yenge, hiç çocuğu olmadığı İçin bu sevimli kızı evladı gibi bağrına basmıştı. Doroti, hiç yüzü gülmeyen Henry dayının evine, bir parça neşe getirmişti. Evde Em Yenge'ye can yoldaşı ve yardımcı olmuştu. Toto Doroti'nin en yakın arkadaşı, evin acar köpeğiydi.&lt;br /&gt;O gün gökyüzü her zamanki gibi masmavi değildi. Güneş bulutların arkasına saklanmış yüzünü göstermiyordu. Ortalığı kocaman kara bulutlar kaplamıştı. Henry Dayı düşünceli bir şekilde gökyüzüne baktı. Korku dolu gözlerle karısına bakarak:&lt;br /&gt;— Büyük bir hortum geliyor. Siz Doroti ile bodruma girin. Ben de çiftlikteki hayvanlara bakıp geliyorum, dedi.&lt;br /&gt;Em Yenge, Henry Dayı'nın söylediklerinde haklı olduğunu söyledi. Doroti'yi ele alarak bodruma yöneldi. İşte o an gökyüzünde büyük bir hortum oluştu. Em Yenge bodrumun kapısını açarak karanlık merdivenleri inmeye başladı. Doroti, yengesini takip ediyordu. Rüzgâr vahşi bir hayvan gibi homurdanıyordu. Küçük ev hortumun etkisiyle sallanmaya başladı. Doroti, dengesini kaybederek yere merdivenlerden yuvarlandı.&lt;br /&gt;Doroti neler olduğunu anlayamamıştı. Sanki büyük bir balon içerisinde, gökyüzünde yolculuk ediyordu. Küçük evleri havalanmış hızla ilerliyordu. Doroti, etrafına bakındı. Evde kendisinden başka kimse yoktu.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2008138657881883803-3354542566326575895?l=elektronikokul.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://elektronikokul.blogspot.com/feeds/3354542566326575895/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://elektronikokul.blogspot.com/2009/05/oz-buyucusu-1-bolum.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2008138657881883803/posts/default/3354542566326575895'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2008138657881883803/posts/default/3354542566326575895'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://elektronikokul.blogspot.com/2009/05/oz-buyucusu-1-bolum.html' title='Oz Büyücüsü 1. Bölüm'/><author><name>Sanatçı</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2008138657881883803.post-7582840566567071642</id><published>2009-04-25T18:06:00.000+03:00</published><updated>2009-04-25T18:12:41.131+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Fen Bilgisi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Tarih'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Ders Notları'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Edebiyat'/><title type='text'>E-okul Okul Bilgisi</title><content type='html'>Okul, çeşitli bilgilerin okutulup öğretildiği yerdir. Okuyup yazmadan, en ileri bilimlere kadar bütün bilgiler okullarda verilir. Kelimenin anlamı sonradan daha da genişleyerek, çeşitli dallarda belli bir fikri veya tarzı gösteren ifade almıştır: Felsefe okulu, edebiyat okulu gibi...&lt;br /&gt;İnsanları küçük yaşlarından itibaren yetiştirmek fikri, çok eski çağlardan beri vardı. İlk kurulan okullar, daima dinî müesseselerde, din eğitimiyle beraber yürütülmüştür. Eski Yunan'da Akademas adındaki bilginin evinin bahçesinde vermeye başladığı derslerle, özel okullar da eğitim çabasına katılmışlardır. Sonradan ihtisas topluluklarına "akademi" denmiştir. Roma'da hemen her ev bir okul sayılmış, M.Ö. 3. yüzyılda da ilk dilbilgisi okulları açılmıştır. Daha sonra "şehir" ve "imparatorluk" okulları  kurulmuştur.&lt;br /&gt;Ortaçağ'da okullar yeniden kiliseye bağlanmış, bu eğitim tarzında tartışmaya, fikir münakaşasına yer verilmemiş ve öğretmenin dediği dedik olarak kabul edilmiştir.&lt;br /&gt;Bizde de okullar camilerin, mescitlerin yanı sıra gelişmiştir. Eğitimin temeli de Kur'an öğrenimi olmuştur. Mahalle okulları (sübyan mektepleri) bugünkü ilkokulların yerineydi. Sübyan okullarından sonra, orta ve yüksek öğrenim veren medreseler, askerî ve mülkî sınıfları yetiştiren saray okulları vardı. Bunların en yükseği de, Enderun'du. (Bak ENDERUN).&lt;br /&gt;Tanzimat'tan sonra eğitim sistemimizde ilk büyük değişiklik yapıldı. Cumhuriyet' ten sonra, 1924'te mahalle okulları Millî Eğitim Bakanlığı'na bağlandı. 1926'da da tamamen kaldırılarak, yerini ilkokullara bıraktı. Bugün ilkokullar bütün memlekete yaygın bir hale gelmektedir. Ayrıca eğitim sistemleri de modern metodlara uydurulmaktadır.&lt;br /&gt; Türkiye'de  ilkokul  çağından  sonra öğrenim, orta ve yüksek olmak üzere ikiye ayrılır. Orta öğrenim iki safhadır: Ortaokul ve lise. Ortaokul ilköğretime bağlı olup, 3 yıl sürer. Lise ise 4 yıl sürer. Lisede ikinci yıldan itibaren öğrenciler "fen", "edebiyat" veya "eşit ağırlık"  olmak üzere üç kola ayrılırlar Lise bitirdikten sora da üniversite eğitim başlar. Ayrıca ülkemizde çeşitli özel okular ve kolejler, yabancı bazı liseler vardır, buralarda yabancı dillerde daha geniş öğretim yapılır. Bunların bazıları 4 yerine 5 yıldır. Orta dereceli okullar arasında meslek okulları ve teknik öğretim yapanlar da vardır.&lt;br /&gt;Yüksek öğrenim, liseyi bitiren öğrencilerin girdiği Tıbbiye, Teknik Üniversite Edebiyat Fakültesi gibi ihtisas okullarıdır.&lt;br /&gt;E-okul iyi bir okulda okumanızı en içten dilekleriyle temenni eder.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2008138657881883803-7582840566567071642?l=elektronikokul.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://elektronikokul.blogspot.com/feeds/7582840566567071642/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://elektronikokul.blogspot.com/2009/04/e-okul-okul-bilgisi.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2008138657881883803/posts/default/7582840566567071642'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2008138657881883803/posts/default/7582840566567071642'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://elektronikokul.blogspot.com/2009/04/e-okul-okul-bilgisi.html' title='E-okul Okul Bilgisi'/><author><name>Sanatçı</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2008138657881883803.post-5438211822856188901</id><published>2009-04-22T22:12:00.000+03:00</published><updated>2009-04-22T22:16:48.095+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='islam tarihi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Tarih'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Ders Notları'/><title type='text'>Hz. Ömer Dönemi (634 - 644)</title><content type='html'>634 yılında İranlılarla (Sasanilerle) Köprü Savaşı yapıldı ve Müslümanlar fillerle desteklenen Iran ordusuna yenildiler. Ancak iran'daki iç karışıklıklardan yararlanan İslam orduları Fırat'ı geçerek Dicle'ye kadar ilerlemeyi başardılar.&lt;br /&gt;636'da Filistin fethedildi ve Kudüs kuşatıldı. Yine aynı yıl Bizans'la yapılan Ecnadeyn Savaşı'nda Suriye'nin fethi tamamlandı. 637 yılında Patrik Sofronis Kudüs'ü halifeye teslim etti.&lt;br /&gt;636'da Sasanilerle yapılan Kadisiye Savaşı ile Irak ele geçirildi ve Iran yolu açıldı.&lt;br /&gt;637'de Sasanilerle yapılan Celûla Savaşı ile iran'ın büyük bir kısmı fethedildi.&lt;br /&gt;642 yılında yapılan Nihavend Savaşı'nda ise Iran tamamen fethedildi ve böylece Müslümanlar Türklere komşu oldular.&lt;br /&gt;642-643 yılında Amr bin As Mısır'ı fethetti.&lt;br /&gt;Devletin geniş bir coğrafi bölgeye yayılması, yönetim - siyasi - ekonomik - askeri alanlarda ör-gütlenilmeyi zorunlu hale getirmiştir. Bu nedenle devlet örgütlenmesi olarak;&lt;br /&gt;ilk kez düzenli ordu kuruldu. Askerlere maaş&lt;br /&gt;bağlandı.&lt;br /&gt;Suriye ve Filistin' de ordugâhlar oluşturuldu.&lt;br /&gt;Orduya ait kayıtların tutulması amacıyla ilk kez ordu divanı oluşturuldu.&lt;br /&gt;Devletin önemli sorunlarının görüşüldüğü meclis oluşturuldu.&lt;br /&gt;Müslüman olmayanlardan "Haraç vergisi"&lt;br /&gt;(Toprak vergisi) alınmaya başlandı.&lt;br /&gt;İlk kez " Beytü'l-Mal ( Devlet Hazinesi) oluşturuldu.&lt;br /&gt;Ülke yönetim birimlerine ayrıldı.&lt;br /&gt;Valiler ve Halife'ye bağlı olarak kadılar atandı.&lt;br /&gt;İlk kez adalet işlerinde kadıların görevlendi-rilmesiyle, yönetim ve adalet işleri birbirinden ayrıldı.&lt;br /&gt;Hicret başlangıç alınarak, Hicri takvim uygulamaya konuldu.&lt;br /&gt;Hz. Ömer, vergisinin azaltılmasını isteyen bir İranlı tarafından 644'te öldürüldü.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2008138657881883803-5438211822856188901?l=elektronikokul.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://elektronikokul.blogspot.com/feeds/5438211822856188901/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://elektronikokul.blogspot.com/2009/04/hz-omer-donemi-634-644.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2008138657881883803/posts/default/5438211822856188901'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2008138657881883803/posts/default/5438211822856188901'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://elektronikokul.blogspot.com/2009/04/hz-omer-donemi-634-644.html' title='Hz. Ömer Dönemi (634 - 644)'/><author><name>Sanatçı</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2008138657881883803.post-7420436672754593217</id><published>2009-04-22T22:09:00.000+03:00</published><updated>2009-04-22T22:12:03.596+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='islam tarihi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Tarih'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Ders Notları'/><title type='text'>Hz. Ebubekir Dönemi (632 - 634)</title><content type='html'>Hz. Ebubekir, Hz. Muhammed'in ölümünden sonra dağılma tehlikesi geçiren Müslümanları bir arada tutmayı başarmış, devlet otoritesini yeniden sağlamış ve islamiyet'i ilk kez Arap Yarımadası dışında Suriye, Filistin ve Irak'ta yaymıştır.&lt;br /&gt;Bu dönemde;&lt;br /&gt;Zekât vermek istemeyenler ikna edildi.&lt;br /&gt;Ridde Savaşları ile Yemen'de dinden dönenler üzerine yürünerek bunlar etkisiz hale getirildi.&lt;br /&gt;Yalancı peygamberler ortadan kaldırıldı.&lt;br /&gt;Kur'an-ı Kerim ilk kez bir kitap halinde toplandı.&lt;br /&gt;634 yılında Bizans'la yapılan Yermük Savaşı ile Suriye'nin fethine zemin hazırlandı.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2008138657881883803-7420436672754593217?l=elektronikokul.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://elektronikokul.blogspot.com/feeds/7420436672754593217/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://elektronikokul.blogspot.com/2009/04/hz-ebubekir-donemi-632-634.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2008138657881883803/posts/default/7420436672754593217'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2008138657881883803/posts/default/7420436672754593217'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://elektronikokul.blogspot.com/2009/04/hz-ebubekir-donemi-632-634.html' title='Hz. Ebubekir Dönemi (632 - 634)'/><author><name>Sanatçı</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2008138657881883803.post-7760140887627609663</id><published>2009-04-21T21:13:00.000+03:00</published><updated>2009-04-21T21:38:36.682+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='komedi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sinema'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='cem yılmaz'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Film'/><title type='text'>Yahşi Batı</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_1q9UtmUnK_U/Se4M0qRc7yI/AAAAAAAAAFE/xcZbBiG3UFE/s1600-h/yahsibati.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 320px; height: 309px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_1q9UtmUnK_U/Se4M0qRc7yI/AAAAAAAAAFE/xcZbBiG3UFE/s320/yahsibati.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5327209508066094882" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Yahşi Batı, Cem Yılmaz'ın yeni filmi. Filmde bir kovboyu canlandırıyor. Eğlenceli bir film bizleri bekliyor desek yalan olmaz herhalde.  Türkiye'de ilk sinema salonu 1908'de Pathe Sineması adıyla Tepebaşı'nda şimdi yıkılmış olan Şehir Tiyatrosu Komedi kısmının bulunduğu yerde açıldı. Sahibi, sinemanın iyi bir ticaret işi olduğunu anlaya Weinberg adlı bir Leh Yahudisi'ydi.&lt;br /&gt;Türk müteşebbisler tarafından açılan ilk sinema salonu da "Milli Sinema" adıyla 19 Mart 1914 yılında Fevziye Kıraathanesi'nde film oynatmaya başladı. 6 Temmuz 1914'te Sirkeci'de açılan "Ali Efendi Sineması" da ikinci Türk sinema salonudur. Türkiye'de film oynatmayı ilk öğrenen Fuat Uzkınay, aynı zamanda ilk Türk film operatörü oldu. İlk aktüalite filmini Fuat Bey, ilk koulu yerli filmi de Weinberg çekti. Bu filmin adı Himmet Ağa'nın İzdivacı'dır. 1914'te çevrilmeye başlanmış, savaş yüzünden ancak 1918'de bitirilebilmiştir.&lt;br /&gt;Savaş yılları içinde Almanya'ya giden Harbiye Nazırı Enver Paşa, yurda dönüşünde Türk ordusuna bir ordu film merkezi kurulmasını istedi. Böylece Merkez Ordu Sinema Dairesi, 1917'de kuruldu. Başına önce Weinberg, sonra Fuat Uzkınay getirildi. Savaş sonuna kadar faaliyette bulunan daire, propaganda ve aktüalite filmleri çekti. Savaş yıllarında yarı askeri bir kurum, Müdafaa-i Milliye Cemiyeti de konulu filmler meydana getirdi. Pençe, Casus ve Alemdar Vakası adını taşıyan bu filmlerden ilk ikisi halka gösterildi. Sonuncusu dernek dağıldığı için montajı yapılamadı.&lt;br /&gt;Birinci Dünya Savaşı'nın sonunda Merkez Ordu Sinema Dairesi'nin elindeki malzeme Malul Gaziler Cemiyeti'ne verildi. Önce Divanyolu'ndaki Cemiyet merkezinde, sorna Şehzadebaşı'nda bir stüdyo kuruldu. Bu stüdyonun müdürü Fuat Uzkınay, rejisörü de aktör Ahmet Fehim Efendi oldu. Stüdyoda Hüseyin Rahmi Gürpınar'ın Mürebbiyesi, Yusuf Ziya Ortaç'ın Binnaz'ı ile rejisörlüğünü yazar Fazlı Necip'in yaptığı Bican Efendi Vekilharç ve İstanbul Perisi adlı filmler çevrildi. Bunlar içinde Binnaz Londra'da da gösterildi ve çok beğenildi. 1927'de Malul Geziler Cemiyeti'ne verilen malzeme, ordu tarafından geri alındı ve böylece bu stüdyo da tarihe karıştı.&lt;br /&gt;Türkiye'de ticaret düşüncesiyle kurulan ilk film şirketi, 1919'da faaliyete geçen Kemal Film'dir. Bu şirket, 1922'de bir stüdyo kurarak yerli filmler yapmaya başladı. Rejisörlüğünü Muhsin Ertuğrul'un yaptığı Kız Kulesi Faciası, Ateşten Gömlek, Sözde Kızlar, Nur Baba bunların en beğenilenlerindendir. Türk kadınının ilk defa rol aldığı film Ateşten Gömlek'tir. Bu filmde Neyyire Ertuğrul ile Bedia Muvahhit oynadılar.&lt;br /&gt;İlk Türk sesli filmi İpek Film'in 1931'de çevirdiği İstanbul Sokaklarında isimli kurdeladır.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2008138657881883803-7760140887627609663?l=elektronikokul.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://elektronikokul.blogspot.com/feeds/7760140887627609663/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://elektronikokul.blogspot.com/2009/04/yahsi-bat.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2008138657881883803/posts/default/7760140887627609663'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2008138657881883803/posts/default/7760140887627609663'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://elektronikokul.blogspot.com/2009/04/yahsi-bat.html' title='Yahşi Batı'/><author><name>Sanatçı</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_1q9UtmUnK_U/Se4M0qRc7yI/AAAAAAAAAFE/xcZbBiG3UFE/s72-c/yahsibati.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2008138657881883803.post-3896806433041688033</id><published>2009-04-21T14:45:00.000+03:00</published><updated>2009-04-21T14:53:37.123+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='islam tarihi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Tarih'/><title type='text'>Hz. Muhammed Dönemi (571 - 632) - İslam Tarihi</title><content type='html'>Hz. Muhammed 571 yılında Mekke'de doğdu. Babası Kureyş kabilesinden Abdullah, Annesi Beni Zühre kabilesinden Amine idi. Doğmadan önce babasını, 6 yaşındayken de annesini kaybetti.&lt;br /&gt;Belli bir süre dedesinin gözetiminde büyüyen Hz. Muhammed, dedesi öldükten sonra amcasının yanında kaldı ve bu dönemde ticaretle uğraştı. Güvenilir kişiliğinden dolayı "el emin" olarak tanındı. İnsanlar arasında adaletli davranışları islamiyet'ten önce de insanların güvenini kazanmasını sağlamıştır. 25 yaşındayken Hz. Hatice'yle evlendi. 40 yaşındayken kendisine Nur Dağı'nda ilk vahiy geldi. Peygamberlik görevlerini gerçekleştirirken çıkarları zedelenen Mekkeliler O'na ve arkadaşlarına işkenceler yaptılar. Bu işkenceler dayanılmaz boyutlara ulaşınca Müslümanlar peygamberin izniyle Medine'ye göç ettiler. İslam Tarihi'nde bu olaya hicret denir.&lt;br /&gt;Hicret:&lt;br /&gt;Akabe biatları sonrası Müslümanlar İslamiyet'i daha rahat yaşamak ve yaymak için Medine'ye geldiler. Göç edenlere "Muhacir" onlara ev sahipliği yapanlara "Ensar" denmiştir.&lt;br /&gt;Hicretin Sonuçları:&lt;br /&gt;Medine'de yaşayan tüm kesimleri vatandaş kabul eden Vatandaşlık Sözleşmesi imzalanmış ve İslam devletinin temelleri atılmıştır. Hz. Muhammed devlet başkanı sıfatını elde etmiştir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2008138657881883803-3896806433041688033?l=elektronikokul.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://elektronikokul.blogspot.com/feeds/3896806433041688033/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://elektronikokul.blogspot.com/2009/04/hz-muhammed-donemi-571-632-islam-tarihi.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2008138657881883803/posts/default/3896806433041688033'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2008138657881883803/posts/default/3896806433041688033'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://elektronikokul.blogspot.com/2009/04/hz-muhammed-donemi-571-632-islam-tarihi.html' title='Hz. Muhammed Dönemi (571 - 632) - İslam Tarihi'/><author><name>Sanatçı</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2008138657881883803.post-1172545493311403406</id><published>2009-04-21T14:43:00.000+03:00</published><updated>2009-04-21T14:45:05.188+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Tarih'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='İslamiyet'/><title type='text'>İslamiyet Öncesi Arap Yarımadasının Durumu</title><content type='html'>Sami (Arap) ırkına mensup insanların yaşadığı Arap Yarımadası'nın büyük kısmı çöllerle kaplıdır. Yarımadanın sadece Hicaz ve Yemen bölgeleri yaşamaya elverişli coğrafi şartlara ve iklime sahiptir. İslamiyet'ten önce bölgede siyasi birlik yoktu. Main, Seba, Gassani, Himyeri gibi birçok irili ufaklı devletin varlığı bunun açık bir göstergesidir.&lt;br /&gt;Kabileler arasında kan davaları yaygındı ve kadının toplumsal yaşamda yeri ve önemi yoktu. Kölecilik, soy üstünlüğü, puta tapıcılık, falcılık ve büyücülük halk arasında oldukça yaygındı. Şehirde yaşayanlar "medeni" çöllerde yaşayanlar "bedevi" olarak adlandırılırdı. Bazı bölgelerde yeni doğmuş kız çocukları diri diri toprağa gömülürdü.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2008138657881883803-1172545493311403406?l=elektronikokul.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://elektronikokul.blogspot.com/feeds/1172545493311403406/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://elektronikokul.blogspot.com/2009/04/islamiyet-oncesi-arap-yarmadasnn-durumu.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2008138657881883803/posts/default/1172545493311403406'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2008138657881883803/posts/default/1172545493311403406'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://elektronikokul.blogspot.com/2009/04/islamiyet-oncesi-arap-yarmadasnn-durumu.html' title='İslamiyet Öncesi Arap Yarımadasının Durumu'/><author><name>Sanatçı</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2008138657881883803.post-83519388990072257</id><published>2009-04-19T22:29:00.000+03:00</published><updated>2009-04-19T22:33:17.693+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Türkçe'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Dil ve Anlatım'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Ders Notları'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Edebiyat'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Dil Bilgisi'/><title type='text'>Noktalama İşaretleri</title><content type='html'>Yazılı anlatımda anlamayı kolaylaştıran sembollere noktalama işaretleri denir. Noktalama işaretleri yazılı anlatımda anlamı netleştirir, yanlış anlaşılmaların önüne geçer ve okumayı kolaylaştırır. Noktalama işaretlerinin doğru ve yerinde kullanılmaması okumada ve anlamada hem güçlüklere hem de yanlışlıklara yol açar.&lt;br /&gt;Türkçede kullanılan başlıca noktalama işaretleri şunlardır:&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;NOKTA (.)&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;* Tamamlanmış cümlelerin sonuna konur:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Gönüllere gülümsemeyle tesir edebilirsiniz. Başarılı olmanın anahtarı, çok çalışmaktır. Doğruları söylemekten çekinmeyin.&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;* Kısaltmaların sonuna konur:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;c.  (cilt)&lt;br /&gt;Bkz. (bakınız)&lt;br /&gt;mah. (mahalle)&lt;br /&gt;İng. (İngilizce)&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;* Sıra gösteren sayılardan sonra konur:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;3. (üçüncü)&lt;br /&gt;VII. (yedinci)&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;* Bir yazının maddelerini gösteren rakam veya harflerden sonra konur:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;I.                   A.&lt;br /&gt;II.                  a.&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;* Tarihlerin yazımında gün, ay ve yılı gösteren sayıları birbirinden ayırmak için konur:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;10.04.2009&lt;br /&gt;14. VI .2009&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;* Sayı basamaklarının arasına konur:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;10.358.000&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;* Saat ve dakika gösteren sayıları birbirinden ayırmak için kullanılır:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Annemle, 14.25'te buluşacaktık.&lt;br /&gt;Pendik'te 20.30'da başlayan yangın devam ediyor.&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;* Matematikte çarpı işareti yerine kullanılır:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;2.5=10&lt;br /&gt;Uyarı: Noktadan sonra gelen cümle büyük harfle başlamalıdır.&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;VİRGÜL (,)&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;* Eş görevli sözcük ve sözcük öbekleri arasına konur:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Ulusumuzun ilerlemesi, yurdumuzun kalkınması, insanlığın mutluluğu için Atatürk'ün gösterdiği yolda gitmeliyiz.&lt;br /&gt;Bahçeler, kırlar, dağlar çiçeklerle bezenmişti.&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;* Sıralı cümleleri birbirinden ayırmak için konur:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Bizi arar, sorar, yalnız bırakmaz.&lt;br /&gt;Erken uyandım, valizleri hazırladım.&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;* Özneyle yüklem arasına başka öğeler girmişse ya da öznenin vurgulu bir biçimde belirtilmesi gerekiyorsa, özneden sonra konur:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Öğrenciler, günün her saatinde burada ders çalışabilirler.&lt;br /&gt;Ömer Usta, yerdeki tahta parçalarını toplarken zorlanıyordu.&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;* Cümlede, vurgulu bir biçimde belirtilmesi gereken öğelerden sonra konur :&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Bugün, her zamankinden daha çok işimiz var.&lt;br /&gt;Ayşin'e, bir not iletmek istiyorum.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2008138657881883803-83519388990072257?l=elektronikokul.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://elektronikokul.blogspot.com/feeds/83519388990072257/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://elektronikokul.blogspot.com/2009/04/noktalama-isaretleri.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2008138657881883803/posts/default/83519388990072257'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2008138657881883803/posts/default/83519388990072257'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://elektronikokul.blogspot.com/2009/04/noktalama-isaretleri.html' title='Noktalama İşaretleri'/><author><name>Sanatçı</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2008138657881883803.post-8543718878743844085</id><published>2009-04-18T18:43:00.000+03:00</published><updated>2009-04-18T18:44:44.975+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Matematik'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Ders Notları'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ÖSS'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Yazılı Soruları'/><title type='text'>Logaritma - Videolu Konu Anlatımı</title><content type='html'>&lt;object width="400" height="302"&gt;&lt;param name="allowfullscreen" value="true" /&gt;&lt;param name="allowscriptaccess" value="always" /&gt;&lt;param name="movie" value="http://vimeo.com/moogaloop.swf?clip_id=2408689&amp;amp;server=vimeo.com&amp;amp;show_title=1&amp;amp;show_byline=1&amp;amp;show_portrait=0&amp;amp;color=&amp;amp;fullscreen=1" /&gt;&lt;embed src="http://vimeo.com/moogaloop.swf?clip_id=2408689&amp;amp;server=vimeo.com&amp;amp;show_title=1&amp;amp;show_byline=1&amp;amp;show_portrait=0&amp;amp;color=&amp;amp;fullscreen=1" type="application/x-shockwave-flash" allowfullscreen="true" allowscriptaccess="always" width="400" height="302"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2008138657881883803-8543718878743844085?l=elektronikokul.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://elektronikokul.blogspot.com/feeds/8543718878743844085/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://elektronikokul.blogspot.com/2009/04/logaritma-videolu-konu-anlatm.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2008138657881883803/posts/default/8543718878743844085'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2008138657881883803/posts/default/8543718878743844085'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://elektronikokul.blogspot.com/2009/04/logaritma-videolu-konu-anlatm.html' title='Logaritma - Videolu Konu Anlatımı'/><author><name>Sanatçı</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2008138657881883803.post-5983344951798699845</id><published>2009-04-18T18:36:00.000+03:00</published><updated>2009-04-18T18:37:43.827+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Türkçe'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Ders Notları'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Yazılı Soruları'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Edebiyat'/><title type='text'>ÖZ ŞİİR ANLAYIŞINI SÜRDÜREN ŞİİR</title><content type='html'>1) Şiirlerde iç ahenk önemlidir. (Aliterasyonlar, kelime tekrarları, asenans, ölçü, kafiye, redif)&lt;br /&gt;2) Şairler iç ahengi yakalayabilmek için söz sanatlarından, ses benzerliklerinden, redif ve kafiyeden yararlanmışlardır&lt;br /&gt;3) İşlenen temalar sıradan okurun anlayamayacağı karışıklıktadır.