22 Kasım 2013 Cuma

En Güzel Müzik Listeleri

Müzik dinlemek herkes tarafından başarıyla yapılabilen belki de tek eylemdir. İnsanların içinden dökülen cümleleri melodik olarak ifade etmelerini sağlar. İnsanlar çoğu zaman bulundukları koşullardan mutlu olmazlar. Yaşadıkları toplumun sosyal koşullarına ayak uyduramayan insan mutsuz olur. İnsanlar sevilmek ister. Sevilmeyen ve saygı görmeyen insan mutsuzluktan kurtulamaz. Bazı hallerde ise tek sorun paradır. Ailesinin maddi durumu iyi olmayan çocuklar en çok üzüldüğüm konulardan biridir. Arkadaşları bir şeye sahip olurken o çocuk sadece bakar ve iç geçirir. Daha büyüdüğünde sosyal çevresindeki arkadaşları son model arabalara binip son model telefonlar kullanırken o çocuk üzerine kıyafet alacak parayı bulamaz, belki de yemek yiyecek parayı bulamaz. Bazı koşullar yüzünden çalışması da mümkün değildir. Bazen hasta olabilir, bazen ise başka sebepler vardır. Maddiyet dünyanın temeli olmuşken insanlar birbirine acımazlar. En yakın arkadaşlıkları bozan iki madde vardır. Birincisi kadın, ikincisi ise para. Bu iki olgu insanların arasındaki diğer bağları zedelemek için yeterli olan etmenlerdir. Ülkemizde parası olmayan insanlar hor görülür, dalga geçilir, ezilir. Oysa ki o çocukların diğerlerinden hiçbir eksiği yoktur. Onlar da istemez mi güzel kıyafetler giymek, iyi arabalarda gezmek. Ailesinin maddi durumu olmayan çocuk çoğunlukla ne yaparsa yapsın hayatı boyunca kazandığı para belli bir miktarı aşamayacaktır. Oysa ki zengin ailenin çocuğu doğuştan hayata 6-0 önde başlar. 1-0 önde falan başlamaz direk altı sıfır önde başlar. Daha ilköğretimde göze çarpar bu. Zengin çocuğu kantinden her gün hamburger yerken gariban çocuklar evden salatalık domates getirirler. O zaman bu konu hakkında yorum yapamayacak durumda olan diğer çocuklar da neden kantinden yemediğini sorarlar. O çocuk diğerleri karşısında ezilmemek için ya ben hazır yemek sevmem der ya da bu daha güzel der. Oysa ki her insan ister. Miliyetçi Hareket Partisi'nin genel başkanı Devlet Bahçeli'nin de parmak basmaya çalıştığı nokta budur. Televizyonda çocuklar ellerinde çikolatalar bisküviler, o çocuk görüyor diyor benim de bir çikolatam bisküvim olsa ben de yesem diyor. Ağlamak insanın ihtiyacıdır. Konuyu fazla uzatmadan konumuza, müzik dinlemeye ve müzik tavsiyelerine dönelim isteriz. Ağlamak insanı rahatlatır mı? Müzik dinlemek insanlara ağlama konusunda yardımcı olur mu? Olursa bu iyi bir şey mi, kötü bir şey mi? Öte yandan en sevdiğiniz kişi neden en sevdiğinizdir? O kadın/adam size ne vermiştir ki onu seversiniz? O da sizi sevdiği için mi seversiniz yoksa neden seversiniz? Kimsenin sizin dış görünüşünüzden hoşlanmayacağını bilseniz yine de birilerini sevmeye çalışır mısınız? İnsanlar neden farklı yaratılmıştır? Dış görünüşlerinden memnun olmayan insanlar neler yapmalıdır? Aşık olmak karşılıklı bir eylem midir? Platonik aşk hangi durumlarda görülür? Neden insanlar ağlama ihtiyacı hisseder? Bu yazıları neden okuyorsunuz? Siz aslında hangi amaçla bu siteye girdiniz? Aslında insanlar her konuda ama her konuda bencil midir? Evet, insanlar her konuda bencildir. Bu tartışılması bile saçma olan bir gerçektir. İnsanlar her zaman kendilerini düşünürler. Birini sevdiklerinde, o kişinin başına bir şey gelmesini istemediklerinde dahi kendilerini düşünürler. Anne sevgisi de tıpkı bu şekildedir. Annesine zarar gelen kişi beraber büyüdüğü kişiyi yitirecek, yalnız kalacaktır. İnsanlar yalnız kalmak istemez, bencildir, kıskançtır. Müzik dinlemek de insanların narsist duygularını bastırması için 1776 senesinde Illuminati örgütü tarafından düzenlenmiş bir komplodur. En uygun şekilde insanları ağlatarak psikolojik bunalıma sürükleme hali insanlarda görülmektedir. Örneğin Hayko Cepkin Ermeni asıllı, Can Bonomo da yahudi asıllıdır. Bu iki farklı türdeki sanatçıyı bir araya getiren nedir? Cevap: Illuminati Örgütü. Bu örgüt sanatçıların bütün koruma görevlerini üstlenmiştir. Banyoda kullanacakları şampuan dahi Detroit merkezli Illuminati Office tarafından temin edilir. Illuminati şampuanı olduğu anlaşılmasın diye üzerinde Japonca kabartmalı yazılar yazılmaktadır. Bilindiği gibi Japonlar illuminati ile kesin bir savaş içerisindedir. Hayko Cepkin'in sesinin güzel olmasının sebebi de zamanında geçirdiği estetik operasyonlara dayanmaktadır. Doğuştan kumral olan Hayko, bir süre sarışın olmuş daha sonra ise esmere dönmüştür. Bunların tamamı mutasyon ve spesifik çaprazlama eseri şeyler değildir, tamamen hayal ürünüdür. Hayko Cepkin'in Melekler şarkısında bahsettiği Birol Sun da illuminati üyesi 4. nesil bir masondur. Yine geldi kör günler, niye ötüsün bülbüller? Şarkının sözünde geçen bu cümleye dikkat. Niye ötsün değil niye ötüsün demektedir. Ötümek, Allah'a inanmak anlamına gelmektdir. Bu durumda bizim HD Müzik Dinle sitesindeki Hayko Cepkin şarkılarının kalanını da incelemek istememiz kadar doğal bir şey olabilir mi? Bu konu üzerinde daha çok durmuyoruz, hayatımız tehlikeye girebilir. O yüzden size sevgiler sunuyoruz.

