31 Ocak 2009 Cumartesi

DirectX Nedir?

directx
Oyun ve çokluortam uygulamaları bilgisayarınızın hakkını tam anlamıyla verebilen programlardır, ancak bu programların çalıştırılması genellikle diğer programlar kadar kolay olmaz. Bunun iki sebebi vardır: İlki, PC mimarisinin bir oyun platformu olarak tasarlanmamış olması. İkincisi de, PC'Ierin doğası gereği her kullanıcının bilgisayarının diğerlerinden farklı olması. Oyun konsolları tamamen aynı donanımlardan oluşmasına rağmen PC'Ierde durum böyle değildir. Bu şartlar altında, birbirinden farklı PC'Ierde aynı oyunu oynamaya çalışmak bir kabustan farksız olabilirdi. Bu nedenle, oluşabilecek sorunları en aza indirgemek için bütün oyun ve multimedya uygulamalarının uyacağı bir standart geliştirme ihtiyacı duyulmuştur. İşletim sistemiyle PC'de bulunan donanımlar arasında bir köprü görevi gören bu arabirim DirectX'in ta kendisidir.
DirectX, hem oyun geliştiricilerin programlama işlerini kolaylaştırmak hem de bizlerin en yeni oyunları rahatça oynayabilmemizi sağlamak için tasarlanmış bir arabirimdir. İsterseniz DirectX'in nasıl çalıştığını açıklamadan önce DirectX'in geçmişine biraz göz atalım.
Directx tarihçesi
Bütün oyunlar belli başlı görevleri tekrar tekrar yerine getirmek zorundadır. Bu görevler arasında fareniz, klavyeniz ya da oyun çubuğunuzdan gelen girdileri takip etmek, görüntüleri ekrana yansıtmak ve oyunun sesleriyle müziklerini çalmak sayılabilir. Bunlar en basit oyunların bile yapmak zorunda olduğu işlerdir.
Şimdi Windows'tan önceki PC'Ier için oyun geliştiricilerin işlerinin ne kadar zor olduğunu bir düşünün.
Programcılar, klavye girdilerini okumak ve hatta oyun çubuğunun bağlı olup olmadığını anlamak için kendi yöntemlerini geliştirmek zorundaydılar. En basit görüntülerin ekranda görüntülenmesi veya basit seslerin çalınması için bile karmaşık kodların yazılması gerekiyordu. Aslında oyun programcıları PC'nizin donanımıyla doğrudan konuşmaya çalışıyorlardı ki bunun oldukça karmaşık bir iş olduğu su götürmez bir gerçektir.
Windows'a geçiş başladıktan sonra PC platformunun başarısı için yeni bir umut kapısı aralanmış oldu. Artık hem geliştiriciler hem de oyuncular için bazı şeyler kolaylaşacaktı. En azından yeni bir oyun üzerinde çalışmaya başlayan programcıların "tekerleği yeniden icat etmesine" gerek kalmayacaktı. Düşünülen şey gayet basitti: Programcıların doğrudan donanımla konuşmalarına lüzum bırakmayacak, buna aracı olacak bir araç kiti geliştirecekti, işte böylece DirectX doğmuş oldu.
Nasıl çalışır?
En basit anlamda DirectX, bilgisayarınızdaki donanımlarla Windows'un kendisi arasında iş gören bir arabirimdir. Windows Uygulama Programlama Arabirimi'nin (Windows API) bir parçasıdır. Bunu bir örnekle açıklamaya çalışalım. Bir oyun geliştirici bir ses dosyasını çalmak isterse doğru kitaplık fonksiyonunu kullanması yeterli olacaktır. Oyun çalıştırıldığında DirectX API çağrılır, DirectX API da ses dosyasını çalar. Geliştiricinin, oyuncunun ne tür bir ses kartı kullandığını bilmesi, kartın özelliklerinden haberdar olması ya da kartla doğrudan iletişim kurması gerekmez. Bu örneğin sağlıklı bir biçimde uygulanabilmesi için DirectX'in varlığı yeterli değildir; ses kartı üreticilerinin de DirectX uyumlu bir sürücü yayınlamış olması gerekir modern sürücüler istisnasız olarak DirectX uyumludur. Böyle bir durumda programcı sesin çalınmasını ister, DirectX de hangi bilgisayarda yüklü olursa olsun aynı sesin çalınmasını sağlar.
DirectX, oyuncular açısından da hayatı kolaylaştırmaktadır. Eski ses kartınızı değiştirip sisteminize yeni bir ses kartı taktığınızda yeni kartınızın DirectX sürücüsü yüklenir.
Sürücü yüklendikten sonra daha önce oynadığınız bir oyunu açarsanız bütün sesleri ve müzikleri duymaya devam edebilirsiniz. Sistem yapılandırmasında karmaşık değişiklikler yapmanıza gerek kalmayacaktır.llk zamanlarda DirectX basit bir araç kiti olarak geliştirilmeye başlanmıştı. Eski donanımların kısıtlı imkanları nedeniyle yalnızca en basit grafik fonksiyonlarına ihtiyaç duyuluyordu. Zaman içinde donanım ve yazılımlar gelişip daha karmaşık bir hal aldıkça DirectX de aynı yönde ilerleyerek gelişti. Bugün DirectX yalnızca bir grafiksel araç kiti olmanın ötesinde, bütün donanımlarla iletişim kurabilen devasa bir rutinler topluluğu halini almıştır. Örneğin Directlnput rutinleri, iki düğmeli basit farelerden karmaşık uçuş kontrol aksesuarlarına değin her türlü veri giriş aygıtıyla birlikte çalışabilir. DirectX'i oluşturan diğer parçalar arasında ses aygıtları için DirectSound ve çevrimiçi / çok oyunculu oyunlar için DirectPIay yer alır.
DırectX sürümleri
Bu yazı yazıldığı sırada en güncel DirectX sürümü DirectX 9.0c idi. Bu sürüm Windows 98'den Windows Server 2003'e kadar olan bütün Windows sürümlerinde çalışır. Ancak DirectX 9, Windows 95'te çalışmaz. Windows 95 yüklü bir bilgisayarınız varsa bir önceki ve daha yetersiz bir sürüm olan 8.0a ile yetinmek zorundasınız. Windows NT 4 için de DirectX 3.0a adlı özel bir sürüm kullanmak gerekir. Vista ise mevcut sürücü modeline göre birçok farklılık ve yenilik içeren Direct3D 10 (Windows Graphics Foundation) adlı yeni sürümü içerecek.
Son yıllarda o kadar çok DirectX sürümü yayınlandı ki hangi sürümü kullandığınızı ve hangisine ihtiyaç duyduğunuzu takip etmek güçleşti. Çok nadir durumlar dışında bütün DirectX sürümleri geriye uyumludur. Yani DirectX 7 isteyen oyunlar en güncel sürümle çalışabilirler 'arpa 7'nin altındaki sürümlerle çalışamazlar. Güncel oyunların çoğu DirectX 9 gerektirir ve en güncel sürüm yüklü olmadıkça çalışmazlar. Bunun sebebi genellikle oyunda bu sürümün getirdiği yeni özelliklerden bazılarının kullanılmasıdır, fakat geliştiriciler bu sürümdeki özellikleri kullanmamalarına rağmen tembellik edip DirectX 9'un yüklenmesini zorunlu kılmaları da görülmemiş bir şey değildir. Genel olarak, bir oyun DirectX 9'u yüklemenizi istiyorsa bu yükseltmeyi yapmadan o oyunu oynayamazsınız. DirectX'in çekirdek kodlarında yapılan iyileştirmeler sonrasında DirectX'in son sürümüne
güncelleme yaptığınız zaman oyun içi görüntülerde de gelişmelerle karşılaşabilirsiniz. DirectX'in indirilmesi ve yüklenmesi zor bir iş değildir. Yüklemeye çalıştığınız oyun ya da uygulama DirectX'in gereken sürümünün yüklü olmadığını tespit ederse muhtemelen bu iş; otomatik olarak halledecektir.
DirectX'i yükseltmek
Piyasadaki bütün Windows sürümlerinde DirectX kaldırılamayan bir sistem bileşeni olarak gelmektedir. Bu nedenle bütün PC'Ierde eski de olsa bir DirectX sürümünün mevcut olduğunu söyleyebiliriz. Fakat yeni oyunların birçoğu çalışmak için DirectX'in en son sürümünü yüklemenizi isterler.
En güncel DirectX'i edinmenir en kolay yolu www.microsoft.com/windows/directx/ adresindeki DirectX web sitesini ziyaret etmektir. Bu sitede iki yükleme yöntemi bulunur: isterseniz küçük boyutlu indirme aracını yükleyerek yalnızca sisteminiz için gerekli olan dosyaların otomatik indirilmesini sağlayabilir ya da DirectX Redist adlı komple paketi indirerek bütün sistemlerde kurulum yapabilirsiniz.DirectX'i edinmenin bir diğer yolu da oyunların kendisidir. Yüklemeye çalıştığınız oyun belli bir DirectX sürümüne ihtiyaç duyuyorsa o sürüm muhtemelen kurulum CD'sinde yer alıyordur ve hatta oyunun kurulumu sırasında otomatik olarak yüklenebilir.

Read more...