&lt;br /&gt;4) Şiirlerde şekil güzelliği arzulanmaktadır.&lt;br /&gt;5) Şiirlerde kullanılan kelimeler net ve açık olmamalıdır.&lt;br /&gt;6) Şiirde her türlü duygulanmaya imkan sağlayan muğlaklık olmalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Örneğin: Necip Fazıl ve Cahit Sıtkı’nın şiirleri kapalı şiirlerdir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2008138657881883803-5983344951798699845?l=elektronikokul.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://elektronikokul.blogspot.com/feeds/5983344951798699845/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://elektronikokul.blogspot.com/2009/04/oz-siir-anlayisini-surduren-siir.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2008138657881883803/posts/default/5983344951798699845'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2008138657881883803/posts/default/5983344951798699845'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://elektronikokul.blogspot.com/2009/04/oz-siir-anlayisini-surduren-siir.html' title='ÖZ ŞİİR ANLAYIŞINI SÜRDÜREN ŞİİR'/><author><name>Sanatçı</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2008138657881883803.post-8474830048250469194</id><published>2009-04-18T18:31:00.000+03:00</published><updated>2009-04-18T18:34:38.592+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Ödev'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Türkçe'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Ders Notları'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ÖSS'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Edebiyat'/><title type='text'>Beş Hececiler (FEHOY)</title><content type='html'>Ömer Seyfettin ve Ali Canip’in başlattığı Yeni Lisan ve Milli EDEBİYAT Cereyanı gittikçe güçlenmiş, birçok şair hece ölçüsüyle şiir söyleyerek bu edebiyata destek vermiştir. Faruk Nafiz Çamlıbel, Orhan Seyfi Orhon, Enis Behiç Koryürek, Yusuf Ziya Ortaç, Halit Fahri Ozansoy Beş Hececiler olarak anılmıştır. Adı geçen şairler ve bunlara benzer şiir yazanlar aslında milli bir edebiyat oluşturmaktan uzaktadırlar. Belki Anadolu ve oranın insanlarına sevgi duyuyorlardı fakat şiirlerinde milli edebiyatı sade dil, hece vezni ölçülerine indirgemekten ibaret saydıkları söylenebilir. Bunlar ayrıca Milli Edebiyatı Cumhuriye Dönemine bağlayan köprü vazifesi görmüşlerdir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sevgili öğrenciler Beş Hececiler'in isimlerini aklınızda tutmak için dilerseniz FEHOY formülünden yararlanabilirsiniz. FEHOY, şairlerimizin baş harfleridir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2008138657881883803-8474830048250469194?l=elektronikokul.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://elektronikokul.blogspot.com/feeds/8474830048250469194/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://elektronikokul.blogspot.com/2009/04/bes-hececiler-fehoy.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2008138657881883803/posts/default/8474830048250469194'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2008138657881883803/posts/default/8474830048250469194'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://elektronikokul.blogspot.com/2009/04/bes-hececiler-fehoy.html' title='Beş Hececiler (FEHOY)'/><author><name>Sanatçı</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2008138657881883803.post-695780479644762099</id><published>2009-04-15T12:40:00.000+03:00</published><updated>2009-04-15T13:02:23.642+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Yazılı Soruları'/><title type='text'>12. Sınıflar Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Yazılı Soruları ve Cevapları</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: center; font-weight: bold;"&gt;SORULAR&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;1. İslam dünyasında Kütübü Sitte adıyla meşhur olan kitapların isimleri nelerdir?&lt;br /&gt;2. Tasavvufi düşünce nedir? Amacını kısaca özetleyiniz.&lt;br /&gt;3. Tasavvufi düşüncenin oluşumuna etki eden sahabilerden bildiklerinizin adlarını yazınız.&lt;br /&gt;4. Tasavvufi düşüncenin 2. asırdan itibaren olgunlaşmasını sağlayan mutasavvuflardan bildiklerinizin adlarını yazınız.&lt;br /&gt;5. Allah - Varlık ilişkisinde, yaratılış konusunda tasavvufi anlayışı kısaca özetleyiniz.&lt;br /&gt;6. Varlıklar bize neyi işaret etmektedir? Varlıklar kime hizmet etmektedir? Kısaca özetleyiniz.&lt;br /&gt;7. Mevlana, Allah - İnsan ilişkisini Mesnevi'sinde hangi sembol ile anlatmaktadır? Kısaca yazınız.&lt;br /&gt;8. Şebiarus denince ne anlıyorsunuz? Yazınız.&lt;br /&gt;9. Boşlukları doldurunuz:&lt;br /&gt;İman bakımından mü'minlerin en olgunu, ailesine karşı ............ ve ............... gösteren ve .............. güzel olandır.&lt;br /&gt;10. Hacı Bektaşı Veli'nin eserinin adını yazarak, bu eserde hangi konular işlenmiştir kısaca yazınız?&lt;br /&gt;11. Hacı Bektaşı Veli' görüşlerini dört kapı, kırk makam prensibi ile açıklamaktadır, kısaca özetleyiniz.&lt;br /&gt;12. Yesevilik düşüncesinin kurucusu kimdir? Eserinin adını yazınız.&lt;br /&gt;13. Yesevilik düşüncesine göre erdemli olmak ne ile mümkündür? Açıklayınız.&lt;br /&gt;14. Yesevilik düşüncesine göre sağlıklı bir toplum oluşturmanın ve sosyal dayanışmayı gerçekleştirmenin temel şartları nelerdir?&lt;br /&gt;15. Mevlana'nın en önemli eserlerinin adlarını yazınız.&lt;br /&gt;16. Mevlevilik düşüncesine göre insan, örnek insan nasıl olur?&lt;br /&gt;17. Mevlevi dervişlerinin ney, kudum gibi çalgılar ve ilahiler eşliğinde kollarını iki yana açıp dönerek yaptıkları ayine ne denir?&lt;br /&gt;18. Tasavvufi düşüncede kişinin iç dünyasına eğilerek kendisini yanlışa ve kötüye sevk eden kötü duygulardan arınması için şahsiyet terbiyesi yapması ve benliğini arındırmaya çalışmasına ne denir?&lt;br /&gt;19. Kişinin işlemiş olduğu hata ve kusurlardan vazgeçmesi, bir daha onları işlemeyeceğine dair Allah'a söz vermesine ne denir?&lt;br /&gt;20. Kişinin söz ve davranışlarında dürüst olması, verilen söze uymayı ve güzel olan davranışlar sergilemesine ne denir?&lt;br /&gt;21. Peygamber Efendimizin yüce bir ahlak üzere olduğunu belirten ayetin anlamını yazınız.&lt;br /&gt;22. "Tasavvuf, ibadete ısrarla devam etmek, Alllah'a yönelmek, dünyanın süs ve aldatıcılığından yüz çevirmek, halkın sevdiği ve rağbet ettiği mal, servet ve şöhrete ilgi duymamaktır" diyen yazarın ve eserin adını yazınız.&lt;br /&gt;23. Mutasavvuf kime denir? Kısaca yazınız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;CEVAPLAR&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;1. Sahih-i Buhari, Sahih-i Müslim, Sünen-i Tirmizi, Sünen-i Ebu Davut, Sünen-i Nesei, Sünen-i İbni Mace.&lt;br /&gt;2. İslam'ın ahlak esasları üzerine yoğunlaşan düşünceye tasavvufi düşünce denir. Tasavvufi düşünce, islam dininin temel ilkeleri doğrultusunda nefsi arındırır ve kötülüklerden uzak durmayı amaç ediniz.&lt;br /&gt;3. Abdullah bin Mesud, Huzeyfe bin Yeman, Ebu'd-Derya, Ebu Musa Eş'ari.&lt;br /&gt;4. Ahmet Yesevi, Mevlana Celaleddin Rumi, Yunus Emre, İbn Arabi.&lt;br /&gt;5. Allah, hiçbir şeye ihtiyaç duymadan herşeyi "ol" emriyle yaratmıştır. Allah, tüm varlığın tek sahibi ve yöneticisidir.&lt;br /&gt;6. Varlıklar bize Allah'ın iradesini, hikmetini ve hücünü işaret eder, hem de insana hizmet eder.&lt;br /&gt;7. Ney sembolüyle anlatmaktadır. Ney, vatanı olan kamışlıktan koparıldığı için inlemektedir. Asıl vatanı cennettir.&lt;br /&gt;8. Mevlana'ya göre insan, dünyada gurbettedir. Ölünce asıl vatanına kavuşacaktır. Bu yüzden Mevlana, ölüm gününe şebiarus (kavuşma günü) demektedir.&lt;br /&gt;9. Şefkat, merhamet, ahlakı.&lt;br /&gt;10. En önemli eseri Makalat'tır. Bu eserde İslam'ın itikat, ibadet ve ahlak konularını işlemiştir.&lt;br /&gt;11. Dört kapı, kırk makam Hacı Bektaşı Veli'nin olgun insan olma ilkeleridir. Dört kapı, şeriat, tarikat, marifet ve hakikattır.&lt;br /&gt;12. Kurucusu Hoca Ahmet Yesevi'dir. En önemli eseri Divan-ı Hikmet'tir.&lt;br /&gt;13. Erdemli olmak isteyen kişi, kanaatkar olmalı, diğer insanları düşünmeli, faydasız şeylere vakit harcamamalı ve yalan söylememelidir.&lt;br /&gt;14. Yoksullara yardım etmek, komşularla iyi geçinmek, rızkı helal yollardan temin etmek.&lt;br /&gt;15. Mesnevi, Divan-ı Kebir.&lt;br /&gt;16. Örnek insan olmak için insan, güzel ahlak sahibi ve gönül dünyası zengin biri olmalıdır.&lt;br /&gt;17. Bu ayine sema denir.&lt;br /&gt;18. Seyrüsuluk.&lt;br /&gt;19. Tövbe.&lt;br /&gt;20. Doğruluk.&lt;br /&gt;21. "Şüphesiz sen yüce bir ahlak üzeresin".&lt;br /&gt;22. İbn Haldun - Mukaddime.&lt;br /&gt;23. Tsavvufu benimseyerek onu yaşam biçimi haline getirmiş kişilere mutasavvuf denir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2008138657881883803-695780479644762099?l=elektronikokul.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://elektronikokul.blogspot.com/feeds/695780479644762099/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://elektronikokul.blogspot.com/2009/04/12-snflar-din-kulturu-ve-ahlak-bilgisi.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2008138657881883803/posts/default/695780479644762099'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2008138657881883803/posts/default/695780479644762099'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://elektronikokul.blogspot.com/2009/04/12-snflar-din-kulturu-ve-ahlak-bilgisi.html' title='12. Sınıflar Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Yazılı Soruları ve Cevapları'/><author><name>Sanatçı</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2008138657881883803.post-6241913332931977381</id><published>2009-04-12T12:40:00.000+03:00</published><updated>2009-04-12T12:42:45.513+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Ders Notları'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Edebiyat'/><title type='text'>CUMHURİYET DÖNEMİNDE ÖĞRETİCİ METİNLER</title><content type='html'>&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;DENEME&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Yazarın herhangi bir konu üzerinde kesin yargı ve sonuçlara varmadan görüşlerini serbestçe anlattığı yazıalra denir. Deneme yazarı ispatlamaya çalışmaz. Sadece söylemekle yetinir. Başka insanları, başka sorunları anlatırken bile aslında hep kendinden hareket eder. Bu nedenle deneme öznel bir nitelik taşır.&lt;br /&gt;Ölüm, yaşama sevinci, arkadaşlık gibi insanı ilgilendiren her konuda yazılabilen bir tür olan denemede yazar sıcak ve içten bir anlatımı tercih eder. Deneme yazarının herhangi bir konuda uzman olması gerekmemekle birlikte deneyim ve birikimlerle zenginleşmiş bir düşünce dünyasına sahip olmayı gerektirir. İlk deneme yazarı. Montagine’dir.&lt;br /&gt;Bizde iste Nurullah Ataç başarılı bir deneme yazarıdır.&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;MAKALE&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Bilimsel, siyasal, ekonomik ve toplumsal konuları açıklayıcı ve yorumlayıcı niteliği olan gazete ve dergi yazılarına makale denir. Makaleler herhangi bir konuda bilgi vermek, bir gönüşüsavunmak amacıyla yazılır. Makalelerde kanıtlama amacı ve bilimsel bakış açısı vardır. Makalelerin mümkün olduğunca açık ve yalın bir dille yazılması gerekir. Söz oyunlarına ve mecazlara başvurulması makalelerin ciddiyetini ve kanıtlama gücünü azaltır. Makale yazarıörneklendirme,karşılaştırma, kanıt gösterme, sayısal verilerden yararlanma, tanımlama gibi yöntemlerden yararlanır.&lt;br /&gt;Edebiyatımızda ilk makale Şinasi tarafından yazılmış olup bu makale Tercuman-ı Ahval Gazetesi’nde yayımlanmıştır. Mukaddime.&lt;br /&gt;NAMIK KEMAL, PEYAMİ SAFA, FALİH RIFKI ATAY, HÜSEYİN CAHİT bu alanda eserler vermişlerdir.&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;GEZİ YAZISI&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Gezilip görülen yerlerde ilginç bulunan yanların sıcak bir dille anlatıldığı yazılardır. Yazar anlattığı yeri okuyucunun hayal gücünde canlandırması için betimlemelere ve açıklamalara sıkça başvurur. Böylelikle okuyucu o yerin doğal güzelliklerini, tarihi ve kültürel özelliklerini, orada yaşayanların gelenek ve göreneklerini anlar. Eskiden gezi yazılarına Seyahatname denirdi.  Dünya Edebiyatı’nın en önemli gezi yazıları arasında 13.yyda Marco Polo’nun Uzakdoğu İzlenimlerini içeren Seyahatnamesi ile 13yy da İbn-i Batuta’nın İslam Dünyası Gezilerini anlatan eseri önemlidir.&lt;br /&gt;Evliya Çelebi -&gt; Seyahatname&lt;br /&gt;Ahmet Haşim -&gt; Frankfurt Seyahatnamesi&lt;br /&gt;Reşat Nuri Güntekin -&gt; Anadolu Notları&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;ANI (HATIRA)&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Bir kişinin kendi başından geçen olayları merkeze alarak geçmişte yaşanan olaylarla ilgili tanıklıklarını anlattığı yazılara hatıra adı verilir. Anılar kişilerin belli bir zaman dilimine ait gözlem ve izlenimlerinin kağıda yansımış şeklidir. Anılar yaşanmakta olanları değil, yaşanmış olanları yansıtır. Türk Edebiyatı’nda Anı türünün ilk örneği&lt;br /&gt;Babürşah -&gt; Babürname&lt;br /&gt;Ahmet Rasim -&gt; Gezilerim, Falaka&lt;br /&gt;Halit Ziya Uşaklıgil -&gt; Kırk Yıl, Saray ve Ötesi&lt;br /&gt;Falih Rıfkı Atay -&gt; Çankaya ve Zeytin Dağı&lt;br /&gt;Yakup K. K. -&gt; Gençlik ve Edebiyat Hatıraları, Zoraki Diplomat&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;FIKRA&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Gazete ve dergilerde yayımlanan güncel, siyasal ve toplumsal sorunları ele alan yazılardır. Fıkralarda siyasal ve toplumsal olaylar ele alınırken belgelere ve kanıtlara aşırı şekilde yer verilmez. Makaleler gibi iddialı ve ispatlayıcı yönü fazla yoktur. Fıkra yazarı geniş halk kitlelerine seslendiği için yazısı anlaşılır olmalıdır. Sade bir dil kullanmalıdır. Fıkranın en önemli özelliği günü birlik yazılmasıdır.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2008138657881883803-6241913332931977381?l=elektronikokul.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://elektronikokul.blogspot.com/feeds/6241913332931977381/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://elektronikokul.blogspot.com/2009/04/cumhuriyet-doneminde-ogretici-metinler.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2008138657881883803/posts/default/6241913332931977381'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2008138657881883803/posts/default/6241913332931977381'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://elektronikokul.blogspot.com/2009/04/cumhuriyet-doneminde-ogretici-metinler.html' title='CUMHURİYET DÖNEMİNDE ÖĞRETİCİ METİNLER'/><author><name>Sanatçı</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2008138657881883803.post-237938454884589362</id><published>2009-04-11T21:53:00.000+03:00</published><updated>2009-04-11T21:54:08.857+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Edebiyat'/><title type='text'>REŞAT NURİ GÜNTEKİN</title><content type='html'>Asıl ününü Çalı Kuşu adlı romanı ile sağladı. Yazar, müfettişlik göreviyle, Anadolu’yu gezdiği için Anadolu insanını yakından tanımıştır. Eserlerinde Anadolu’daki hayatı ve toplumsal sorunları ele almış ve insanı insan çevre ilişkisiyle yansıtmıştır. Kullandığı dil oldukça sade ve yalındır.&lt;br /&gt;Romanları: Gizli El, Çalı Kuşu, Dudaktan Kalbe, Yaprak Dökümü, Akşam Güneşi, Bir Kadın Düşmanı, Yeşil Gece, Kızılcık Dalları&lt;br /&gt;Hikayeleri: Tanrı Misafiri, Leyla ile Mecnun&lt;br /&gt;Gezi Yazısı: Anadolu Notları&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2008138657881883803-237938454884589362?l=elektronikokul.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://elektronikokul.blogspot.com/feeds/237938454884589362/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://elektronikokul.blogspot.com/2009/04/resat-nuri-guntekin.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2008138657881883803/posts/default/237938454884589362'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2008138657881883803/posts/default/237938454884589362'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://elektronikokul.blogspot.com/2009/04/resat-nuri-guntekin.html' title='REŞAT NURİ GÜNTEKİN'/><author><name>Sanatçı</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2008138657881883803.post-3171604815172663339</id><published>2009-04-11T21:30:00.000+03:00</published><updated>2009-04-11T21:53:50.231+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Edebiyat'/><title type='text'>AHMET HAMDİ TANPINAR</title><content type='html'>Bütün eserlerinde zaman kavramı üzerinde durur. Batıdaki gelişmeleri yakından izlemiştir. Romanlarında doğu ve batı kültürlerinin kaynaştığı görüşür. Tanpınar’ın eserlerindeki gözlemleri düşünce ve hayallerle zenginleşir. Eserlerinde İstanbul sokaklarını, çarşılarını, tarihi güzelliklerini, mimari yapısını, savaş yıllarının sıkıntılarını işler. Tanpınar’da rüya kavramı da önemlidir. Şiirlerinde biçim olarak belli bir kalıba bağlı kalmamış fakat hece ölçüsünü kullanmıştır.&lt;br /&gt;Başlıca Eserleri: Huzur, Saatleri Ayarlama Enstitüsü&lt;br /&gt;Romanları: Feshanenin Dışındakiler, Mahur Beste.&lt;br /&gt;Hikayeleri: Abdullah Efendi’nin Rüyaları, Yaz Yağmuru&lt;br /&gt;Deneme, Eleştiri ve İnceleme Eserleri: Beş Şehir, Ondokuzuncu Asır Türk Edebiyatı Tarihi.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2008138657881883803-3171604815172663339?l=elektronikokul.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://elektronikokul.blogspot.com/feeds/3171604815172663339/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://elektronikokul.blogspot.com/2009/04/ahmet-hamdi-tanpinar.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2008138657881883803/posts/default/3171604815172663339'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2008138657881883803/posts/default/3171604815172663339'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://elektronikokul.blogspot.com/2009/04/ahmet-hamdi-tanpinar.html' title='AHMET HAMDİ TANPINAR'/><author><name>Sanatçı</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2008138657881883803.post-3811242870146252874</id><published>2009-04-09T00:05:00.001+03:00</published><updated>2009-04-09T00:05:29.585+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Fatma Özbey'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Ders Notları'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Biyoloji'/><title type='text'>ANAEROBİK SOLUNUM (Fermantasyon, Mayalanma, Oksijensiz Solunum)</title><content type='html'>Solunum: Organik bileşiklerdeki kimyasal bağ enerjisinin açığa çıkarılarak ATP molekülündeki kimyasal bağ enerjisine dönüştürülmesine solunum denir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Canlılarda inorganik maddeden organik madde üretme dışındaki tüm reaksiyonlarda solunumda üretilen ATP kullanılır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İki çeşit solunum vardır: Oksijenli ve Oksijensiz…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1)      Oksijensiz Solunum:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oksijen yokluğunda ya da azlığında organik molekülü (Karbonhidrat, yağ, protein) etil alkole (C2H5OH) ya da laktik aside kadar parçalayarak ATP elde edilmesi olayına “fermantasyon” denir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Glikozun fermantasyonu sonucu CO2 ve alkol açığa çıkar. Parçalanmada sitoplazmadaki enzimler aktiftir ve sitoplazmada gerçekleşir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bazı ökaryotlarda da ortamda yeterince O2 olmadığında enerji sağlamanın yoludur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O2 olmayan ortamda organik bileşikler CO2 ve H2O ya kadar parçalanmadıkları için ATP miktarı O2’li solunumda üretilenden daha azdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oksijensiz solunum iki aşamada gerçekleşir:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1)      Glikoliz:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Glikozun enzimler yardımıyla prüvat ya da prüvik aside kadar parçalanmasıdır. Enerji gereksinimi az olan canlılarda görülür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gerçekleştiği An:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1)      6 C’lu glikoz 2 ATP harcayarak aktif olur. Bu arada glikoz fruktozmonofosfata dönüşmüş olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2)      6 C’lu bileşiğin her iki yanına fosfat grubu bağlanmış olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3)      6 C’lu bileşik birer fosfat taşıyacak şekilde 3 C’lu iki bileşiğe ayrılır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4)      Bu 3C’lulardan bir tanesi PGAL (fosfogliseraldehit) diğeri ise dehidroksinasetonfosfattır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dehidroksinasetonfosfat PGAL’e dönüşebileceği için bu aşamadan sonra tüm tepkimeler 2 mol üzerinden yürür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;5)      NAD, ETS’nin elektron ve hidrojan tutan maddelerinden birisidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;NAD, hidrojan ve elektron tutar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;PGAL’den 2H alıp NADH2 olarak indirgenir. PGAL de ortamdan bir fosfat alıp DPGA’yı oluşturur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(Parantez içinde belirtmek isterizz ki biyoloji tıp ve benzeri meslek istemeyenler için çok gereksiz bir derstir. Buradan Milli Eğitim Bakanlığı’nı kınamak istiyoruz.)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2008138657881883803-3811242870146252874?l=elektronikokul.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://elektronikokul.blogspot.com/feeds/3811242870146252874/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://elektronikokul.blogspot.com/2009/04/anaerobik-solunum-fermantasyon.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2008138657881883803/posts/default/3811242870146252874'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2008138657881883803/posts/default/3811242870146252874'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://elektronikokul.blogspot.com/2009/04/anaerobik-solunum-fermantasyon.html' title='ANAEROBİK SOLUNUM (Fermantasyon, Mayalanma, Oksijensiz Solunum)'/><author><name>Sanatçı</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2008138657881883803.post-2144626884393939621</id><published>2009-04-09T00:03:00.000+03:00</published><updated>2009-04-09T00:04:46.491+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Ders Notları'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Biyoloji'/><title type='text'>ATP (Adenozin Tri Phosfat)</title><content type='html'>Besinlerdeki organik moleküllerin kimyasal bağlarına ayrılması sonucunda ortaya çıkar.&lt;br /&gt;İlk iki fosfat bağının enerjisi çok yüksektir. Fosfat grubu ayrılınca bir başka moleküle bağlanır. Böylece enerji de bu moleküle geçer.&lt;br /&gt;Fosforilasyon Yöntemleri:&lt;br /&gt;1) Substrat Düzeyinde Fosforilasyon (Glikoz ve Krepste)&lt;br /&gt;2) Oksidatif Fosforilasyon (O2’li Solunum ETS Kademesi)&lt;br /&gt;3) Fotofosforilasyon (Fotosentezin ışık devresinde olması)&lt;br /&gt;4) Kemofosforilasyon (Kemosentez)&lt;br /&gt;ATP Üretildiği Yerler:&lt;br /&gt;-Fermantasyon, (Aerobik solunum)&lt;br /&gt;-Oksijenli solunum,&lt;br /&gt;-Fotosentez,&lt;br /&gt;-Kemosentez&lt;br /&gt;ATP Tüketilen Yerler:&lt;br /&gt;-Fermantasyon,&lt;br /&gt;-Oksijenli Solunum,&lt;br /&gt;-Fotosentez,&lt;br /&gt;-Kemosentez.&lt;br /&gt;-Protein Sentezi,&lt;br /&gt;-Hücre Bölünmesi.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2008138657881883803-2144626884393939621?l=elektronikokul.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://elektronikokul.blogspot.com/feeds/2144626884393939621/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://elektronikokul.blogspot.com/2009/04/atp-adenozin-tri-phosfat.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2008138657881883803/posts/default/2144626884393939621'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2008138657881883803/posts/default/2144626884393939621'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://elektronikokul.blogspot.com/2009/04/atp-adenozin-tri-phosfat.html' title='ATP (Adenozin Tri Phosfat)'/><author><name>Sanatçı</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2008138657881883803.post-5634117519243756112</id><published>2009-04-08T23:42:00.001+03:00</published><updated>2009-04-08T23:42:33.028+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Ders Notları'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Biyoloji'/><title type='text'>Enerji Çeşitleri</title><content type='html'>1) Isı  Enerjisi&lt;br /&gt;Dışarıya verilen ısı vücut ısısını oluşturur ve buna entalpi denir. Bir canlı sisteminde dışarıya verilen ısı miktarı (entalpi) ne kadar azsa verim o kadar yüksektir. Gelişmiş organizmalarda entalpi minimumdur. Çünkü çevreye ısı verilir.&lt;br /&gt;Isı Alıp Vermesine Göre Tepkime Çeşitleri&lt;br /&gt;Ekzergonik:&lt;br /&gt;-ATP elde edilen tepkimedir,&lt;br /&gt;-Madde yıkılır,&lt;br /&gt;-O2’li O2’siz ATP-&gt;ADP+P,&lt;br /&gt;Endergonik:&lt;br /&gt;-ATP (enerji) harcanır,&lt;br /&gt;-Biyosentez tepkimeleridir.&lt;br /&gt;-ADP+P-&gt;ATP&lt;br /&gt;2) Işık Enerjisi&lt;br /&gt;En uzun dalga boylu ışık kırmızı, en kısa dalga boylu ışık ise mordur. Kısa dalga boylu ışıkların enerjisi en yüksektir.&lt;br /&gt;Klorofil molekülü en çok kırmızı, mavi-mor ışığı absorbe eder (emer). Bu yüzden fotosentez bu ışıklarda gerçekleşir.&lt;br /&gt;Işık hem fotosentez hem de klorofil yapabilmesi için mutlaka gereklidir.&lt;br /&gt;3) Kimyasal Bağ Enerjisi&lt;br /&gt;İki atomu ya da molekülü bir arada tutan bağ kimyasal bağdır. Bağ oluşurken atomlar da enerjinin bir kısmı açığa çıkar ve başka bir enerjiye dönüşüp kullanılır.&lt;br /&gt;Bağı yapmak için gereken enerji, yıkmak için gereken enerjiye eşittir.&lt;br /&gt;Bilinen en yüksek kimyasal bağ enerjisine sahip molekül ATP’dir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2008138657881883803-5634117519243756112?l=elektronikokul.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://elektronikokul.blogspot.com/feeds/5634117519243756112/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://elektronikokul.blogspot.com/2009/04/enerji-cesitleri.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2008138657881883803/posts/default/5634117519243756112'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2008138657881883803/posts/default/5634117519243756112'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://elektronikokul.blogspot.com/2009/04/enerji-cesitleri.html' title='Enerji Çeşitleri'/><author><name>Sanatçı</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2008138657881883803.post-4562091060578893842</id><published>2009-04-08T23:33:00.001+03:00</published><updated>2009-04-08T23:33:48.013+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Ders Notları'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Biyoloji'/><title type='text'>Enerji Dönüşümü</title><content type='html'>Canlılığın devamı için enerji mutlaka gereklidir ve güneş enerjisi dışındaki tüm enerji kaynakları dönüşüm halindedir. Üstelik güneş enerjisi tek yönlü olan enerji kaynağıdır. Bir canlının iş yapabilme yeteneğine enerji denir.