Read more...

21 Kasım 2013 Perşembe

Yaşadığınız şehri seviyor musunuz?

Yaşadığınız şehri seviyor musunuz?

Yoksa zorunlu nedenlerden mi o, şehirdesiniz? Bulunduğunuz şehirde yaşamayı siz mi seçtiniz?

Hiç düşündünüz mü bunları...

Onca soruyu açan sevdiğim bir arkadaşım oldu. Bir gecede ben bu şehirde yaşamak istemiyorum dedi. Evini sattı. Şirketini kapattı ve ertesi hafta İzmir'e yerleşti. Bu kadar kolay mı diye düşündüm. Doğduğun, ilklerini, enlerini yaşadığın her köşesini karış karış bilip, anılarla doldurduğun ve en önemlisi de sevdiğin insanları barındıran şehirden bir sabah uyandığında vazgeçmek. Aynı şehirde ev değiştirmek dahi insanı duygulara hapsederken, şehir değiştirmek bu denli kolay mı?

Uzun zamandır süre gelen işlerim nedeni ile şehir dışı gidişlerimden koşarcasına geliyorum Ankara'ya hiç aksaksız hep aynı sonla. Son gidişimde İzmir'de, çalışmalarım vardı. İki günlük çalışma sonrasında geriye kalan birkaç gün gezdim sokaklarında. Sevgili arkadaşım güzel bir düzen kurmuş yeni dostluklar oluşturmuş. Ama eski dostlukları tamamlamayan. Yeni şehre de adapte olmuş. Bu şehirde yaşar mıyım diye düşündüm.

Çok güzel ve sıcak insanlarla bezenmiş bir şehir. Fakat sevdiklerim yoktu. O anda o rengarenk, cıvıl cıvıl şehir soğuk buz gibi kifayetsiz kaldı. Her ne olursa olsun insan sevdikleri ile aynı şehirde nefes almak istiyor. Şehirleri değerli kılan da orada, kimlerle yaşadığın oluyor. Her gün görmesen de yüzlerini, elini uzattığın her an birinin elini tutacağını biliyorsun.

Düşünmeme gerek kalmadan hangi saat nerede ne olduğunu da biliyorum. Diğer şehirleri gezmeyi seviyorum ama Ankara'da yaşamayı. Hadi diyorum 7.cadde de tavla atalım. Çayyolu park caddesinde buluşalım. Gençlik caddesinde kokoreç yiyelim. Arjantin caddesinde kahve içip oradan da Tuna Hilmi de alış verişe çıkalım. Hafta sonu kalede pirinç hanı gezip, çay bahçesinde gözleme ve ayran içmeyi de seviyorum.

Bu ay yaşam değerlerinizi gözden geçirmeniz dileğimle...

Read more...

20 Kasım 2013 Çarşamba

Termodinamik 1 Vize Soruları (Çıkmış)

Aşağıdaki cümlelerde boş bırakılan yerleri doldurunuz (20p)

Belirli bir kütle ya da uzayın incelemek üzere ayrılan bir bölgesine ............ denir.İncelenen bölge dışında kalan kütle ya da bölgeye ....... denir. Her iki kütle veya bölgyi ayıran gerçek ya da farazi yüzeye de ....... denir.

Denge durumundaki bir sistemin özelliklerinden en az birinin değişerek yeni bir denge durumunun görülmesine .................. denir.

Sadece sıcaklık farkından dolayı gerçekleşen enerji değişimine ....... denir.

Faz değişimi yararında harcanan enerjiye ........ .......... denir.

P-v diyagramında eğri altında kalan alan ........ .......... eşittir.

Delta T 27 C derecelik sıcaklık farkı Delta T = ........... K'lik sıcaklık farkında eşittir.

