23 Mart 2009 Pazartesi

Güneş'e çıplak gözle bakmak neden sakıncalıdır?

Güneş'e çıplak gözle bakmak sakıncalıdır çünkü gözümüz vücudumuzun en hassas organlarının başında gelir. Güneşten çıkan ultraviyole ışınların direk gözümüze gelmesi durumunda telafisi mümkün olmayan hasarlar bırakabilir. Ultraviyole ışığa mağruz kaldığınızda gözünüze yum kaçmış gibi bir his yaratır, damar çatlamasına sebebiyet verir. Özellikle göz hassasiyeti bulunan kişilerin ve daha önceden göz ameliyatı olmuş kişilerin kesinlikle bir anlık dahi olsa güneşe çıplak gözle bakmaları çok büyük hasarlara yol açar.

Read more...

21 Mart 2009 Cumartesi

Coğrafi keşifler yapılmamış olsaydı Türkiye’nin dünya jeopolitiğindeki yeri nasıl olurdu?

Eğer coğrafi keşifler yapılmamış olsaydı Türkiye, konumu itirabariyle dünyanın en önemli ülkesi olurdu. Asya ve Avrupa'yı birbirine bağlayan ülkemiz Dünya'nın en zengin ülkelerinden biri olurdu. Avrupalılar, Osmanlı Devleti'nin elinde bulunan Baharat Yolu'nu kullanmak istemedikleri için başka yollar aramaya başladılar. Bu sırada istemeyerek de olsa coğrafi keşiflere imza attılar. Yeni yollar, yeni kıtalar bulunmasıyla ülkemiz eski önemini kaybetti. Eskisi kadar olmasa da hâlâ dünya üzerinde önemli bir konuma sahibiz.

Read more...

20 Mart 2009 Cuma

Sabah nasıl olur?

Bilindiği gibi Dünya, Güneş'in etrafında dönmektedir, bir tam turunu yaklaşık olarak 365 gün 6 saatte tamamlar. Dünya ayrıca kendi ekseni etrafında da dönmektedir. Olduğu yerde batıdan doğuya doğru dönmektedir. Kendi ekseni etrafındaki dönüşünü de bir günde yani 24 saatte tamamlar. Güneş'in saçtığı ışık sayesinde Dünya aydınlanır. Dünya'nın Güneş'e dönük olan kısmı gündüz, güneş almayan arka kısmı ise gece olur. Kuzey Yarımküre'de yılın iki günü gece ve gündüz süreleri eşit olur. 12 Mart ve 23 Eylül'de gece ve gündüz eşit olur. Buna ekinoks adı verilir. En uzun gündüz 21 Haziran, En kısa gündüz ise 21 Aralık'ta yaşanır.

Read more...

16 Mart 2009 Pazartesi

Ağaçların Hayatımızdaki Yeri ve Önemi

Ağaçlar, hayatımızda çok büyük bir öneme sahiptir. Ağaçlar doğanın can damarıdır. Ağaçlar insanların kullanmadığı karbondioksiti alır oksijene çevirir. Böylelikle havayı temizlemiş olurlar. Ağaç olmayan bir bölgedeki hava, ağaçlı bir bölgedeki havaya kıyasla kat kat daha kirlidir. Ağaçlı bölgede nefes aldığınızda içinize ferahlık gelir.

Read more...

Yurdumuzun hangi bölgelerinde ormanlık alanlar daha geniş yer kaplar

Genellikle yurdumuzun Karadeniz bölgesinde ormanlık alanlar diğer bölgelere oranla daha geniş yer kaplamaktadır. Bunun sebebi bölgenin coğrafi şekli ve bölgesel iklimidir. Ormanlar yağmuru seven bitki örtüsüdür. Karadeniz bölgesinin karakteristik iklimi gereği yurdumuzda hemen hemen her mevsim yağış alır. Karadeniz bölgesinin doğal bitki örtüsü Ormanlar'dır. Büyük bir bölümünü ormanlar kaplar.

Read more...

Bilinçsiz Kentleşmenin Ortaya Çıkardığı Sorunlar

Bilinçsiz kentleşme pekçok sorunu da beraberinde getirir.