&lt;br /&gt;1) Güneşin ışık enerjisi yeşil bitkilerce fotosentezle organik bileşiklerdeki kimyasal bağ enerjisine dönüştürülür.&lt;br /&gt;2) Bu kimyasal bağ enerjisi solunumla daha yüksek enerjiye sahip olan fosfat bağına dönüşür.&lt;br /&gt;3) Bu enerji hücrenin tam faaliyetlerinde kullanılır.&lt;br /&gt;4) Bu dönüşümler sırasında hücrenin kullandığı bir miktar enerji çevreye ısı olarak verilir.&lt;br /&gt;5) Bitkilerde mitokondri, kloroplast, hayvanlarda mitokondri enerji dönüştürücüleridir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2008138657881883803-4562091060578893842?l=elektronikokul.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://elektronikokul.blogspot.com/feeds/4562091060578893842/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://elektronikokul.blogspot.com/2009/04/enerji-donusumu.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2008138657881883803/posts/default/4562091060578893842'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2008138657881883803/posts/default/4562091060578893842'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://elektronikokul.blogspot.com/2009/04/enerji-donusumu.html' title='Enerji Dönüşümü'/><author><name>Sanatçı</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2008138657881883803.post-8007328796766396575</id><published>2009-04-08T23:17:00.000+03:00</published><updated>2009-04-08T23:19:08.948+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Türkçe'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Ders Notları'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Edebiyat'/><title type='text'>Cumhuriyet Dönemi Türk Edebiyatı</title><content type='html'>Cumhuriyetin ilan edilmesi ile başlamıştır. (29 EKİM 1923) Bu dönemde oluşan edebiyata Cumhuriyet Dönemi Türk Edebiyatı Denir. Bu Dönemin genel özellikleri şunlardır;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1) Bu dönemi Milli Edebiyat’tan kesin sınırlarla ayırmamız zordur. Çünkü Milli Edebiyat sanatçıları Cumhuriyet’in ilk yıllarında en önemli eserlerini vermişti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Örneğin; Yakup Kadri Karaosmanoğlu, Halide Edip Adıvar, Reşat Nuri Güntekin, Refik Halit Koray…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2) Cumhuriyet’in ilanı ile ve yapılan devrimlerle Türk Aydını bir siyasi değişim yaşamıştır. Latin harflerinin kabulü, eski yazı ve yeni yazı kargaşasının yaşandığı bir ortamda Cumhuriyet Dönemi Türk Edebiyatı başlamıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3) Bu edebiyatın temelinde İstiklal Savaşı ve Atatürk devrimleri vardır. İster şiir, ister roman olsun çoğu eser bu iki konu ile doğrudan veya dolaylı yoldan irtibatlıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4) Milli Edebiyat ile başlayan halka inme ve Anadolu’yu tanıma çabası, Cumhuriyet’in ana ilkesi olmuş, Türk halkının her kesimi edebiyata girmiştir. Artık edebiyat İstanbul’un sınırlarını tamamen aşmıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;5) Eserlerde yalın, anlaşılır bir dil kullanılmıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;6) Yazar ve şairlerin birçoğu Anadolu’ya yönelmiş, halkın günlük yaşantısını toplmsal sıkıntısınI Anadolu’nun doğan güzelliklerini halk bilimini eserlerinde işlemişlerdir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;7) 1940 yılına kadar Ahmet Haşim ve Yahya Kemal’in dışında şairlerin çoğu şiirlerini hece ölçüsüyle yazmışlardır. 1940 yılından sonra serbest şiirler de yazılmıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;8) Konular gerçekçi bir anlayışla ele alınmıştır&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;9) Bu dönem şiirinde halk şiirinin biçim ve içerik özelliklerinden yararlanılmıştır. Daha çok Anadolu coğrafyası halkı, ulusal duygular gibi konu ve temalar işlenmiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;10) Tiyatroda daha çok sosyal, psikolojik konular ve köy hayatına ağırlık verilmiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;11) Edebiyat tarihi, eleştiri, deneme, gezi yazısı, hatıra gibi alanlarda eserler verilmiş. Gazetecilikte önemli gelişmeler olmuştur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;12) Memleketçilik, Mistik Akım, Yedi Meş’aleciler, Beş Hececiler, Birinci Yeni (Garipçiler), İkinci Yeni, Hisarcılar gibi bazı yönelişlerde gruplar ortaya çıkmıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;13) Şiirde Necip Fazıl Kısakürek’in, romanda ise Peyami Safa’nın temsil ettiği akıma Mistik Akım denir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2008138657881883803-8007328796766396575?l=elektronikokul.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://elektronikokul.blogspot.com/feeds/8007328796766396575/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://elektronikokul.blogspot.com/2009/04/cumhuriyet-donemi-turk-edebiyat.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2008138657881883803/posts/default/8007328796766396575'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2008138657881883803/posts/default/8007328796766396575'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://elektronikokul.blogspot.com/2009/04/cumhuriyet-donemi-turk-edebiyat.html' title='Cumhuriyet Dönemi Türk Edebiyatı'/><author><name>Sanatçı</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2008138657881883803.post-8548006495474352548</id><published>2009-04-05T16:04:00.000+03:00</published><updated>2009-04-05T16:08:39.476+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Ödev'/><title type='text'>Aristo'nun Kütle Çekim Kanunu İle İlgili Yaptığı Çalışmalar</title><content type='html'>Aristo, bir cismin çabuk düşmesinin ağırlığıyla doğru olduğunu düşünüyordu. Ancak böyle değildi. Tamam ağırlık önemli bir faktör fakat hava sürtünmesi de önemli bir faktör. Aristo Yunan bir filozoftu. Deneyden uzaktı. Düşünerek yorumlardı.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2008138657881883803-8548006495474352548?l=elektronikokul.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://elektronikokul.blogspot.com/feeds/8548006495474352548/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://elektronikokul.blogspot.com/2009/04/aristonun-kutle-cekim-kanunu-ile-ilgili.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2008138657881883803/posts/default/8548006495474352548'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2008138657881883803/posts/default/8548006495474352548'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://elektronikokul.blogspot.com/2009/04/aristonun-kutle-cekim-kanunu-ile-ilgili.html' title='Aristo&apos;nun Kütle Çekim Kanunu İle İlgili Yaptığı Çalışmalar'/><author><name>Sanatçı</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2008138657881883803.post-5600272034290202003</id><published>2009-04-05T01:52:00.000+03:00</published><updated>2009-04-05T01:54:17.090+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Ödev'/><title type='text'>Cam nasıl yapılır? Cam yapılırken hangi aşamalardan geçer? Hangi meslek grupları cam ile uğraşır?</title><content type='html'>Cam yapmak için beyaz kum kullanılır. Bu kum iyice elenip temizlendikten sonra 2000 derecelik fırında güzelce eritilir. Yaklaşık altı saat eritildikten sonra sıvı kıvamda bir madde oluşur. Bu donduğunda cam meydana gelir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2008138657881883803-5600272034290202003?l=elektronikokul.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://elektronikokul.blogspot.com/feeds/5600272034290202003/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://elektronikokul.blogspot.com/2009/04/cam-nasl-yaplr-cam-yaplrken-hangi.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2008138657881883803/posts/default/5600272034290202003'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2008138657881883803/posts/default/5600272034290202003'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://elektronikokul.blogspot.com/2009/04/cam-nasl-yaplr-cam-yaplrken-hangi.html' title='Cam nasıl yapılır? Cam yapılırken hangi aşamalardan geçer? Hangi meslek grupları cam ile uğraşır?'/><author><name>Sanatçı</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2008138657881883803.post-8860666361780139422</id><published>2009-04-05T01:49:00.000+03:00</published><updated>2009-04-05T01:51:17.537+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Ödev'/><title type='text'>İnsan Kulağının Duyamadığı Titreşimleri Duyabilen Hayvanlar</title><content type='html'>Bilindiği gibi yarasaların gözleri görememektedir. Buna rağmen kulakları neredeyse mükemmel duyar. Yarasalar uçarken yönlerini duyarak bulurlar. Çıkardığı sesler bir yere çarpıp geri döndüğünde yönlerini değiştirirler, böylelikle çarpmazlar.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2008138657881883803-8860666361780139422?l=elektronikokul.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://elektronikokul.blogspot.com/feeds/8860666361780139422/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://elektronikokul.blogspot.com/2009/04/insan-kulagnn-duyamadg-titresimleri.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2008138657881883803/posts/default/8860666361780139422'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2008138657881883803/posts/default/8860666361780139422'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://elektronikokul.blogspot.com/2009/04/insan-kulagnn-duyamadg-titresimleri.html' title='İnsan Kulağının Duyamadığı Titreşimleri Duyabilen Hayvanlar'/><author><name>Sanatçı</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2008138657881883803.post-4376002932113472843</id><published>2009-04-05T01:42:00.000+03:00</published><updated>2009-04-05T01:47:34.387+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Ödev'/><title type='text'>Türkiye'nin Birinci (1.) ve İkinci (2.) Başbakanı</title><content type='html'>Türkiye Cumhuriyeti'nin birinci yani ilk başbakanı Mustafa İsmet İnönü'dür. İkinci Başbakan ise Ali Fethi Bey'dir. Her ikisi de CHP (Cumhuriyet Halk Partisi) mensubudur.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2008138657881883803-4376002932113472843?l=elektronikokul.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://elektronikokul.blogspot.com/feeds/4376002932113472843/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://elektronikokul.blogspot.com/2009/04/turkiyenin-birinci-1-ve-ikinci-2.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2008138657881883803/posts/default/4376002932113472843'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2008138657881883803/posts/default/4376002932113472843'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://elektronikokul.blogspot.com/2009/04/turkiyenin-birinci-1-ve-ikinci-2.html' title='Türkiye&apos;nin Birinci (1.) ve İkinci (2.) Başbakanı'/><author><name>Sanatçı</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2008138657881883803.post-5855966867176935810</id><published>2009-04-05T01:39:00.000+03:00</published><updated>2009-04-05T01:42:19.817+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Ödev'/><title type='text'>Kaçak Yapılaşma Nasıl Önlenir? Nedenleri Nelerdir?</title><content type='html'>Kaçak yapılaşmanın en büyük sebebi kişilerin ekonomik durumlarının olmamasıdır. Öte yandan Belediye Başkanları seçim zamanları kaçak yapılara göz yumarak halktan oy toplayacağını düşünmektedir. Devlete ait olan alanlara yapılan gecekondular hem yapan kişi için hem de çevre için oldukça kötü sonuçlar doğurur. Yol, su, elektrik gibi faktörlerden yararlanamaz...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2008138657881883803-5855966867176935810?l=elektronikokul.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://elektronikokul.blogspot.com/feeds/5855966867176935810/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://elektronikokul.blogspot.com/2009/04/kacak-yaplasma-nasl-onlenir-nedenleri.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2008138657881883803/posts/default/5855966867176935810'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2008138657881883803/posts/default/5855966867176935810'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://elektronikokul.blogspot.com/2009/04/kacak-yaplasma-nasl-onlenir-nedenleri.html' title='Kaçak Yapılaşma Nasıl Önlenir? Nedenleri Nelerdir?'/><author><name>Sanatçı</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2008138657881883803.post-8122915335566550601</id><published>2009-03-23T20:42:00.000+02:00</published><updated>2009-03-23T20:47:20.241+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Ödev'/><title type='text'>Güneş'e çıplak gözle bakmak neden sakıncalıdır?</title><content type='html'>Güneş'e çıplak gözle bakmak sakıncalıdır çünkü gözümüz vücudumuzun en hassas organlarının başında gelir. Güneşten çıkan ultraviyole ışınların direk gözümüze gelmesi durumunda telafisi mümkün olmayan hasarlar bırakabilir. Ultraviyole ışığa mağruz kaldığınızda gözünüze yum kaçmış gibi bir his yaratır, damar çatlamasına sebebiyet verir. Özellikle göz hassasiyeti bulunan kişilerin ve daha önceden göz ameliyatı olmuş kişilerin &lt;u&gt;kesinlikle&lt;/u&gt; bir anlık dahi olsa güneşe çıplak gözle bakmaları çok büyük hasarlara yol açar.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2008138657881883803-8122915335566550601?l=elektronikokul.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://elektronikokul.blogspot.com/feeds/8122915335566550601/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://elektronikokul.blogspot.com/2009/03/gunese-cplak-gozle-bakmak-neden.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2008138657881883803/posts/default/8122915335566550601'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2008138657881883803/posts/default/8122915335566550601'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://elektronikokul.blogspot.com/2009/03/gunese-cplak-gozle-bakmak-neden.html' title='Güneş&apos;e çıplak gözle bakmak neden sakıncalıdır?'/><author><name>Sanatçı</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2008138657881883803.post-469588311489160381</id><published>2009-03-21T15:16:00.000+02:00</published><updated>2009-03-21T15:24:28.262+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Ödev'/><title type='text'>Coğrafi keşifler yapılmamış olsaydı Türkiye’nin dünya jeopolitiğindeki yeri nasıl olurdu?</title><content type='html'>Eğer coğrafi keşifler yapılmamış olsaydı Türkiye, konumu itirabariyle dünyanın en önemli ülkesi olurdu. Asya ve Avrupa'yı birbirine bağlayan ülkemiz Dünya'nın en zengin ülkelerinden biri olurdu. Avrupalılar, Osmanlı Devleti'nin elinde bulunan Baharat Yolu'nu kullanmak istemedikleri için başka yollar aramaya başladılar. Bu sırada istemeyerek de olsa coğrafi keşiflere imza attılar. Yeni yollar, yeni kıtalar bulunmasıyla ülkemiz eski önemini kaybetti. Eskisi kadar olmasa da hâlâ dünya üzerinde önemli bir konuma sahibiz.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2008138657881883803-469588311489160381?l=elektronikokul.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://elektronikokul.blogspot.com/feeds/469588311489160381/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://elektronikokul.blogspot.com/2009/03/cografi-kesifler-yaplmams-olsayd.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2008138657881883803/posts/default/469588311489160381'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2008138657881883803/posts/default/469588311489160381'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://elektronikokul.blogspot.com/2009/03/cografi-kesifler-yaplmams-olsayd.html' title='Coğrafi keşifler yapılmamış olsaydı Türkiye’nin dünya jeopolitiğindeki yeri nasıl olurdu?'/><author><name>Sanatçı</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2008138657881883803.post-1163528753088304919</id><published>2009-03-20T17:22:00.000+02:00</published><updated>2009-03-20T17:28:54.684+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Ödev'/><title type='text'>Sabah nasıl olur?</title><content type='html'>Bilindiği gibi Dünya, Güneş'in etrafında dönmektedir, bir tam turunu yaklaşık olarak 365 gün 6 saatte tamamlar. Dünya ayrıca kendi ekseni etrafında da dönmektedir. Olduğu yerde batıdan doğuya doğru dönmektedir. Kendi ekseni etrafındaki dönüşünü de bir günde yani 24 saatte tamamlar. Güneş'in saçtığı ışık sayesinde Dünya aydınlanır. Dünya'nın Güneş'e dönük olan kısmı gündüz, güneş almayan arka kısmı ise gece olur. Kuzey Yarımküre'de yılın iki günü gece ve gündüz süreleri eşit olur. 12 Mart ve 23 Eylül'de gece ve gündüz eşit olur. Buna ekinoks adı verilir. En uzun gündüz 21 Haziran, En kısa gündüz ise 21 Aralık'ta yaşanır.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2008138657881883803-1163528753088304919?l=elektronikokul.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://elektronikokul.blogspot.com/feeds/1163528753088304919/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://elektronikokul.blogspot.com/2009/03/sabah-nasl-olur.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2008138657881883803/posts/default/1163528753088304919'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2008138657881883803/posts/default/1163528753088304919'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://elektronikokul.blogspot.com/2009/03/sabah-nasl-olur.html' title='Sabah nasıl olur?'/><author><name>Sanatçı</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2008138657881883803.post-3839583380200253178</id><published>2009-03-16T20:09:00.001+02:00</published><updated>2009-03-16T20:11:10.930+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Ödev'/><title type='text'>Ağaçların Hayatımızdaki Yeri ve Önemi</title><content type='html'>Ağaçlar, hayatımızda çok büyük bir öneme sahiptir. Ağaçlar doğanın can damarıdır. Ağaçlar insanların kullanmadığı karbondioksiti alır oksijene çevirir. Böylelikle havayı temizlemiş olurlar. Ağaç olmayan bir bölgedeki hava, ağaçlı bir bölgedeki havaya kıyasla kat kat daha kirlidir. Ağaçlı bölgede nefes aldığınızda içinize ferahlık gelir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2008138657881883803-3839583380200253178?l=elektronikokul.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://elektronikokul.blogspot.com/feeds/3839583380200253178/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://elektronikokul.blogspot.com/2009/03/agaclarn-hayatmzdaki-yeri-ve-onemi.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2008138657881883803/posts/default/3839583380200253178'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2008138657881883803/posts/default/3839583380200253178'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://elektronikokul.blogspot.com/2009/03/agaclarn-hayatmzdaki-yeri-ve-onemi.html' title='Ağaçların Hayatımızdaki Yeri ve Önemi'/><author><name>Sanatçı</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2008138657881883803.post-852251967315000994</id><published>2009-03-16T20:05:00.000+02:00</published><updated>2009-03-16T20:07:23.669+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Ödev'/><title type='text'>Yurdumuzun hangi bölgelerinde ormanlık alanlar daha geniş yer kaplar</title><content type='html'>Genellikle yurdumuzun Karadeniz bölgesinde ormanlık alanlar diğer bölgelere oranla daha geniş yer kaplamaktadır. Bunun sebebi bölgenin coğrafi şekli ve bölgesel iklimidir. Ormanlar yağmuru seven bitki örtüsüdür. Karadeniz bölgesinin karakteristik iklimi gereği yurdumuzda hemen hemen her mevsim yağış alır. Karadeniz bölgesinin doğal bitki örtüsü Ormanlar'dır. Büyük bir bölümünü ormanlar kaplar.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2008138657881883803-852251967315000994?l=elektronikokul.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://elektronikokul.blogspot.com/feeds/852251967315000994/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://elektronikokul.blogspot.com/2009/03/yurdumuzun-hangi-bolgelerinde-ormanlk.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2008138657881883803/posts/default/852251967315000994'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2008138657881883803/posts/default/852251967315000994'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://elektronikokul.blogspot.com/2009/03/yurdumuzun-hangi-bolgelerinde-ormanlk.html' title='Yurdumuzun hangi bölgelerinde ormanlık alanlar daha geniş yer kaplar'/><author><name>Sanatçı</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2008138657881883803.post-1494441152380746183</id><published>2009-03-16T19:51:00.001+02:00</published><updated>2009-03-16T19:54:43.731+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Ödev'/><title type='text'>Bilinçsiz Kentleşmenin Ortaya Çıkardığı Sorunlar</title><content type='html'>Bilinçsiz kentleşme pekçok sorunu da beraberinde getirir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bilinçsiz kentleşme yapılan bir bölgede;&lt;ul&gt;&lt;li&gt;Yeşil alan sayısı hızla azalır,&lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;&lt;ul&gt;&lt;li&gt;İnsan sağlığı olumsuz etkilenir,&lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;&lt;ul&gt;&lt;li&gt;Altyapı problemleri yaşanır,&lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;&lt;ul&gt;&lt;li&gt;Göze hoş gelmeyen bir görünüş ortaya çıkar.&lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;Sevgili çocuklar, hepinize derslerinizde başarılar diliyoruz...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2008138657881883803-1494441152380746183?l=elektronikokul.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://elektronikokul.blogspot.com/feeds/1494441152380746183/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://elektronikokul.blogspot.com/2009/03/bilincsiz-kentlesmenin-ortaya-ckardg.html#comment-form' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2008138657881883803/posts/default/1494441152380746183'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2008138657881883803/posts/default/1494441152380746183'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://elektronikokul.blogspot.com/2009/03/bilincsiz-kentlesmenin-ortaya-ckardg.html' title='Bilinçsiz Kentleşmenin Ortaya Çıkardığı Sorunlar'/><author><name>Sanatçı</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2008138657881883803.post-8178187542401302546</id><published>2009-03-15T20:28:00.000+02:00</published><updated>2009-03-15T20:32:05.696+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Ödev'/><title type='text'>Kalp ve Damar Sağlığını Korumak Amacıyla Yapılabilecekler</title><content type='html'>Kalp ve damar sağlığımızı korumak için yapacağımız en iyi şey hayvansal yağlı besinlerden kaçınmaktır. Öte yandan düzenli spor yapmak da çok önemlidir. Dengeli beslenmeli uyku düzenini iyi ayarlamalıyız. Uzun süre hareketsiz kalmamalı, altı ayda bir düzenli check-up yaptırmalıyız. Yediklerimizde dikkat etmeliyiz. Çevremizdeki kişileri bu konuda uyarmalıyız. Fastfood olarak tabir edilen hazır yiyeceklerden kaçınmalı, evde annemizin yaptığı doğal ve lezzetli yemeklerden afiyetle yemeliyiz.&lt;br /&gt;Derslerinizde başarılar dileriz...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2008138657881883803-8178187542401302546?l=elektronikokul.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://elektronikokul.blogspot.com/feeds/8178187542401302546/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://elektronikokul.blogspot.com/2009/03/kalp-ve-damar-saglgn-korumak-amacyla.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2008138657881883803/posts/default/8178187542401302546'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2008138657881883803/posts/default/8178187542401302546'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://elektronikokul.blogspot.com/2009/03/kalp-ve-damar-saglgn-korumak-amacyla.html' title='Kalp ve Damar Sağlığını Korumak Amacıyla Yapılabilecekler'/><author><name>Sanatçı</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2008138657881883803.post-372560588487115642</id><published>2009-03-15T20:18:00.000+02:00</published><updated>2009-03-15T20:23:25.199+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Ödev'/><title type='text'>Çevremizdeki Ses Kirliliğini Azaltmak İçin Alınabilecek önlemler</title><content type='html'>Çevremizdeki ses kirliliğini azaltmak için pekçok önlem alabiliriz. Kaliteli ev aletleri kullanmalıyız. Kalitesiz ev aletleri çok ses çıkararak ses kirliliğine yol açar. Ayrıca belediyelerin yaptığı kazı çalışmaları ve çevremizdeki inşaat çalışmaları da ses kirliliğinin önemli etkenlerindendir. Dışarıdan gelen ses kirliliğine karşı alınabilecek en önemli önlem ise pencerelerimizin ses yalıtımlı olmasıdır. PVC pencereler (halk arasında pimapen diye adlandırılır) bu konuda oldukça başarılıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Derslerinizde başarılar dileriz...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2008138657881883803-372560588487115642?l=elektronikokul.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://elektronikokul.blogspot.com/feeds/372560588487115642/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://elektronikokul.blogspot.com/2009/03/cevremizdeki-ses-kirliligini-azaltmak.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2008138657881883803/posts/default/372560588487115642'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2008138657881883803/posts/default/372560588487115642'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://elektronikokul.blogspot.com/2009/03/cevremizdeki-ses-kirliligini-azaltmak.html' title='Çevremizdeki Ses Kirliliğini Azaltmak İçin Alınabilecek önlemler'/><author><name>Sanatçı</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2008138657881883803.post-625011656397562084</id><published>2009-03-15T16:31:00.000+02:00</published><updated>2009-03-15T16:42:24.597+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Ödev'/><title type='text'>Ses Kirliliğinin İnsan Sağlığı Üzerindeki Olumsuz Etkileri</title><content type='html'>Ses kirlilğinin insanlar üzerindeki olumsuz etkileri saymakla bitmez. Fiziksel, fizyolojik, psikolojik, performans seviyesinde pek çok etkisi vardır. Devamını aşağıdaki indir butonuna tıklayarak indirebilirsiniz. Derslerinizde başarılar dileriz.&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;a href="http://sites.google.com/site/elektronikokul/Home/seskirliligi.doc" rel="nofollow"&gt;İNDİR&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2008138657881883803-625011656397562084?l=elektronikokul.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://elektronikokul.blogspot.com/feeds/625011656397562084/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://elektronikokul.blogspot.com/2009/03/ses-kirliliginin-insan-saglg-uzerindeki.