Pardus 2009

PARDUS ilk duyurulduğundan bu yana (ki o zamanlar ULUsalDAĞıtım adıyla anılırdı) ülkemizdeki bilgisayar kullanıcıları tarafından hep ilgi ve merakla takip edildi. Pardus geliştiricileri de bu kitleyi hep yenilikler ve her yeni sürümde daha iyi bir işletim sistemiyle karşıladı. Elbette görücüye çıkan ilk Pardus sürümüyle henüz buharı tüten 2008 sürümü arasında dağlar kadar fark var. Yani ilk izlenimlerimiz "Pardus oldu, afiyet olsun" şeklinde diyebiliriz. Eski sürümlerde arada sırada da olsa karşılaştığımız PİSİ hataları 2008 sürümünde henüz karşımıza çıkmadı. Çünkü PİSİ 2008 sürümü çalışmaları kapsamında baştan kodlandı. Artık Pardus çok daha güçlü bir paket yöneticisine ve güncelleme aracına sahip. Üstelik PİSİ eski sürümüne göre çok çok daha hızlı. 2007 sürümlerindeki PİSİ'yle 2008'deki PİSİ'yi kıyasladığımız yarı yarıya bir hız farkından bahsedebiliriz. Bu durum özellikle kurulum sonrası yapılandırma ve güncellemelerin yüklenmesi sürecini bir hayli hızlandırıyor.
Janjanlı ama sade bir kurulum
Pardus'un kurulum arabirimini hiçbir sürümünde beğenemedik desek yalan olmaz. Nedeni ise majör ve alışılagelmiş Linux dağıtımlarındaki çoktan seçmeli kurulum arabirimleri diyebiliriz. Bu arabirimlerde (mesela Slackvvare, Süse, Fe-dora ya da Debian) sistemi kurmadan önce özelleştirebilir, dilerseniz geliştirme amaçlı, dilerseniz ofis amaçlı, dilerseniz de sunucu amaçlı bir yazılım kombinasyonu yaparak özelleşmiş bir kurulum yapabilirsiniz. Bu şekilde belki de hiç kullanmayacağınız yazılımları en baştan kurmayarak hem yerden hem de sistem performansınızdan kazanabilirsiniz. Diğer taraftan baktığımızda da Pardus'un sorgusuz sualsiz bir kurulum arabirimine sahip olması özellikle Linux tarafında acemi olan kullanıcıların içini rahatlatan bir yapı gibi görünüyor. Yani daha önce hiç kullanmadığınız bir sistemi kurmaya kalktığınızda, cevaplarınızın sonuçlarını kestiremeyeceğiniz türden sorularla karşı karşıya gelmek size zor anlar yaşatabilir. Bu noktada Linux dünyasına Pardus'la adım atacak olan kullanıcılar sadece "ileri" tuşuna basarak Pardus 2008'e kavuşabilecekler.
Zaten 2008 sürümünde neredeyse baştan kodlanan bir diğer bileşen de YALI. Yani Pardus'un kurulum arabirimi. 2007 sürümlerinden farklı olarak daha canlı bir renkle karşımıza çıkan YALI, özellikle acemi Linux kullanıcılarının kabusu durumunda olan disk bölümleme faaliyetini de bir scroll yardımıyla çocuk oyuncağı formatına getirmiş. Yani 2008 sürümünde sabit diskinizin boş alanlarını kullanabileceğiniz gibi yeni bölümleme yöneticisi sayesinde farenizi kullanarak diskinizde Pardus'a gereken yeri kolaylıkla açabilirsiniz.
Donanım özelliklerinize bağlı olarak yaklaşık 20-30 dakika gibi bir süre içerisinde kurulan Pardus, anlayacağınız üzere PİSİ'nin hızından kurulum sırasında da faydalanıyor.
Eyvah kotam!
Pardus'un 2007 sürümlerinde bizi rahatsız eden bir başka durum da yine PİSİ tarafından yönetilen güncellemelerdi. (PİSİ'ye amma çok yükleniyoruz değil mi? Çünkü başarılı ve kendisinden yana beklentilerimiz her geçen gün daha da artıyor). Bildiğiniz gibi Pardus da diğer Linux dağıtımları gibi kararlı sürümünü çıkartıp yayınladıktan hemen sonra belli başlı güncellemeleri yayınlamaya da başlıyor. Çoğunluğu kernel ve diğer yazılımların sürüm yenilemelerinden oluşan bu güncellemeler eğer dağıtımı duyurulduktan 2-3 hafta sonra edinip kuruyorsanız size yaklaşık olarak 50 ile 100 MB boyutlarında geri dönüyor. Bu boyutlar her geçen gün daha da artıyor. Ama düzenli olarak güncelleme yapıyorsanız bu durum size fazlaca kendisini hissettirmiyor. Ancak PİSİ sizin de iyiliğinizi düşünerek tüm sistemi bir defada güncel-lemek istiyor ve ara vermek durumunda kaldığınızda ufak tefek sorunlarla karşılaşabiliyordunuz. Sonuçta PİSİ sık sık çöküyor ve siz de konsol bilgisine sahip değilseniz ne paket kurup/kaldırabilir ne de güncelleme yapabilir bir halde kalıyordunuz. İşte bu durum 2008'de özleyeceğiniz (şaka tabii ki, bu özlenecek bir şey mi?) bir durum olarak Pardus tarihinin henüz tozlanmaya fırsat bulamamış raflarındaki yerini alıyor. Çünkü yeni PİSİ güncelleme boyutlarını sınırlandırmaktan, güncellenecek yazılımlara öncelik atayabilmeye kadar bir çok farklı özellikle 2008 içerisindeki yerini alıyor. Bu sayede özellikle zorunlu format sonralarında 6 aylık ya da 1 yıllık güncellemeleri bir defada indirip kotanızı aşma korkusu da ortadan da kalkıyor.
Yeni Kaptan'ınız konuşuyor
Pardus 2008'i kurmayı tamamladığınızda sizi yeni sürümle birlikte baştan kodlanan bir başka Pardus bileşeni olan Kaptan karşılayacak. Kaptan geçmiş Pardus sürümlerindeki görevini yine eksiksiz olarak gerçekleştiriyor ve sisteminizi kendinize göre ayarlamanıza olanak veriyor. Bu noktada Kaptan içerisinden-ulaşabileceğiniz TASMA da değişikliklerden nasibini almış durumda. Önceki TASMA sürümünde belli başlı bazı ayarları ancak aktif ederek görüp, müdahale debilirken yeni TASMA'da bu tarz ayarlar (mesela oyun -çubukları) ön tanımlı olarak açık geliyor. Benzer şekifde-Kaptan ile kurulum sonrası gerçekleştirdiğiniz her türden ayarı TASMA aracılığıyla tekrardan düzenleyebilirsiniz.
En sevdiğimiz bileşen: Ağ Programcığı
Biz internete bağımlı yaşayan editör türü kullanıcılar bir sistemde öncelikle sağlıklı bir internet bağlantısı, sonra da ofis yazılımlarını ararlar. Durum bu olunca özellikle Pardus'ta da ilk yaptığımız iş kurulum sonrası Kaptan aracılığıyla ayarladığımız internet ve yerel ağ bağlantılarını kullanmak oldu. Sonuç olarak da Ağ Programcığı adını taktığımız ve Pardus 2007.3 sürümünde öncüllerini gördüğümüz Ağ Yöneticisinin son haliyle tanıştık. Bu küçük araç sayesinde bağlandığınız ağlar sizin için (belki bir gün gene bağlanırsınız diye) otomatik olarak farklı profiller şeklinde kaydediliyor. Elbette ki bu profilleri adlandırabiliyor ve gerekiyorsa ağa bağlanmak için gereken kullanıcı adı ve parolaları da içerisine koyabiliyorsunuz. Bu şekilde evde ev profilini, işte iş profilini, bir alışveriş merkezine uğradığınızda da oraya ait (tabii ki daha önceden kaydettiğiniz) ağ profilini kullanarak internetin tadını çıkartabiliyorsunuz. Bu gerçekten güzel bir özellik olmuş. Umarız ultra-taşınabilir bilgisayarlarda da 2008 sürümünü deneme fırsatımız olur da özgürlüğün ve güvenliğin tadını çıkartabiliriz. Bir diğer olmazsa olmazımız bu arabaşlığa başlarken de belirttiğimiz gibi ofis yazılımları. Pardus'un herhangi bir sürümünü kullanmış olanlar (canlı sürümler de dahil) OpenOffice.org'un neredeyse PİSİ ya da Çomar gibi Pardus'un ayrılmaz demirbaşlarından birisi haline gelmiş olduğunu farkedeceklerdir. MS Office paketleriyle tam uyumlu olan bu ofis otomasyonu Zemberek eklentisi sayesinde doğru Türkçe imla denetimleri gerçekleştirebiliyor. Kullanımı da zaten alışık olduğunuz ofis yazılımlarından farksız.
Eğlence zamanı
Fedora ve Debian gibi sistemlerde ön tanımlı olarak codeclerin gelmemesi, zamanının büyük kısmını şarkı dinleyip, video izleyerek geçiren ev kullanıcılarını oldukça rahatsız eden bir durum. Ancak Pardus her sürümünde olduğu gibi 2008 sürümünde de bizi çoklu ortam alışkanlıklarımızdan mahrum etmiyor. Üstelik hemen her platformda çalışan VLC ve Real Player gibi başarılı yazılımlara da paket deposunda yer vermiş durumda. Oyun tarafındaysa hemen her Linux gibi elinden geleni yapmaya çalışan Pardus 2008, oyun geliştiricileri Linux'u görmezden gelmeyi bırakana kadar vasat kalmaya devam edecek.

Read more...

22 Ocak 2009 Perşembe

Neden Şişmanlarız?


Geniş bacaklar, kalçalar, kocaman bir göbek, kalın kollar, şişkin yanaklar... Özellikle belli bir yaşın üstündeki yetişkinler arasında yaygın bir sorun olan fazla kiloların, çoğu zaman nereden geldikleri farkında bile olunmaz. Farkına varıldığında da, bunlardan kurtulmanın kilo almak kadar kolay olmadığı gerçeğiyle yüz yüze gelinir. Üstelik fazla kiloların neden olduğu tek sorun görüntüsünün hoş olmaması değil, aynı zamanda ciddi sağlık sorunlarını da beraberinde getirmesi.