Bilinçsiz kentleşme yapılan bir bölgede;

  • Yeşil alan sayısı hızla azalır,
  • İnsan sağlığı olumsuz etkilenir,
  • Altyapı problemleri yaşanır,
  • Göze hoş gelmeyen bir görünüş ortaya çıkar.
Sevgili çocuklar, hepinize derslerinizde başarılar diliyoruz...

Read more...

15 Mart 2009 Pazar

Kalp ve Damar Sağlığını Korumak Amacıyla Yapılabilecekler

Kalp ve damar sağlığımızı korumak için yapacağımız en iyi şey hayvansal yağlı besinlerden kaçınmaktır. Öte yandan düzenli spor yapmak da çok önemlidir. Dengeli beslenmeli uyku düzenini iyi ayarlamalıyız. Uzun süre hareketsiz kalmamalı, altı ayda bir düzenli check-up yaptırmalıyız. Yediklerimizde dikkat etmeliyiz. Çevremizdeki kişileri bu konuda uyarmalıyız. Fastfood olarak tabir edilen hazır yiyeceklerden kaçınmalı, evde annemizin yaptığı doğal ve lezzetli yemeklerden afiyetle yemeliyiz.
Derslerinizde başarılar dileriz...

Read more...

Çevremizdeki Ses Kirliliğini Azaltmak İçin Alınabilecek önlemler

Çevremizdeki ses kirliliğini azaltmak için pekçok önlem alabiliriz. Kaliteli ev aletleri kullanmalıyız. Kalitesiz ev aletleri çok ses çıkararak ses kirliliğine yol açar. Ayrıca belediyelerin yaptığı kazı çalışmaları ve çevremizdeki inşaat çalışmaları da ses kirliliğinin önemli etkenlerindendir. Dışarıdan gelen ses kirliliğine karşı alınabilecek en önemli önlem ise pencerelerimizin ses yalıtımlı olmasıdır. PVC pencereler (halk arasında pimapen diye adlandırılır) bu konuda oldukça başarılıdır.

Derslerinizde başarılar dileriz...

Read more...

Ses Kirliliğinin İnsan Sağlığı Üzerindeki Olumsuz Etkileri

Ses kirlilğinin insanlar üzerindeki olumsuz etkileri saymakla bitmez. Fiziksel, fizyolojik, psikolojik, performans seviyesinde pek çok etkisi vardır. Devamını aşağıdaki indir butonuna tıklayarak indirebilirsiniz. Derslerinizde başarılar dileriz.
İNDİR

Read more...

14 Mart 2009 Cumartesi

Gönül Tunç

Gönül TunçBugün canlı olarak yayınlanan 50 Sarışın programında Amerika Birleşik Devletleri'nin Dışişleri Bakanı'nın Obama olduğunu söyleyen kişidir.
İsmi Gönül Tunç'tur.
Turk Dil Kurumu'na göre Gönül:
Sevgi, istek, düşünüş, anma, hatır vb. kalpte oluşan duyguların kaynağı.
Hayat Ansiklopedisi'ne göre Tunç:
Bakırla kalayın alaşımıdır. Bronz da denir. Çok eski çağlardan beri bilinir. Önce potalarda veya fırınlarda bakır eritilir. İçine kalay katılır. Üzeri kömür tozu ile kapatılır. Mekanik özellikleri ve kullanıldıkları yere göre çeşitlere ayrılır. Başlıcaları şunlardır:
Çekilebilen Tunç: İçinde yüzde 0,5-10 oranında kalay bulunur. Sürtünmeye karşı dayanıklıdır. Telefon tellerinin yapımında kullanılır. Yay yapmaya yarar.
Mekanik Tunç: Yüzde 13 oranında kalaylı olanlar eskiden top yapımında kullanılırdı. Bugün de makine dişlileri ve çarklar yapmaya yarar. Yüzde 13-20 oranında kalayla karışmış antifriksiyon alaşımları sürtünmeye dayanıklı parçaların yapımına yarar.
Tınlayan Tunç: İçinde yüzde 18-30 oranında kalay bulunur. Su verilerek işlenir, sonra tavlanır. Çan, çıngırak, zil yapmaya yarar. Süs işlerinde kullanılan tunçların bileşimlerinde ise dökümü kolaylaştırmak için çinko katılır.

Read more...

8 Mart 2009 Pazar

Kan grubumuz nasıl belirleniyor?