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2008138657881883803/posts/default/625011656397562084'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2008138657881883803/posts/default/625011656397562084'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://elektronikokul.blogspot.com/2009/03/ses-kirliliginin-insan-saglg-uzerindeki.html' title='Ses Kirliliğinin İnsan Sağlığı Üzerindeki Olumsuz Etkileri'/><author><name>Sanatçı</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2008138657881883803.post-5994975852269120069</id><published>2009-03-14T22:48:00.000+02:00</published><updated>2009-03-14T23:42:45.119+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Televizyon'/><title type='text'>Gönül Tunç</title><content type='html'>&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; width: 320px; height: 240px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_1q9UtmUnK_U/SbwkJxG5i0I/AAAAAAAAAEc/Sd4hkKK8YcE/s320/140320091291.jpg" alt="Gönül Tunç" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5313161410610039618" border="0" /&gt;Bugün canlı olarak yayınlanan 50 Sarışın programında Amerika Birleşik Devletleri'nin Dışişleri Bakanı'nın Obama olduğunu söyleyen kişidir.&lt;br /&gt;İsmi Gönül Tunç'tur.&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Turk Dil Kurumu'na göre Gönül:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Sevgi, istek, düşünüş, anma, hatır vb. kalpte oluşan duyguların kaynağı.&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Hayat Ansiklopedisi'ne göre Tunç:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Bakırla kalayın alaşımıdır. Bronz da denir. Çok eski çağlardan beri bilinir. Önce potalarda veya fırınlarda bakır eritilir. İçine kalay katılır. Üzeri kömür tozu ile kapatılır. Mekanik özellikleri ve kullanıldıkları yere göre çeşitlere ayrılır. Başlıcaları  şunlardır:&lt;br /&gt;Çekilebilen Tunç: İçinde yüzde 0,5-10 oranında kalay bulunur. Sürtünmeye karşı dayanıklıdır. Telefon tellerinin yapımında kullanılır. Yay yapmaya yarar.&lt;br /&gt;Mekanik Tunç: Yüzde 13 oranında kalaylı olanlar eskiden top yapımında kullanılırdı. Bugün de makine dişlileri ve çarklar yapmaya yarar. Yüzde 13-20 oranında kalayla karışmış antifriksiyon alaşımları sürtünmeye dayanıklı parçaların yapımına yarar.&lt;br /&gt;Tınlayan Tunç: İçinde yüzde 18-30 oranında kalay bulunur. Su verilerek işlenir, sonra tavlanır. Çan, çıngırak, zil yapmaya yarar. Süs işlerinde kullanılan tunçların bileşimlerinde ise dökümü kolaylaştırmak için çinko katılır.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2008138657881883803-5994975852269120069?l=elektronikokul.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://elektronikokul.blogspot.com/feeds/5994975852269120069/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://elektronikokul.blogspot.com/2009/03/gonul-tunc.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2008138657881883803/posts/default/5994975852269120069'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2008138657881883803/posts/default/5994975852269120069'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://elektronikokul.blogspot.com/2009/03/gonul-tunc.html' title='Gönül Tunç'/><author><name>Sanatçı</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_1q9UtmUnK_U/SbwkJxG5i0I/AAAAAAAAAEc/Sd4hkKK8YcE/s72-c/140320091291.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2008138657881883803.post-870672243043939946</id><published>2009-03-08T01:01:00.000+02:00</published><updated>2009-03-08T01:05:01.780+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Fen Bilgisi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Fatma Özbey'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Genetik'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Biyoloji'/><title type='text'>Kan grubumuz nasıl belirleniyor?</title><content type='html'>Damarlarımızda dolaşan kan, yaşam kaynağımız. Kanın en önemli görevleri arasında, vücudumuzun her köşesine besin ve oksijen taşımak yer alıyor. Ayrıca hücrelerden çıkan karbondioksit ve diğer bazı zararlı atıklar da, yine kan dolaşımı sayesinde vücuttan uzaklaştırılmak üzere akciğer, böbrek, karaciğer gibi organlara taşınıyor. Kan dolaşımı, bağışıklık sistemi hücrelerinin ve hormonların taşınmasından, vücudun sıvı dengesinin sağlanmasına ve sıcaklığın ayarlanmasına kadar yaşamımızın devamı açısından önemli birçok görevi de üstleniyor. Bu nedenle, kan hücrelerinin sağlığını tehlikeye sokan hastalıklarda ve vücuttaki kan miktarının azalmasına yol açan yaralanmalarda yapılacak kan nakli, hastalar açısından yaşamsal önem taşıyor. Ancak hepimizin kanı aynı renk ve görünümde olmasına karşın, aslında insanlarda dört farklı kan grubu var. Kan grubumuz, hangi kan grubundan olan kişilerden kan alıp, hangilerine kan verebileceğimizi belirliyor. Peki, bu kan grubunun ne olduğunu, nasıl belirlendiğini ve farklı kan grupları arasında nasıl bir ilişki olduğunu hiç merak ettiniz mi?&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Genler Neler Yapıyor?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;19001ü yılların başında Kari Landsteiner'ın ortaya koyduğu ve hâlâ kullanılan sınıflandırmaya göre, insanlarda 0, A, B ve AB olmak üzere dört farklı kan grubu var. Bu gruplar, hangi kan grubuna&lt;br /&gt;sahip insanlara kan verebileceğimizi ya da hangi gruplardan kan alabileceğinizi belirliyor. Kan grubumuz, anne ve babamız tarafından bize aktarılan birer kan grubu geni tarafından belirleniyor. Yani hepimizde bir çift kan grubu geni bulunuyor. Anne ve babadan aktarılan kan grubu genlerinin üç çeşidi var: A, B ve 0. Bu durum, anne ve babadan hangi genlerin geldiğine bağlı olarak altı farklı bileşim ortaya çıkarıyor: 00, AO, AA, B0, BB ve AB. Senleriniz 00 bileşimindeyse kan grubunuz 0; AO ya da AA bileşimindeyse kan grubunuz A; B0 ya da BB bileşimindeyse kan grubunuz B; AB bileşimindeyse kan grubunuz AB oluyor.&lt;br /&gt;Bunu daha kolay anlayabilmek için şöyle bir oyun oynayalım: Önce elinize iki torba alın, bunlar anne ve babanızın gen havuzu olsun. Kan grubu genlerini simgelemek üzere bu torbalara, A grubu geni için kırmızı, B grubu geni için sarı ve 0 grubu geni için beyaz boya kalemlerinden birer tane koyun. Son olarak kanınızdaki alyuvarları simgeleyecek küçük beyaz bir karton parçası hazırlayın. Şimdi her iki torbadan birer kalem çekin ve bu kalemlerin biriyle kartonun bir yarısını, diğeriyle de öbür yarısını boyayın. Eğer kartonunuzun her iki yarısı da kırmızıysa A grubu; bir yarısı beyaz, öbür yarısı kırmızıysa A grubu; her iki yarısı da sarıysa B grubu; bir yarısı beyaz, öbür yarısı sarıysa B grubu; bir yarısı sarı, öbür yarısı kırmızıysa AB grubu; her iki yarısı da beyazsa 0 grubu sonucuna ulaşırsınız.&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Kan Gruplarının Önemi&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Kan grubunuzu belirleyen A ve B genleri, kanınızda bulunan alyuvarların çeperinde A ve B tipi proteinlerden hangilerinin yer alacağını belirlerler. Kan grubunuz A ise alyuvarlarınızın çeperinde yalnızca A tipi protein, B ise yalnızca B tipi protein, AB ise hem A hem de B tipi protein bulunuyor demektir. Kan grubunuz 0 ise, alyuvarlarınızın çeperinde A ya da B tipi protein yoktur. Alyuvar çeperinde bulunan ve kan grubunuzu belirten bu proteinlere aglütinojen adı verilir. Ancak kanda, kendinizinkinden farklı bir kan grubuna ait alyuvar hücrelerinin vücudunuza girmemesini sağlayarak sizi koruyan aglütinin adlı antikorlar bulunur. Protein yapısında olan aglütininler de, tıpkı aglütinojenler gibi a ve b tipinde olur. a tipi aglütininler A tipi aglütinojenle kaplı alyuvarlara, b tipi aglütininler de B tipi aglütinojenlerle kaplı alyuvarları yabancı kabul eder. Bir kişiye yanlış bir gruba ait kan verilirse bu aglütininler nedeniyle alyuvarlar birleşerek kümeler oluşturur. Bu da ölüme kadar gidebilecek ciddi sonuçlara yol açar. Normalde kan grubuna bağlı olarak alyuvar çeperindeki aglütinojen ve kandaki aglütininlerin durumu şu şekilde sıralanır:&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;0 Kan Grubu:&lt;/span&gt; Bu kan grubunda alyuvarların çevresinde A ya da B aglütinojenleri yoktur. Buna bağlı olarak, 0 kan grubuna sahip kişilerin vücudu hem A hem de B tipi aglütinojen içeren alyuvarları yabancı kabul ederek bunlara karşı a ve b aglütininlerini üretir. Bu nedenle 0 kan grubuna sahip kişiler yalnızca 0 kan grubuna sahip kişilerden kan alabilirler. Alyuvarlarında aglütinojen olmayan 0 grubu, bu özelliği nedeniyle genel verici kabul edilir ve tüm gruplara kan verebilir.&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;A Kan Grubu:&lt;/span&gt; A kan grubunda, A tipi aglütinojene sahip alyuvarlar vücuda dost kabul edilirler. Ancak vücut B tipi alyuvarlarla karşılaştıklarında, bunları yabancı kabul ederek b aglütinini üretmeye başlar. Bu nedenle A kan grubundan kişiler, B tipi aglütinojen taşımayan 0 ve A tipi kan grubuna sahip kişilerden kan alabilirler. A ve AB grubuna kan verebilirler.&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;B Kan Grubu:&lt;/span&gt; B kan grubunda, A'dakinin tersine B grubu aglütinojene sahip alyuvarlar vücuda dost kabul edilirler. Ancak vücut bu kez A tipi alyuvarlarla karşılaştığında, bunları yabancı kabul ederek, a aglütinini üretmeye başlar. Bu nedenle&lt;br /&gt;B grubundan kişiler, A tipi aglütinojen taşımayan 0 ve B tipi kan grubuna sahip kişilerden kan alabilirler; A ve AB grubuna kan verebilirler.&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;AB Kan Grubu: &lt;/span&gt;AB kan grubunda alyuvar çeperlerinde hem A, hem B tipi aglütinojenler bulunduğu için vücut bunların ikisini de dost kabul eder ve bunlara karşı aglütinin üretmez. Bu nedenle AB kan grubu, tüm kan gruplarından kan alabilir ve bu özelliği nedeniyle genel alıcı olarak kabul edilir. Ancak AB kan grubuna sahip kişiler, yalnızca AB kan grubuna sahip kişilere kan verebilirler.&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Rh Faktörü Nedir?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Temelde dört kan grubu olmasına karşın, kan grupları belirtilirken bunun yanına bir de 'eraş' diye okunan Rh faktörü, pozitif veya negatif olarak eklenir. Aslında Rh faktörü de alyuvarların çeperinde bulunan bir çeşit proteindir ve varlığı Rh+ (eraş pozitif), yokluğu Rh- (eraş negatif) olarak belirtilir. Rh faktörünün önemi şu: Eğer normalde kanı Rh- olan bir hastaya kan nakli sırasında yanlışlıkla Rh+ kan verilirse, hastanın vücudu yabancı olarak algıladığı Rh faktörüne karşı savunma amaçlı bazı proteinler oluşturur. Ancak aynı hastaya daha sonra tekrar Rh+ kan verilecek olursa, önceden hazırlanmış savunma sisteminin devreye girmesi, bu kez ölümcül sonuçlara yol açar. Bu nedenle kan grubunun hangi gruptan olduğunu bilmenin yanında, Rh faktörünün de pozitif veya negatif oluşunu bilmek önemlidir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2008138657881883803-870672243043939946?l=elektronikokul.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://elektronikokul.blogspot.com/feeds/870672243043939946/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://elektronikokul.blogspot.com/2009/03/kan-grubumuz-nasl-belirleniyor.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2008138657881883803/posts/default/870672243043939946'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2008138657881883803/posts/default/870672243043939946'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://elektronikokul.blogspot.com/2009/03/kan-grubumuz-nasl-belirleniyor.html' title='Kan grubumuz nasıl belirleniyor?'/><author><name>Sanatçı</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2008138657881883803.post-9222723414765084357</id><published>2009-02-17T09:52:00.000+02:00</published><updated>2009-02-17T09:57:31.920+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Trafik Dersi'/><title type='text'>Yaya Kaldırımında Yürüyorum</title><content type='html'>Merhaba benim adım Yeliz. Geçenlerde annemle yaşadığım bir olayı sizinle paylaşmak istiyorum. Geçtiğimiz hafta sonu annemle büyük babamı ziyaret etmek üzre evden çıktık. Ben annemin elinden tutmuş, kaldırımın taşıt trafiğine uzak tarafından yürüyordum. Çünkü bunun benim güvenliğim için doğru bir davranış olduğunu biliyordum. Biz kaldırımda ilerlerken taşıt yolundan da pek çok taşıt geçiyordu. O an, yayaların yürümesi için ayrı bir yol bulunmasının ne kadar önemli olduğunu düşündüm. O kadar taşıtın arasında yayalar nasıl yürüyecekti ki ve bu ne kadar tehlikeliydi!&lt;br /&gt;Bir an öğretmenimizin söylediği cümleler geldi kulağıma... "Çocuklar! Yayaların yürümesi için taşıt yollarının kenarlarına yollar yapılmıştır. Bunlara yaya kaldırımı denir ve burada sadece yayalar yürüyebilir."&lt;br /&gt;Otobüs durağına yaklaştığımızda karşı kaldırımda yürüyen birkaç çocuğun gülüşerek ve birbirleriyle itişerek yürüdüklerini gördüm. Biraz ileride bulunan çukuru fark edemedikleri belliydi. Biz ise annemle onları nasıl uyaracağımızı düşünürken içlerinden birinin arkadaşlarını uyardığını fark ettik. Çocuk, arkadaşlarına ilerideki çukuru gösteriyordu. Diğer çocuklar arkadaşlarının uyarısını dikkate almış olmalılardı ki artık daha dikkatli yürümeye başlamışlardı. Çukurun yanından geçtikten sonra bile dikkatli yürümeye devam ediyorlardı.Belli ki gösterdikleri davranışın tehlikesini anlamışlardı. Biz de annemle birbirimize gülümseyerek kötü bir olay yaşanmamasına sevinmiştik. :)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2008138657881883803-9222723414765084357?l=elektronikokul.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://elektronikokul.blogspot.com/feeds/9222723414765084357/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://elektronikokul.blogspot.com/2009/02/yaya-kaldrmnda-yuruyorum.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2008138657881883803/posts/default/9222723414765084357'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2008138657881883803/posts/default/9222723414765084357'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://elektronikokul.blogspot.com/2009/02/yaya-kaldrmnda-yuruyorum.html' title='Yaya Kaldırımında Yürüyorum'/><author><name>Sanatçı</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2008138657881883803.post-5791055328117213304</id><published>2009-02-15T01:23:00.000+02:00</published><updated>2009-02-15T01:33:37.543+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Eğitim'/><title type='text'>Boğaziçi Üniversitesi</title><content type='html'>Biri eğitimci, mucit, teknisyen ve mimar; diğeri New York'lu bir tüccar. Tesadüfen karşılaştıklarında, adlarını yüzyıllar sonraya taşıyacak bir projeye imza atacaklarını bilemezlerdi elbette. Tüccar Christopher R. Robert ile eğitimci Dr. Cyrus Hamlin, Türkiye'nin neresinde yaşıyor olursa olsun milyonlarca gencin rüyalarını süsleyen Boğaziçi Üniversitesi'nin temellerini atan kişiler olarak tarihe geçtiler. Günümüzde ABD sınırları dışındaki en eski Amerikan okulu olma unvanını elinde tutan Robert Kolej'in kurulması için kolları sıvayan iki kafadardan Christopher R. Robert finansal destek sağlamakla; Dr. Cyrus Hamlin ise müfredatı oluşturmak için gerekli olan kaynağı bulmakla sorumluydu. Hamlin, verilecek eğitimin İngilizce olması gerektiği konusundaki ısrarcı davranmasaydı Boğaziçi Üniversitesi adından o kadar da söz ettirmeyecekti belki de. Boğaziçi, eğitimi kadar konumuyla da ünlü bir üniversite. Tıpkı müfredatta olduğu gibi yerin seçiminde de Dr. Cyrus Hamlin'in rolü büyük aslında. Uzunca bir süre araştırma yapan ve en sonunda Rumelisiharı'ndaki taşocağının arsasının Robert Kolej için uygun olduğuna kanaat getiren Dr. Hamlin'in önünde tek bir engel bulunuyordu; o da arsasını satmak istemeyen Ahmet Vefik Paşa'ydı. Paşa, sultanın elçisi olarak III. Napoleon'un Paris'teki sarayına çağırılınca, anlaşmaya mecbur kaldı. Bu kadar sıkıntılı bir dönemin sonunda Robert Kolej, Eylül 1863'te kapılarını öğrencilere açtı. Bundan 108 yıl sonra, takvim yaprakları 9 Eylül 1971'i gösterdiğinde ise Boğaziçi Üniversitesi'nin kurulmasını öngören yasa çıkarıldı. Ve Robert Kolej'in yüksek bölümü o gün bu gündür Boğaziçi Üniversitesi adıyla öğretime devam ediyor.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2008138657881883803-5791055328117213304?l=elektronikokul.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://elektronikokul.blogspot.com/feeds/5791055328117213304/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://elektronikokul.blogspot.com/2009/02/bogazici-universitesi.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2008138657881883803/posts/default/5791055328117213304'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2008138657881883803/posts/default/5791055328117213304'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://elektronikokul.blogspot.com/2009/02/bogazici-universitesi.html' title='Boğaziçi Üniversitesi'/><author><name>Sanatçı</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2008138657881883803.post-1168871934614720252</id><published>2009-02-07T02:20:00.000+02:00</published><updated>2009-02-07T02:21:48.684+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Haber'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Teknoloji'/><title type='text'>PCNet Yenilikleri</title><content type='html'>Siz okuyucularımızdan aldığımız e-posta mesajları bize yol gösteriyor. Beğeni, eleştirileri ve önerilerinizi ekip olarak değerlendiriyoruz ve elimizden geldiğince uygulamaya gayret ediyoruz. İnternet sitemizdeki forum bölümüne ve gelen sorulardan ve dileklerden anlıyoruz ki, teknolojiyi öğrenme konusunda çok arzulu bir milletiz. PCnet'in anlatıcı ve yol gösterici misyonuna yakışan bazı yeni içerikleri bu aydan başlayarak dergimizde daha yoğun göreceksiniz.&lt;br /&gt;Yeni bölümümüz Atölye'de sizlere "nasıl yapılır" sorusunun cevabını vermeye çalışacağız. Bu sayımızda 7 sayfalık bir bölümle başlangıç yapıyoruz. Mart sayımızda 10 sayfaya çıkartma niyetindeyiz. Dergimizin sonunda göreceksiniz Atölye'yi. Bu bölümde adım adım prensibiyle konuları işliyoruz. Önümüzdeki sayımızda Atölye bölümünde işlenen konuları videolu anlatım olarak da DVD'de göreceksiniz. PCnet DVD'sinde sizlere her ay en az 10 video eğitimi sunacağımızı şimdiden müjdeleyelim. Bu bölümün sorumlusu olan Kıvanç'a konu önerilerinizi gönderebilirsiniz. Masaüstünde ve internette kullanılan yazılım ve uygulamalar ile online servislerle ilgili bu bölüm müthiş bir içerik sunacak.&lt;br /&gt;Sömestir tatilini de fırsat bilerek, bir sinema filmini de DVD'mizde sizlere hediye ediyoruz. Ülkemizde de çok sevilen Boşnak yönetmen Emir Kusturica'nın Arizona Rüyası filmini keyifle izleyeceğinize inanıyorum. Önümüzdeki aylarda sizlere güzel filmler sunmaya devam edeceğiz. Bu filmlerden birinin Microcos-mos olduğunu şimdiden müjdeleyebilirim! :)&lt;br /&gt;Geçmiş dönemde piyasaya çıkarttığımız ve büyük ilgi gören özel sayılarımızı ve sonrasında da yeni orijinal içeriklerin sunulacağı "Dijital Ek" hediyemizi de bu ay DVD'de bulacaksınız. Webmaster'lar için çok önemli bir kaynak olan Webmaster Rehberi dergisinin dijital halini sizlere ücretsiz sunuyoruz. Bir diğer DVD hediyemiz ise her ölçekte şirket için büyük nimet anlamına gelen muhasebe yazılımı Tekir'in 1.5 sürümü... Ofislerin en önemli yazılım ihtiyaçlarını karşılayacak bu yazılımın Türkçe olması ve özgür yazılım olarak sunulması önemli avantajları arasında yer alıyor.&lt;br /&gt;İnternetten ücretsiz olarak indirebileceğiniz en iyi yazılımları sizler için 12 sayfalık kapak konusu olarak hazırladık. Yetenekleri ve fiyatlarıyla dudak uçuklatan ücretli yazılımlar için bedava alternatifler bu dosyamızda. Bu ay yayına başlattığımız bir diğer yeni bölüm olan "En İyi" listeleri için de kategori önerilerinizi bize gönderebilirsiniz.&lt;br /&gt;Kriz döneminde reklam pazarının daralmasına paralel olarak, fark ettiğiniz gibi, tüm dergilerin sayfa sayılarında mecburi bir düşüş oldu. Özellikle sitemizin forumlarında bazı okuyucularımız bu durumdan şikayetçi oldu. Size çarpıcı bir detay vermek istiyorum. Aralık 2008 sayımızın 212 sayfasında içeriğin payı 132 sayfaydı. Şubat sayımızın toplam sayfa sayısı 164. İçerik sayfa sayısı ise yine 132! Siz derginizin daha ince olduğuna bakmayın, içerik miktarımızda bir azalma yok.&lt;br /&gt;PCnet'in Mart 2009 sayısında buluşmak dileğiyle. Sevgiler...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2008138657881883803-1168871934614720252?l=elektronikokul.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://elektronikokul.blogspot.com/feeds/1168871934614720252/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://elektronikokul.blogspot.com/2009/02/pcnet-yenilikleri.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2008138657881883803/posts/default/1168871934614720252'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2008138657881883803/posts/default/1168871934614720252'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://elektronikokul.blogspot.com/2009/02/pcnet-yenilikleri.html' title='PCNet Yenilikleri'/><author><name>Sanatçı</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2008138657881883803.post-1704840991047679040</id><published>2009-02-06T17:52:00.000+02:00</published><updated>2009-02-06T17:57:11.908+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Haber'/><title type='text'>E-Okul Hakkında</title><content type='html'>Elektronik Okul (e-okul) operasyonda 1994 yılında Utah öğrencilere ders geniş bir yelpazede sunar oldu. Ek dersler her yıl olarak eklenen faiz ve finansman izin. Elektronik Okul (e-okul) ders ana öğretmenleri ve Utah temel standartları ve hedefleri ile korelasyon vardır geliştirilmiştir. Size heyecan ve gurur Fakültemizde deneyimi tahmin her internet olmak-teslim dersler Elektronik Okul (e-okul) ile sundu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biz, açık giriş açık-çıkış müfredat esnek sunuyoruz. Kadar sınıf tamamlandıktan birkaç istisna ile, öğrenciler kendi hızda iş yapabiliriz. Biz öğrenciler, altı ay. Her sınıf tamamlanması beklenmektedir (Tek istisna Fitness ve 7 hafta içinde tamamlanmalıdır. Hayat döneminde sınıflar için) yakın öğretmen çalışın eğer ve altı aylık süre yaklaşıyor sınıf tamamlanmamış olması.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Deneyimler, bir öğrenci olarak, bir kredi için çeyrek kredi veya yaklaşık 200 saat tamamlanması yaklaşık 50 saat kadar harcayacağınızı bize. Öğrencilerimizin tarafından ders titiz ve ihtiyaç adamış; ancak, iş başarı sağlamak çok zor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Elektronik Okul (e-okul) Kuzeybatı Yetkilendirilmiş Okullar Birliği tarafından akredite olduğunu. Öğrenciler olan Elektronik Okul (e-okul) bir ders tamamlama belgesi ikamet yerel okul için notu ve kredi ile gönderdik dersleri tamamlamak kazanmıştır. Elektronik Okul (e-okul) Utah öğrencilerin kısıtlı bir gruba diploma vermek için: edenler geldi edebiliyor-sadece eğitim, bu okul ve azaldı kendi sınıfında mezun vardır ve bölge tavsiyeler. Ne yazık ki biz out-of vermeyin devlet öğrencilere diploma.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: left; font-weight: bold;" id="result_box" dir="ltr"&gt;Kayıt Koşulları&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: normal;"&gt;Olan Elektronik Okul (e-okul) kayıt isteyen Öğrenciler normal okul danışmanı ile ders onlar almak istediğiniz emin olmak için karşılaması gerekir mezuniyet için ve öğrenci EHS ders için uygun olduğunu kabul edilebilir.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: normal;"&gt;EHS bir öğrenci, World Wide Web erişimi olması ve ya Firefox, Netscape ® ya da Microsoft ® Internet Explorer ile anlayabilirim.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: normal;"&gt;Bir öğrencinin aktif bir e-posta hesabı olmalıdır. Bir öğrenci yeterince üzerinde çalışmak için motive olması gerekir kendi asgari denetim ile.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: normal;"&gt;Süre sınıfları alarak bir öğrenci bir Utah yerleşik olması gerekir.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hangi notları alabilirim?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: normal;"&gt;Elektroniok Okul için kredi sertifikaları gönderir:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: normal;"&gt;     (Not Konut Tedavi Merkezleri de dahil olmak üzere * Utah kamu ve özel okullar)&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: normal;"&gt;     * Utah ana okul öğrencileri&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: normal;"&gt;Öğrenci ikamet durumu, Elektronik Lisesi katılım ve kayıt amaçları için, aşağıdakilerden birini tarafından belirlenir:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: normal;"&gt;    1. Öğrencinin custodial ebeveyn veya yasal vasi Utah veya bir * ikamet olmalıdır&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: normal;"&gt;    2. Öğrenci gözaltında gerekir veya (Utah) Devlet dairesi gözetiminde. veya&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: normal;"&gt;    3. Öğrenci (as talep belgelerine göre) gösterdiği veya Utah Kod Bölüm 78 altında azat-evli olmalıdır 3a-1001 1005 ile.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: normal;"&gt;Aşağıdaki DON'T kamu okul amaçlı ikamet kurmak veya Utah Elektroniok Okul'nda kayıt için:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: normal;"&gt;     * Emlak Utah olarak ait&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: normal;"&gt;     * Mülkiyet veya bir yaşam alanı kiralık veya Utah olarak kiralanan sürece ana / kanıtlayabilirim yasal vasi, EHS yönetim memnuniyetini için, bu mal / yaşam alanı olan yasal veli ve / veya ana yasal oturma kalıcı.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: normal;"&gt;     * Avukat bir güç&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: normal;"&gt;     Akraba ya da arkadaşlarından "veli" nin * belirtme&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: normal;"&gt;     * Askeri katılma veya ebeveyn ve kayıt / yasal vasi Utah belirlenmiş olan ebeveyn / yasal vasi sürece (belgelere) birincil yasal ikamet olarak tabi.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: normal;"&gt;     Çeşitli amaçlar için Utah vergi * Ödeme.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: normal;"&gt;Elektroniok Okul artık olmayan kredi sunar Utah öğrenci olmayan Utah adreslerine kredi sertifika gönderir.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: normal;"&gt;NOT: Bunu dahil EHS dersleri tamamlamak don't Utah öğrenciler önce Utah Utah ve dışında devam kurs için seçenekleri gözden geçirmek için Amerikan Akademisi ulaşabilirsiniz taşınmak son proctored.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: normal;"&gt;EHS öğrencilerin sınırlı sayıda bir diploması sunuyor. Daha fazla bilgi için lütfen Diploması bölümüne bakın.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2008138657881883803-1704840991047679040?l=elektronikokul.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://elektronikokul.blogspot.com/feeds/1704840991047679040/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://elektronikokul.blogspot.com/2009/02/e-okul-hakknda.