Vücudumuzun istemli ya da istemsiz gerçekleştirdiği tüm etkinlikler için enerjiye gereksinimi var. Yani yalnızca top peşinde koşmak ya da ip atlamak için değil, kalp atışından beyinde düşüncelerin şekillenmesine kadar vücudumuzdaki her işlevin gerçekleşmesi için enerji gerekir. Fotosentez yaparak gereksinim duyduğu enerjiyi güneşten elde eden bitkiler dışında neredeyse tüm canlılar, yaşamaları için gereken besini bitkisel ya da hayvansal kaynaklardan elde ederler. Yani kimimizin burun kıvırdığı bamya ve kerevizden, afiyetle yediğimiz köfte ve patates kızartmasına kadar midemize giden tüm besinler, normal bir yaşam sürebilmemiz için gereken enerjiyi sağlar.
Yaşam için bu derece gerekli olmalarına karşın, besin bulmak canlılar için başlı başına bir çaba gerektirir. İşin kötü yanı, canlılar besin bulma konusunda ne denli becerikli olurlarsa olsunlar, kimi zaman bu çabalar sonuçsuz kalabilir. Örneğin, kuraklık, kıtlık ve soğuk gibi çevresel değişimler, doğadaki besin kaynaklarının yeterli beslenmeyi engelleyecek ölçüde azalmasıyla sonuçlanabilir. Bu durum, hazırlıksız yakalanan canlıların açlıktan ölmeleri anlamına gelir, işte bu nedenle pek çok canlı, besinlerin gerektiği kadarını enerjiye çevirip, kalanını zor günler için depoluyor.

Neden Şişmanlarız?
Yediğimiz besinlerin vücudumuza sağladığı enerji kaloriyle ölçülür. I gram suyun sıcaklığını l°C yükseltebilmek için gereken enerji, I kaloriye denk gelir. Bir insanın günlük enerji gereksinimi, yaşam biçimine ve yaşına bağlı olarak 1500-3000 kalori arasında değişir. Eğer bir kimse, gün boyu yüksek kalorili yiyeceklerle beslendiği halde, az hareket ederek vücuduna giren bu enerjiyi yeterince harcayamazsa artanını depolar.

Vücuda üç temel besin maddesi girer: proteinler, karbonhidratlar ve yağlar. Bunların her birinin, vücutta yerine getirdikleri farklı işlevleri var. Örneğin, proteinler büyüme ve onarım için gerekir. Karbonhidrat ve yağların temel işlevi gereken enerjiyi sağlamaktır. Vücut aldığı besinlerden artan enerjiyi yağ olarak depolar. Vücutta depolanan I kg yağ, yaklaşık 9000 kalori anlamına gelir. Buna göre, her gün düzenli olarak günlük gereksiniminden 100 kalori daha fazla besin alan bir insan, üç ay içinde yaklaşık I kg alır.

Yağ dokusu yağ hücrelerinden oluşur; genellikle derinin hemen altında ve böbrek gibi bazı iç organların çevresinde yer alır. Yağ dokularının vücutta ağırlıkla toplandığı bölgeler kadın ve erkeklerde farklılık gösterir. Bunun nedeni, östrojen ve testosteron adlı cinsiyet hormonlarının kadında ve erkekte farklı miktarlarda salgılanması. Kadınlarda yağlar özellikle göğüs, bel ve kalçada toplanırken, erkeklerde daha çok göğüs ve göbekte birikir. Vücudun enerji deposu olan yağ dokusu, vücut sıcaklığının sabit kalmasını ve dışarıdan gelecek darbelerden korunmayı da sağlar. Yağ dokusunun vücutta normal oranlarda bulunması yararlıdır. Ancak aşırı birikmesi birtakım sorunlara yol açar.

Yaşlandıkça Kilo Almak Neden Kolaylaşır?
Çevrenize dikkatle bakarsanız, kilo sorununun çocuklarda ve gençlerde o kadar yaygın değilken, orta yaşlı insanlarda daha çok belirmeye başladığını görürsünüz. Geçtiğimiz yıllarda yapılan araştırmalara göre, insanlarda yaş otuzlara doğru yaklaştıkça vücut, her yıl kas yapısının yaklaşık 225 gramını kaybediyor. Kaybedilen bu kaslar, vücudun dinlenme anında harcadığı enerji miktarının da azalması sonucunu doğuruyor. Bunun üstüne, ilerleyen yaşla birlikte gelen hareketsizlik ve bol yiyecek tüketimi de eklenince, yaşı otuzun üstündeki insanlar arasında kilolu olanlara rastlama olasılığı artıyor.

Fazla Kilolar Sağlığa Zararlı mı?
Büyüklerin zayıflamak için gösterdiği çabalar genellikle daha iyi görünmek için olsa da, aslında vücutta fazladan depolanan yağların sağlık üzerine birçok olumsuz etkisi var. Günümüzde erkeklerin vücudunda % 25'ten ve kadınların vücudunda % 32den fazla yağ dokusunun birikmesiyle oluşan aşırı şişmanlık durumu, "obezite" olarak adlandırılıyor.

Aşırı şişmanlık, dünya genelinde en sık ölüme neden olan kalp krizi ve kanser riskinin artmasındaki en önemli etkenlerden biri. Ayrıca, damar tıkanıklığı ve şeker hastalığı gibi diğer bazı sorunlara da yol açabiliyor. Bunların birçok farklı nedeni var. Örneğin, vücutta yağ depolayan hücrelerin, aynı zamanda kanserojen maddeleri de depolama eğilimine girmeleri şişman insanlarda kansere yakalanma olasılığının neden arttığını açıklıyor. Ayrıca şişman bir vücutta kalp, artan vücut kütlesine daha fazla kan pompalamak zorunda kaldığı için zamanla yoruluyor. Bu da kalp ve dolaşım sorunlarına yol açıyor. Vücutta fazla yağ birikiminin sonucu olarak kanda kolesterol adı verilen maddenin artması, damar tıkanıklığına ve buna bağlı hastalıklara neden oluyor. Aşırı beslenme nedeniyle kanda biriken fazla şeker, vücudun şeker dengesinin sağlanmasında rol oynayan insülin hormonunun salınımını sürekli artmasına da neden oluyor. Bu da uzun vadede şeker hastalığına davetiye çıkarıyor.

Sonuç olarak şişmanlık sağlık açısından pek iyi bir şey değil ve şişman bir bünyenin, normal bir bünyeye oranla karşılaşabileceği tehlikeler çok daha fazla. Ancak işin iyi yanı, zayıflamayla birlikte bu tehlikelerin de azalması. Yani şişman olup bu tür sağlık sorunlarıyla uğraşanlar için her zaman bir umut var. Ancak, zayıflama işinin de bilinçli yapılması gerekiyor. Zayıflamak için beslenme dengesini bozan tutarsız diyetler uygulamak ya da ne olduğu belirsiz ilaçları ve aygıtları kullanmak, işleri yoluna koyacağı yerde daha kötü hale de getirebilir. Sağlıklı bir biçimde zayıflayabilmenin bir tek geçerli yolu var: Sağlıklı bir diyet, hareketli bir yaşam ve bolca egzersiz...

Read more...