200 kN/mkare = ........ Pascal = ......... bar = ................ mmHg

Her noktasında aynı ve değişmeyen kimyasal bileşime ship olan maddelere ...... ....... denir.

Kapalı bir sistemin adyabatik hal değişimi sırasında, sistemin toplam enerji değişimi ...... eşittir.

Termodinamiğin sıfırıncı kanunu ........ tanımını verir.

1kPa.metreküp = 1 kJ'e eşit olduğunu gösteriniz.

Yaygın ve yeğin özelliklere ikişer örnek veriniz.

Read more...

Trafik ve şehir nereye gidiyor?

E-Okul'un son sayfasını 'Geçen Ay Ne Konuştuk' adlı bir bölüme ayırıyoruz, takipçilerimiz bilir. Bakmayın en sonda yapayalnız durduğuna. Aslında ekip olarak üzerine epey kafa patlattığımız bir bölüm. Bu ay. kapağımıza ODTÜ'y ü taşıdık ama hepimiz İstanbul'da yaşadığımızdan olsa gerek, yaptığımız oylama sonucunda ekibimizin en çok konuştuğu konu trafik çıktı.

Uzun anlatmaya gerek yok, İstanbul'da yaşayan herkes trafikte çile çekiyor. Daha çok yol yapılıyor, daha çok toplu taşıma sistemi ve aracı hizmete giriyor ama nafile. Trafik, bu kadar çabaya rağmen, hafifleyeceğine artıyor. Ortada sorunu çözecek sihirli bir değnek olmasa da, gözlemlerimiz üzerinden akıl yürütebiliriz:

-» Pek çok kişi trafik yüzünden İstanbul'dan kaçmak istiyor. Ama memlekete dönünce nasıl para kazanacağını bilmiyor. Yani diğer şehirlerin de iş imkânı sunması

-> Eskiden E-5 ve TEM etrafına kimse yaşanacak yerler olarak bakmazdı, buralar en fazla iş merkezi olurdu. Bu hatlara trafik olmaması da otoyolları rahatlatıyordu. Şimdi Ataşehir, Çekmeköy, Gaziosmanpaşa gibi semtlerin girişlerinde bile trafik var. Çünkü sürekli yeni binalar yapılıyor, boş alanlar imara açılıyor. Nüfus artıyor ve hepimiz modern binalarda yaşamak ya da çalışmak istiyoruz ama bunun bir sınırı olmayacak mı?

•» Çuvaldızı biraz da kendimize batıralım. Biz Türk-ler, konforumuza pek düşkünüz. Tempo ekipleri bu sayı için toplu ulaşım araçlarıyla gidilebilecek hatlarda trafiğe karıştı, sürücülerle konuştu. Anlaşılıyor ki, çoğu sürücü sırf rahat etmek için otomobil kullanıyor. Bazıları, şirket aracı kullanmalarına sığınmış ama top-
cı kullansalar da işlerini halledeceklerine
Soruyoruz: Kaldırım nerede?

Bu sayıda yayalara da el uzattık. Çünkü dışarıda yürümek de kolay değil. Kaldırım bulmak dert, bulduğunuzda yürüyebilmek ayrı bir dert.

Sokak Bizim Derneği bunun için "Kaldırım Nerede?" diye sordukları harika bir proje geliştirmiş. Derneğin iki genç üyesi sosyolog Erman Topgül ve kent planlamacısı Arzu Erturan, bize projeyi anlattı. İkisi de kentli olma bilinci üzerine kafa yoran, basit, işe yarar ve insana dokunan projeler üreten harika gençler... Biz de Sokak Bizim Derneği'nin hazırlattığı, 'Kaldırım Nerede' bantlarını alıp, sokağa çıktık, İstanbul ve Ankara'daki kaldırım sorunlarını çektik. Kimisi yürünemeyecek kadar dar, kimi aniden bitiveriyor, bazılarına otomobil park etmiş. Siz de bu bantları dernekten isteyip, çektiğiniz sorunlu kaldırım fotoğraflarını Tempo Dergisi ile Sokak Bizim Derneği mention’ı ileTwitter'da paylaşabilirsiniz.

Bu gençlere hepimiz kulak vermeliyiz, özellikle de yerel yöneticiler... Çünkü Erman'ın söylediği gibi "Artık sosyal medyada herkes her şeyi paylaşıyor ve daha iyi bir hayat için imrenme duygusu ortaya çıkıyor. Ve kimse daha iyisi olabileceğini gördüğü zaman bunu içinde tutmuyor.” Yerel seçimler öncesinde dikkate alınması gereken bir tespit!

Hepimiz daha iyisini hak ediyoruz. Bunun için yöneticiler kadar bizim de çaba göstermemiz gerek. Unutmayın, muhteşem şehirlerimizin tadını ancak böyle çıkarabiliriz.

İyi okumalar!

Read more...