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2008138657881883803/posts/default/1704840991047679040'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2008138657881883803/posts/default/1704840991047679040'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://elektronikokul.blogspot.com/2009/02/e-okul-hakknda.html' title='E-Okul Hakkında'/><author><name>Sanatçı</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2008138657881883803.post-5931500998740889277</id><published>2009-02-06T03:00:00.000+02:00</published><updated>2009-02-06T03:02:10.367+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Bilim'/><title type='text'>İnsan'da Atavizm</title><content type='html'>Moleküler düzeyde evrimsel akrabalık taşıdığımız türlerle benzerlik gösteren, ancak "insan" oluşumuzdan bu yana sahip olmadığımız bazı özellikler, bazen ortaya çkabiliyor. Bunlar, em-briyonik gelişimimizin belirli evrelerinde ortaya çıkan karakterlerin, daha sonra bizi biz yapan genetik kodumuzun "yok et" emri vermemesi durumunda gelişmesiyle ortaya çıkıyor.&lt;br /&gt;Kuyruk sokumu bölgesinde kuyruk benzeri&lt;br /&gt;yapıların görülmesi, en sık rastlanan örneklerden biri. Embriyo gelişimi sırasında omurga taslağı, önce yumuşak bir doku halinde oluşuyor, daha sonra kıkırdaklaşma bölgelerinden başlayarak sertleşiyor ve en sonunda da kemikleşme gerçekleşiyor. İlk başta 8 kuyruk sokumu kemiği varken, embriyo gelişiminin üçüncü ayına doğru, bu kemiklerin en uçtakileri yok olmaya başlıyor gelişim devam ettikçe 3 ya da 5 arası değişen sayı-&lt;br /&gt;da kalan bu kemikler, birbirleriyle kaynaşmaya başlıyorlar. Bu aşamalardan birinde aksaklık olduğunda, gelişimi tamamlanan embriyoda bir kuyruk kalıntısı görülebiliyor.&lt;br /&gt;M. Bartels, 1883 yılında yayınladığı makalesinde, insanlarda görülen kuyruk çıkıntılarını temel olarak 5 tip altında topluyor. Bunlardan ilk 3'ü embriyo gelişimi sürecinde görülen kuyruktan gelişen yumuşak kuyruklar, dördüncüsü kuyruk sokumu omurlarının normalden fazla gelişimi sonucu oluşan kemikli kuyruk, sonuncusuysa ek omurgalar da taşıyan gerçek kuyruk.&lt;br /&gt;En sık rastlanan ikinci benzer örnekse, fazladan meme uçları. Memelilerin tamamında, embriyo gelişim sürecinde bir süt hattı oluşuyor ve tüm memelilerde meme uçları, bu hattın üzerin-den köken alıyor, insanlarda ve diğer primatların çoğunda, bu hattın üzerinde yer alan yalnızca bir çift meme bulunuyor. Bazı bireylerdeyse, koltuk altından kasık bölgesine kadar uzanan süt hattı üzerinde ilave meme uçlarına rastlanabiliyor. Bu şekilde ilave meme uçları bulunması durumuna politeli (ya da hiperteli) adı verilirken, bu duruma ek olarak (ve çok daha ender görülen) ilave meme bezlerinin de bulunması durumuysa poli-masti olarak adlandırılıyor.&lt;br /&gt;El ya da ayaklarda 5'ten fazla parmağa sahip olma (polidaktili), parmakların birbirine kısmen de olsa yapışık bulunması (sindaktili), perde par-maklılık ve bazı bireylerde rastlanan çok iri köpek dişleri de sıklıkla birer atavizm örneği kabul ediliyorlar.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2008138657881883803-5931500998740889277?l=elektronikokul.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://elektronikokul.blogspot.com/feeds/5931500998740889277/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://elektronikokul.blogspot.com/2009/02/insanda-atavizm.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2008138657881883803/posts/default/5931500998740889277'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2008138657881883803/posts/default/5931500998740889277'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://elektronikokul.blogspot.com/2009/02/insanda-atavizm.html' title='İnsan&apos;da Atavizm'/><author><name>Sanatçı</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2008138657881883803.post-770486527108709127</id><published>2009-02-06T02:51:00.000+02:00</published><updated>2009-02-06T02:52:36.764+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Haber'/><title type='text'>Yarasalar</title><content type='html'>Uçma konusunda bütün puanlan toplayan, kuşlar. Ama öyle görünüyor ki yara-saların bildiği birkaç özel numara da var; özellikle de düşük hızlarda. Araştırmacılar, bu numaralardan birinin sırrını çözmüşler. Buna göre yarasalar, kanatlarının gerisinde benzersiz bir türbülans et-kişi oluşturmayı başarmışlar. Üstelik yeni araç tasarımlarına bile esin kaynağı olabilecek türden.&lt;br /&gt;Yüksek hızlarda kuş ya da yarasa uçuşu arasında büyük fark yok. Ancak düşük hızlarda iş değişivor ve her biri farklı bir yaklaşım yeğliyor. Kuşlar kanatlarını yuka-rı kaldırırken tüylerini aralayabiliyor, böylece hava direncinin etkisini azaltıp kaldırırlar. Yarasalarsa kanatlarındaki esnek zardan yararlanıyor ve kanatlarını neredey-se başaşağı gelecek biçimde geriye doğru savuruyorlar.&lt;br /&gt;Türbülans, uçuş biçimini yalnızca yüksek değil, düşük hızlarda da etkiliyor.  Daha önce iki farklı kuş türünün oluşturduğu girdaplar üzerinde ölçüm yapan Lundoviç Üniversitesi ekibi (isveç) kuşlarda uçuş sırasında iki kanadın tek bir girdap oluşturduğunu gözlemiş. Yarasalardaki durumu merak eden araştırmacılar, düşük türbülanslı bir rüzgar tüneline bıraktıkları iki yarasanın uçuşuyla ilgili olarak yazdıkları makalede, bu hayvanlar için ortaya çıkan aerodinamik tablonun çok daha karmaşık olduğunu söylüyorlar. Buna göre, iki kanadıyla tek bir girdap oluşturan kuşların aksine, yarasalarda her kanadın arkasında ayrı bir girdap ve ayrı bir hava akımı oluşuyor. Bu, araştırmacılara göre "tümüyle beklenmedik bir bulgu!" Fark, bir olasılıkla yarasalarda, iki girdabı birbirine bağlayan kuyruğun bulunmayışmdan kaynaklı. "Bu iki ayrı ha-va akımı manevra yeteneğini artırıyor.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2008138657881883803-770486527108709127?l=elektronikokul.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://elektronikokul.blogspot.com/feeds/770486527108709127/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://elektronikokul.blogspot.com/2009/02/yarasalar.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2008138657881883803/posts/default/770486527108709127'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2008138657881883803/posts/default/770486527108709127'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://elektronikokul.blogspot.com/2009/02/yarasalar.html' title='Yarasalar'/><author><name>Sanatçı</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2008138657881883803.post-6939424807519032291</id><published>2009-02-02T19:53:00.000+02:00</published><updated>2009-02-02T19:56:11.479+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Bilgisayar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Teknoloji'/><title type='text'>Ekran Kartlarındaki Bağlantı Çeşitleri</title><content type='html'>&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Bilgisayarınız için uygun bir ekran kartı seçmeyi düşünüyorsanız, kararınızı etkileyecek unsurlardan birinin de bağlantı seçenekleri olduğunu aklınızdan çıkarmayın.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Bilgisayardaki tüm bileşenler gibi ekran kartları da çok hızlı gelişiyor. Üreticiler görüntü yongalarını hızlandırmakla kalmayıp yeni bağlantı seçenekleri de ortaya çıkarıyor. Artık ekran kartı seçmek eskisinden daha zor, çünkü kararımızı eskisinden daha çok kriter etkiliyor. Sadece kartların elde ettiği 3DMark puanlarına ve oyunlarda ulaştıkları FPS sayısına bakarak seçim yapmak yeterli değil. Örneğin boyutlar da önemli bir kıstas halini aldı. Ekran kartlarının çoğu tek yuva işgal etse de bazıları iki yuva kullanabiliyor. Bazı tek yuva işgal eden kartların uzunluğu çok fazla olabiliyor. Diğer yandan SU ve CF düzenekler kurulacaksa anakart ve kasa içindeki yerleşimleri gözden geçirmek kaçınılmaz oluyor. Diğer bir kriterse soğutuculardan gelen fan gürültüsü. Eğer başınızı ağrıtmayacak bir bilgisayar istiyorsanız mutlaka fan gürültüsünü önceden kontrol etmelisiniz. Asus, MSI ve Gigabyte gibi büyük ekran kartı üreticileri yeni modellerde fansız özel versiyonlar da hazırlıyorlar. Akla gelen bir diğer unsur, yüksek performanslı üst modellerin güç tüketimi ve ek güç bağlantıları. Üreticilerin bir kısmı ekran kartı alırken iyi bir güç kaynağı satın almanızı şiddetle öneriyor.&lt;br /&gt;Bu gibi çok sayıdaki kriter dışında bir de bağlantı olanakları var. Artık CRT monitörlere veda edip LCD ekranlara geçiş yapıyoruz.&lt;br /&gt;Evlerdeki yeni televizyonlar LCD ya da plazma olabiliyor. Diğer yandan yeni nesil işletim sistemleri, Blu-Ray ve HD-DVD ile birlikte gelen içerik koruma önlemleri kullanıcıların kafaların karıştırıyor. AGP tabanlı eski nesil bir ekran kartına ya da bütünleşik görüntü özelliğine sahip olan bir anakarta sahipseniz muhtemelen görüntü almak için D-Sub dışında bir seçeneğiniz yok. Uzun zaman kullanılan bu temel bağlantı türü VGA çıkışı olarak da adlandırılabiliyor. Asıl adı D-Sub olan bu bağlantı (tam adı D-Subminiature) seri bağlantıyı andıran ve 9 pinden oluşan yassı bir fiş kullanıyor. Şu an için hala bilgisayarlarda en yaygın olarak kullanılan görüntü bağlantısı olma özelliğine sahip. Erkek fişte iğneler varken dişi versiyonda yuvalar bulunuyor. Fişin genel görünümü D harfini andırıyor ve toplam 9 pin iki sıra halinde dizili. Bağlantının sağlam olması için iki yandaki cıvata kullanılabiliyor. Bunun 15 - 25 - 50 pinli daha değişik versiyonları da var ama ekran kartlarında değil eski yazıcılarda kullanılıyor.&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;En basit bağlantı çeşidi D-Sub&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Bu bağlantı ekran kartları için kullanılan en basit şekil. D-Sub bağlantıda verilerin iletiminde kayıp olabiliyor ve şifreleme olmadan analog biçimde sadece görüntü bilgisi iletiliyor. Ekran kartlarındaki dijital verinin analog veriye dönüştürülmesi için DAC (Digital - Analog Converter/ Dijital - Analog Dönüştürücü) kullanılıyor. Bu yolla verinin kalitesinde bir miktar kayıp olması kaçınılmaz olduğu gibi ekran kartının yükü de artıyor. D-Sub çıkışından başka alternatifimiz olmadığı zamanlarda çoğumuz 15 inçlik CRT monitörler kullanıyorduk. Derken üreticiler TV-Out adlı bağlantıyı geliştirdiler ve televizyona bağlantı olanağını sundular. TV-Out olarak adlandırılan çıkışın iki farklı versiyonu bulunuyor. Birincisi Composite olarak adlandırılan ve RCA fişleri kullanan bağlantı, ikincisiyse S-Video olarak adlandırılan çok pinli bağlantı. Bunların her ikisi de benzer işi görüyor. Aslında ekran kartlarının çoğunda bu ikisinden biri tercih edildi ama bazı modellerde ikisi birden de yer alıyordu.&lt;br /&gt;Composite bağlantı için kullanılan RCA fişler yuvarlak ve iki farklı sinyal taşıyabiliyor. Birincisi fişin orta kısmından ikincisiyse kenar kısmından iletiliyor. Ekran kartlarındaki Composite bağlantı kullanıldığında RCA fiş üzerinden sadece analog görüntü aktarılıyor. Diğer yandan RCA fiş farklı alanlarda da kullanılıyor. Bu fişin müzik sistemlerinde analog ses verisini iletmek&lt;br /&gt;için kullanıldığını da görmüşsünüzdür. Karışıklık olmasını engellemek için belirli renk standartları kabul edilmiş durumda.&lt;br /&gt;RCA fişin rengi sarıysa görüntü verisini, beyazsa sol ses kanalını, kırmızıysa sağ ses kanalını iletiyor demektir. Buna göre bir VCD çalardan televizyonunuza bağlantı yapmak isterseniz iki ya da üç RCA kablo yeterli olacaktır. Televizyonda tek hoparlör varsa sarı RCA kablosu ve bir de beyaz ya da kırmızı RCA kablosu yeterli. Eğer televizyon stereo ses destekliyse üç RCA bağlantısıyla ses ve görüntüyü analog olarak iletebilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;RCA bağlantı ses ve görüntü için kullanılıyor&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;RCA bağlantı bu yapısıyla oldukça esneklik sağlıyor. Bazı televizyonlarda RCA ses ve görüntü girişleri bulunur ama çoğunda Scart bağlantısı kesinlikle vardır. Scart bağlantısı olmasına rağmen RCA ya da S-Video yoksa elektronikçilerde satılan bir dönüştürücüyü kullanabilirsiniz. Dönüştürücünün üzerindeki seçiciden yararlanarak giriş ve çıkış modlarından birini seçmeniz gerekebilir. Çünkü Scart fişi televizyona veri iletmek dışında televizyondan veri almak için de kullanılabilir. Örneğin DVD oynatıcınıza bir film sürdüğünüzde televizyonun otomatik olarak uygun AV kanalına geçiş yapması ve DVD oynatıcıyı kapattığınızda tekrar önceki bağlantıya dönmesi Scart arabirimi sayesinde sağlanır. Dönüştürücüyü çıkış moduna getirirseniz televizyon özelliği olmayan büyük bir ekrana görüntü ve ses iletebilirsiniz. Aynı dönüştürücünün S-Video bağlantısını destekleyen modelleri de bulunuyor. Unutulmaması gereken bir konu da ekran kartının sadece görüntü sinyali vermesi. Ses sinyallerini televizyona iletmek için ses kartındaki çıkıştan faydalanmalısınız. Ses kartlarındaki standart çıkış 3.5 mm olduğundan başka bir adaptörle stereo 3.5 mm çıkışı çift RCA çıkışı haline getirebilirsiniz.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2008138657881883803-6939424807519032291?l=elektronikokul.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://elektronikokul.blogspot.com/feeds/6939424807519032291/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://elektronikokul.blogspot.com/2009/02/ekran-kartlarndaki-baglant-cesitleri.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2008138657881883803/posts/default/6939424807519032291'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2008138657881883803/posts/default/6939424807519032291'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://elektronikokul.blogspot.com/2009/02/ekran-kartlarndaki-baglant-cesitleri.html' title='Ekran Kartlarındaki Bağlantı Çeşitleri'/><author><name>Sanatçı</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2008138657881883803.post-8689084498149847319</id><published>2009-01-31T22:11:00.000+02:00</published><updated>2009-01-31T22:18:41.138+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Teknoloji'/><title type='text'>DirectX Nedir?</title><content type='html'>&lt;img src="http://i44.tinypic.com/ih72bo.png" alt="directx" /&gt;&lt;br /&gt;Oyun ve çokluortam uygulamaları bilgisayarınızın hakkını tam anlamıyla verebilen programlardır, ancak bu programların çalıştırılması genellikle diğer programlar kadar kolay olmaz. Bunun iki sebebi vardır: İlki, PC mimarisinin bir oyun platformu olarak tasarlanmamış olması. İkincisi de, PC'Ierin doğası gereği her kullanıcının bilgisayarının diğerlerinden farklı olması. Oyun konsolları tamamen aynı donanımlardan oluşmasına rağmen PC'Ierde durum böyle değildir. Bu şartlar altında, birbirinden farklı PC'Ierde aynı oyunu oynamaya çalışmak bir kabustan farksız olabilirdi. Bu nedenle, oluşabilecek sorunları en aza indirgemek için bütün oyun ve multimedya uygulamalarının uyacağı bir standart geliştirme ihtiyacı duyulmuştur. İşletim sistemiyle PC'de bulunan donanımlar arasında bir köprü görevi gören bu arabirim DirectX'in ta kendisidir.&lt;br /&gt;DirectX, hem oyun geliştiricilerin programlama işlerini kolaylaştırmak hem de bizlerin en yeni oyunları rahatça oynayabilmemizi sağlamak için tasarlanmış bir arabirimdir. İsterseniz DirectX'in nasıl çalıştığını açıklamadan önce DirectX'in geçmişine biraz göz atalım.&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Directx tarihçesi&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Bütün oyunlar belli başlı görevleri tekrar tekrar yerine getirmek zorundadır. Bu görevler arasında fareniz, klavyeniz ya da oyun çubuğunuzdan gelen girdileri takip etmek, görüntüleri ekrana yansıtmak ve oyunun sesleriyle müziklerini çalmak sayılabilir. Bunlar en basit oyunların bile yapmak zorunda olduğu işlerdir.&lt;br /&gt;Şimdi Windows'tan önceki PC'Ier için oyun geliştiricilerin işlerinin ne kadar zor olduğunu bir düşünün.&lt;br /&gt;Programcılar, klavye girdilerini okumak ve hatta oyun çubuğunun bağlı olup olmadığını anlamak için kendi yöntemlerini geliştirmek zorundaydılar. En basit görüntülerin ekranda görüntülenmesi veya basit seslerin çalınması için bile karmaşık kodların yazılması gerekiyordu. Aslında oyun programcıları PC'nizin donanımıyla doğrudan konuşmaya çalışıyorlardı ki bunun oldukça karmaşık bir iş olduğu su götürmez bir gerçektir.&lt;br /&gt;Windows'a geçiş başladıktan sonra PC platformunun başarısı için yeni bir umut kapısı aralanmış oldu. Artık hem geliştiriciler hem de oyuncular için bazı şeyler kolaylaşacaktı. En azından yeni bir oyun üzerinde çalışmaya başlayan programcıların "tekerleği yeniden icat etmesine" gerek kalmayacaktı. Düşünülen şey gayet basitti: Programcıların doğrudan donanımla konuşmalarına lüzum bırakmayacak, buna aracı olacak bir araç kiti geliştirecekti, işte böylece DirectX doğmuş oldu.&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Nasıl çalışır?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;En basit anlamda DirectX, bilgisayarınızdaki donanımlarla Windows'un kendisi arasında iş gören bir arabirimdir. Windows Uygulama Programlama Arabirimi'nin (Windows API) bir parçasıdır. Bunu bir örnekle açıklamaya çalışalım. Bir oyun geliştirici bir ses dosyasını çalmak isterse doğru kitaplık fonksiyonunu kullanması yeterli olacaktır. Oyun çalıştırıldığında DirectX API çağrılır, DirectX API da ses dosyasını çalar. Geliştiricinin, oyuncunun ne tür bir ses kartı kullandığını bilmesi, kartın özelliklerinden haberdar olması ya da kartla doğrudan iletişim kurması gerekmez. Bu örneğin sağlıklı bir biçimde uygulanabilmesi için DirectX'in varlığı yeterli değildir; ses kartı üreticilerinin de DirectX uyumlu bir sürücü yayınlamış olması gerekir modern sürücüler istisnasız olarak DirectX uyumludur.  Böyle bir durumda programcı sesin çalınmasını ister, DirectX de hangi bilgisayarda yüklü olursa olsun aynı sesin çalınmasını sağlar.&lt;br /&gt;DirectX, oyuncular açısından da hayatı kolaylaştırmaktadır. Eski ses kartınızı değiştirip sisteminize yeni bir ses kartı taktığınızda yeni kartınızın DirectX sürücüsü yüklenir.&lt;br /&gt;Sürücü yüklendikten sonra daha önce oynadığınız bir oyunu açarsanız bütün sesleri ve müzikleri duymaya devam edebilirsiniz. Sistem yapılandırmasında karmaşık değişiklikler yapmanıza gerek kalmayacaktır.llk zamanlarda DirectX basit bir araç kiti olarak geliştirilmeye başlanmıştı. Eski donanımların kısıtlı imkanları nedeniyle yalnızca en basit grafik fonksiyonlarına ihtiyaç duyuluyordu. Zaman içinde donanım ve yazılımlar gelişip daha karmaşık bir hal aldıkça DirectX de aynı yönde ilerleyerek gelişti. Bugün DirectX yalnızca bir grafiksel araç kiti olmanın ötesinde, bütün donanımlarla iletişim kurabilen devasa bir rutinler topluluğu halini almıştır. Örneğin Directlnput rutinleri, iki düğmeli basit farelerden karmaşık uçuş kontrol aksesuarlarına değin her türlü veri giriş aygıtıyla birlikte çalışabilir. DirectX'i oluşturan diğer parçalar arasında ses aygıtları için DirectSound ve çevrimiçi / çok oyunculu oyunlar için DirectPIay yer alır.&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;DırectX sürümleri&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Bu yazı yazıldığı sırada en güncel DirectX sürümü DirectX 9.0c idi. Bu sürüm Windows 98'den Windows Server 2003'e kadar olan bütün Windows sürümlerinde çalışır. Ancak DirectX 9, Windows 95'te çalışmaz. Windows 95 yüklü bir bilgisayarınız varsa bir önceki ve daha yetersiz bir sürüm olan 8.0a ile yetinmek zorundasınız. Windows NT 4 için de DirectX 3.0a adlı özel bir sürüm kullanmak gerekir. Vista ise mevcut sürücü modeline göre birçok farklılık ve yenilik içeren Direct3D 10 (Windows Graphics Foundation) adlı yeni sürümü içerecek.&lt;br /&gt;Son yıllarda o kadar çok DirectX sürümü yayınlandı ki hangi sürümü kullandığınızı ve hangisine ihtiyaç duyduğunuzu takip etmek güçleşti. Çok nadir durumlar dışında bütün DirectX sürümleri geriye uyumludur. Yani DirectX 7 isteyen oyunlar en güncel sürümle çalışabilirler 'arpa 7'nin altındaki sürümlerle çalışamazlar. Güncel oyunların çoğu DirectX 9 gerektirir ve en güncel sürüm yüklü olmadıkça çalışmazlar. Bunun sebebi genellikle oyunda bu sürümün getirdiği yeni özelliklerden bazılarının kullanılmasıdır, fakat geliştiriciler bu sürümdeki özellikleri kullanmamalarına rağmen tembellik edip DirectX 9'un yüklenmesini zorunlu kılmaları da görülmemiş bir şey değildir. Genel olarak, bir oyun DirectX 9'u yüklemenizi istiyorsa bu yükseltmeyi yapmadan o oyunu oynayamazsınız. DirectX'in çekirdek kodlarında yapılan iyileştirmeler sonrasında DirectX'in son sürümüne&lt;br /&gt;güncelleme yaptığınız zaman oyun içi görüntülerde de gelişmelerle karşılaşabilirsiniz. DirectX'in indirilmesi ve yüklenmesi zor bir iş değildir. Yüklemeye çalıştığınız oyun ya da uygulama DirectX'in gereken sürümünün yüklü olmadığını tespit ederse muhtemelen bu iş; otomatik olarak halledecektir.&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;DirectX'i yükseltmek&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Piyasadaki bütün Windows sürümlerinde DirectX kaldırılamayan bir sistem bileşeni olarak gelmektedir. Bu nedenle bütün PC'Ierde eski de olsa bir DirectX sürümünün mevcut olduğunu söyleyebiliriz. Fakat yeni oyunların birçoğu çalışmak için DirectX'in en son sürümünü yüklemenizi isterler.&lt;br /&gt;En güncel DirectX'i edinmenir en kolay yolu www.microsoft.com/windows/directx/ adresindeki DirectX web sitesini ziyaret etmektir. Bu sitede iki yükleme yöntemi bulunur: isterseniz küçük boyutlu indirme aracını yükleyerek yalnızca sisteminiz için gerekli olan dosyaların otomatik indirilmesini sağlayabilir ya da DirectX Redist adlı komple paketi indirerek bütün sistemlerde kurulum yapabilirsiniz.DirectX'i edinmenin bir diğer yolu da oyunların kendisidir. Yüklemeye çalıştığınız oyun belli bir DirectX sürümüne ihtiyaç duyuyorsa o sürüm muhtemelen kurulum CD'sinde yer alıyordur ve hatta oyunun kurulumu sırasında otomatik olarak yüklenebilir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2008138657881883803-8689084498149847319?l=elektronikokul.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://elektronikokul.blogspot.com/feeds/8689084498149847319/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://elektronikokul.blogspot.com/2009/01/directx-nedir.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2008138657881883803/posts/default/8689084498149847319'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2008138657881883803/posts/default/8689084498149847319'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://elektronikokul.blogspot.com/2009/01/directx-nedir.html' title='DirectX Nedir?'/><author><name>Sanatçı</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://i44.tinypic.com/ih72bo_th.png' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2008138657881883803.post-4118286002574697079</id><published>2009-01-31T17:45:00.000+02:00</published><updated>2009-01-31T17:48:40.429+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Haber'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Teknoloji'/><title type='text'>Pardus 2009</title><content type='html'>PARDUS ilk duyurulduğundan bu yana (ki o zamanlar ULUsalDAĞıtım adıyla anılırdı) ülkemizdeki bilgisayar kullanıcıları tarafından hep ilgi ve merakla takip edildi. Pardus geliştiricileri de bu kitleyi hep yenilikler ve her yeni sürümde daha iyi bir işletim sistemiyle karşıladı. Elbette görücüye çıkan ilk Pardus sürümüyle henüz buharı tüten 2008 sürümü arasında dağlar kadar fark var. Yani ilk izlenimlerimiz "Pardus oldu, afiyet olsun" şeklinde diyebiliriz. Eski sürümlerde arada sırada da olsa karşılaştığımız PİSİ hataları 2008 sürümünde henüz karşımıza çıkmadı. Çünkü PİSİ 2008 sürümü çalışmaları kapsamında baştan kodlandı. Artık Pardus çok daha güçlü bir paket yöneticisine ve güncelleme aracına sahip. Üstelik PİSİ eski sürümüne göre çok çok daha hızlı. 2007 sürümlerindeki PİSİ'yle 2008'deki PİSİ'yi kıyasladığımız yarı yarıya bir hız farkından bahsedebiliriz. Bu durum özellikle kurulum sonrası yapılandırma ve güncellemelerin yüklenmesi sürecini bir hayli hızlandırıyor.&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Janjanlı ama sade bir kurulum&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Pardus'un kurulum arabirimini hiçbir sürümünde beğenemedik desek yalan olmaz. Nedeni ise majör ve alışılagelmiş Linux dağıtımlarındaki çoktan seçmeli kurulum arabirimleri diyebiliriz. Bu arabirimlerde (mesela Slackvvare, Süse, Fe-dora ya da Debian) sistemi kurmadan önce özelleştirebilir, dilerseniz geliştirme amaçlı, dilerseniz ofis amaçlı, dilerseniz de sunucu amaçlı bir yazılım kombinasyonu yaparak özelleşmiş bir kurulum yapabilirsiniz. Bu şekilde belki de hiç kullanmayacağınız yazılımları en baştan kurmayarak hem yerden hem de sistem performansınızdan kazanabilirsiniz. Diğer taraftan baktığımızda da Pardus'un sorgusuz sualsiz bir kurulum arabirimine sahip olması özellikle Linux tarafında acemi olan kullanıcıların içini rahatlatan bir yapı gibi görünüyor. Yani daha önce hiç kullanmadığınız bir sistemi kurmaya kalktığınızda, cevaplarınızın sonuçlarını kestiremeyeceğiniz türden sorularla karşı karşıya gelmek size zor anlar yaşatabilir. Bu noktada Linux dünyasına Pardus'la adım atacak olan kullanıcılar sadece "ileri" tuşuna basarak Pardus 2008'e kavuşabilecekler.&lt;br /&gt;Zaten 2008 sürümünde neredeyse baştan kodlanan bir diğer bileşen de YALI. Yani Pardus'un kurulum arabirimi. 2007 sürümlerinden farklı olarak daha canlı bir renkle karşımıza çıkan YALI, özellikle acemi Linux kullanıcılarının kabusu durumunda olan disk bölümleme faaliyetini de bir scroll yardımıyla çocuk oyuncağı formatına getirmiş. Yani 2008 sürümünde sabit diskinizin boş alanlarını kullanabileceğiniz gibi yeni bölümleme yöneticisi sayesinde farenizi kullanarak diskinizde Pardus'a gereken yeri kolaylıkla açabilirsiniz.&lt;br /&gt;Donanım özelliklerinize bağlı olarak yaklaşık 20-30 dakika gibi bir süre içerisinde kurulan Pardus, anlayacağınız üzere PİSİ'nin hızından kurulum sırasında da faydalanıyor.&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Eyvah kotam!&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Pardus'un 2007 sürümlerinde bizi rahatsız eden bir başka durum da yine PİSİ tarafından yönetilen güncellemelerdi. (PİSİ'ye amma çok yükleniyoruz değil mi? Çünkü başarılı ve kendisinden yana beklentilerimiz her geçen gün daha da artıyor). Bildiğiniz gibi Pardus da diğer Linux dağıtımları gibi kararlı sürümünü çıkartıp yayınladıktan hemen sonra belli başlı güncellemeleri yayınlamaya da başlıyor. Çoğunluğu kernel ve diğer yazılımların sürüm yenilemelerinden oluşan bu güncellemeler eğer dağıtımı duyurulduktan 2-3 hafta sonra edinip kuruyorsanız size yaklaşık olarak 50 ile 100 MB boyutlarında geri dönüyor. Bu boyutlar her geçen gün daha da artıyor. Ama düzenli olarak güncelleme yapıyorsanız bu durum size fazlaca kendisini hissettirmiyor. Ancak PİSİ sizin de iyiliğinizi düşünerek tüm sistemi bir defada güncel-lemek istiyor ve ara vermek durumunda kaldığınızda ufak tefek sorunlarla karşılaşabiliyordunuz. Sonuçta PİSİ sık sık çöküyor ve siz de konsol bilgisine sahip değilseniz ne paket kurup/kaldırabilir ne de güncelleme yapabilir bir halde kalıyordunuz. İşte bu durum 2008'de özleyeceğiniz (şaka tabii ki, bu özlenecek bir şey mi?) bir durum olarak Pardus tarihinin henüz tozlanmaya fırsat bulamamış raflarındaki yerini alıyor. Çünkü yeni PİSİ güncelleme boyutlarını sınırlandırmaktan, güncellenecek yazılımlara öncelik atayabilmeye kadar bir çok farklı özellikle 2008 içerisindeki yerini alıyor. Bu sayede özellikle zorunlu format sonralarında 6 aylık ya da 1 yıllık güncellemeleri bir defada indirip kotanızı aşma korkusu da ortadan da kalkıyor.