Flash ile CSS ve HTML

Flash'ın daha kolay güncellenerek tüm mecralarda yayılmasını planlayan Macromedia, XML'e verdiği desteği daha da arttırmasının yanında Flash içerisine CSS ve HTML dosyalarının dahil edilmesini sağlayarak bu konudaki eksikliğini de önemli ölçüde giderdi.
Flash dosyalarındaki içeriklerin ve stillerin güncellenme işleminin tüm projenin baştan açılıp Export edilmesi ve tekrar sunuculara gönderilmesi zorluğu nedeniyle, trafik alan sayfaların Flash ile hazırlanması genelde tercih edilen bir yöntem değildi.
Ancak yeni versiyonla gelen CSS ve HTML dosyalarının Flash içerisine çağırılarak bileşenler ya da metin alanları üzerinde görüntülenmesi ile Flash ile üretilen sayfaların daha da artacağı kaçınılmaz bir gerçek.
Biz de bu sayıda Flash'ı daha da güçlendiren CSS ve HTML dosyalarının Flash içerisinde kullanımını yakından inceleyeceğiz.
CSS ve HTML
Kolay hazırlanıp güncellenebilen HTML dosyaları ve CSS stillerinin, web tasarımını oldukça kolaylaştıran öğeler olduğu gerçek. Bu kez Flash'ta karşımıza çıkan bu özellikleri kullanarak kolay güncellenebilir HTML sayfaları ve içerikleri, ayrıca belirterek birden fazla öğeye ya da dosyalara uygulanabilen CSS dosyalarını Flash filminin içerisine dahil edebiliyoruz.
Hemen bir örnek ile konuyu daha da açalım. Anlatacağımız örnekte Flash içerisine bir CSS ve HTML dosyasını çağırarak dışardan metin ve stil güncellemesi yapacağız.
Öncelikle Flash içine dahil edilecek CSS dosyasını hazırlayalım. Dreamvveaver ya da herhangi bir editör ile font tipi, boyu ve rengi ayrı üç stili barındıran bir CSS dosyası oluşturalım. Ardından da ismini 'stil' olarak belirleyip kaydedelim.
Şimdi sırada Flash var. 300 x 200 piksel boyutlarında yeni bir doküman oluşturarak bileşenlerin içinde bulunan TextArea bileşenini sahneye alarak ismini 'Metin' olarak atayalım. Daha sonra da bileşen seçiliyken özellikler panelinden HTML parametresini 'true' olarak belirleyelim.
.icerik_1 { font-family: Arial; font-size: 14px; font-weight: italic; color: #000066;} .icerik_2 {
font-family: Courier; font-size: 24px; font-weight: bold; color: #FF0000;}
Sahnedeki işimiz bu kadar kolay bir şekilde sona eriyor. Bundan sonraki adım ilk anahtar karedeki script'i hazırlamak olacak. İlk karenin Actions bölümüne gelerek 'Stil' isminde bir değişken oluşturalım ve değer bölümüne de Flash MX'in 2004 sürümünde gelen ve Build in classes > Movie > TextField > StyleSheet bölümünde bulunan new TextField.StyleSheet(); sınıfını girelim. Artık stil değişkenimiz hazır olduğuna göre load metodu ile stil.css dosyasını filme çağırabiliriz. Metin ismini verdiğimiz Textarea bileşeninin StyleSheet parametresine de Stil değişkenini atamamızla sayfaya CSS dosyasının çağırılması ve bileşenin stil dosyasının saptanması işlemi sona eriyor.
Bundan sonraki aşama HTML dosyasının Flash'a dahil edilerek yükleme kontrolü ve karakter setinin hazırlanması olacak. Öncelikle bu işlem için 'İçerik' isminde bir değişken oluşturalım ve HTML olarak yorumlanabilmesi için değer olarak nevv XML(); fonksiyonunu görevlendirelim. Daha önce CSS dosyasında olduğu gibi load metodu ile HTML dosyasını da dahil edelim ve belirleyeceğimiz karakter setinin çalışabilmesi için de System.useCodepage değerini true olarak yazalım.
Yapacağımız son işlem ise içeriğin açılışta yüklenmesini bir fonksiyon ile kontrol ederek işlemin başarılı olması durumunda Metin ismini verdiğimiz bileşenin text alanını 'içerik' değişkeninden okumasını sağlamak olacak.
Filmi test ettiğinizde TextArea bileşeni içerisinde HTML dosyasını, stillerde de CSS dosyasının etkilerini görebilirsiniz. Meta ve br kodlarının sonundaki '/' işaretine dikkat ederseniz formatın XHTML olduğunu görebiliriniz. Burada yapacağınız olası HTML hataları içeriğin bileşende gösterilmemesine sebep olurlar. Sorunsuz bir kodlama için World Wide Web konsorsiyum'un resmi sitesi olan www.w3.org adresinden faydalanabilirsiniz.
HTML ve resim dosyaları
Flash içindeki HTML dosyalarında kullanılabilen özelliklerden biri de resim özelliği. Yani dışarıdan içeriği değiştirebilmek gibi Flash sayfalarındaki tüm resimleri HTML dosyası içinden yönetebilmek de mümkün. Buradaki sistem Flash kütüphanesinin içindeki film küplerinin link isimlerinin çağrılması ile gerçekleşiyor. Şimdi oldukça sade bir örnek ile bu yöntemin çalışma sistemini inceleyelim.
Öncelikle Flash'a kullanmak istediğiniz resimleri dahil ederek film klibi olarak kaydedin. Kütüphaneyi açarak bu kaydettiğiniz film küplerinin özellikler bölümünden Linkage alanlarını Resim_1, Resim_2 şeklinde isimlendirin.
Ardından da HTML kodu içerisine resmi çağıran 'img' tag'ını ekleyerek 'src' kısmına herhangi bir uzantı yazmadan, sadece kullanmak istediğiniz resmin Linkage ismini yazın.
Filmi test ettiğinizde HTML dosyaları ile birlikte belirlediğiniz resmi görebilirsiniz. Aslında resimlerin film klibi şeklinde kaydedilmesi olayından anlayacağınız üzere işlem sadece HTML ve resimleri kullanabilmek değil. Linkage ismini vereceğiniz film küpleri içinde dilediğinizce animasyon, script, ses ve video dosyası da HTML içinden değiştirerek kullanabilirsiniz.
Filme gömülü HTML ve CSS
Flash'a dışarıdan HTML ve CSS ithal etmenin yanı sıra bu yöntemleri ActionScript ile gömülü olarak da çalıştırma imkanına sahipsiniz. Yeni bir TextField.StyleSheet değişkeni oluşturduktan sonra setStyle metodu ile stili oluşturarak font tipi, boyutu ve rengi gibi parametreleri girmek mümkün. Gönderilecek içerik ise bir değişkenin değer bölümüne HTML kodlarının yazılması ile gerçekleşiyor. Burada dikkat edilmesi gereken nokta, stilin HTML koduna Metin şeklinde verilecek olmasıdır. İçeriğin sahneye yazdırılması işlemini de ilk örneğin aksine dinamik yazı alanı içerisine yapabiliriz. Yeni bir dinamik yazı alanı oluşturarak ismini 'Metin' olarak verelim ve tekrar koda dönerek Metin alanının StyleSheet değerini ilk oluşturduğumuz değişkenden, text değerini ise 'İçerik' değişkeninden okumasını sağlayarak örneğimizi tamamlayalım.
Gelecek ayki PCnet CD'si içinde bulacağınız örnek uygulama dosyasında, Flash MX 2004 ile yapılan örneğin Fla, Html ve Css dosyalarını inceleyebilirsiniz. Önümüzdeki ay bir başka konuda görüşmek üzere.

Read more...

21 Ocak 2009 Çarşamba

Trafikte Neler Görüyorum?

Babamın tayini nedeniyle Ankara'ya gidecektik. Çok heyecanlıydım çünkü annem ve babam bu şehrin yaşadığımız şehir olan Muş'tan daha büyük ve daha kalabalık olduğunu söylemişlerdi. Nihayet yola çıktık ve güzel bir yolculuğun ardından Ankara'daki yeni evimize vardık. Ertesi gün annem ve babamla bu güzel şehri gezerek tanımaya karar verdik. Dikkatimi çeken ilk şey sokağımızın adının yazılı olduğu ve sokağımızın yönünü gösteren tabelaydı. Bu levha yeni sokağımızın adının Seyran olduğunu öğretiyordu bize. Dar sokağımızdan caddeye ilerlediğimizde caddenin ne kadar uzun ve geniş olduğunu fark ettim. Ne kadar fazla insan vardı bu şehirde... Bu sıcak yaz gününde kaldırımları doldurmuştu yayalar. Cadde ise taşıtlarla doluydu. Trafik polisinin işaretiyle sürücüler taşıtlarını durdurdu ve biz de diğer yayalarla birlikte yaya geçidinden karşıya geçtik. Bu uzun ve geniş caddede ilerlerken Ankara'da ne kadar çok trafik işaret levhaları olduğunu düşünüyordum. Işıklı işaret cihazları, sokakların ve caddelerin yönlerini gösteren tabelalar, yaya geçidi levhaları...
Trafik polisinin işaretiyle karşıya geçen yayaların kendilerini güvende hisseden bakışları çarpıyordu gözüme...
Bu şehrin güzel caddelerinde yaptığımız gezintiden sonra evimize dönmeye karar verdik. Evimizin üst sokağına geldiğimizde karşımıza çıkan okulun, yeni okulum olup olmayacağını düşündüm bir an. Okulun biraz gerisinde bulunan okul geçidi levhası, gördüğüm trafik işaret levhalarından biriydi. Işıklı işaret cihazının yayalara yeşil yanmasıyla birlikte okul geçidinden karşıya geçen öğrencileri izledim. Onlar benim yeni okul arkadaşlarım olacaklardı belki de... Bana doğru bakan ışıltılı gözlerini gördüğümde öyle heyecanlandım ki ! O an bu güzel şehrin ve yeni arkadaşlarımın geride bıraktığım şehri ve arkadaşları aratmayacağını anladım. Ailemle birlikte bu güzel şehirde de çok mutlu olacağımıza inandım.

Read more...

Anlatım Teknikleri Test Soruları

1. Bilgelik, bir anlamda bir insanın kendi düşüncesine, bütün öbür düşünceleri tercih etmesini gerektiren bir tutumdur. Bilge insan; kendi düşüncesine, kendi düşüncesi olduğu için önem vermemesi, kuşkuyla bakması gereken insandır. Ne diyor Valery: "Bizim düşüncemize, kendi düşüncemiz olduğu için inanmamayı öğrenmeliyiz. Tersine onu kuşkuyla karşılamamız gerekir."
Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerden hangileri ağır basmaktadır?
A) Tanımlama - tanık gösterme
B) Karşılaştırma - açıklama
C) Örneklendirme - tartışma
D) Tanık gösterme - örneklendirme
E) Öyküleme - betimleme

2. VVilhelm Von: "İmparatorluklar gelir geçer, ama güzel bir dize sonsuza dek kalır." derken şiirin o gizemli gücünü anlatır. Şiir, insanın insan olması kadar eskiye dayanan duygu ve düşüncelerinin paylaşım aracıdır. Geçmişten bu yana tüm kültürlerde kutsal bir yeri olan şiir, herkeste ayrı bir izlenim uyandırır. Balzac şiiri bir ızdırap; Goethe üstüne resim yapılmış bir pencere camı, yani kurtuluş, özgürlüğe kavuşma; Voltaire ruhun müziği olarak algılar.
Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerin hangisinde verilenlerden yararlanılmıştır?
A) Karşılaştırma, tanımlama, betimleme
B) Tanık gösterme, tanımlama, tartışma
C) Örneklendirme, tanımlama, tartışma
D) Tanık gösterme, tanımlama, örneklendirme
E) Benzetme, karşılaştırma, öyküleme

3.
Muhsin Ertuğrul, çağdaş Türk tiyatrosunun kurucusudur. Tiyatroyu halka ulaştırmak için yıllarca emek harcamıştır. Tiyatroyla ilgili en güçlü yazıları yazmış, Türkiye'nin dört bir yanına tiyatro açarak halkı eğitmeyi amaçlamıştır. Yazılarını, "İnsan ve Tiyatro Üzerine Gördüklerim" adlı kitabında toplamıştır. Bunun dışında Renkli Fener, Bala, Söz Söyleme Sanatı adlı çeviri yapıtları da vardır.
Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerden hangisi ağır basmaktadır?
A) Tanımlama B) Karşılaştırma C) Açıklama
D) Tartışma E) Örneklendirme