10 Eylül 2013 Salı

Müzik sektöründe 'doping' skandalı

Müzik dünyası, dünyaca ünlü video paylaşım sitesi Youtube'un denetimlerinde, MÜYAP sitesi üzerinden 261 milyon sahte tık yapıldığını tespit etmesinin şokunu yaşıyor. Sektörde deprem etkisi yapan iddianın sahibi ise Milliyet Gazetesi köşe yazarı Ali Eyüpoğlu. ‘Müzik sektöründe büyük sahtekârlık' başlığıyla konuyu gündeme getiren Eyüpoğlu, şarkıların görüntülenme sayılarının manipüle edildiğine dair söylentiler olduğunu; ancak Youtube'un tespitiyle müzik dünyasında büyük sahtekârlığın ortaya çıktığını ifade etti. Bu hileyi kimlerin yaptığı bilinmiyor. Fakat şarkıcıların bizzat kendileri, menajerleri ya da fanlarının olabileceği öne sürülüyor. Eyüpoğlu'na göre, haksız rekabetten öte haksız kazanç da söz konusu. MÜYAP: Youtube'dan sahtekarların listesini istedik Gözler korsanla mücadele eden ama korsanlıkla suçlanan Müzik Yapımcıları Meslek Birliği'ne (MÜYAP) çevrildi. Çünkü MÜYAP sitenin reklam gelirlerini tıklanma sayılarına göre yapımcılara dağıtıyor. Yönetim Kurulu Başkanı Bülent Forta, MÜYAP'ın mağdur edildiğini söylüyor. İnternet sayfalarının manipüle edildiğini belirten Forta, “Youtube ile yazışma halindeyiz. Listeleri bize en kısa zamanda geçecekler ve biz de bu sahtekarlığın kimler tarafından yapılmış olduğunu öğreneceğiz. Net bir sonuç alır almaz sahte rakamları açıklayacağız. Olayda sorumluluğu olanlarla ilgili maddi-manevi yaptırım uygulayacağız.” diyor. Youtube'un şarkı görüntüleme trafiğini düzenli olarak aylık yayınlayan tubefilter.com adlı site, ‘Top 100'de 2'ncilikle 20'ncilik arasında gidip gelen MÜYAP'ın Temmuz 2013'te ilk 100'e bile giremediğini bildirdi. Çünkü Youtube, yaptığı denetim sonunda MÜYAP'ın 261 milyon videosunu gerçek indirme ya da görüntüleme olmadığı gerekçesiyle sildi. Forta'ya göre bu manipülasyonun arkasında kimler olduğunu bulmak çok zor. Ancak en azından hangi şarkıcıların videoları üzerinde böyle bir hile gerçekleştirildiğini tespit etmek bile önemli. Forta, dünyanın farklı ülkelerinde de buna benzer olaylar yaşandığını aktarıyor. Oradaki faillerin reklam ajansları bile çıkabildiğini kaydeden Forta, Rihanna, Justin Bieber ya da Beyonce gibi dünyaca ünlü şarkıcıların sayfasına daha fazla reklam alabilmek için bu yönteme başvurulduğunu anlatıyor. İskender Ulus: Hilekârlar bulunup, deşifre edilmeli Ulus Müzik'in sahibi İskender Ulus, olayı esefle kınadığını dile getiriyor. “Şarkıcıların ya da bu işten para kazanan insanların, mallarına hile katıp ailelerine haram lokma yedirmeleri ile internet ortamında gayri meşru bir yolla ekonomik katkı sağlamaları aynı şey.” diyen Ulus, bunun ahlaki bir sorun olduğu kanaatinde. Ahlaki problemlerin olduğu yerde ekonominin düzelemeyeceğine, telif hakları gibi sorunların çözülemeyeceğine işaret eden müzik yapımcısı, bu hileyi yapanların, yaptıranların bulunup, deşifre edilmeleri gerektiğini kaydediyor. Seyhan Müzik'in yapımcısı Bülent Seyhan ise twitter'dan yaptığı açıklamada her zaman haksızlığın karşısında olduklarını ve sektör içindeki pisliklerin temizleneceğini ifade etti. Naim Dilmener: ‘Falanca albüm Şu kadar bin sattı' haberleri doğru değil Müzik eleştirmeni Naim Dilmener de dijital zaman diliminde yaşadığımız için rakamların üzerinde oynanmasının, tahrif edilmesinin çok şaşırtıcı olmadığını belirtiyor. Hem albümlerin satış rakamları hem de tıklanması konusunda buna benzer iddiaların her zaman olduğundan söz eden Dilmener, “Düşünsenize, bir albüm çıkıyor ve hemen ertesi gün gazetelerde “Şu kadar bin sattı” haberleri; bu mümkün değil. Bunun altını çizen çok fazla insan oldu ama ciddiye alınmadık. Fakat bu sefer YouTube'un kendisi söylüyor ki bunu ciddiye almak zorundalar.” diye konuşuyor.

Read more...