Damarlarımızda dolaşan kan, yaşam kaynağımız. Kanın en önemli görevleri arasında, vücudumuzun her köşesine besin ve oksijen taşımak yer alıyor. Ayrıca hücrelerden çıkan karbondioksit ve diğer bazı zararlı atıklar da, yine kan dolaşımı sayesinde vücuttan uzaklaştırılmak üzere akciğer, böbrek, karaciğer gibi organlara taşınıyor. Kan dolaşımı, bağışıklık sistemi hücrelerinin ve hormonların taşınmasından, vücudun sıvı dengesinin sağlanmasına ve sıcaklığın ayarlanmasına kadar yaşamımızın devamı açısından önemli birçok görevi de üstleniyor. Bu nedenle, kan hücrelerinin sağlığını tehlikeye sokan hastalıklarda ve vücuttaki kan miktarının azalmasına yol açan yaralanmalarda yapılacak kan nakli, hastalar açısından yaşamsal önem taşıyor. Ancak hepimizin kanı aynı renk ve görünümde olmasına karşın, aslında insanlarda dört farklı kan grubu var. Kan grubumuz, hangi kan grubundan olan kişilerden kan alıp, hangilerine kan verebileceğimizi belirliyor. Peki, bu kan grubunun ne olduğunu, nasıl belirlendiğini ve farklı kan grupları arasında nasıl bir ilişki olduğunu hiç merak ettiniz mi?
Genler Neler Yapıyor?
19001ü yılların başında Kari Landsteiner'ın ortaya koyduğu ve hâlâ kullanılan sınıflandırmaya göre, insanlarda 0, A, B ve AB olmak üzere dört farklı kan grubu var. Bu gruplar, hangi kan grubuna
sahip insanlara kan verebileceğimizi ya da hangi gruplardan kan alabileceğinizi belirliyor. Kan grubumuz, anne ve babamız tarafından bize aktarılan birer kan grubu geni tarafından belirleniyor. Yani hepimizde bir çift kan grubu geni bulunuyor. Anne ve babadan aktarılan kan grubu genlerinin üç çeşidi var: A, B ve 0. Bu durum, anne ve babadan hangi genlerin geldiğine bağlı olarak altı farklı bileşim ortaya çıkarıyor: 00, AO, AA, B0, BB ve AB. Senleriniz 00 bileşimindeyse kan grubunuz 0; AO ya da AA bileşimindeyse kan grubunuz A; B0 ya da BB bileşimindeyse kan grubunuz B; AB bileşimindeyse kan grubunuz AB oluyor.
Bunu daha kolay anlayabilmek için şöyle bir oyun oynayalım: Önce elinize iki torba alın, bunlar anne ve babanızın gen havuzu olsun. Kan grubu genlerini simgelemek üzere bu torbalara, A grubu geni için kırmızı, B grubu geni için sarı ve 0 grubu geni için beyaz boya kalemlerinden birer tane koyun. Son olarak kanınızdaki alyuvarları simgeleyecek küçük beyaz bir karton parçası hazırlayın. Şimdi her iki torbadan birer kalem çekin ve bu kalemlerin biriyle kartonun bir yarısını, diğeriyle de öbür yarısını boyayın. Eğer kartonunuzun her iki yarısı da kırmızıysa A grubu; bir yarısı beyaz, öbür yarısı kırmızıysa A grubu; her iki yarısı da sarıysa B grubu; bir yarısı beyaz, öbür yarısı sarıysa B grubu; bir yarısı sarı, öbür yarısı kırmızıysa AB grubu; her iki yarısı da beyazsa 0 grubu sonucuna ulaşırsınız.
Kan Gruplarının Önemi