4. Ege'de yıl boyunca yeşilin değişik tonlarına rastlanır. Çam ormanları, zeytinlikler, narenciye bahçeleri görünümlerini hiç kaybetmez. Mayısa doğru narenciye bahçelerinin çiçeklenmesiyle havaya olağanüstü güzellikte kokular yayılır. Bu mevsimde kırların yeşili, denizin mavisi ile kucaklaşır. Halikarnas Balıkçısı'nın söylediği gibi: "İlkbaharda Ege, yaşamdan aldığının daha fazlasını yaşama verir."
Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerden hangisi yoktur?
A) Gözlem gücünden yararlanma
B) Söz sanatlarına başvurma
C) Anlatıma duyguları katma
D) Alıntı yapma
E) Tartışmacı anlatıma başvurma

5. Çoğu yazarda bir mutluluk, bir kurtuluş yoludur kalemin teline dokunmak. Goethe, "Yazmak kurtuluştur." der. Dostoyevsky "Varlığımızdaki hayaletleri atmaktır." der yazmak için. Sait Faik'se bir hikâyesinde "Yazmasam çıldıracaktım." itirafında bulunur. Yazarlar, yazarlarken kalplerindeki ağrılar hafifler.
Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerden hangisi ağır basmaktadır?
A) Öyküleme B) Örneklendirme C) Benzetme
D) Tartışma E) Betimleme

6. Uzun Hikâye'deki şahıslar, yazarımızın diğer hikâye-lerindeki şahıslardan biraz farklı. Daha önceki şahıslar da "toplumu temsil eden fertler" durumundaydı; ancak bu fertlerin hikâyede açık seçik birer tip, kanlı canlı insanlar olarak belirdiklerini söylemek biraz zordu. Uzun Hikâye'deki insanlar böyle değil. Her şahıs, okuyucuya hem fiziksel hem de ruhi bütün özellikleriyle çok yakındır. Kahramanların nefes alıp vermelerini bile duyabiliyoruz.
Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerden hangisi ağır basmaktadır?
A) Betimleme B) Tartışma C) Karşılaştırma
D) Örneklendirme E) Benzetme

Yanıtlar:
1-A 2-D 3-C 4-E 5-B6-C

Read more...

Sözcük Anlamı Test Soruları

1. "Sarmak" sözcüğü aşağıdaki cümlelerin hangisinde gerçek anlamıyla kullanılmıştır?
A) Bu sohbet bizi iyice sarmıştı.
B) Grip salgını bütün ülkeyi sardı.
C) Bütün evi sigara dumanı sarmış.
D) Okumaya başladığım kitap beni hiç sarmadı.
E) Elindeki bandı yaranın üzerine dikkatlice sardı.
2. "Somut anlamlı bir sözcük, anlam genişlemesiyle soyut anlam kazanabilir."
Aşağıdaki cümlelerde geçen altı çizili sözcüklerden hangisi bu açıklamaya uygun bir örnektir?
A) Gözlerinden çok yorgun olduğu anlaşılıyordu.
B) Bugün, içinde anlam veremediği bir sıkıntı vardı.
C) Akşamki davete canı hiç gitmek istemiyordu.
D) Eve vardığında vakit oldukça geç olmuştu.
E) Renkli kişiliğiyle etrafındakilerin ilgisini çekiyordu.
3. Aşağıdaki cümlelerde geçen altı çizili sözcüklerden hangisi terim anlamıyla kullanılmıştır?
A) İşlerine kendini veremediğini söyledi.
B) En güzel şarkıların notalarını ezberlemeye çalışıyordu.
C) Yeni kitabının kapağını uzman kişilere hazırlattı.
D) Futbolu, ayakları sürekli ağrıdığı için bıraktı.
E) Yazarın son romanı epeyce tepki aldı.
4. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde yansıma bir sözcük kullanılmıştır?
A) Elindeki kitabı masanın üzerine attı.
B) Hemen buraya gelsene, diye bağırdı.
C) Annem, akrabalarımı da doğum günüme çağırmış.
D) Karar açıklanınca salondan homurtular yükseldi.
E) Değişik fikirleriyle herkesin ilgisini çekiyor.
5. "Bir sözcükle anlatılabilecek bir kavramı birden fazla sözcükle anlatmaya 'dolaylama' denir."
Aşağıdakilerin hangisinde bu açıklamaya uygun bir kullanım vardır?
A) Kemal, bana sınava girmeyeceğini söyledi.
B) Annemin söylediklerini duymadım sanma.
C) Oraya yapacağı ziyareti yine ertelemiş.
D) O gün hayat arkadaşından bile destek göremedi.
E) Bugün buraya geleceğimizi biliyordu.
6. "Anadolu turnesinden sonra sanatçı ilk kez gazetemize konuştu." cümlesinde "gazetemize" sözcüğü benzetme ilgisi olmaksızın başka bir sözcük yerine kullanılmıştır.
Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bu cümledekine benzer bir söyleyiş özelliği vardır?
A) Dergimizin sayfa düzeni beğenildi.
B) Babamın yaptığı ev neredeyse yıkılıyordu.
C) Çocukluğumda hep sinemaya giderdim.
D) Okul, kayıt süresini iki gün daha uzattı.
E) Sararan yapraklar, sonbaharın geldiğini haber veriyordu.
7. Bülbülün çilesi yanmakmış güle Ömürler geçiyor ağlaya güle
Bu dizelerdeki altı çizili sözcükler arasında bulunan ilişki aşağıdakilerden hangisidir?
A) Yansıma B) İkileme C) Sesteşlik
D) Anlamdaşlık E) Zıt anlamlılık
8. Aşağıdaki cümlelerde geçen ikilemelerden hangisi yapılışı yönüyle ötekilerden farklıdır?
A) Çocuk, irili ufaklı çakıl taşlarını kovaya dolduruyordu.
B) Aşağı yukarı bir aydır seninle konuşmak için uygun bir zaman kolluyordum.
C) Uzak yakın demeden bütün arkadaşlarını, evlerinde ziyaret ederdi.
D) Parkın bir köşesinde eski püskü elbiseli bir adam güneşleniyordu.
E) Onunla er geç karşılaşıp bu sorunu çözeceğiz.

Yanıtlar: 1-E 2-E 3-B 4-D 5-D 6-D 7-C 8-D

Read more...

İlköğretim 5. Sınıf İçin Problemler

1. Ördekler kümesinin eleman sayısı, tavuklar kümesinin eleman sayısından 186 eksiktir. Tavuklar kümesinin eleman sayısı 7648 olduğuna göre, ördekler kümesinin eleman sayısı kaçtır?
2. Okul önlüğü için 5,7 TL, çanta için 3,5 TL, ayakkabı için 4,75 TL ödedik. Okul ihtiyaçlarımız için toplam kaç TL harcadık?
3. Bir kısmı altışarlı, bir kısmı sekizerli kasalara konulan süt şişelerinin tamamı 278 tanedir. Altışarlı kasalar 29 tane olduğuna göre, sekizerli kasalardan kaç tane vardır?
4. Bir uçakta 172 erkek ve erkeklerden 68 eksik kadın vardır. Uçakta kaç yolcu vardır?
5. Üç terimli bir toplama işleminde toplam 8 579 386 dır. Toplananlardan biri 3 764 898, diğeri ise 2 436 574 tür. Verilmeyen toplanan kaçtır?
6. Bilyelerime 3 katı kadar daha eklersem, 468 bilyem olur, Bilyelerim kaç tanedir?
7. Hangi sayının 3 katının 4 eksiği, 8 in 8 katından 4 fazladır?
8. Çiftlikteki koyunların sayısı kuzuların sayısının 2 katından 5 fazladır. Toplam 125 tane hayvan olduğuna göre koyunların sayısı kaç tanedir?
9. Kırtasiyeciden aldığım defterlere 3 980 000 TL, kitaplara 4 840 000 TL ödedim. Cebimde 10 000 000 TL vardı. Geriye kaç TL param kaldı??
10. Babam maaşının 90 000 000 TL'sini ev kirasına, 20 000 000 TL'sini taksitli alışverişlerimize, 45 000 000 TL'sini de mutfak ihtiyaçlarımıza ayırdı. Babamın elinde 20 000 000 TL kaldığına göre, babamın maaşı kaç TL'dir?
11 • Aslı'nın parasının 800 000 TL fazlası ile 300 000 TL eksiğinin toplamı 4 500 000 TL'dir. Asimin parası kaç TL'dir?
12. Hale, 5 kalem ile 2 deftere 1,7 lira ödedi. Bir kalem 15 kuruş ise bir defter kaç liradır?
13. Annesi 30 yaşındayken 6 yaşında olan kızı, annesi 45 yaşındayken kaç yaşında olur?
14. Metresi 0,2 TL olan kurdeleden 5 m 20 cm alan bir kişi, tuhafiyeciye 2 TL verirse geriye kaç TL alır?
15. Altı basamaklı en büyük çift doğal sayı ile beş basamaklı tek doğal sayının farkı kaçtır?
16. Yeni zaman ölçülerimiz cumhuriyetin ilânından kaç yıl sonra kullanıldı?
17. Bir manav 20 kilogramlık 7 kasa domates almıştır. Domatesin kilogramı 50 kuruş ise
kac lira ödemiştir?
18. Bir tüccar 35 kg'lık 80 çuval un almıştır. Unun kilogramı 20 kuruş ise kaç TL Ödemiştir?
19. Üç kardeşin yaşları toplamı 29 dur. Ortanca kardeş küçük kardeşten 3 yaş büyük, büyük olan kardeşten 5 yaş küçüktür. Ortanca kardeş kaç yaşındadır?
20. 248 543 sayısının basamak değerleri ile sayı değerlerinin toplamının yarısı kaçtır?

Read more...