30 Ağustos 2013 Cuma

Onur Air Uçmayı Sevdiriyor

Geçenlerde bir uçağa bindim, o biçim. Adını da Onur Air koymuşlar çok enteresan. Lufthansa kadar kusursuz olmasa da gayet iyi hizmetleri bulunmuyor değil hani. Ancak uçağa gitmeden önce taksi çağırayım dedim. On dakika geçti yok, yirmi dakika geçti yok, yarım saat derken bir saat geçti taksi gelmedi. Ben de Terracity'nin önünden otobüse bineyim dedim. KL08 adı verilen kırmızı otobüsleri beklemeye koyuldum. Yaklaşık 15 dakika süren beklemenin ardından devasa otobüs geldi ve durakta durdu. İnanır mısınız insanlarda onur denen şey kalmamış. Otobüs tıklım tıklım adım atacak yer yok. Şoför kapıyı açtığında insanlar balık istifi gibi otobüsten aşağı düşer olmuşlar. Bu durum sinirlerimi bir hayli bozdu. Ben de böyle bir şey yapacağıma giderim kendi arabamla dedim. Peugeot 206 model arabamı aldım, koyuldum havalimanına doğru yola. Derken çok geçmeden akaryakıtımın bittiği gerçeğiyle yüzleştim. Üstelik en yakın akaryakıt istasyonu 5 km uzaklıktaydı. Hemen yoldan geçen apaçi tayfasına gözüm ilişti. "Birader bir el atın da itelim şunu" dedim. Sağ olsunlar onurlu bir davranış benimseyerek itmeyi kabul ettiler. Ben de baktım bu kekolar itiyor bindim şoför koltuğuna kapattım kapıları bedavaya istasyona kadar gittik. Oraya ulaştığımda arkadaşlara size gerek kalmadı gidebilirsiniz diye ukalaca bir söylemde bulundum. İçlerinden bir tanesi sağ ol abi dedi, diğeri ise onun kafasına vurarak aslında benim onlara sağ ol demem gerektiğini söyledi. Utana sıkıla oradan uzaklaştılar. Benzin istasyonuna ulaşmıştık. Fakat eksik olan bir şey vardı. O da cüzdanım. Cüzdanım ofiste kalmıştı. Uçak kalkmadan bana ulaştırabilecek tek kişi Onur idi. Onur, benim en yakın arkadaşım. Yediğimiz içtiğimiz ayrı gitmezdi. Öte yandan az önce yaptığım çağrıları yanıtsız bırakmış, telefonlarıma çıkmaz olmuştu. Attığım bir kısa mesajla beni araması bir oldu. Onur sen ne yaptığını sanıyorsun benim burada sana ihtiyacım var sen telefonlarıma çıkmıyorsun böyle mi arkadaşsın sen kötü günde yanımda olmuyorsun? Şeklinde söylemlerde bulundum. Kendisi tıpkı adı gibi onurlu bir davranışta bulunarak beni aradı. Hemen kendi otomobiliyle geldi ve beni uçuşa yetiştirdi. Kapıda Onur Air personeli karşıladı. Ben de iki onurun arasında dilek tutmuş oldum. Sonuç itibariyle bu yazıdan çıkaracağımız sonuç ismi Onur olanlara her zaman güvenebilirsiniz. Kah insan olmuş, kah hava yolu şirketi.

Read more...

28 Ağustos 2013 Çarşamba

Türk Hava Yolları, Lufthansa ve Emirates Kapışması

Bilindiği gibi ülkemiz her alanda gelişmekte, ve kalkınmakta olan bir ülke. Hal böyle olunca hava yolu şirketleri de uçmak istiyor. Bir tek onlar mı uçmak istiyor, elbette hayır. Peki kim uçmak istiyor? Örneğin kuşlar. Onlara baktığımızda onların da uçmaktan hoşlandığını biliriz. Ancak insanlar da uçmak ister. Dünya'da ilk uçan insan ve aynı zamanda ilk roketi kullanan insan Lagari Hasan Çelebi'dir. Lagari Hasan Çelebi, çok zeki ve başarılı bir öğrencilik dönemi geçirmişti. Lufthansa ile alakası olmasa da Lufthansa'nın bugün dünyanın en iyi uçak şirketlerinden biri olmasında etkisi yadsınamaz. Yeri gelmişken dile getirmekte fayda var, lagari kelimesinin manası çelimsiz anlamına gelmektedir. Bu da mantıkla çelişmez, çünkü Lagari Hasan Çelebi'nin roketle uçabilmesi için çelimsiz ve hafif olması gerekmektedir. Bir diğer uçan insan Hezarfen Ahmet Çelebi'ye değinmiyoruz çünkü onu bilmeyeniniz yoktur büyük ihtimalle, bilmeyen varsa da araştırıp bulabilir.
Türkiye ülkesine dönecek olursak, Lufthansa ve Türk Hava Yolları bu ülkede en çok faaliyet gösteren hava yollarından.  Öte yandan dünyaya bakacak olursak başka rakipleri de bulunmakta. Örnekse, Emirates. Arsenal Futbol Kulübü'nün resmi sponsoru olan Emirates dünyada saygın bir hava yolu şirketidir. Aynı zamanda devletin Galatasaray'a ücretsiz yaptığı Türk Telekom Arena gibi Emirates de Arsenal'e ücretsiz olarak Emirates Stadium'u hediye etmiştir. Elbette Türk Hava Yolları da boş durmamış, bu sırada Manchester United, FC Barcelona gibi dünya devi futbol kulüplerine maddi kaynak akıtmıştır.
Lufthansa ise daha onurlu bir duruş sergileyerek Alman Milli Futbol Takımı dışında bir takıma sponsor olmayarak ne kadar nasyonel bir hava yolu şirketi olduğunu beyan etmese de etmiş gibi olmuştur.
Sonuç itibariyle Air France da bu yarışta varsa da bize göre dünyanın en iyi havayolu şirketi Lufthansa'dır. Milli duygularla THY'nın en iyisi olduğunu iddia edersek taraf tutmuş olacağımızdan biz en iyisi Lufthansa'yı birinci seçelim istedik. İyi uçuşlar sevgili özgürler...