Kan grubunuzu belirleyen A ve B genleri, kanınızda bulunan alyuvarların çeperinde A ve B tipi proteinlerden hangilerinin yer alacağını belirlerler. Kan grubunuz A ise alyuvarlarınızın çeperinde yalnızca A tipi protein, B ise yalnızca B tipi protein, AB ise hem A hem de B tipi protein bulunuyor demektir. Kan grubunuz 0 ise, alyuvarlarınızın çeperinde A ya da B tipi protein yoktur. Alyuvar çeperinde bulunan ve kan grubunuzu belirten bu proteinlere aglütinojen adı verilir. Ancak kanda, kendinizinkinden farklı bir kan grubuna ait alyuvar hücrelerinin vücudunuza girmemesini sağlayarak sizi koruyan aglütinin adlı antikorlar bulunur. Protein yapısında olan aglütininler de, tıpkı aglütinojenler gibi a ve b tipinde olur. a tipi aglütininler A tipi aglütinojenle kaplı alyuvarlara, b tipi aglütininler de B tipi aglütinojenlerle kaplı alyuvarları yabancı kabul eder. Bir kişiye yanlış bir gruba ait kan verilirse bu aglütininler nedeniyle alyuvarlar birleşerek kümeler oluşturur. Bu da ölüme kadar gidebilecek ciddi sonuçlara yol açar. Normalde kan grubuna bağlı olarak alyuvar çeperindeki aglütinojen ve kandaki aglütininlerin durumu şu şekilde sıralanır:
0 Kan Grubu: Bu kan grubunda alyuvarların çevresinde A ya da B aglütinojenleri yoktur. Buna bağlı olarak, 0 kan grubuna sahip kişilerin vücudu hem A hem de B tipi aglütinojen içeren alyuvarları yabancı kabul ederek bunlara karşı a ve b aglütininlerini üretir. Bu nedenle 0 kan grubuna sahip kişiler yalnızca 0 kan grubuna sahip kişilerden kan alabilirler. Alyuvarlarında aglütinojen olmayan 0 grubu, bu özelliği nedeniyle genel verici kabul edilir ve tüm gruplara kan verebilir.
A Kan Grubu: A kan grubunda, A tipi aglütinojene sahip alyuvarlar vücuda dost kabul edilirler. Ancak vücut B tipi alyuvarlarla karşılaştıklarında, bunları yabancı kabul ederek b aglütinini üretmeye başlar. Bu nedenle A kan grubundan kişiler, B tipi aglütinojen taşımayan 0 ve A tipi kan grubuna sahip kişilerden kan alabilirler. A ve AB grubuna kan verebilirler.
B Kan Grubu: B kan grubunda, A'dakinin tersine B grubu aglütinojene sahip alyuvarlar vücuda dost kabul edilirler. Ancak vücut bu kez A tipi alyuvarlarla karşılaştığında, bunları yabancı kabul ederek, a aglütinini üretmeye başlar. Bu nedenle
B grubundan kişiler, A tipi aglütinojen taşımayan 0 ve B tipi kan grubuna sahip kişilerden kan alabilirler; A ve AB grubuna kan verebilirler.
AB Kan Grubu: AB kan grubunda alyuvar çeperlerinde hem A, hem B tipi aglütinojenler bulunduğu için vücut bunların ikisini de dost kabul eder ve bunlara karşı aglütinin üretmez. Bu nedenle AB kan grubu, tüm kan gruplarından kan alabilir ve bu özelliği nedeniyle genel alıcı olarak kabul edilir. Ancak AB kan grubuna sahip kişiler, yalnızca AB kan grubuna sahip kişilere kan verebilirler.
Rh Faktörü Nedir?
Temelde dört kan grubu olmasına karşın, kan grupları belirtilirken bunun yanına bir de 'eraş' diye okunan Rh faktörü, pozitif veya negatif olarak eklenir. Aslında Rh faktörü de alyuvarların çeperinde bulunan bir çeşit proteindir ve varlığı Rh+ (eraş pozitif), yokluğu Rh- (eraş negatif) olarak belirtilir. Rh faktörünün önemi şu: Eğer normalde kanı Rh- olan bir hastaya kan nakli sırasında yanlışlıkla Rh+ kan verilirse, hastanın vücudu yabancı olarak algıladığı Rh faktörüne karşı savunma amaçlı bazı proteinler oluşturur. Ancak aynı hastaya daha sonra tekrar Rh+ kan verilecek olursa, önceden hazırlanmış savunma sisteminin devreye girmesi, bu kez ölümcül sonuçlara yol açar. Bu nedenle kan grubunun hangi gruptan olduğunu bilmenin yanında, Rh faktörünün de pozitif veya negatif oluşunu bilmek önemlidir.

Read more...

Copyright 2009 e-okul. Hakkı varsa saklıdır.

Üste GİT