Bir Kümenin Elemanı Olma ve Elemanı Olmama

T kümesinin liste biçiminde yazarsak: T = {otomobil, kamyon, otobüs, tren} olur. Otomobil, kamyon, otobüs ve tren T kümesinin elemanlarıdır. Bu kümeye ait elemanlar € (elemanıdır) sembolü ile gösterilir.
T kümesinin elemanlarını sembol kullanarak yazalım:
otomobil € T (otomobil, elemanıdır T kümesinin), kamyon € T (kamyon, elemanıdır T kümesinin), otobüs e T (otobüs, elemanıdır T kümesinin), tren e T (tren, elemanıdır T kümesinin).
Gemi ile uçak, T kümesinin elemanı değildir. Bir kümeye ait olmayan elemanlar, €/ (elemanı değildir) sembolü ile gösterilir.
T kümesine ait olmayan elemanlar sembol kullanılarak yazılırsa; gemi €/ T (gemi, elemanı değildir T kümesinin), uçak €/ T (uçak, elemanı değildir T kümesinin) olur.

Read more...

20 Ocak 2009 Salı

Etkileyici Konuşma ve Yazmanın Önemi


İnsanlar toplu olarak yaşar. İnsan; düşünen, hisseden, olayları gözlemleyen ve değerlendiren bir varlıktır. Çevresiyle iletişim kurmak; duygu, düşünce ve isteklerini anlatmak insan için vazgeçilmez bir gereksinimdir. İnsan çevresiyle iletişimi konuşarak ve yazarak sağlar. İnsanların çevresiyle olumlu ilişkiler geliştirebilmesinde en önemli etkenlerden biri de güzel konuşma ve yazmadır.
Günlük yaşamımızda çeşitli nedenlerle çevremizdeki insanlarla konuşarak iletişim kurarız. Kimi zaman karşılıklı, kimi zaman da bir topluluk önünde konuşuruz. Bu konuşmalarımız sırasında ne kadar güzel konuşursak amacımıza ulaşmada o kadar başarılı oluruz.
Güzel konuşabilen insan çevresindekilerle daha kolay iletişim kurar ve çevresindekiler üzerinde olumlu etkiler bırakır. Toplumda sevilir, saygı görür ve mesleğinde başarılı olur.
Duygu, düşünce ve isteklerimizi anlatmada zaman zaman yazıya da başvururuz. Yazmak da iletişim kurmak için başvurduğumuz temel yollardan biridir. Ödevlerimizin birçoğunu yazarak yaparız. Bizden uzakta olan tanıdıklarımızla yazarak iletişimimiz sürdürürüz. Mektup, telgraf, dilekçe, teşekkür ve çağrı yazıları vb. yazarız.
Güzel konuşmak kadar güzel yazmak da başarımıza etki eden önemli bir özelliktir, Güzel ve etkili bir yazılı anlatım becerisi, derslerimizde daha başarılı olmamızı sağlar. Çünkü bir bilgiye sahip olmak kadar bildiklerimizi eksiksiz ve doğru ifade edebilmek de çok önemlidir. Güzel yazma becerisi, çevremizdeki insanlar üzerinde olumlu etkiler bırakır. Bu durum çevremizde sevilen, saygı gören, başarılı bir insan olmamızı sağlar.
Güzel konuşma ve yazma becerisine sahip insanlar, duygu, düşünce ve isteklerini doğru ve etkileyici biçimde anlatırlar. Yanlış anlaşılmalara yol açacak, karşısındakileri kıracak ifadeler kullanmazlar. Bu durum bir dileğin, bir isteğin yerine getirilmesini kolaylaştırır. Çevremizdeki insanların düşünce ve önerilerimizi benimsemelerini kolaylaştırır. Çevremizdeki insanlar üzerinde olumlu etkiler bırakırız.

Read more...

19 Ocak 2009 Pazartesi

Üniversite Adaylarına...

Sevgili Üniversite Adayları;

Bir üniversite adayı olarak seçim aşamasına geldiğinizde sınav sistemi, üniversiteler, ve meslekler hakkında yeterli donanım ye bilgiye sahip olmazsanız, kararsız kalma ve hatalı tercihler yapma riskiniz oldukça fazladır. Sınav literatürü hakkında bilgi sahibi olmayan bir öğrenci, üniversite sınavında başarısızlık yaşamakta veya yanlış bir bölüme yerleşmektedir.

İstatistik verileri, sınava sadece bilgi bazında hazırlananların değil, aynı zamanda sistemden ve test tekniğinden haberdar olanların daha başarılı olduklarını gösterir niteliktedir.

Modern dünyada hayatı devam ettirebilmenin en temel unsuru eğitimli olmaktır. Eğitim süreci yaşam boyu kesintisiz devam eder. Ancak hayatınızın belirli dönemlerinde alınacak doğru veya yanlış kararlar gelecekteki yaşam biçiminize yön verir. İşte bu önemli dönemeçlerden biri, belki de en önemlisi ortaöğretimden yükseköğretime geçiş dönemidir.

Siz üniversite adaylarının doğru adreslere gitmesini sağlamak için, eğitimcilik ruhunun bize vermiş olduğu görev bilinci ile bu kitapçığı hazırladık. Yükseköğretim programlarının geçtiğimiz yıla ait kontenjanlarını ve minimum puanlarını en anlaşılır şekilde aktarmaya çalıştık. Ayrıca Mesleki Sınavsız Geçiş İle yerleşilecek önlisans programlarını da listeye ilave ettik.

Tercih listenizi oluştururken buradan elde edeceğiniz veriler sizlere ışık tutacaktır. Her yıl puanlarda ve kontenjanlarda kısmi değişimler yaşanmaktadır. Puanlardaki değişimin sebebi öğrenci başarısı ve tercih yönelimi yani kısaca arz ve taleptir. Çok talep edilen programların puanları yüksek, az talep edilen programların ise puanları düşük çıkmaktadır. Sınav sisteminin değişmesi de bu değişikliklerin temel etkeni olacaktır.

Bu kitapçıkta yer alan programlar 2008 ÖSYS kılavuzunda yer alan programlar olup, 2009 sınav döneminde bu programlarda bazı değişimlerle karşılaşabilirsiniz. Bazı programlar öğrenci almazken, yeni programlar açılabilir, lisedeki alanınızda yer alan programlardan bazısı alan dışı olup bazıları alanınıza alınabilir. Tercihlerinizi oluştururken mutlaka 2009 ÖSYS kılavuzunu incelemeli ve listenizi bu kılavuzda yer alan programlardan oluşturmalısınız.

Üniversiteli olmanız dileğiyle.

Read more...

18 Ocak 2009 Pazar

Allah'ın Her Şeye Gücü Yeter ve O Bizimle Beraberdir

Allah'ın Her Şeye Gücü Yeter
Yeryüzündeki ve gökyüzündeki her şeyi, canlı ve cansız tüm varlıkları Allah yaratmıştır. Onun, her şeyi dileme ve dilediğini de yapma gücü vardır. Her şeyi yaratması onun gücünün sonsuz olduğunu göstermektedir. Yüce Allah'ın bu gücü Fâtır suresinin 44. ayetinde, "Ne göklerde ne yerde Allah'ı âciz bırakacak bir güç vardır." şeklinde belirtilmiştir.
İnsanlara ve diğer canlılara bir şeyler yapabilme gücü veren de Allah'tır, Allah, istediğine istediği kadar güç ve kuvvet bağışlar. Bu nedenle zor bir işe başladığımızda veya bir işte zor duruma düştüğümüzde Allah'a, "Ey Allah'ım bana güç ve kuvvet ver." diye dua ederiz.
Allah Bizimle Beraberdir
Evrendeki bütün varlıkların yaratıcısı Allah'tır. Yarattığı varlıkları koruyan da odur. Hiçbir varlık sebepsiz yaratılmamıştır. Hepsinin yapması gereken görev ve sorumlulukları vardır. Hiçbiri boş ve sahipsiz değildir. Hepsinin sahibi Allah'tır. Yüce Allah, üstün bir varlık olarak yarattığı bizleri sever. Bizi besleyen, büyüten, koruyan ve yaptığımız hataları affeden Allah'tır.
Allah, kendisine inanan ve güvenen insanlara yardım eder, İnsanlar yalnızca ona güvenir. Allah'a inanmak, insana büyük bir mutluluk verir. Allah'a inanan bir insan, her hareketine ve sözüne dikkat eder. Kendine ve başkalarına zarar verecek kötü davranışlardan uzak durur. İyilik ve doğruluktan ayrılmaz.
Allah'a inanan ve güvenen insanlar, gönül rahatlığı ile yaşamlarını sürdürürler. Bilirler ki kendilerini daima gören, gözeten ve koruyan yüce bir varlık vardır. Yüce Allah, bu konuda Talâk suresinin 3. ayetinde şöyle buyurmaktadır: "Kim Allah'a güvenip ona gönülden bağlanırsa, Yüce Allah ona yeter."

Read more...

Allah Her Şeyi İşitir, Bilir ve Görür

Allah Her Şeyi İşitir
Yüce Allah, her şeyi yanlışsız ve kusursuz olarak bilir. Bütün sesleri aynı anda işitir. Allah'ın işitmesinin sınırı yoktur. İşitmek için de bir organa gereksinimi yoktur. Bu konuda, Bakara suresinin 181. ayetinde, "Şüphesiz Allah her şeyi işitir ve her şeyi bilir." buyrulmaktadır.
Allah Her Şeyi Bilir
Yüce Allah'ın, bilmediği, bilemeyeceği hiçbir şey düşünülemez. Olmuşu bilir, olacağı bilir. Şu anda nelerin olup bittiğini de bilir. Allah'ın bilgisi kusursuz ve sınırsızdır. Onun için açık ve gizli diye bir şey yoktur. Bu özelliği ile ilgili olarak En'âm suresi 59. ayetinde; "O, karada ve denizde ne varsa bilir; onun ilmi dışında yaprak bile düşemez..." buyrulmaktadır.
Allah Her Şeyi Görür
Yüce Allah, her şeyi görür, İşitmede olduğu gibi, görmede de kusursuzdur. Mümin suresinin 20. ayetinde; "Şüphesiz Allah, hakkıyla işiten ve görendir." buyrulmaktadır. Onun görmesi, bizim görmemize benzemez, Onun göreceği şeyin uzakta veya yakında, karanlıkta veya aydınlıkta olması önemli değildir. Görmek için, insanlar gibi gözlere ve başka aletlere de gereksinimi yoktur, Yüce Allah'ın görme özelliği ile ilgili olarak Bakara suresinde şöyle buyrulmaktadır: "... Şüphesiz Allah, yapmakta olduğunuzu noksansız görendir."