Read more...

25 Ağustos 2013 Pazar

İstikbal Aspendos Yatak Odası Takımı

Çocuklara layık güzel bir uyku çekmek için istikbal aspendos yatak odası takımı tam size göre. Uyandığınız an görkemli bir tatlılık sizi bekliyor olacak.

İstikbal Aspendos Yatak Odası Takımı


Aspendos yatak odası takımı tuvalet masası, komodin, tuvalet aynası, şifonyer, puf ve sürgü kapılı gardıroptan oluşan muhteşem bir harmanlamaya sahiptir.
Aspendos başlık: 150, 160 ve 180lik olarak üç çeşit üretilmektedir. Başucu panosu krem rengi, profiller için de ceviz rengi ihtiva etmektedir. Ünite görseli olarak desteklemek maksadıyla deri efekti klapa kullanılmıştır.
Aspendos komodin: İki adet çekmeceye sahip olan komodinin gövdesi ceviz, çekmecelerse bej ve ceviz kullanılmıştır.
Aspendos tuvalet masası: Tuvalet masasıyla takım olarak düşünülmüştür. Raf ve pano aspendos ceviz, raf araları deri efektli klapa ile approve edilmiştir.
Aspendos gardırop: Beş adet kaliteli kapağa saiptir. Gövdesi ceviz, kapaklar ise ceviz bej karışımı dizayna sahiptr. Ortak kapakta klasik şekilde ayna varken diğer kapaklarda ayna bulunmamaktadır. İç diaynına değinecek olursak, sağ kapak kısmında kazaklarınızı koymak için üç tane kısa raf, bir tane uzun raf, bir tane askılık alanı göze çarpmaktadır. Sol kapağın iç tarafındaysa iki tane uzun raf bir tane de askılık bulunmaktadır.
Aspendos sürgü kapaklı gardırop: Kayar kapaklı bir mekanizma sistemi geliştirilmiştir. Gövde kısmı aspendos ceviz, kapaklar ise diğer uzuvlarda oldugu gibi ceviz ve bej harmanlaması ile provize edilmiştir. Kapakta ayna, deri efekti ve fitil ile geliştirme sağlanmıştır. Sol kapak içinde iki tane uzun raf, bir tane de askılık alanı bulunmaktadır.

Read more...

21 Ağustos 2013 Çarşamba

Oturma Odası İçin Mobilya Seçimi

İster yalnız yaşayın, isterseniz ailenizle. Ne olursa olsun oturma odası çok önemli bir alandır. Ailenizle birlikte vakit geçirdiğiniz bir oda olması ve günlük hayatın çoğunun burada geçirilmesi sebebiyle buradaki mobilyalar en çabuk yıpranan mobilyalar olacaktır. Günlük hayatın aşınma ve yıpranmalarına karşı koyacak, hoş bir görünüme sahip mobilya seçimi oturma odanız için hayat kurtarıcı olabilir.
Ölçüm yapın. Odanızın uzunluk ve genişliğini ölçmek için bir mezura veya metre kullanın. Ayrıca odadaki herhangi bir koltukla diğer gömme mobilyaların ölçüleriyle karşılaştırabilmelisiniz.
Bir kat planı oluşturun. Çizim yapmak için mimarların kullandığı kağıtlardan kullanabilirsiniz. Aynı zamanda bilgisayarda çizip özel yazıcılarla çıktı da alabilirsiniz. Mobilyalarınızın sığabileceği şekilde birkaç farklı çizim düşünebilirsiniz. Unutmayın, mobilyalarınız arasında en az 1 metre mesafe bulunmalı. Sıkılmak istemezsiniz.