&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Yeni Kaptan'ınız konuşuyor&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Pardus 2008'i kurmayı tamamladığınızda sizi yeni sürümle birlikte baştan kodlanan bir başka Pardus bileşeni olan Kaptan karşılayacak. Kaptan geçmiş Pardus sürümlerindeki görevini yine eksiksiz olarak gerçekleştiriyor ve sisteminizi kendinize göre ayarlamanıza olanak veriyor. Bu noktada Kaptan içerisinden-ulaşabileceğiniz TASMA da değişikliklerden nasibini almış durumda. Önceki TASMA sürümünde belli başlı bazı ayarları ancak aktif ederek görüp, müdahale debilirken yeni TASMA'da bu tarz ayarlar (mesela oyun -çubukları) ön tanımlı olarak açık geliyor. Benzer şekifde-Kaptan ile kurulum sonrası gerçekleştirdiğiniz her türden ayarı TASMA aracılığıyla tekrardan düzenleyebilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;En sevdiğimiz bileşen: Ağ Programcığı&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Biz internete bağımlı yaşayan editör türü kullanıcılar bir sistemde öncelikle sağlıklı bir internet bağlantısı, sonra da ofis yazılımlarını ararlar. Durum bu olunca özellikle Pardus'ta da ilk yaptığımız iş kurulum sonrası Kaptan aracılığıyla ayarladığımız internet ve yerel ağ bağlantılarını kullanmak oldu. Sonuç olarak da Ağ Programcığı adını taktığımız ve Pardus 2007.3 sürümünde öncüllerini gördüğümüz Ağ Yöneticisinin son haliyle tanıştık. Bu küçük araç sayesinde bağlandığınız ağlar sizin için (belki bir gün gene bağlanırsınız diye) otomatik olarak farklı profiller şeklinde kaydediliyor. Elbette ki bu profilleri adlandırabiliyor ve gerekiyorsa ağa bağlanmak için gereken kullanıcı adı ve parolaları da içerisine koyabiliyorsunuz. Bu şekilde evde ev profilini, işte iş profilini, bir alışveriş merkezine uğradığınızda da oraya ait (tabii ki daha önceden kaydettiğiniz) ağ profilini kullanarak internetin tadını çıkartabiliyorsunuz. Bu gerçekten güzel bir özellik olmuş. Umarız ultra-taşınabilir bilgisayarlarda da 2008 sürümünü deneme fırsatımız olur da özgürlüğün ve güvenliğin tadını çıkartabiliriz. Bir diğer olmazsa olmazımız bu arabaşlığa başlarken de belirttiğimiz gibi ofis yazılımları. Pardus'un herhangi bir sürümünü kullanmış olanlar (canlı sürümler de dahil) OpenOffice.org'un neredeyse PİSİ ya da Çomar gibi Pardus'un ayrılmaz demirbaşlarından birisi haline gelmiş olduğunu farkedeceklerdir. MS Office paketleriyle tam uyumlu olan bu ofis otomasyonu Zemberek eklentisi sayesinde doğru Türkçe imla denetimleri gerçekleştirebiliyor. Kullanımı da zaten alışık olduğunuz ofis yazılımlarından farksız.&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Eğlence zamanı&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Fedora ve Debian gibi sistemlerde ön tanımlı olarak codeclerin gelmemesi, zamanının büyük kısmını şarkı dinleyip, video izleyerek geçiren ev kullanıcılarını oldukça rahatsız eden bir durum. Ancak Pardus her sürümünde olduğu gibi 2008 sürümünde de bizi çoklu ortam alışkanlıklarımızdan mahrum etmiyor. Üstelik hemen her platformda çalışan VLC ve Real Player gibi başarılı yazılımlara da paket deposunda yer vermiş durumda. Oyun tarafındaysa hemen her Linux gibi elinden geleni yapmaya çalışan Pardus 2008, oyun geliştiricileri Linux'u görmezden gelmeyi bırakana kadar vasat kalmaya devam edecek.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2008138657881883803-4118286002574697079?l=elektronikokul.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://elektronikokul.blogspot.com/feeds/4118286002574697079/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://elektronikokul.blogspot.com/2009/01/pardus-ilk-duyuruldugundan-bu-yana-ki-o.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2008138657881883803/posts/default/4118286002574697079'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2008138657881883803/posts/default/4118286002574697079'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://elektronikokul.blogspot.com/2009/01/pardus-ilk-duyuruldugundan-bu-yana-ki-o.html' title='Pardus 2009'/><author><name>Sanatçı</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2008138657881883803.post-1670380261435490317</id><published>2009-01-22T18:02:00.000+02:00</published><updated>2009-01-22T19:50:14.419+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Sağlık'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Diyet'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Zayıflama'/><title type='text'>Neden Şişmanlarız?</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_1q9UtmUnK_U/SXidHjdH5NI/AAAAAAAAADY/uEGUtae7lyg/s1600-h/sisman12d265cac2d1bcb9dih0%5B1%5D.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 200px; height: 135px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_1q9UtmUnK_U/SXidHjdH5NI/AAAAAAAAADY/uEGUtae7lyg/s200/sisman12d265cac2d1bcb9dih0%5B1%5D.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5294154115076056274" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Geniş bacaklar, kalçalar, kocaman bir göbek, kalın kollar, şişkin yanaklar... Özellikle belli bir yaşın üstündeki yetişkinler arasında yaygın bir sorun olan fazla kiloların, çoğu zaman nereden geldikleri farkında bile olunmaz. Farkına varıldığında da, bunlardan kurtulmanın kilo almak kadar kolay olmadığı gerçeğiyle yüz yüze gelinir. Üstelik fazla kiloların neden olduğu tek sorun görüntüsünün hoş olmaması değil, aynı zamanda ciddi sağlık sorunlarını da beraberinde getirmesi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Vücudumuzun istemli ya da istemsiz gerçekleştirdiği tüm etkinlikler için enerjiye gereksinimi var. Yani yalnızca top peşinde koşmak ya da ip atlamak için değil, kalp atışından beyinde düşüncelerin şekillenmesine kadar vücudumuzdaki her işlevin gerçekleşmesi için enerji gerekir. Fotosentez yaparak gereksinim duyduğu enerjiyi güneşten elde eden bitkiler dışında neredeyse tüm canlılar, yaşamaları için gereken besini bitkisel ya da hayvansal kaynaklardan elde ederler. Yani kimimizin burun kıvırdığı bamya ve kerevizden, afiyetle yediğimiz köfte ve patates kızartmasına kadar midemize giden tüm besinler, normal bir yaşam sürebilmemiz için gereken enerjiyi sağlar.&lt;br /&gt;Yaşam için bu derece gerekli olmalarına karşın, besin bulmak canlılar için başlı başına bir çaba gerektirir. İşin kötü yanı, canlılar besin bulma konusunda ne denli becerikli olurlarsa olsunlar, kimi zaman bu çabalar sonuçsuz kalabilir. Örneğin, kuraklık, kıtlık ve soğuk gibi çevresel değişimler, doğadaki besin kaynaklarının yeterli beslenmeyi engelleyecek ölçüde azalmasıyla sonuçlanabilir. Bu durum, hazırlıksız yakalanan canlıların açlıktan ölmeleri anlamına gelir, işte bu nedenle pek çok canlı, besinlerin gerektiği kadarını enerjiye çevirip, kalanını zor günler için depoluyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Neden Şişmanlarız?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Yediğimiz besinlerin vücudumuza sağladığı enerji kaloriyle ölçülür. I gram suyun sıcaklığını l°C yükseltebilmek için gereken enerji, I kaloriye denk gelir. Bir insanın günlük enerji gereksinimi, yaşam biçimine ve yaşına bağlı olarak 1500-3000 kalori arasında değişir. Eğer bir kimse, gün boyu yüksek kalorili yiyeceklerle beslendiği halde, az hareket ederek vücuduna giren bu enerjiyi yeterince harcayamazsa artanını depolar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Vücuda üç temel besin maddesi girer: proteinler, karbonhidratlar ve yağlar. Bunların her birinin, vücutta yerine getirdikleri farklı işlevleri var. Örneğin, proteinler büyüme ve onarım için gerekir. Karbonhidrat ve yağların temel işlevi gereken enerjiyi sağlamaktır. Vücut aldığı besinlerden artan enerjiyi yağ olarak depolar. Vücutta depolanan I kg yağ, yaklaşık 9000 kalori anlamına gelir. Buna göre, her gün düzenli olarak günlük gereksiniminden 100 kalori daha fazla besin alan bir insan, üç ay içinde yaklaşık I kg alır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yağ dokusu yağ hücrelerinden oluşur; genellikle derinin hemen altında ve böbrek gibi bazı iç organların çevresinde yer alır. Yağ dokularının vücutta ağırlıkla toplandığı bölgeler kadın ve erkeklerde farklılık gösterir. Bunun nedeni, östrojen ve testosteron adlı cinsiyet hormonlarının kadında ve erkekte farklı miktarlarda salgılanması. Kadınlarda yağlar özellikle göğüs, bel ve kalçada toplanırken, erkeklerde daha çok göğüs ve göbekte birikir. Vücudun enerji deposu olan yağ dokusu, vücut sıcaklığının sabit kalmasını ve dışarıdan gelecek darbelerden korunmayı da sağlar. Yağ dokusunun vücutta normal oranlarda bulunması yararlıdır. Ancak aşırı birikmesi birtakım sorunlara yol açar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Yaşlandıkça Kilo Almak Neden Kolaylaşır?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Çevrenize dikkatle bakarsanız, kilo sorununun çocuklarda ve gençlerde o kadar yaygın değilken, orta yaşlı insanlarda daha çok belirmeye başladığını görürsünüz. Geçtiğimiz yıllarda yapılan araştırmalara göre, insanlarda yaş otuzlara doğru yaklaştıkça vücut, her yıl kas yapısının yaklaşık 225 gramını kaybediyor. Kaybedilen bu kaslar, vücudun dinlenme anında harcadığı enerji miktarının da azalması sonucunu doğuruyor. Bunun üstüne, ilerleyen yaşla birlikte gelen hareketsizlik ve bol yiyecek tüketimi de eklenince, yaşı otuzun üstündeki insanlar arasında kilolu olanlara rastlama olasılığı artıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Fazla Kilolar Sağlığa Zararlı mı?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Büyüklerin zayıflamak için gösterdiği çabalar genellikle daha iyi görünmek için olsa da, aslında vücutta fazladan depolanan yağların sağlık üzerine birçok olumsuz etkisi var. Günümüzde erkeklerin vücudunda % 25'ten ve kadınların vücudunda % 32den fazla yağ dokusunun birikmesiyle oluşan aşırı şişmanlık durumu, "obezite" olarak adlandırılıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aşırı şişmanlık, dünya genelinde en sık ölüme neden olan kalp krizi ve kanser riskinin artmasındaki en önemli etkenlerden biri. Ayrıca, damar tıkanıklığı ve şeker hastalığı gibi diğer bazı sorunlara da yol açabiliyor. Bunların birçok farklı nedeni var. Örneğin, vücutta yağ depolayan hücrelerin, aynı zamanda kanserojen maddeleri de depolama eğilimine girmeleri şişman insanlarda kansere yakalanma olasılığının neden arttığını açıklıyor. Ayrıca şişman bir vücutta kalp, artan vücut kütlesine daha fazla kan pompalamak zorunda kaldığı için zamanla yoruluyor. Bu da kalp ve dolaşım sorunlarına yol açıyor. Vücutta fazla yağ birikiminin sonucu olarak kanda kolesterol adı verilen maddenin artması, damar tıkanıklığına ve buna bağlı hastalıklara neden oluyor. Aşırı beslenme nedeniyle kanda biriken fazla şeker, vücudun şeker dengesinin sağlanmasında rol oynayan insülin hormonunun salınımını sürekli artmasına da neden oluyor. Bu da uzun vadede şeker hastalığına davetiye çıkarıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonuç olarak şişmanlık sağlık açısından pek iyi bir şey değil ve şişman bir bünyenin, normal bir bünyeye oranla karşılaşabileceği tehlikeler çok daha fazla. Ancak işin iyi yanı, zayıflamayla birlikte bu tehlikelerin de azalması. Yani şişman olup bu tür sağlık sorunlarıyla uğraşanlar için her zaman bir umut var. Ancak, zayıflama işinin de bilinçli yapılması gerekiyor. Zayıflamak için beslenme dengesini bozan tutarsız diyetler uygulamak ya da ne olduğu belirsiz ilaçları ve aygıtları kullanmak, işleri yoluna koyacağı yerde daha kötü hale de getirebilir. Sağlıklı bir biçimde zayıflayabilmenin bir tek geçerli yolu var: Sağlıklı bir diyet, hareketli bir yaşam ve bolca egzersiz...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2008138657881883803-1670380261435490317?l=elektronikokul.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://elektronikokul.blogspot.com/feeds/1670380261435490317/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://elektronikokul.blogspot.com/2009/01/neden-imanlarz.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2008138657881883803/posts/default/1670380261435490317'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2008138657881883803/posts/default/1670380261435490317'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://elektronikokul.blogspot.com/2009/01/neden-imanlarz.html' title='Neden Şişmanlarız?'/><author><name>Sanatçı</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_1q9UtmUnK_U/SXidHjdH5NI/AAAAAAAAADY/uEGUtae7lyg/s72-c/sisman12d265cac2d1bcb9dih0%5B1%5D.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2008138657881883803.post-5348369576692491835</id><published>2009-01-22T04:50:00.000+02:00</published><updated>2009-01-22T04:53:25.100+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Flash Okulu'/><title type='text'>Flash ile CSS ve HTML</title><content type='html'>Flash'ın daha kolay güncellenerek tüm mecralarda yayılmasını planlayan Macromedia, XML'e verdiği desteği daha da arttırmasının yanında Flash içerisine CSS ve HTML dosyalarının dahil edilmesini sağlayarak bu konudaki eksikliğini de önemli ölçüde giderdi.&lt;br /&gt;Flash dosyalarındaki içeriklerin ve stillerin güncellenme işleminin tüm projenin baştan açılıp Export edilmesi ve tekrar sunuculara gönderilmesi zorluğu nedeniyle, trafik alan sayfaların Flash ile hazırlanması genelde tercih edilen bir yöntem değildi.&lt;br /&gt;Ancak yeni versiyonla gelen CSS ve HTML dosyalarının Flash içerisine çağırılarak bileşenler ya da metin alanları üzerinde görüntülenmesi ile Flash ile üretilen sayfaların daha da artacağı kaçınılmaz bir gerçek.&lt;br /&gt;Biz de bu sayıda Flash'ı daha da güçlendiren CSS ve HTML dosyalarının Flash içerisinde kullanımını yakından inceleyeceğiz.&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;CSS ve HTML&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Kolay hazırlanıp güncellenebilen HTML dosyaları ve CSS stillerinin, web tasarımını oldukça kolaylaştıran öğeler olduğu gerçek. Bu kez Flash'ta karşımıza çıkan bu özellikleri kullanarak kolay güncellenebilir HTML sayfaları ve içerikleri, ayrıca belirterek birden fazla öğeye ya da dosyalara uygulanabilen CSS dosyalarını Flash filminin içerisine dahil edebiliyoruz.&lt;br /&gt;Hemen bir örnek ile konuyu daha da açalım. Anlatacağımız örnekte Flash içerisine bir CSS ve HTML dosyasını çağırarak dışardan metin ve stil güncellemesi yapacağız.&lt;br /&gt;Öncelikle Flash içine dahil edilecek CSS dosyasını hazırlayalım. Dreamvveaver ya da herhangi bir editör ile font tipi, boyu ve rengi ayrı üç stili barındıran bir CSS dosyası oluşturalım. Ardından da ismini 'stil' olarak belirleyip kaydedelim.&lt;br /&gt;Şimdi sırada Flash var. 300 x 200 piksel boyutlarında yeni bir doküman oluşturarak bileşenlerin içinde bulunan TextArea bileşenini sahneye alarak ismini 'Metin' olarak atayalım. Daha sonra da bileşen seçiliyken özellikler panelinden HTML parametresini 'true' olarak belirleyelim.&lt;br /&gt;.icerik_1 { font-family: Arial; font-size: 14px; font-weight: italic; color: #000066;} .icerik_2 {&lt;br /&gt;font-family: Courier; font-size: 24px; font-weight: bold; color: #FF0000;}&lt;br /&gt;Sahnedeki işimiz bu kadar kolay bir şekilde sona eriyor. Bundan sonraki adım ilk anahtar karedeki script'i hazırlamak olacak. İlk karenin Actions bölümüne gelerek 'Stil' isminde bir değişken oluşturalım ve değer bölümüne de Flash MX'in 2004 sürümünde gelen ve Build in classes &gt; Movie &gt; TextField &gt; StyleSheet bölümünde bulunan new TextField.StyleSheet(); sınıfını girelim. Artık stil değişkenimiz hazır olduğuna göre load metodu ile stil.css dosyasını filme çağırabiliriz. Metin ismini verdiğimiz Textarea bileşeninin StyleSheet parametresine de Stil değişkenini atamamızla sayfaya CSS dosyasının çağırılması ve bileşenin stil dosyasının saptanması işlemi sona eriyor.&lt;br /&gt;Bundan sonraki aşama HTML dosyasının Flash'a dahil edilerek yükleme kontrolü ve karakter setinin hazırlanması olacak. Öncelikle bu işlem için 'İçerik' isminde bir değişken oluşturalım ve HTML olarak yorumlanabilmesi için değer olarak nevv XML(); fonksiyonunu görevlendirelim. Daha önce CSS dosyasında olduğu gibi load metodu ile HTML dosyasını da dahil edelim ve belirleyeceğimiz karakter setinin çalışabilmesi için de System.useCodepage değerini true olarak yazalım.&lt;br /&gt;Yapacağımız son işlem ise içeriğin açılışta yüklenmesini bir fonksiyon ile kontrol ederek işlemin başarılı olması durumunda Metin ismini verdiğimiz bileşenin text alanını 'içerik' değişkeninden okumasını sağlamak olacak.&lt;br /&gt;Filmi test ettiğinizde TextArea bileşeni içerisinde HTML dosyasını, stillerde de CSS dosyasının etkilerini görebilirsiniz. Meta ve br kodlarının sonundaki '/' işaretine dikkat ederseniz formatın XHTML olduğunu görebiliriniz. Burada yapacağınız olası HTML hataları içeriğin bileşende gösterilmemesine sebep olurlar. Sorunsuz bir kodlama için World Wide Web konsorsiyum'un resmi sitesi olan &lt;a href="http://www.w3.org/"&gt;www.w3.org&lt;/a&gt; adresinden faydalanabilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;HTML ve resim dosyaları&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Flash içindeki HTML dosyalarında kullanılabilen özelliklerden biri de resim özelliği. Yani dışarıdan içeriği değiştirebilmek gibi Flash sayfalarındaki tüm resimleri HTML dosyası içinden yönetebilmek de mümkün. Buradaki sistem Flash kütüphanesinin içindeki film küplerinin link isimlerinin çağrılması ile gerçekleşiyor. Şimdi oldukça sade bir örnek ile bu yöntemin çalışma sistemini inceleyelim.&lt;br /&gt;Öncelikle Flash'a kullanmak istediğiniz resimleri dahil ederek film klibi olarak kaydedin. Kütüphaneyi açarak bu kaydettiğiniz film küplerinin özellikler bölümünden Linkage alanlarını Resim_1, Resim_2 şeklinde isimlendirin.&lt;br /&gt;Ardından da HTML kodu içerisine resmi çağıran 'img' tag'ını ekleyerek 'src' kısmına herhangi bir uzantı yazmadan, sadece kullanmak istediğiniz resmin Linkage ismini yazın.&lt;br /&gt;Filmi test ettiğinizde HTML dosyaları ile birlikte belirlediğiniz resmi görebilirsiniz. Aslında resimlerin film klibi şeklinde kaydedilmesi olayından anlayacağınız üzere işlem sadece HTML ve resimleri kullanabilmek değil. Linkage ismini vereceğiniz film küpleri içinde dilediğinizce animasyon, script, ses ve video dosyası da HTML içinden değiştirerek kullanabilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Filme gömülü HTML ve CSS&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Flash'a dışarıdan HTML ve CSS ithal etmenin yanı sıra bu yöntemleri ActionScript ile gömülü olarak da çalıştırma imkanına sahipsiniz. Yeni bir TextField.StyleSheet değişkeni oluşturduktan sonra setStyle metodu ile stili oluşturarak font tipi, boyutu ve rengi gibi parametreleri girmek mümkün. Gönderilecek içerik ise bir değişkenin değer bölümüne HTML kodlarının yazılması ile gerçekleşiyor. Burada dikkat edilmesi gereken nokta, stilin HTML koduna &lt;mavi&gt;Metin&lt;/mavi&gt; şeklinde verilecek olmasıdır. İçeriğin sahneye yazdırılması işlemini de ilk örneğin aksine dinamik yazı alanı içerisine yapabiliriz. Yeni bir dinamik yazı alanı oluşturarak ismini 'Metin' olarak verelim ve tekrar koda dönerek Metin alanının StyleSheet değerini ilk oluşturduğumuz değişkenden, text değerini ise 'İçerik' değişkeninden okumasını sağlayarak örneğimizi tamamlayalım.&lt;br /&gt;Gelecek ayki PCnet CD'si içinde bulacağınız örnek uygulama dosyasında, Flash MX 2004 ile yapılan örneğin Fla, Html ve Css dosyalarını inceleyebilirsiniz. Önümüzdeki ay bir başka konuda görüşmek üzere.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2008138657881883803-5348369576692491835?l=elektronikokul.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://elektronikokul.blogspot.com/feeds/5348369576692491835/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://elektronikokul.blogspot.com/2009/01/flash-ile-css-ve-html.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2008138657881883803/posts/default/5348369576692491835'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2008138657881883803/posts/default/5348369576692491835'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://elektronikokul.blogspot.com/2009/01/flash-ile-css-ve-html.html' title='Flash ile CSS ve HTML'/><author><name>Sanatçı</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2008138657881883803.post-389648781018121090</id><published>2009-01-21T16:49:00.000+02:00</published><updated>2009-01-21T16:51:32.093+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Trafik Dersi'/><title type='text'>Trafikte Neler Görüyorum?</title><content type='html'>Babamın tayini nedeniyle Ankara'ya gidecektik. Çok heyecanlıydım çünkü annem ve babam bu şehrin yaşadığımız şehir olan Muş'tan daha büyük ve daha kalabalık olduğunu söylemişlerdi. Nihayet yola çıktık ve güzel bir yolculuğun ardından Ankara'daki yeni evimize vardık. Ertesi gün annem ve babamla bu güzel şehri gezerek tanımaya karar verdik. Dikkatimi çeken ilk şey sokağımızın adının yazılı olduğu ve sokağımızın yönünü gösteren tabelaydı. Bu levha yeni sokağımızın adının Seyran olduğunu öğretiyordu bize. Dar sokağımızdan caddeye ilerlediğimizde caddenin ne kadar uzun ve geniş olduğunu fark ettim. Ne kadar fazla insan vardı bu şehirde... Bu sıcak yaz gününde kaldırımları doldurmuştu yayalar. Cadde ise taşıtlarla doluydu. Trafik polisinin işaretiyle sürücüler taşıtlarını durdurdu ve biz de diğer yayalarla birlikte yaya geçidinden karşıya geçtik. Bu uzun ve geniş caddede ilerlerken Ankara'da ne kadar çok trafik işaret levhaları olduğunu düşünüyordum. Işıklı işaret cihazları, sokakların ve caddelerin yönlerini gösteren tabelalar, yaya geçidi levhaları...&lt;br /&gt;Trafik polisinin işaretiyle karşıya geçen yayaların kendilerini güvende hisseden bakışları çarpıyordu gözüme...&lt;br /&gt;Bu şehrin güzel caddelerinde yaptığımız gezintiden sonra evimize dönmeye karar verdik. Evimizin üst sokağına geldiğimizde karşımıza çıkan okulun, yeni okulum olup olmayacağını düşündüm bir an. Okulun biraz gerisinde bulunan okul geçidi levhası, gördüğüm trafik işaret levhalarından biriydi. Işıklı işaret cihazının yayalara yeşil yanmasıyla birlikte okul geçidinden karşıya geçen öğrencileri izledim. Onlar benim yeni okul arkadaşlarım olacaklardı belki de... Bana doğru bakan ışıltılı gözlerini gördüğümde öyle heyecanlandım ki ! O an bu güzel şehrin ve yeni arkadaşlarımın geride bıraktığım şehri ve arkadaşları aratmayacağını anladım. Ailemle birlikte bu güzel şehirde de çok mutlu olacağımıza inandım.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2008138657881883803-389648781018121090?l=elektronikokul.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://elektronikokul.blogspot.com/feeds/389648781018121090/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://elektronikokul.blogspot.com/2009/01/trafikte-neler-gryorum.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2008138657881883803/posts/default/389648781018121090'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2008138657881883803/posts/default/389648781018121090'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://elektronikokul.blogspot.com/2009/01/trafikte-neler-gryorum.html' title='Trafikte Neler Görüyorum?'/><author><name>Sanatçı</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2008138657881883803.post-630534445752720652</id><published>2009-01-21T16:08:00.000+02:00</published><updated>2009-01-21T16:10:58.977+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Türkçe'/><title type='text'>Anlatım Teknikleri Test Soruları</title><content type='html'>&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;1. &lt;/span&gt;Bilgelik, bir anlamda bir insanın kendi düşüncesine, bütün öbür düşünceleri tercih etmesini gerektiren bir tutumdur. Bilge insan; kendi düşüncesine, kendi düşüncesi olduğu için önem vermemesi, kuşkuyla bakması gereken insandır. Ne diyor Valery: "Bizim düşüncemize, kendi düşüncemiz olduğu için inanmamayı öğrenmeliyiz. Tersine onu kuşkuyla karşılamamız gerekir."&lt;br /&gt;Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerden hangileri ağır basmaktadır?&lt;br /&gt;A)  Tanımlama - tanık gösterme&lt;br /&gt;B) Karşılaştırma - açıklama&lt;br /&gt;C) Örneklendirme - tartışma&lt;br /&gt;D) Tanık gösterme - örneklendirme&lt;br /&gt;E) Öyküleme - betimleme&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;2. &lt;/span&gt;VVilhelm Von: "İmparatorluklar gelir geçer, ama güzel bir dize sonsuza dek kalır." derken şiirin o gizemli gücünü anlatır. Şiir, insanın insan olması kadar eskiye dayanan duygu ve düşüncelerinin paylaşım aracıdır. Geçmişten bu yana tüm kültürlerde kutsal bir yeri olan şiir, herkeste ayrı bir izlenim uyandırır. Balzac şiiri bir ızdırap; Goethe üstüne resim yapılmış bir pencere camı, yani kurtuluş, özgürlüğe kavuşma; Voltaire ruhun müziği olarak algılar.&lt;br /&gt;Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerin hangisinde verilenlerden yararlanılmıştır?&lt;br /&gt;A)  Karşılaştırma, tanımlama, betimleme&lt;br /&gt;B)  Tanık gösterme, tanımlama, tartışma&lt;br /&gt;C)  Örneklendirme, tanımlama, tartışma&lt;br /&gt;D)  Tanık gösterme, tanımlama, örneklendirme&lt;br /&gt;E)  Benzetme, karşılaştırma, öyküleme&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;&lt;br /&gt;3. &lt;/span&gt;Muhsin Ertuğrul, çağdaş Türk tiyatrosunun kurucusudur. Tiyatroyu halka ulaştırmak için yıllarca emek harcamıştır. Tiyatroyla ilgili en güçlü yazıları yazmış, Türkiye'nin dört bir yanına tiyatro açarak halkı eğitmeyi amaçlamıştır. Yazılarını, "İnsan ve Tiyatro Üzerine Gördüklerim" adlı kitabında toplamıştır. Bunun dışında Renkli Fener, Bala, Söz Söyleme Sanatı adlı çeviri yapıtları da vardır.&lt;br /&gt;Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerden hangisi ağır basmaktadır?&lt;br /&gt;A) Tanımlama        B) Karşılaştırma          C) Açıklama&lt;br /&gt;D) Tartışma                E) Örneklendirme&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;4. &lt;/span&gt;Ege'de yıl boyunca yeşilin değişik tonlarına rastlanır. Çam ormanları, zeytinlikler, narenciye bahçeleri görünümlerini hiç kaybetmez. Mayısa doğru narenciye bahçelerinin çiçeklenmesiyle havaya olağanüstü güzellikte kokular yayılır. Bu mevsimde kırların yeşili, denizin mavisi ile kucaklaşır. Halikarnas Balıkçısı'nın söylediği gibi: "İlkbaharda Ege, yaşamdan aldığının daha fazlasını yaşama verir."