Read more...

Beni, Ailemi ve Her Şeyi Yaratan Allah'tır

Bilim ve teknoloji çok hızlı ilerliyor, Her gün daha gelişmiş uçaklar, gemiler, füzeler, uydular, bilgisayarlar, cep telefonları gibi yeni buluşlarla karşılaşıyoruz. Bu buluşların yapısını oluşturan maddeler nereden gelmiştir? Yapılan her eşyanın bir ham maddesi vardır. Her şeyin özü evrendedir. Öyleyse her şeyi yaratan Allah'tır ve yaratmak yalnız ona özgü bir özelliktir.
Bizleri yaratan da Yüce Allah'tır. Annemizi ve babamızı, ailemizin tüm bireylerini yaratan odur. O, bizi en güzel şekilde yaratmış ve diğer tüm varlıklardan üstün kılmıştır. Bu konuda Yüce Allah, Tin suresinde; "İncire, zeytine, Sina Dağı'na ve şu güvenli beldeye yemin ederim ki, biz insanı en güzel şekilde yarattık." buyurmaktadır.
Kur'anıkerim'in bildirdiğine göre, Allah bir ve tektir. Eşi, benzeri, ortağı ve yardımcısı yoktur. Allah'tan başka her varlık, Allah tarafından yaratılmıştır. Doğmak, doğurmak, ölmek, yemek, içmek, büyümek ve yaşlanmak gibi özellikler yaratılmışlara aittir. Allah'ın böyle özellikleri kesinlikle yoktur. Bu konu, İhlâs suresinde şöyle açıklanmaktadır: "De ki: O, Allah bir tektir. Allah, hiçbir şeye muhtaç değildir, her şey ona muhtaçtır. O, doğurmamış ve doğmamıştır. Hiçbir şey ona denk değildir."
Yüce Allah, kendisinin eşi ve benzeri olmadığını Enbiya suresinin 22. ve 23. ayetlerinde şöyle bildirmektedir: "Eğer yerde ve gökte Allah'tan başka tanrılar olsaydı, yer ve gök (bunların düzeni) kesinlikle bozulup gitmişti."

Read more...

Evrende Bir Düzen Vardır

Güneş her sabah doğuyor. Akşam olunca da batıyor. Dört mevsim sürekli birbirini izliyor. Dünya, Ay ve gezegenler yörüngelerinden çıkmadan belirli bir hızla dönüyor. Bu düzen hiç bozulmadan sürüyor.
Bütün bunlar bir rastlantı mıdır? Bu hayret verici düzen kendiliğinden olabilir mi? Böyle bir şey mümkün değildir. Bu değişmez düzen, sonsuz bir güç tarafından sağlanmaktadır.
Bu uçsuz bucaksız uzay boşluğu, milyarlarca yıldız kendiliğinden mi oluşmuştur? Elbette ki hayır! O hâlde, her şeyi yoktan var eden güçlü bir yaratıcı, vardır. Bu yaratıcı Yüce Allah'tır,
Bu konuda Al-î İmran suresinin 47, ayetinde; "Allah dilediğini yaratır. Bir işe hükmedince ona sadece "Ol." der; o da oluverir." buyurulmaktadır.

Read more...

Hayvanları Koruma Günü (4 Ekim)

Doğadaki canlılar içinde en gelişmiş olanlar insanlardır. İnsanlar gereksinimlerini yakın çevrelerinden, çoğunlukla da hayvanlardan ve bitkilerden sağlar.
İlk çağlardan beri insanlar, hayvanlardan çeşitli şekillerde faydalanmışlardır. Besinlerimizin birçoğunun ana kaynağı hayvanlardır. Giyeceklerimizin çoğu, hayvanların yününden ve derisinden sağlanır.
Hayvanlar aynı zamanda doğada denge unsurudur. Doğadaki canlıların hepsinin birbirine gereksinimi vardır. Canlılardan birinin yok olması doğal dengeyi bozar.
Hayvanları korumak amacıyla, birçok hayvan dostu insan bir araya gelerek hayvanları koruma dernekleri kurmuşlardır.
Birçok ülkede kurulmuş olan hayvanları koruma derneklerinin üyeleri, 1931 yılında bir araya gelerek 4 Ekim gününü hayvanları koruma günü olarak kabul etmişlerdir.
Bu günde, çeşitli yayın organlarından faydalanılarak insanlarda hayvan sevgisinin uyandırılmasına ve geliştirilmesine çalışılır. Hayvanların faydaları ve önemi anlatılır.
Biz de evimizdeki hayvanların bakımına dikkat etmeliyiz. Hayvanlara kötü davrananları uyarmalıyız.

Read more...

İlköğretim Haftası

Okulların açıldığı ilk hafta İlköğretim Haftası'dır. Eğitim ve öğretimin temeli ilköğretimdir. Okul çağına gelmiş bir çocuğun, ilköğretim görerek temel bilgileri alması gerekir. Bu temel bilgileri kazanan çocuklar, okuma ve yazmayı, gerekli sağlık ve temizlik alışkanlıklarını edinirler. Ayrıca çok önemli olan yurt, bayrak, ulus, bağımsızlık kavramlarını ve sevgisini öğrenirler.
Her yıl, okulların açıldığı hafta, İlköğretim Haftası olarak kutlanır. İlköğretim, bütün yurttaşlar için devlet okullarında parasızdır, Bunun amacı, bütün yurttaşların temel bilgi ve becerilerini artırmaktır, Böylece ülkemizde okuryazar oranı yükselir. Yurttaşlık görevleri yerine getirilirken zorluk çekilmez.
Kurtuluş Savaşı sona erince, en büyük sorunun bilgisizlik olduğunu bilen Atatürk, Türk halkının gelişip ilerlemesine engel olan Arap harflerini kaldırdı. Yerine, Türk abecesinin kabul edilmesini sağladı. Atatürk, Türk ulusunun başöğretmeni olarak yurt gezisine çıktı ve yeni harflerle okuma yazmayı öğretti.

Read more...

Atatürk'ten Bir Anı

Atatürk, yurt gezilerinde okullara uğramayı alışkanlık durumuna getirmişti. Okullara gider, sıralara oturup ders dinlerdi. Öğrencilere sorular sormaktan da çok hoşlanırdı.
Uğradığı bir okulda ders anlatan öğrenciyi sonuna kadar dinledi. Sonra oturduğu sıradan kalkarak ona yaklaştı. Tatlı ve yumuşak bir sesle:
- Çocuğum, dersine iyi hazırlanmışsın. Çok iyi anlattın. Şimdi söyle bakalım, Türk ulusunu kim kurtardı?
Böyle bir sorunun yanıtını kim bilmezdi?... Öğrenci, hemen atılarak:
- Siz kurtardınız! dedi. Atatürk:
- Hayır, çocuğum. Türk ulusunu ben değil, kendi kanı kurtardı, dedi.

Read more...

17 Ocak 2009 Cumartesi

Dünya Çocuk Kitapları Haftası

Çocuklara okuma zevkini ve alışkanlığını kazandırmak için okullarda Kasım ayının ikinci pazartesi günü başlayan hafta dünya çocuk kitapları haftası düzenlenir. Hafta boyunca kitap sevgisini pekiştirecek, kitaplıklardan yararlanmalarını sağlayacak etkinlikler düzenlenir.
Dünya çocuk kitapları haftasında okullarda kitap sergileri açılır. Okul ve sınıf kitaplıkları zenginleştirilir. Çevredeki kitaplıklar tanıtılır. Kitap okuma ve tanıtma toplantıları yapılır.
Okul dışında da çeşitli etkinlikler yapılır. Kitap fuarları düzenlenir. İndirimli kitap satışları yapılır. Buralarda bazı yazarlar kitaplarını imzalar. Bütün bunlar kitaplarla aramızdaki dostluğu daha da güçlendirir.

Read more...

Kızılay Haftası (29 Ekim - 4 Kasım)

Kızılay, savaşta ve barışta felâkete uğrayanlara yardım eden bir yardım kurumudur. Yangın, sel, deprem gibi çeşitü felâketlere uğrayanlara yardım eder. Onlara çadır, yiyecek ve giyecek yardımı yapar. Savaş zamanında savaştan zarar görenlere barınma, giyecek ve yiyecek yardımı yapar.
Kızılay, yaptığı bu yardımları halkın bağışlarından elde ettiği paralarla karşılar.
Kızılay haftası boyunca toplantılar yapılır. Bu toplantılarda Kızılay'ın çalışmaları anlatılır. Sergiler düzenlenir. Sınıf ve okul gazetelerine Kızılay'la ilgili resim ve yazılar asılır. Kızılay kolunda görevli olan arkadaşlarımız Kızılay pulları satar.

Read more...