Kapılarınızı ölçün. Bir takım aksilikler yaşamamak için kapılarınızın en dar mesafelerinin genişliklerini ölçün. Onbinlerce lira verip aldığınız mobilyaların eve girememesi çok üzücü olabilir.
Odayı nasıl kullanacağınız hakkında düşünün. Salonda günlük bir aile mi yaşayacak? Çocuklarınız küçük mü? Bu gibi durumlarda özellikle sağlam ve leke tutmaz mobilyalar kullanmanız tavsiye edilecektir. Eğer salonunuz ara sıra konuk ağırlanacak, pek de kullanılmayacak bir salon olacaksa narin ve kırılgan parçalar seçmenizde bir sakınca bulunmuyor.
Odanın doğal mimarisini gözardı etmeyin. Bazı odalar içine koyulacak mobilya türünü belirlemek için oldukça zorlayıcıdır. Örneğin, odada rustik bir şömine varsa dekor olarak sade mobilyalar daha iyi bir çözüm olabilir. Modern bir mobilya ancak şehir manzaralı bir dairenin oturma odası için tercih edilebilir bir seçenek olabilir.
Duvar boyalarınızın renkleri, döşeme ve mobilya seçiminizde bir uyum olduğuna emin olmalısınız. Örneğin, nötr beyaz duvarlarla açık kahverengi bir mobilya tercih edebilirsiniz. Ya da daha geleneksel ve oryantal bir hava vermek mümkün olabilir.
Aksesuarlarınız alandan taşmasına izin vermeyin. İlginç cam veya porselen parçalarınızı sergilemek isteyebilirsiniz. Fakat bu konuda fazla da ısrarcı olmamalısınız. Çok fazla yapacağınız süslemeler ortama boğucu bir hava katacaktır.
Örnekleri alarak hatalardan kaçının. Bazı parçaların ve renklerin birbirlerine ne kadar iyi uyduğunu belirlemek için kumaş örneklerini ve boya kartları isteyin. Bu ek zaman ve paraya mal olabilir ama bu çaba buna değer. Emin olun körü körüne kötü-uyumlu mobilya satın almak istemeyeceksiniz.
Bu yazı www.istikbalmobilya.gen.tr'den alınmıştır. 

Read more...

18 Ağustos 2013 Pazar

Kelime Oyunu

Yıllardır aynı çarkı çevirmekten sıkıldıysanız, kutunun içinden ne çıkacağı sizi hiç ilgilendirmiyorsa, ekrana bakmak değil, yarışmak istiyorsanız bu yarışma tam size göre...
Türk Dil Kurumu dahil, birçok kurum tarafından ödüllendirilen İhsan Varol’un sunduğu yarışma programı Kelime Oyunu Bloomberg HT ekranlarında her gün izleyiciyle buluşuyor.

Read more...

5 Şubat 2013 Salı

Atatürk Çiçeği


Ülkemizde Atatürk çiçeği olarak bilmen 'Poinseııia' nm anavatanı Meksika'dır. Noel ve yılbaşı zamanlarında Amerika'da en aranan çiçektir. Amerika Birleşik Devletlerinin Meksika'daki ilk büyükelçisi Joel Roberts Poinsett, 1825’te bu güzel bitkiyi ABD'de tanıttıktan sonra bitkinin adı “poinseııia" olmuştur. Bizde ise yurdumuza ilk getirildiğinde Atatürk bir serada görmüş ve çok ilgisini çekmiş, bunun üzerine adı bizim ülkemizde “Atatürk Çiçeği” olmuştur.

Resimde gördüğünüz bitkinin gerçek yapraklan kırmızı renkte olup, asıl çiçekleri ise küçük ve önemsizdir. Çiçeklere yakın yapraklar çok canlı kırmızı renkte olur. Bu yaprakların kırmızıdan başka beyaz, pembe, sarı gibi renkte olan türleri de üretilmiştir. Sonbahar sonundan kış sonuna kadar yapraklarının hoş bir kırmızı olması sebebiyle çok tutulan bir süs bitkisidir. Evlerde de yetiştirilebilir. Bakımına dikkat edilirse uzun yıllar yaşar.

Atatürk çiçeğinin yapraklarını kırmızılaştırmak için Aralık ayı geldiğinde gündüz en fazla 12 saat ışık alması gerekmektedir. Bundan dolayı, eger ev içinde yetiştiriyorsanız akşam karanlık bir odada durmasında fayda vardır. Yapraklarının kızarması çiçek açmasıyla olur. Minik çiçeklerinin oluşması da gecelerin uzun sürdüğü zamanda yani aralık ayında mümkündür. Eger çiçek yoksa bu yıl döl verme ihtiyacı duymamış demektir. Çiçek yoksa kırmızı yaprakları da olmayacaktır.

Atatürk çiçeği, doğal ortamında ve ülkemizde iklimin müsait olduğu güney illerimizde örneğin Antalya'da 3-4 metre kadar yükselebilen bir ağaççık türüdür. Evlerde havadar ve güneş alan pencere önlerinde veya balkonlarda yaşayabilir. Bitkinin toprak isteğine gelince lorf, kum ve bitkisel toprakla hazırlanmış bir karışım idealdir. Bitkinin çiçekleri solup döküldüğü zaman budamasını yapabilirsiniz. Budadığınız ana bitkiye gelince iyi bakarsanız bu yıl çok daha kuvvetli büyüyecektir. Budadıktan sonra saksıdan çıkarın, eski toprağım kökleri zedelemeden biraz azalım, daha büyük bir saksıya yeni toprak doldurarak bitkiye dikin.

Read more...