&lt;br /&gt;Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerden hangisi yoktur?&lt;br /&gt;A)  Gözlem gücünden yararlanma&lt;br /&gt;B)  Söz sanatlarına başvurma&lt;br /&gt;C)  Anlatıma duyguları katma&lt;br /&gt;D)  Alıntı yapma&lt;br /&gt;E)  Tartışmacı anlatıma başvurma&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;5.&lt;/span&gt; Çoğu yazarda bir mutluluk, bir kurtuluş yoludur kalemin teline dokunmak. Goethe, "Yazmak kurtuluştur." der. Dostoyevsky "Varlığımızdaki hayaletleri atmaktır." der yazmak için. Sait Faik'se bir hikâyesinde "Yazmasam çıldıracaktım." itirafında bulunur. Yazarlar, yazarlarken kalplerindeki ağrılar hafifler.&lt;br /&gt;Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerden hangisi ağır basmaktadır?&lt;br /&gt;A) Öyküleme        B) Örneklendirme        C) Benzetme&lt;br /&gt;D) Tartışma              E) Betimleme&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;6. &lt;/span&gt;Uzun Hikâye'deki şahıslar, yazarımızın diğer hikâye-lerindeki şahıslardan biraz farklı. Daha önceki şahıslar da "toplumu temsil eden fertler" durumundaydı; ancak bu fertlerin hikâyede açık seçik birer tip, kanlı canlı insanlar olarak belirdiklerini söylemek biraz zordu. Uzun Hikâye'deki insanlar böyle değil. Her şahıs, okuyucuya hem fiziksel hem de ruhi bütün özellikleriyle çok yakındır. Kahramanların nefes alıp vermelerini bile duyabiliyoruz.&lt;br /&gt;Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerden hangisi ağır basmaktadır?&lt;br /&gt;A) Betimleme          B) Tartışma            C) Karşılaştırma&lt;br /&gt;D) Örneklendirme              E) Benzetme&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Yanıtlar:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;1-A 2-D 3-C 4-E 5-B6-C&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2008138657881883803-630534445752720652?l=elektronikokul.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://elektronikokul.blogspot.com/feeds/630534445752720652/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://elektronikokul.blogspot.com/2009/01/anlatm-teknikleri-test-sorular.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2008138657881883803/posts/default/630534445752720652'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2008138657881883803/posts/default/630534445752720652'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://elektronikokul.blogspot.com/2009/01/anlatm-teknikleri-test-sorular.html' title='Anlatım Teknikleri Test Soruları'/><author><name>Sanatçı</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2008138657881883803.post-5162206251441751452</id><published>2009-01-21T15:59:00.000+02:00</published><updated>2009-01-21T16:05:31.716+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Türkçe'/><title type='text'>Sözcük Anlamı Test Soruları</title><content type='html'>1.     "Sarmak" sözcüğü aşağıdaki cümlelerin hangisinde gerçek anlamıyla kullanılmıştır?&lt;br /&gt;A)  Bu sohbet bizi iyice sarmıştı.&lt;br /&gt;B)  Grip salgını bütün ülkeyi sardı.&lt;br /&gt;C)  Bütün evi sigara dumanı sarmış.&lt;br /&gt;D)  Okumaya başladığım kitap beni hiç sarmadı.&lt;br /&gt;E)  Elindeki bandı yaranın üzerine dikkatlice sardı.&lt;br /&gt;2.      "Somut anlamlı bir sözcük, anlam genişlemesiyle soyut anlam kazanabilir."&lt;br /&gt;Aşağıdaki cümlelerde geçen altı çizili sözcüklerden hangisi bu açıklamaya uygun bir örnektir?&lt;br /&gt;A)  Gözlerinden çok yorgun olduğu anlaşılıyordu.&lt;br /&gt;B)  Bugün, içinde anlam veremediği bir sıkıntı vardı.&lt;br /&gt;C)  Akşamki davete canı hiç gitmek istemiyordu.&lt;br /&gt;D)  Eve vardığında vakit oldukça geç olmuştu.&lt;br /&gt;E)  Renkli kişiliğiyle etrafındakilerin ilgisini çekiyordu.&lt;br /&gt;3.     Aşağıdaki cümlelerde geçen altı çizili sözcüklerden hangisi terim anlamıyla kullanılmıştır?&lt;br /&gt;A)  İşlerine kendini veremediğini söyledi.&lt;br /&gt;B)  En güzel şarkıların notalarını ezberlemeye çalışıyordu.&lt;br /&gt;C)  Yeni kitabının kapağını uzman kişilere hazırlattı.&lt;br /&gt;D)  Futbolu, ayakları sürekli ağrıdığı için bıraktı.&lt;br /&gt;E)  Yazarın son romanı epeyce tepki aldı.&lt;br /&gt;4.     Aşağıdaki cümlelerin hangisinde yansıma bir sözcük kullanılmıştır?&lt;br /&gt;A)  Elindeki kitabı masanın üzerine attı.&lt;br /&gt;B)  Hemen buraya gelsene, diye bağırdı.&lt;br /&gt;C)  Annem, akrabalarımı da doğum günüme çağırmış.&lt;br /&gt;D)  Karar açıklanınca salondan homurtular yükseldi.&lt;br /&gt;E)  Değişik fikirleriyle herkesin ilgisini çekiyor.&lt;br /&gt;5.     "Bir sözcükle anlatılabilecek bir kavramı birden fazla sözcükle anlatmaya 'dolaylama' denir."&lt;br /&gt;Aşağıdakilerin hangisinde bu açıklamaya uygun bir kullanım vardır?&lt;br /&gt;A)  Kemal, bana sınava girmeyeceğini söyledi.&lt;br /&gt;B)  Annemin söylediklerini duymadım sanma.&lt;br /&gt;C) Oraya yapacağı ziyareti yine ertelemiş.&lt;br /&gt;D)  O gün hayat arkadaşından bile destek göremedi.&lt;br /&gt;E)  Bugün buraya geleceğimizi biliyordu.&lt;br /&gt;6.      "Anadolu turnesinden sonra sanatçı ilk kez gazetemize konuştu." cümlesinde "gazetemize" sözcüğü benzetme ilgisi olmaksızın başka bir sözcük yerine kullanılmıştır.&lt;br /&gt;Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bu cümledekine benzer bir söyleyiş özelliği vardır?&lt;br /&gt;A)   Dergimizin sayfa düzeni beğenildi.&lt;br /&gt;B)   Babamın yaptığı ev neredeyse yıkılıyordu.&lt;br /&gt;C)   Çocukluğumda hep sinemaya giderdim.&lt;br /&gt;D)   Okul, kayıt süresini iki gün daha uzattı.&lt;br /&gt;E)   Sararan yapraklar, sonbaharın geldiğini haber veriyordu.&lt;br /&gt;7.      Bülbülün çilesi yanmakmış güle Ömürler geçiyor ağlaya güle&lt;br /&gt;Bu dizelerdeki altı çizili sözcükler arasında bulunan ilişki aşağıdakilerden hangisidir?&lt;br /&gt;A) Yansıma                    B) İkileme               C) Sesteşlik&lt;br /&gt;D) Anlamdaşlık                   E) Zıt anlamlılık&lt;br /&gt;8.      Aşağıdaki cümlelerde geçen ikilemelerden hangisi yapılışı yönüyle ötekilerden farklıdır?&lt;br /&gt;A)  Çocuk, irili ufaklı çakıl taşlarını kovaya dolduruyordu.&lt;br /&gt;B)  Aşağı yukarı bir aydır seninle konuşmak için uygun bir zaman kolluyordum.&lt;br /&gt;C)  Uzak yakın demeden bütün arkadaşlarını, evlerinde ziyaret ederdi.&lt;br /&gt;D)  Parkın bir köşesinde eski püskü elbiseli bir adam güneşleniyordu.&lt;br /&gt;E)  Onunla er geç karşılaşıp bu sorunu çözeceğiz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yanıtlar: 1-E 2-E 3-B 4-D 5-D 6-D 7-C 8-D&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2008138657881883803-5162206251441751452?l=elektronikokul.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://elektronikokul.blogspot.com/feeds/5162206251441751452/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://elektronikokul.blogspot.com/2009/01/szck-anlam-test-sorular.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2008138657881883803/posts/default/5162206251441751452'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2008138657881883803/posts/default/5162206251441751452'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://elektronikokul.blogspot.com/2009/01/szck-anlam-test-sorular.html' title='Sözcük Anlamı Test Soruları'/><author><name>Sanatçı</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2008138657881883803.post-1789483527118842136</id><published>2009-01-21T03:55:00.000+02:00</published><updated>2009-01-21T03:56:10.254+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Matematik'/><title type='text'>İlköğretim 5. Sınıf İçin Problemler</title><content type='html'>1.  Ördekler kümesinin eleman sayısı, tavuklar kümesinin eleman sayısından 186 eksiktir. Tavuklar kümesinin eleman sayısı 7648 olduğuna göre, ördekler kümesinin eleman sayısı kaçtır?&lt;br /&gt;2.  Okul önlüğü için 5,7 TL, çanta için 3,5 TL, ayakkabı için 4,75 TL ödedik. Okul ihtiyaçlarımız için toplam kaç TL harcadık?&lt;br /&gt;3.  Bir kısmı altışarlı, bir kısmı sekizerli kasalara konulan süt şişelerinin tamamı 278 tanedir. Altışarlı kasalar 29 tane olduğuna göre, sekizerli kasalardan kaç tane vardır?&lt;br /&gt;4.  Bir uçakta 172 erkek ve erkeklerden 68 eksik kadın vardır. Uçakta kaç yolcu vardır?&lt;br /&gt;5.  Üç terimli bir toplama işleminde toplam 8 579 386 dır. Toplananlardan biri 3 764 898, diğeri ise 2 436 574 tür. Verilmeyen toplanan kaçtır?&lt;br /&gt;6.  Bilyelerime 3 katı kadar daha eklersem, 468 bilyem olur, Bilyelerim kaç tanedir?&lt;br /&gt;7.  Hangi sayının 3 katının 4 eksiği, 8 in 8 katından 4 fazladır?&lt;br /&gt;8.  Çiftlikteki koyunların sayısı kuzuların sayısının 2 katından 5 fazladır. Toplam 125 tane hayvan olduğuna göre koyunların sayısı kaç tanedir?&lt;br /&gt;9.  Kırtasiyeciden aldığım defterlere 3 980 000 TL, kitaplara 4 840 000 TL ödedim. Cebimde 10 000 000 TL vardı. Geriye kaç TL param kaldı??&lt;br /&gt;10. Babam maaşının 90 000 000 TL'sini ev kirasına, 20 000 000 TL'sini taksitli alışverişlerimize, 45 000 000 TL'sini de mutfak ihtiyaçlarımıza ayırdı. Babamın elinde 20 000 000 TL kaldığına göre, babamın maaşı kaç TL'dir?&lt;br /&gt;11 • Aslı'nın parasının 800 000 TL fazlası ile 300 000 TL eksiğinin toplamı 4 500 000 TL'dir. Asimin parası kaç TL'dir?&lt;br /&gt;12.  Hale, 5 kalem ile 2 deftere 1,7 lira ödedi. Bir kalem 15 kuruş ise bir defter kaç liradır?&lt;br /&gt;13.  Annesi 30 yaşındayken 6 yaşında olan kızı, annesi 45 yaşındayken kaç yaşında olur?&lt;br /&gt;14.  Metresi 0,2 TL olan kurdeleden 5 m 20 cm alan bir kişi, tuhafiyeciye 2 TL verirse geriye kaç TL alır?&lt;br /&gt;15.  Altı basamaklı en büyük çift doğal sayı ile beş basamaklı tek doğal sayının farkı kaçtır?&lt;br /&gt;16.  Yeni zaman ölçülerimiz cumhuriyetin ilânından kaç yıl sonra kullanıldı?&lt;br /&gt;17.  Bir manav 20 kilogramlık 7 kasa domates almıştır. Domatesin kilogramı 50 kuruş ise&lt;br /&gt;kac lira ödemiştir?&lt;br /&gt;18.  Bir tüccar 35 kg'lık 80 çuval un almıştır. Unun kilogramı 20 kuruş ise kaç TL Ödemiştir?&lt;br /&gt;19.  Üç kardeşin yaşları toplamı 29 dur. Ortanca kardeş küçük kardeşten 3 yaş büyük, büyük olan kardeşten 5 yaş küçüktür. Ortanca kardeş kaç yaşındadır?&lt;br /&gt;20.  248 543 sayısının basamak değerleri ile sayı değerlerinin toplamının yarısı kaçtır?&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2008138657881883803-1789483527118842136?l=elektronikokul.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://elektronikokul.blogspot.com/feeds/1789483527118842136/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://elektronikokul.blogspot.com/2009/01/ilkretim-5-snf-iin-problemler.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2008138657881883803/posts/default/1789483527118842136'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2008138657881883803/posts/default/1789483527118842136'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://elektronikokul.blogspot.com/2009/01/ilkretim-5-snf-iin-problemler.html' title='İlköğretim 5. Sınıf İçin Problemler'/><author><name>Sanatçı</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2008138657881883803.post-8077775516515854681</id><published>2009-01-21T03:46:00.000+02:00</published><updated>2009-01-21T03:47:38.522+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Matematik'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kümeler'/><title type='text'>Bir Kümenin Elemanı Olma ve Elemanı Olmama</title><content type='html'>T kümesinin liste biçiminde yazarsak: T = {otomobil, kamyon, otobüs, tren} olur. Otomobil, kamyon, otobüs ve tren T kümesinin elemanlarıdır. Bu kümeye ait elemanlar € (elemanıdır) sembolü ile gösterilir.&lt;br /&gt;T kümesinin elemanlarını sembol kullanarak yazalım:&lt;br /&gt;otomobil € T (otomobil, elemanıdır T kümesinin), kamyon € T (kamyon, elemanıdır T kümesinin), otobüs e T (otobüs, elemanıdır T kümesinin), tren e T (tren, elemanıdır T kümesinin).&lt;br /&gt;Gemi ile uçak, T kümesinin elemanı değildir. Bir kümeye ait olmayan elemanlar, €/ (elemanı değildir) sembolü ile gösterilir.&lt;br /&gt;T kümesine ait olmayan elemanlar sembol kullanılarak yazılırsa; gemi €/ T (gemi, elemanı değildir T kümesinin), uçak €/ T (uçak, elemanı değildir T kümesinin) olur.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2008138657881883803-8077775516515854681?l=elektronikokul.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://elektronikokul.blogspot.com/feeds/8077775516515854681/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://elektronikokul.blogspot.com/2009/01/bir-kmenin-eleman-olma-ve-eleman-olmama.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2008138657881883803/posts/default/8077775516515854681'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2008138657881883803/posts/default/8077775516515854681'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://elektronikokul.blogspot.com/2009/01/bir-kmenin-eleman-olma-ve-eleman-olmama.html' title='Bir Kümenin Elemanı Olma ve Elemanı Olmama'/><author><name>Sanatçı</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2008138657881883803.post-2417246203374310935</id><published>2009-01-20T15:44:00.000+02:00</published><updated>2009-01-20T15:47:44.266+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Güzel Konuşma ve Yazma'/><title type='text'>Etkileyici Konuşma ve Yazmanın Önemi</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_1q9UtmUnK_U/SXXV-4q7aYI/AAAAAAAAACw/Vb5rQGb-wak/s1600-h/pic_guzelkonusma2%5B1%5D.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 200px; height: 172px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_1q9UtmUnK_U/SXXV-4q7aYI/AAAAAAAAACw/Vb5rQGb-wak/s200/pic_guzelkonusma2%5B1%5D.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5293372213384931714" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;İnsanlar toplu olarak yaşar. İnsan; düşünen, hisseden, olayları gözlemleyen ve değerlendiren bir varlıktır. Çevresiyle iletişim kurmak; duygu, düşünce ve isteklerini anlatmak insan için vazgeçilmez bir gereksinimdir. İnsan çevresiyle iletişimi konuşarak ve yazarak sağlar. İnsanların çevresiyle olumlu ilişkiler geliştirebilmesinde en önemli etkenlerden biri de güzel konuşma ve yazmadır.&lt;br /&gt;Günlük yaşamımızda çeşitli nedenlerle çevremizdeki insanlarla konuşarak iletişim kurarız. Kimi zaman karşılıklı, kimi zaman da bir topluluk önünde konuşuruz. Bu konuşmalarımız sırasında ne kadar güzel konuşursak amacımıza ulaşmada o kadar başarılı oluruz.&lt;br /&gt;Güzel konuşabilen insan çevresindekilerle daha kolay iletişim kurar ve çevresindekiler üzerinde olumlu etkiler bırakır. Toplumda sevilir, saygı görür ve mesleğinde başarılı olur.&lt;br /&gt;Duygu, düşünce ve isteklerimizi anlatmada zaman zaman yazıya da başvururuz. Yazmak da iletişim kurmak için başvurduğumuz temel yollardan biridir. Ödevlerimizin birçoğunu yazarak yaparız. Bizden uzakta olan tanıdıklarımızla yazarak iletişimimiz sürdürürüz. Mektup, telgraf, dilekçe, teşekkür ve çağrı yazıları vb. yazarız.&lt;br /&gt;Güzel konuşmak kadar güzel yazmak da başarımıza etki eden önemli bir özelliktir, Güzel ve etkili bir yazılı anlatım becerisi, derslerimizde daha başarılı olmamızı sağlar. Çünkü bir bilgiye sahip olmak kadar bildiklerimizi eksiksiz ve doğru ifade edebilmek de çok önemlidir. Güzel yazma becerisi, çevremizdeki insanlar üzerinde olumlu etkiler bırakır. Bu durum çevremizde sevilen, saygı gören, başarılı bir insan olmamızı sağlar.&lt;br /&gt;Güzel konuşma ve yazma becerisine sahip insanlar, duygu, düşünce ve isteklerini doğru ve etkileyici biçimde anlatırlar. Yanlış anlaşılmalara yol açacak, karşısındakileri kıracak ifadeler kullanmazlar. Bu durum bir dileğin, bir isteğin yerine getirilmesini kolaylaştırır. Çevremizdeki insanların düşünce ve önerilerimizi benimsemelerini kolaylaştırır. Çevremizdeki insanlar üzerinde olumlu etkiler bırakırız.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2008138657881883803-2417246203374310935?l=elektronikokul.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://elektronikokul.blogspot.com/feeds/2417246203374310935/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://elektronikokul.blogspot.com/2009/01/etkileyici-konuma-ve-yazmann-nemi.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2008138657881883803/posts/default/2417246203374310935'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2008138657881883803/posts/default/2417246203374310935'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://elektronikokul.blogspot.com/2009/01/etkileyici-konuma-ve-yazmann-nemi.html' title='Etkileyici Konuşma ve Yazmanın Önemi'/><author><name>Sanatçı</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_1q9UtmUnK_U/SXXV-4q7aYI/AAAAAAAAACw/Vb5rQGb-wak/s72-c/pic_guzelkonusma2%5B1%5D.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2008138657881883803.post-937278920634565462</id><published>2009-01-19T00:36:00.001+02:00</published><updated>2009-01-19T00:36:43.620+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Öğrenci Seçme Sınavı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='üniversite'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='OKS'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ÖSS'/><title type='text'>Üniversite Adaylarına...</title><content type='html'>&lt;p&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Sevgili Üniversite Adayları;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir üniversite adayı olarak seçim aşamasına geldiğinizde sınav sistemi, üniversiteler, ve meslekler hakkında yeterli donanım ye bilgiye sahip olmazsanız, kararsız kalma ve hatalı tercihler yapma riskiniz oldukça fazladır. Sınav literatürü hakkında bilgi sahibi olmayan bir öğrenci, üniversite sınavında başarısızlık yaşamakta veya yanlış bir bölüme yerleşmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İstatistik verileri, sınava sadece bilgi bazında hazırlananların değil, aynı zamanda sistemden ve test tekniğinden haberdar olanların daha başarılı olduklarını gösterir niteliktedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Modern dünyada hayatı devam ettirebilmenin en temel unsuru eğitimli olmaktır. Eğitim süreci yaşam boyu kesintisiz devam eder. Ancak hayatınızın belirli dönemlerinde alınacak doğru veya yanlış kararlar gelecekteki yaşam biçiminize yön verir. İşte bu önemli dönemeçlerden biri, belki de en önemlisi ortaöğretimden yükseköğretime geçiş dönemidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Siz üniversite adaylarının doğru adreslere gitmesini sağlamak için, eğitimcilik ruhunun bize vermiş olduğu görev bilinci ile bu kitapçığı hazırladık. Yükseköğretim programlarının geçtiğimiz yıla ait kontenjanlarını ve minimum puanlarını en anlaşılır şekilde aktarmaya çalıştık. Ayrıca Mesleki Sınavsız Geçiş İle yerleşilecek önlisans programlarını da listeye ilave ettik.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tercih listenizi oluştururken buradan elde edeceğiniz veriler sizlere ışık tutacaktır. Her yıl puanlarda ve kontenjanlarda kısmi değişimler yaşanmaktadır. Puanlardaki değişimin sebebi öğrenci başarısı ve tercih yönelimi yani kısaca arz ve taleptir. Çok talep edilen programların puanları yüksek, az talep edilen programların ise puanları düşük çıkmaktadır. Sınav sisteminin değişmesi de bu değişikliklerin temel etkeni olacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu kitapçıkta yer alan programlar 2008 ÖSYS kılavuzunda yer alan programlar olup, 2009 sınav döneminde bu programlarda bazı değişimlerle karşılaşabilirsiniz. Bazı programlar öğrenci almazken, yeni programlar açılabilir, lisedeki alanınızda yer alan programlardan bazısı alan dışı olup bazıları alanınıza alınabilir. Tercihlerinizi oluştururken mutlaka 2009 ÖSYS kılavuzunu incelemeli ve listenizi bu kılavuzda yer alan programlardan oluşturmalısınız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic; font-weight: bold;"&gt;Üniversiteli olmanız dileğiyle.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2008138657881883803-937278920634565462?l=elektronikokul.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://elektronikokul.blogspot.com/feeds/937278920634565462/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://elektronikokul.blogspot.com/2009/01/niversite-adaylarna.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2008138657881883803/posts/default/937278920634565462'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2008138657881883803/posts/default/937278920634565462'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://elektronikokul.blogspot.com/2009/01/niversite-adaylarna.html' title='Üniversite Adaylarına...'/><author><name>Sanatçı</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2008138657881883803.post-7634290241705496870</id><published>2009-01-18T21:22:00.002+02:00</published><updated>2009-01-18T21:23:58.660+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi'/><title type='text'>Allah'ın Her Şeye Gücü Yeter ve O Bizimle Beraberdir</title><content type='html'>&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Allah'ın Her Şeye Gücü Yeter&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Yeryüzündeki ve gökyüzündeki her şeyi, canlı ve cansız tüm varlıkları Allah yaratmıştır. Onun, her şeyi dileme ve dilediğini de yapma gücü vardır. Her şeyi yaratması onun gücünün sonsuz olduğunu göstermektedir. Yüce Allah'ın bu gücü Fâtır suresinin 44. ayetinde, "Ne göklerde ne yerde Allah'ı âciz bırakacak bir güç vardır." şeklinde belirtilmiştir.&lt;br /&gt;İnsanlara ve diğer canlılara bir şeyler yapabilme gücü veren de Allah'tır, Allah, istediğine istediği kadar güç ve kuvvet bağışlar. Bu nedenle zor bir işe başladığımızda veya bir işte zor duruma düştüğümüzde Allah'a, "Ey Allah'ım bana güç ve kuvvet ver." diye dua ederiz.&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Allah Bizimle Beraberdir&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Evrendeki bütün varlıkların yaratıcısı Allah'tır. Yarattığı varlıkları koruyan da odur. Hiçbir varlık sebepsiz yaratılmamıştır. Hepsinin yapması gereken görev ve sorumlulukları vardır. Hiçbiri boş ve sahipsiz değildir. Hepsinin sahibi Allah'tır. Yüce Allah, üstün bir varlık olarak yarattığı bizleri sever. Bizi besleyen, büyüten, koruyan ve yaptığımız hataları affeden Allah'tır.&lt;br /&gt;Allah, kendisine inanan ve güvenen insanlara yardım eder, İnsanlar yalnızca ona güvenir. Allah'a inanmak, insana büyük bir mutluluk verir. Allah'a inanan bir insan, her hareketine ve sözüne dikkat eder. Kendine ve başkalarına zarar verecek kötü davranışlardan uzak durur. İyilik ve doğruluktan ayrılmaz.&lt;br /&gt;Allah'a inanan ve güvenen insanlar, gönül rahatlığı ile yaşamlarını sürdürürler. Bilirler ki kendilerini daima gören, gözeten ve koruyan yüce bir varlık vardır. Yüce Allah, bu konuda Talâk suresinin 3. ayetinde şöyle buyurmaktadır: "Kim Allah'a güvenip ona gönülden bağlanırsa, Yüce Allah ona yeter."&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2008138657881883803-7634290241705496870?l=elektronikokul.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://elektronikokul.blogspot.com/feeds/7634290241705496870/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://elektronikokul.blogspot.com/2009/01/allahn-her-eye-gc-yeter-ve-o-bizimle.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2008138657881883803/posts/default/7634290241705496870'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2008138657881883803/posts/default/7634290241705496870'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://elektronikokul.blogspot.com/2009/01/allahn-her-eye-gc-yeter-ve-o-bizimle.html' title='Allah&apos;ın Her Şeye Gücü Yeter ve O Bizimle Beraberdir'/><author><name>Sanatçı</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2008138657881883803.post-2120317047254910909</id><published>2009-01-18T21:22:00.001+02:00</published><updated>2009-01-18T21:22:41.667+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi'/><title type='text'>Allah Her Şeyi İşitir, Bilir ve Görür</title><content type='html'>&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Allah Her Şeyi İşitir&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Yüce Allah, her şeyi yanlışsız ve kusursuz olarak bilir. Bütün sesleri aynı anda işitir. Allah'ın işitmesinin sınırı yoktur. İşitmek için de bir organa gereksinimi yoktur. Bu konuda, Bakara suresinin 181. ayetinde, "Şüphesiz Allah her şeyi işitir ve her şeyi bilir." buyrulmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Allah Her Şeyi Bilir&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Yüce Allah'ın, bilmediği, bilemeyeceği hiçbir şey düşünülemez. Olmuşu bilir, olacağı bilir. Şu anda nelerin olup bittiğini de bilir. Allah'ın bilgisi kusursuz ve sınırsızdır. Onun için açık ve gizli diye bir şey yoktur. Bu özelliği ile ilgili olarak En'âm suresi 59. ayetinde; "O, karada ve denizde ne varsa bilir; onun ilmi dışında yaprak bile düşemez..." buyrulmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Allah Her Şeyi Görür&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Yüce Allah, her şeyi görür, İşitmede olduğu gibi, görmede de kusursuzdur. Mümin suresinin 20. ayetinde; "Şüphesiz Allah, hakkıyla işiten ve görendir." buyrulmaktadır. Onun görmesi, bizim görmemize benzemez, Onun göreceği şeyin uzakta veya yakında, karanlıkta veya aydınlıkta olması önemli değildir. Görmek için, insanlar gibi gözlere ve başka aletlere de gereksinimi yoktur, Yüce Allah'ın görme özelliği ile ilgili olarak Bakara suresinde şöyle buyrulmaktadır: "... Şüphesiz Allah, yapmakta olduğunuzu noksansız görendir."&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2008138657881883803-2120317047254910909?l=elektronikokul.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://elektronikokul.blogspot.com/feeds/2120317047254910909/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://elektronikokul.blogspot.com/2009/01/allah-her-eyi-iitir-bilir-ve-grr.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2008138657881883803/posts/default/2120317047254910909'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2008138657881883803/posts/default/2120317047254910909'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://elektronikokul.blogspot.com/2009/01/allah-her-eyi-iitir-bilir-ve-grr.html' title='Allah Her Şeyi İşitir, Bilir ve Görür'/><author><name>Sanatçı</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2008138657881883803.post-1456130915766577300</id><published>2009-01-18T21:18:00.001+02:00</published><updated>2009-01-18T21:18:52.988+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi'/><title type='text'>Beni, Ailemi ve Her Şeyi Yaratan Allah'tır</title><content type='html'>Bilim ve teknoloji çok hızlı ilerliyor, Her gün daha gelişmiş uçaklar, gemiler, füzeler, uydular, bilgisayarlar, cep telefonları gibi yeni buluşlarla karşılaşıyoruz. Bu buluşların yapısını oluşturan maddeler nereden gelmiştir? Yapılan her eşyanın bir ham maddesi vardır. Her şeyin özü evrendedir. Öyleyse her şeyi yaratan Allah'tır ve yaratmak yalnız ona özgü bir özelliktir.