Cumhuriyet Yönetiminin Bize Kazandırdıkları

Osmanlı Devleti'nde ülkeyi padişahlar yönetiyordu. Bu yönetim biçiminde halk yönetimde söz sahibi değildi. Kendilerini temsil eden temsilcileri yoktu. Hak ve hürriyetleri kısıtlıydı.
Kurtuluş Savaşı'ndan sonra cumhuriyet ilân edildi. Cumhuriyet yönetiminde halk kendi kendini yönetir. Miletvekillerini kendi seçer. Milletvekilleri de ulus adına yönetimde görev alır. Cumhuriyet yönetiminde ülkenin yönetimi anayasa ve kanunlara uygun olarak yürütülür.
Herkes kanunlar karşısında eşit hak ve hürriyetlere sahiptir.
Cumhuriyet sayesinde birçok hak ve hürriyetlere kavuştuk. Öğrenim, haberleşme, yerleşme, seyahat etme özgürlüğümüz oldu.
Seçme ve seçilme hakkına da cumhuriyet yönetimiyle kavuştuk. Seçme ve seçilme şartlarını taşıyan herkes seçimlere katılır. Oy kullanır. İsterse aday olur. Seçimi kazanırsa ülke yönetiminde görev alır.
Cumhuriyetin ilânından sonra birçok alanda yenilikler yapıldı. Arap harfleri kaldırılarak bu gün kullandığımız harfler kabul edildi. Eski okulların yerine çağdaş eğitim ve öğretim yapan okullar açıldı. Din ve devlet işleri birbirinden ayrıldı. Devletin yönetiminde din adamlarının yetkileri kaldırıldı. Çağdaş kıyafetler giyilmeye başlandı.
Cumhuriyet yönetiminden önce insanların soyadları yoktu. Bu durum karışıklıklara neden oluyordu.
Bu karışıklıkları önlemek için Soyadı Kanunu çıkarıldı. Herkes bir soyadı aldı. TBMM, Mustafa Kemal'e, Türklerin atası anlamına gelen "Atatürk" soyadını verdi.
Cumhuriyet yönetimi Türk ulusuna birçok yararlar sağladı. Modern tarım araçları kullanılmaya başladı. Üretim arttı. Hastaneler yapıldı. Fabrikalar açıldı. Yollar ve köprüler yapıldı. Ulaşım ve iletişim kolaylaştı. Barajlar yapılıp elektrik üretilerek ülkemiz karanlıktan kurtarıldı.

Read more...

Cumhuriyet Bayramı'nı Nasıl Kutluyoruz?

1. Bayram Hazırlıkları
Bayramda giyeceğim giysilerimi hazırladım. Odamı bayraklarla ve balonlarla süsledim.
Babamla birlikte odamın duvarına Atatürk'ün resmini astık ve çevresini süsledim. Balkonumuza bir Türk bayrağı astık.
Okulumuzda da bayram hazırlıkları başladı. Sınıfımıza bayraklar, fenerler, balonlar getirdik. Sınıfımızın pencerelerine bayraklar astık.
Atatürk'ün resmini çiçeklerle ve bayraklarla süsledik. Fener ve balonları iplere astık. Hepimiz sınıfta yapılan bayram hazırlıklarına büyük bir istekle katıldık.
Okulumuzun salonundaki Atatürk Köşesi de bayraklarla ve çiçeklerle süslendi. Cumhuriyetle ilgili güzel sözler yazılı afişler asıldı. Okulumuzun ön duvarlarına Atatürk'ün büyük boy resimleri ve bayraklar asıldı.
Okul bandosunda ve halk oyunları ekibinde görevli arkadaşlarımız çalışmalarına devam ediyorlar. Bayramda yapacakları gösterileri hazırlıyorlar. Okuldaki bayram hazırlıklarına da severek ve isteyerek katılıyoruz.
Çevremizde de bayram hazırlıkları yapılıyor. İş yerlerinin ve evlerin pencerelerine, balkonlarına Türk bayrakları asılıyor. Büyük binaların duvarlarına Atatürk resimleri asılıyor. Sokaklarda, caddelerde Cumhuriyet Bayramı hazırlıkları coşku ile sürdürülüyor. Herkes büyük bir sevinç içinde.

2. Törende Gördüklerimiz
Bayram sabahı erkenden kalktım. Kahvaltımı yapıp aceleyle giyindim. Annem ve babamla birlikte okula gittik. Okul bahçesi kalabalıktı. Bir süre sonra bayram töreni başladı. Törene saygı duruşu ve İstiklâl Marşı'nın söylenmesi ile başlandı. Okul müdürümüz konuşma yaptı. Şiirler okundu. Marşlar ve şarkılar söylendi. Halk oyunları ekibimiz oyunlar oynadı.
Çeşitli gösteri ve yarışmalar yapıldı. Töreni coşku ile izledik. Yarışmalardan sonra tören sona erdi. Annem ve babamla birlikte eve geldik. 29 Ekim günü radyo ve televizyonda da bayram programları vardı. Ankara'da yapılan bayram törenlerini televizyondan izledim.
Gazetelerde de Atatürk'ün büyük bir fotoğrafı vardı. Bayramla ilgili yazıları okuduk. Bazı resimleri keserek ayırdım. Bayram sonrası okula götüreceğim.

Read more...

Cumhuriyetin İlanı

Kurtuluş Savaşı kazanıldıktan sonra sıra devletimizin yönetim şeklinin belirlenmesine geldi. Mustafa Kemal halkın kendi kendisini yönettiği yönetim şekli olan cumhuriyet yönetimini istiyordu.
Türkiye Büyük Millet Meclisi 29 Ekim 1923'te bir yasa ile cumhuriyet yönetimini kabul etti. Bağımsız Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin kurulduğu bütün dünyaya duyuruldu. Bağımsızlığımızı kazandıktan sonra Atatürk'ün önderliğinde cumhuriyet yönetimine kavuşmuş olduk.
Cumhuriyet yönetimi en iyi yönetim şeklidir.
Cumhuriyetin ilânı, yurdun her yerinde büyük coşku ile karşılandı. Cumhuriyetin ilân edildiği gün Türkiye Büyük Millet Meclisi Mustafa Kemal'i cumhurbaşkanı olarak seçti.

Read more...

Kurtuluş Savaşı

Türkiye Cumhuriyeti Devleti kurulmadan önce devletimizin adı Osmanlı Devleti'ydi. Osmanlı Devleti padişahlar tarafından yönetiliyordu.
Osmanlı Devleti zamanla gücünü kaybetmeye başladı. Avrupalı devletler ise gelişip güçlendiler. Güçlenen bu devletler yeni topraklar elde etmek istediler. Aralarında savaş başladı. Bu savaşa Birinci, Dünya Savaşı denir.
Osmanlı Develeti de bu savaşa önceleri katılmak istemedi. Ancak o dönem dost olarak görülen Alman Devleti'nin gemileri düşman tarafından sıkıştırılmıştı, kaçıyordu. O gemiler Goben ve Breslav isimli Alman gemileri idi. Osmanlı, o gemileri kurtarmak için onları biz satın aldık dedi ve o gemilere kendi bayrağını koydu. İsimlerini de Midilli ve Yavuz olarak değiştirdi. Ancak Almanlar boş durmadı ve o gemilerle gidip Rusya'nın limanlarını bombaladılar. Rusya, Osmanlı bayraklı bir geminin kendisine saldırdığını görünce Osmanlı da savaşa katılmış bulundu. Dört yıl savaş sürdü. Osmanlı Devleti müthiş bir direniş ile savaşta yenilmedi. Ancak müttefikimiz Almanlar yenilince biz de yenik sayıldık. Galip devletlerle bir ateşkes anlaşması imzalamak zorunda kaldı. Yapılan anlaşmanın adı, Mondros Ateşkes Anlaşması'dır.
Mondros Ateşkes Anlaşması'na göre Osmanlı ordusunun silâhlan toplandı. Askerleri dağıtıldı. Yurdumuzun bir bölümü işgal edildi.
Bu duruma cok üzülen Mustafa Kemal ve arkadaşları bir araya geldiler. İstanbul'dan Anadolu'ya geçerek yurdun kurtuluşu için savaşmaya karar verdiler. Mustafa Kemal 19 Mayıs 1919'da Samsun'a çıktı. Samsun'dan sonra Amasya'ya, Erzurum ve Sivas'a gitti. Bu şehirlerde toplantılar yaparak vatanın kurtarılması için yapılması gerekenleri anlattı. Alınan kararları bütün dünyaya duyurdu.
Anadolu'daki çalışmalarını bitiren Mustafa Kemal Ankara'ya geldi. 23 Nisan 1920'de TBMM açıldı. TBMM yurdumuzun düşmanlardan kurtarılması için Kurtuluş Savaşı yapılmasına karar verdi. Mustafa Kemal oy birliği ile meclis başkanı seçildi. Kurtuluş Savaşı süresince bütün kararlar ve önlemler mecliste alındı. Meclisin açılması cumhuriyet yönetimine geçişin ilk adımı oldu.
Kurtuluş Savası'nın sonucunda yurdumuz düşmanlardan kurtarıldı. Savaş bitince Lozan Barış Antlaşması imzalandı. Bu antlaşma ile yeni Türk Devleti'ni bütün dünya tanımış oldu.

Read more...

16 Ocak 2009 Cuma

Hoşgeldiniz!

E-Okul öğrenci bilgilendirme sistemine hoş gelmiş bulunmaktasınız. E-Okul yani Elektronik Okul öğrenci bilgilendirme sistemi sayesinde eğitim sanal anlamda ivme (a=V/t) kazanıyor. Öğrenciler büyük bir bölümü bu durumdan oldukça memnun. Bir kısım öğretmenler ise sistemden şikayetçi. Bilgisayardan not girmenin onlara eziyet olduğunu söylüyorlar.
Geçmişten bugüne baktığımızda hayatımızdaki pek çok şeyin yavaş yavaş sanallaşmaya başladığını görebiliyoruz.
Örneğin; Türk Telekominikasyon A.Ş. E-Fatura sistemine geçti.
Görünen o ki gelecekte de elektronik ortama geçiş katlanarak artacak ve insanlarda somut şeylere rağbet azalacaktır. Geniş bant internetin yurdumuzda yaygınlaşması ile her şey bir tık ötede. Bunun meyvelerini yavaş yavaş toplamaya başlıyor muyuz? Bu topladıklarmız meyve değil de başka bir şey mi? Bu tartışılır.

Read more...

Copyright 2009 e-okul. Hakkı varsa saklıdır.

Üste GİT