&lt;br /&gt;Bizleri yaratan da Yüce Allah'tır. Annemizi ve babamızı, ailemizin tüm bireylerini yaratan odur. O, bizi en güzel şekilde yaratmış ve diğer tüm varlıklardan üstün kılmıştır. Bu konuda Yüce Allah, Tin suresinde; "İncire, zeytine, Sina Dağı'na ve şu güvenli beldeye yemin ederim ki, biz insanı en güzel şekilde yarattık." buyurmaktadır.&lt;br /&gt;Kur'anıkerim'in bildirdiğine göre, Allah bir ve tektir. Eşi, benzeri, ortağı ve yardımcısı yoktur. Allah'tan başka her varlık, Allah tarafından yaratılmıştır. Doğmak, doğurmak, ölmek, yemek, içmek, büyümek ve yaşlanmak gibi özellikler yaratılmışlara aittir. Allah'ın böyle özellikleri kesinlikle yoktur. Bu konu, İhlâs suresinde şöyle açıklanmaktadır: "De ki: O, Allah bir tektir. Allah, hiçbir şeye muhtaç değildir, her şey ona muhtaçtır. O, doğurmamış ve doğmamıştır. Hiçbir şey ona denk değildir."&lt;br /&gt;Yüce Allah, kendisinin eşi ve benzeri olmadığını Enbiya suresinin 22. ve 23. ayetlerinde şöyle bildirmektedir: "Eğer yerde ve gökte Allah'tan başka tanrılar olsaydı, yer ve gök (bunların düzeni) kesinlikle bozulup gitmişti."&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2008138657881883803-1456130915766577300?l=elektronikokul.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://elektronikokul.blogspot.com/feeds/1456130915766577300/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://elektronikokul.blogspot.com/2009/01/beni-ailemi-ve-her-eyi-yaratan-allahtr.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2008138657881883803/posts/default/1456130915766577300'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2008138657881883803/posts/default/1456130915766577300'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://elektronikokul.blogspot.com/2009/01/beni-ailemi-ve-her-eyi-yaratan-allahtr.html' title='Beni, Ailemi ve Her Şeyi Yaratan Allah&apos;tır'/><author><name>Sanatçı</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2008138657881883803.post-755834769251002157</id><published>2009-01-18T21:16:00.001+02:00</published><updated>2009-01-18T21:16:53.234+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi'/><title type='text'>Evrende Bir Düzen Vardır</title><content type='html'>Güneş her sabah doğuyor. Akşam olunca da batıyor. Dört mevsim sürekli birbirini izliyor. Dünya, Ay ve gezegenler yörüngelerinden çıkmadan belirli bir hızla dönüyor. Bu düzen hiç bozulmadan sürüyor.&lt;br /&gt;Bütün bunlar bir rastlantı mıdır? Bu hayret verici düzen kendiliğinden olabilir mi? Böyle bir şey mümkün değildir. Bu değişmez düzen, sonsuz bir güç tarafından sağlanmaktadır.&lt;br /&gt;Bu uçsuz bucaksız uzay boşluğu, milyarlarca yıldız kendiliğinden mi oluşmuştur? Elbette ki hayır! O hâlde, her şeyi yoktan var eden güçlü bir yaratıcı, vardır. Bu yaratıcı Yüce Allah'tır,&lt;br /&gt;Bu konuda Al-î İmran suresinin 47, ayetinde; "Allah dilediğini yaratır. Bir işe hükmedince ona sadece "Ol." der; o da oluverir." buyurulmaktadır.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2008138657881883803-755834769251002157?l=elektronikokul.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://elektronikokul.blogspot.com/feeds/755834769251002157/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://elektronikokul.blogspot.com/2009/01/evrende-bir-dzen-vardr.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2008138657881883803/posts/default/755834769251002157'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2008138657881883803/posts/default/755834769251002157'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://elektronikokul.blogspot.com/2009/01/evrende-bir-dzen-vardr.html' title='Evrende Bir Düzen Vardır'/><author><name>Sanatçı</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2008138657881883803.post-2806211849524934288</id><published>2009-01-18T21:11:00.000+02:00</published><updated>2009-01-18T21:18:25.074+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Belirli Gün ve Haftalar'/><title type='text'>Hayvanları Koruma Günü (4 Ekim)</title><content type='html'>Doğadaki canlılar içinde en gelişmiş olanlar insanlardır. İnsanlar gereksinimlerini yakın çevrelerinden, çoğunlukla da hayvanlardan ve bitkilerden sağlar.&lt;br /&gt;İlk çağlardan beri insanlar, hayvanlardan çeşitli şekillerde faydalanmışlardır. Besinlerimizin birçoğunun ana kaynağı hayvanlardır. Giyeceklerimizin çoğu, hayvanların yününden ve derisinden sağlanır.&lt;br /&gt;Hayvanlar aynı zamanda doğada denge unsurudur. Doğadaki canlıların hepsinin birbirine gereksinimi vardır. Canlılardan birinin yok olması doğal dengeyi bozar.&lt;br /&gt;Hayvanları korumak amacıyla, birçok hayvan dostu insan bir araya gelerek hayvanları koruma dernekleri kurmuşlardır.&lt;br /&gt;Birçok ülkede kurulmuş olan hayvanları koruma derneklerinin üyeleri, 1931 yılında bir araya gelerek 4 Ekim gününü hayvanları koruma günü olarak kabul etmişlerdir.&lt;br /&gt;Bu günde, çeşitli yayın organlarından faydalanılarak insanlarda hayvan sevgisinin uyandırılmasına ve geliştirilmesine çalışılır. Hayvanların faydaları ve önemi anlatılır.&lt;br /&gt;Biz de evimizdeki hayvanların bakımına dikkat etmeliyiz. Hayvanlara kötü davrananları uyarmalıyız.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2008138657881883803-2806211849524934288?l=elektronikokul.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://elektronikokul.blogspot.com/feeds/2806211849524934288/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://elektronikokul.blogspot.com/2009/01/hayvanlar-koruma-4-ekim.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2008138657881883803/posts/default/2806211849524934288'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2008138657881883803/posts/default/2806211849524934288'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://elektronikokul.blogspot.com/2009/01/hayvanlar-koruma-4-ekim.html' title='Hayvanları Koruma Günü (4 Ekim)'/><author><name>Sanatçı</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2008138657881883803.post-3492319887735567223</id><published>2009-01-18T21:05:00.001+02:00</published><updated>2009-01-18T21:05:52.446+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Belirli Gün ve Haftalar'/><title type='text'>İlköğretim Haftası</title><content type='html'>Okulların açıldığı ilk hafta İlköğretim Haftası'dır. Eğitim ve öğretimin temeli ilköğretimdir. Okul çağına gelmiş bir çocuğun, ilköğretim görerek temel bilgileri alması gerekir. Bu temel bilgileri kazanan çocuklar, okuma ve yazmayı, gerekli sağlık ve temizlik alışkanlıklarını edinirler. Ayrıca çok önemli olan yurt, bayrak, ulus, bağımsızlık kavramlarını ve sevgisini öğrenirler.&lt;br /&gt;Her yıl, okulların açıldığı hafta, İlköğretim Haftası olarak kutlanır. İlköğretim, bütün yurttaşlar için devlet okullarında parasızdır, Bunun amacı, bütün yurttaşların temel bilgi ve becerilerini artırmaktır, Böylece ülkemizde okuryazar oranı yükselir. Yurttaşlık görevleri yerine getirilirken zorluk çekilmez.&lt;br /&gt;Kurtuluş Savaşı sona erince, en büyük sorunun bilgisizlik olduğunu bilen Atatürk, Türk halkının gelişip ilerlemesine engel olan Arap harflerini kaldırdı. Yerine, Türk abecesinin kabul edilmesini sağladı. Atatürk, Türk ulusunun başöğretmeni olarak yurt gezisine çıktı ve yeni harflerle okuma yazmayı öğretti.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2008138657881883803-3492319887735567223?l=elektronikokul.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://elektronikokul.blogspot.com/feeds/3492319887735567223/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://elektronikokul.blogspot.com/2009/01/ilkretim-haftas.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2008138657881883803/posts/default/3492319887735567223'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2008138657881883803/posts/default/3492319887735567223'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://elektronikokul.blogspot.com/2009/01/ilkretim-haftas.html' title='İlköğretim Haftası'/><author><name>Sanatçı</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2008138657881883803.post-437510757996264205</id><published>2009-01-18T20:59:00.000+02:00</published><updated>2009-01-18T21:00:05.297+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Cumhuriyet'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Atatürk'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Tarih'/><title type='text'>Atatürk'ten Bir Anı</title><content type='html'>Atatürk, yurt gezilerinde okullara uğramayı alışkanlık durumuna getirmişti. Okullara gider, sıralara oturup ders dinlerdi. Öğrencilere sorular sormaktan da çok hoşlanırdı.&lt;br /&gt;Uğradığı bir okulda ders anlatan öğrenciyi sonuna kadar dinledi. Sonra oturduğu sıradan kalkarak ona yaklaştı. Tatlı ve yumuşak bir sesle:&lt;br /&gt;-  Çocuğum, dersine iyi hazırlanmışsın. Çok iyi anlattın. Şimdi söyle bakalım, Türk ulusunu kim kurtardı?&lt;br /&gt;Böyle bir sorunun yanıtını kim bilmezdi?... Öğrenci, hemen atılarak:&lt;br /&gt;- Siz kurtardınız! dedi. Atatürk:&lt;br /&gt;- Hayır, çocuğum. Türk ulusunu ben değil, kendi kanı kurtardı, dedi.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2008138657881883803-437510757996264205?l=elektronikokul.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://elektronikokul.blogspot.com/feeds/437510757996264205/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://elektronikokul.blogspot.com/2009/01/atatrkten-bir.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2008138657881883803/posts/default/437510757996264205'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2008138657881883803/posts/default/437510757996264205'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://elektronikokul.blogspot.com/2009/01/atatrkten-bir.html' title='Atatürk&apos;ten Bir Anı'/><author><name>Sanatçı</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2008138657881883803.post-4382430593545558770</id><published>2009-01-17T23:35:00.000+02:00</published><updated>2009-01-17T23:36:28.371+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Belirli Gün ve Haftalar'/><title type='text'>Dünya Çocuk Kitapları Haftası</title><content type='html'>Çocuklara okuma zevkini ve alışkanlığını kazandırmak için okullarda Kasım ayının ikinci pazartesi günü başlayan hafta  dünya çocuk kitapları haftası düzenlenir. Hafta boyunca kitap sevgisini pekiştirecek, kitaplıklardan yararlanmalarını sağlayacak etkinlikler düzenlenir.&lt;br /&gt;Dünya çocuk kitapları haftasında okullarda kitap sergileri açılır. Okul ve sınıf kitaplıkları zenginleştirilir. Çevredeki kitaplıklar tanıtılır. Kitap okuma ve tanıtma toplantıları yapılır.&lt;br /&gt;Okul dışında da çeşitli etkinlikler yapılır. Kitap fuarları düzenlenir. İndirimli kitap satışları yapılır. Buralarda bazı yazarlar kitaplarını imzalar. Bütün bunlar kitaplarla aramızdaki dostluğu daha da güçlendirir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2008138657881883803-4382430593545558770?l=elektronikokul.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://elektronikokul.blogspot.com/feeds/4382430593545558770/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://elektronikokul.blogspot.com/2009/01/dnya-ocuk-kitaplar-haftas.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2008138657881883803/posts/default/4382430593545558770'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2008138657881883803/posts/default/4382430593545558770'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://elektronikokul.blogspot.com/2009/01/dnya-ocuk-kitaplar-haftas.html' title='Dünya Çocuk Kitapları Haftası'/><author><name>Sanatçı</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2008138657881883803.post-1926008387500261480</id><published>2009-01-17T23:28:00.000+02:00</published><updated>2009-01-17T23:31:49.204+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Belirli Gün ve Haftalar'/><title type='text'>Kızılay Haftası (29 Ekim - 4 Kasım)</title><content type='html'>Kızılay, savaşta ve barışta felâkete uğrayanlara yardım eden bir yardım kurumudur. Yangın, sel, deprem gibi çeşitü felâketlere uğrayanlara yardım eder. Onlara çadır, yiyecek ve giyecek yardımı yapar. Savaş zamanında savaştan zarar görenlere barınma, giyecek ve yiyecek yardımı yapar.&lt;br /&gt;Kızılay, yaptığı bu yardımları halkın bağışlarından elde ettiği paralarla karşılar.&lt;br /&gt;Kızılay haftası boyunca toplantılar yapılır. Bu toplantılarda Kızılay'ın çalışmaları anlatılır. Sergiler düzenlenir. Sınıf ve okul gazetelerine Kızılay'la ilgili resim ve yazılar asılır. Kızılay kolunda görevli olan arkadaşlarımız Kızılay pulları satar.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2008138657881883803-1926008387500261480?l=elektronikokul.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://elektronikokul.blogspot.com/feeds/1926008387500261480/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://elektronikokul.blogspot.com/2009/01/kzlay-haftas-29-ekim-4-kasm.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2008138657881883803/posts/default/1926008387500261480'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2008138657881883803/posts/default/1926008387500261480'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://elektronikokul.blogspot.com/2009/01/kzlay-haftas-29-ekim-4-kasm.html' title='Kızılay Haftası (29 Ekim - 4 Kasım)'/><author><name>Sanatçı</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2008138657881883803.post-8789307867812167028</id><published>2009-01-17T23:08:00.000+02:00</published><updated>2009-01-17T23:10:26.150+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Cumhuriyet'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Tarih'/><title type='text'>Cumhuriyet Yönetiminin Bize Kazandırdıkları</title><content type='html'>Osmanlı Devleti'nde ülkeyi padişahlar yönetiyordu. Bu yönetim biçiminde halk yönetimde söz sahibi değildi. Kendilerini temsil eden temsilcileri yoktu. Hak ve hürriyetleri kısıtlıydı.&lt;br /&gt;Kurtuluş Savaşı'ndan sonra cumhuriyet ilân edildi. Cumhuriyet yönetiminde halk kendi kendini yönetir. Miletvekillerini kendi seçer. Milletvekilleri de ulus adına yönetimde görev alır. Cumhuriyet yönetiminde ülkenin yönetimi anayasa ve kanunlara uygun olarak yürütülür.&lt;br /&gt;Herkes kanunlar karşısında eşit hak ve hürriyetlere sahiptir.&lt;br /&gt;Cumhuriyet sayesinde birçok hak ve hürriyetlere kavuştuk. Öğrenim, haberleşme, yerleşme, seyahat etme özgürlüğümüz oldu.&lt;br /&gt;Seçme ve seçilme hakkına da cumhuriyet yönetimiyle kavuştuk. Seçme ve seçilme şartlarını taşıyan herkes seçimlere katılır. Oy kullanır. İsterse aday olur. Seçimi kazanırsa ülke yönetiminde görev alır.&lt;br /&gt;Cumhuriyetin ilânından sonra birçok alanda yenilikler yapıldı. Arap harfleri kaldırılarak bu gün kullandığımız harfler kabul edildi. Eski okulların yerine çağdaş eğitim ve öğretim yapan okullar açıldı. Din ve devlet işleri birbirinden ayrıldı. Devletin yönetiminde din adamlarının yetkileri kaldırıldı. Çağdaş kıyafetler giyilmeye başlandı.&lt;br /&gt;Cumhuriyet yönetiminden önce insanların soyadları yoktu. Bu durum karışıklıklara neden oluyordu.&lt;br /&gt;Bu karışıklıkları önlemek için Soyadı Kanunu çıkarıldı. Herkes bir soyadı aldı. TBMM, Mustafa Kemal'e, Türklerin atası anlamına gelen "Atatürk" soyadını verdi.&lt;br /&gt;Cumhuriyet yönetimi Türk ulusuna birçok yararlar sağladı. Modern tarım araçları kullanılmaya başladı. Üretim arttı. Hastaneler yapıldı. Fabrikalar açıldı. Yollar ve köprüler yapıldı. Ulaşım ve iletişim kolaylaştı. Barajlar yapılıp elektrik üretilerek ülkemiz karanlıktan kurtarıldı.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2008138657881883803-8789307867812167028?l=elektronikokul.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://elektronikokul.blogspot.com/feeds/8789307867812167028/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://elektronikokul.blogspot.com/2009/01/cumhuriyet-ynetiminin-bize-kazandrdklar.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2008138657881883803/posts/default/8789307867812167028'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2008138657881883803/posts/default/8789307867812167028'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://elektronikokul.blogspot.com/2009/01/cumhuriyet-ynetiminin-bize-kazandrdklar.html' title='Cumhuriyet Yönetiminin Bize Kazandırdıkları'/><author><name>Sanatçı</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2008138657881883803.post-2717072012435349546</id><published>2009-01-17T22:32:00.000+02:00</published><updated>2009-01-17T22:36:54.165+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Cumhuriyet'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Sosyal Etkinlik'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Tarih'/><title type='text'>Cumhuriyet Bayramı'nı Nasıl Kutluyoruz?</title><content type='html'>&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;1. Bayram Hazırlıkları&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Bayramda giyeceğim giysilerimi hazırladım. Odamı bayraklarla ve balonlarla süsledim.&lt;br /&gt;Babamla birlikte odamın duvarına Atatürk'ün resmini astık ve çevresini süsledim. Balkonumuza bir Türk bayrağı astık.&lt;br /&gt;Okulumuzda da bayram hazırlıkları başladı. Sınıfımıza bayraklar, fenerler, balonlar getirdik. Sınıfımızın pencerelerine bayraklar astık.&lt;br /&gt;Atatürk'ün resmini çiçeklerle ve bayraklarla süsledik. Fener ve balonları iplere astık. Hepimiz sınıfta yapılan bayram hazırlıklarına büyük bir istekle katıldık.&lt;br /&gt;Okulumuzun salonundaki Atatürk Köşesi de bayraklarla ve çiçeklerle süslendi. Cumhuriyetle ilgili güzel sözler yazılı afişler asıldı. Okulumuzun ön duvarlarına Atatürk'ün büyük boy resimleri ve bayraklar asıldı.&lt;br /&gt;Okul bandosunda ve halk oyunları ekibinde görevli arkadaşlarımız çalışmalarına devam ediyorlar. Bayramda yapacakları gösterileri hazırlıyorlar. Okuldaki bayram hazırlıklarına da severek ve isteyerek katılıyoruz.&lt;br /&gt;Çevremizde de bayram hazırlıkları yapılıyor. İş yerlerinin ve evlerin pencerelerine, balkonlarına Türk bayrakları asılıyor. Büyük binaların duvarlarına Atatürk resimleri asılıyor. Sokaklarda, caddelerde Cumhuriyet Bayramı hazırlıkları coşku ile sürdürülüyor. Herkes büyük bir sevinç içinde.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;2. Törende Gördüklerimiz&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Bayram sabahı erkenden kalktım. Kahvaltımı yapıp aceleyle giyindim. Annem ve babamla birlikte okula gittik. Okul bahçesi kalabalıktı. Bir süre sonra bayram töreni başladı. Törene saygı duruşu ve İstiklâl Marşı'nın söylenmesi ile başlandı. Okul müdürümüz konuşma yaptı. Şiirler okundu. Marşlar ve şarkılar söylendi. Halk oyunları ekibimiz oyunlar oynadı.&lt;br /&gt;Çeşitli gösteri ve yarışmalar yapıldı. Töreni coşku ile izledik. Yarışmalardan sonra tören sona erdi. Annem ve babamla birlikte eve geldik. 29 Ekim günü radyo ve televizyonda da bayram programları vardı. Ankara'da yapılan bayram törenlerini televizyondan izledim.&lt;br /&gt;Gazetelerde de Atatürk'ün büyük bir fotoğrafı vardı. Bayramla ilgili yazıları okuduk. Bazı resimleri keserek ayırdım. Bayram sonrası okula götüreceğim.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2008138657881883803-2717072012435349546?l=elektronikokul.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://elektronikokul.blogspot.com/feeds/2717072012435349546/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://elektronikokul.blogspot.com/2009/01/cumhuriyet-bayramn-nasl-kutluyoruz.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2008138657881883803/posts/default/2717072012435349546'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2008138657881883803/posts/default/2717072012435349546'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://elektronikokul.blogspot.com/2009/01/cumhuriyet-bayramn-nasl-kutluyoruz.html' title='Cumhuriyet Bayramı&apos;nı Nasıl Kutluyoruz?'/><author><name>Sanatçı</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2008138657881883803.post-576361481938971733</id><published>2009-01-17T22:24:00.000+02:00</published><updated>2009-01-17T22:37:03.381+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Cumhuriyet'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Tarih'/><title type='text'>Cumhuriyetin İlanı</title><content type='html'>Kurtuluş Savaşı kazanıldıktan sonra sıra devletimizin yönetim şeklinin belirlenmesine geldi. Mustafa Kemal halkın kendi kendisini yönettiği yönetim şekli olan cumhuriyet yönetimini istiyordu.&lt;br /&gt;Türkiye Büyük Millet Meclisi 29 Ekim 1923'te bir yasa ile cumhuriyet yönetimini kabul etti. Bağımsız Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin kurulduğu bütün dünyaya duyuruldu. Bağımsızlığımızı kazandıktan sonra Atatürk'ün önderliğinde cumhuriyet yönetimine kavuşmuş olduk.&lt;br /&gt;Cumhuriyet yönetimi en iyi yönetim şeklidir.&lt;br /&gt;Cumhuriyetin ilânı, yurdun her yerinde büyük coşku ile karşılandı. Cumhuriyetin ilân edildiği gün Türkiye Büyük Millet Meclisi Mustafa Kemal'i cumhurbaşkanı olarak seçti.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2008138657881883803-576361481938971733?l=elektronikokul.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://elektronikokul.blogspot.com/feeds/576361481938971733/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://elektronikokul.blogspot.com/2009/01/cumhuriyetin-ilan.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2008138657881883803/posts/default/576361481938971733'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2008138657881883803/posts/default/576361481938971733'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://elektronikokul.blogspot.com/2009/01/cumhuriyetin-ilan.html' title='Cumhuriyetin İlanı'/><author><name>Sanatçı</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2008138657881883803.post-8896821937731798253</id><published>2009-01-17T16:09:00.000+02:00</published><updated>2009-01-17T16:57:04.652+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Tarih'/><title type='text'>Kurtuluş Savaşı</title><content type='html'>Türkiye Cumhuriyeti Devleti kurulmadan önce devletimizin adı Osmanlı Devleti'ydi. Osmanlı Devleti padişahlar tarafından yönetiliyordu.&lt;br /&gt;Osmanlı Devleti zamanla gücünü kaybetmeye başladı. Avrupalı devletler ise gelişip güçlendiler. Güçlenen bu devletler yeni topraklar elde etmek istediler. Aralarında savaş başladı. Bu savaşa Birinci, Dünya Savaşı denir.&lt;br /&gt;Osmanlı Develeti de bu savaşa önceleri katılmak istemedi. Ancak o dönem dost olarak görülen Alman Devleti'nin gemileri düşman tarafından sıkıştırılmıştı, kaçıyordu. O gemiler Goben ve Breslav isimli Alman gemileri idi. Osmanlı, o gemileri kurtarmak için onları biz satın aldık dedi ve o gemilere kendi bayrağını koydu. İsimlerini de Midilli ve Yavuz olarak değiştirdi. Ancak Almanlar boş durmadı ve o gemilerle gidip Rusya'nın limanlarını bombaladılar. Rusya, Osmanlı bayraklı bir geminin kendisine saldırdığını görünce Osmanlı da savaşa katılmış bulundu. Dört yıl savaş sürdü. Osmanlı Devleti müthiş bir direniş ile savaşta yenilmedi. Ancak müttefikimiz Almanlar yenilince biz de yenik sayıldık. Galip devletlerle bir ateşkes anlaşması imzalamak zorunda kaldı. Yapılan anlaşmanın adı, Mondros Ateşkes Anlaşması'dır.&lt;br /&gt;Mondros Ateşkes Anlaşması'na göre Osmanlı ordusunun silâhlan toplandı. Askerleri dağıtıldı. Yurdumuzun bir bölümü işgal edildi.&lt;br /&gt;Bu duruma cok üzülen Mustafa Kemal ve arkadaşları bir araya geldiler. İstanbul'dan Anadolu'ya geçerek yurdun kurtuluşu için savaşmaya karar verdiler. Mustafa Kemal 19 Mayıs 1919'da Samsun'a çıktı. Samsun'dan sonra Amasya'ya, Erzurum ve Sivas'a gitti. Bu şehirlerde toplantılar yaparak vatanın kurtarılması için yapılması gerekenleri anlattı. Alınan kararları bütün dünyaya duyurdu.&lt;br /&gt;Anadolu'daki çalışmalarını bitiren Mustafa Kemal Ankara'ya geldi. 23 Nisan 1920'de TBMM açıldı. TBMM yurdumuzun düşmanlardan kurtarılması için Kurtuluş Savaşı yapılmasına karar verdi. Mustafa Kemal oy birliği ile meclis başkanı seçildi. Kurtuluş Savaşı süresince bütün kararlar ve önlemler mecliste alındı. Meclisin açılması cumhuriyet yönetimine geçişin ilk adımı oldu.&lt;br /&gt;Kurtuluş Savası'nın sonucunda yurdumuz düşmanlardan kurtarıldı. Savaş bitince Lozan Barış Antlaşması imzalandı. Bu antlaşma ile yeni Türk Devleti'ni bütün dünya tanımış oldu.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2008138657881883803-8896821937731798253?l=elektronikokul.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://elektronikokul.blogspot.com/feeds/8896821937731798253/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://elektronikokul.blogspot.com/2009/01/kurtulu-sava.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2008138657881883803/posts/default/8896821937731798253'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2008138657881883803/posts/default/8896821937731798253'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://elektronikokul.blogspot.com/2009/01/kurtulu-sava.html' title='Kurtuluş Savaşı'/><author><name>Sanatçı</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2008138657881883803.post-1982029678099571803</id><published>2009-01-16T20:59:00.000+02:00</published><updated>2009-01-16T21:08:01.017+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Haber'/><title type='text'>Hoşgeldiniz!</title><content type='html'>E-Okul öğrenci bilgilendirme sistemine hoş gelmiş bulunmaktasınız. E-Okul yani Elektronik Okul öğrenci bilgilendirme sistemi sayesinde eğitim sanal anlamda ivme (a=V/t) kazanıyor. Öğrenciler büyük bir bölümü bu durumdan oldukça memnun. Bir kısım öğretmenler ise sistemden şikayetçi. Bilgisayardan not girmenin onlara eziyet olduğunu söylüyorlar.&lt;br /&gt;Geçmişten bugüne baktığımızda hayatımızdaki pek çok şeyin yavaş yavaş sanallaşmaya başladığını görebiliyoruz.&lt;br /&gt;Örneğin; Türk Telekominikasyon A.Ş. E-Fatura sistemine geçti.&lt;br /&gt;Görünen o ki gelecekte de elektronik ortama geçiş katlanarak artacak ve insanlarda somut şeylere rağbet azalacaktır. Geniş bant internetin yurdumuzda yaygınlaşması ile her şey bir tık ötede. Bunun meyvelerini yavaş yavaş toplamaya başlıyor muyuz? Bu topladıklarmız meyve değil de başka bir şey mi? Bu tartışılır.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2008138657881883803-1982029678099571803?l=elektronikokul.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://elektronikokul.blogspot.com/feeds/1982029678099571803/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://elektronikokul.blogspot.com/2009/01/hogeldiniz.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2008138657881883803/posts/default/1982029678099571803'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2008138657881883803/posts/default/1982029678099571803'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://elektronikokul.blogspot.com/2009/01/hogeldiniz.html' title='Hoşgeldiniz!'/><author><name>Sanatçı</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry></feed>