29 Ocak 2013 Salı

İstikbal'den 5 yeni mağaza daha

İstikbal Mobilya, kriz söylentilerine inat son üç haftada 5 yeni mağaza açtı. Amasya, Adıyaman ve Adana illerinde açılan yeni mağazalarla Türkiye'deki bayi sayısını 824'e yükselten marka, bu sayıyı yıl sonuna kadar 830'a çıkartmayı hedefliyor. Ortalama büyüklükleri 3 bin ila 7,5 bin metrekare civarında olan yeni mağazalar, markanın yeni konseptine uygun özellikleriyle de dikkat çekiyor.

Read more...

28 Ocak 2013 Pazartesi

Tefal Actifry İle Nasıl Kilo Verdim?

Tefal Actifry ile yapabilecekleriniz çok fazla. Gerçekten tek bir kaşık ayçiçek yağı ile yaklaşık 1 kilogram patates kızartabiliyorsunuz. Bunu görmeden inanmak güç. Ben de görmeden önce kuşku ile bakıyordum ancak bir adet tefal actifry satın aldım ve gayet güzel bir ürün olduğunun farkına vardım. Dünya üzerindeki fritözler içinde en özel, en güzel olanı. Tefal actifry ile mükemmel kızartmalar pişirebiliyorum.
Kızartmayı çok seven bir insanım. Boyum 1.74 ve tefal actifryı almadan önce 83 kiloydum şimdi ise 54 kiloyum. Bence bu formumu tefal actifrya borçluyum. Çünkü onu kullandığımda yemeklerde çok çok az yağ kullanıyorum. Bu da vücudumun yağ oranının azalmasına yol açıyor. Gerçekten kilo vermek isteyenler varsa bu lezzetli yemekler yapan fritözü almalı. Fiyatı da öyle çok yüksek bir miktar değil, 200-300 lira civarı olması lazım ben ikinci el aldım ama sizlerin sıfır ürün almasını öneririm. Afiyet olsun, keyifli yemekler..

Read more...

İstikbal, bir ev 11 araba verecek

İstikbal Mobilya 'Mutluluğun Anahtarı İstik-bal'de' kampanyasıyla tüketicisine çekilişle 1 kişiye İstanbul'da Esenbahçe Konutları'nda bir daire, 11 kişiye Fiat Grande Punto 1.4 Actual Start–Stop 2011 model araç, 111 kişiye Apple iPad 16GB Wi-Fi 3G, 211 kişiye Vestel 32 VH 3004 32" LCD TV hediye ediyor. Kampanya 1 Temmuz-30 Eylül tarihleri arasında geçerli olacak.

Read more...

27 Ocak 2013 Pazar

İstikbal, Ortadoğu'da büyüyor

Lübnan'ın Nabatieh ve Jiyeh kentlerinde iki yeni mağaza açan İstikbal, buradaki mağaza sayısını 7'ye çıkardı. Marka, önümüzdeki dönemde Trablus'ta da mağaza açmayı hedefliyor. İstikbal, daha önce Irak, Mısır, Suriye, Katar, Kuveyt, Fas ve diğer Arap ülkelerinde açtığı mağazaları ile Ortadoğu'da tanınan bir mobilya markası haline geldi.

Read more...

İstikbal'den fakire 1 milyon TL'lik yardım

Boydak Holding'in markalarından İstikbal Mobilya, Kimse Yok mu Derneği'ne 1 milyon lira yardımda bulundu. Boydak Holding Yönetim Kurulu Başkanı Hacı Boydak, mevcut imkânları dahilinde birçok alanda sosyal sorumluluk projelerine destek verdiklerini, bu kapsamda bazı kurum ve kuruluşlara da yardımlar yaptıklarını söyledi. Holding olarak doğrudan kendilerinin ihtiyaç sahibi vatandaşlara ulaşamadıklarını, bu amaç için kurulmuş olan ve başarılı çalışmalarla yardıma muhtaç her insana ulaşan Kimse Yok mu Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği ile protokol imzalayarak daha fazla ihtiyaç sahibine ulaşmayı istediklerini ifade eden Boydak, "İstikbal'in 5 bine yakın 10 farklı ürün grubundan oluşan yaklaşık 1 milyon TL değerindeki yardımı, Kimse Yok mu Derneği tarafından ihtiyaç sahiplerine dağıtılacak." dedi. Kimse Yok mu Derneği Başkanı Ünal Öztürk de bu dönemde Afrika kıtasına yardımların gündeme geldiğini, Somali başta olmak üzere pek çok Afrika ülkesine yardım ettiklerini kaydetti. Öztürk, "Fakat bunu yaparken, yurtiçindeki ihtiyaç sahiplerini de unutmamak gerekiyor. İlk önce yurtiçinde ihtiyaç sahibi kişilere ulaşıp sonra yurtdışına gitmemiz gerekiyor. İstikbal'in de yapmış olduğu yardımlar bu noktada oldukça önemlidir." ifadesini kullandı. Kuveyt türk'ten somali'ye 1 milyon lira Kuveyt Türk de Somali için personel ve müşterileri arasında başlattığı yardım kampanyasının yanı sıra kurum olarak da 1 milyon lira yardımda bulundu. Kuveyt Türk Genel Müdürü Ufuk Uyan, Somali halkının yaşadığı açlık ve yoksulluğun giderilmesine bir nebze olsun katkıda bulunmanın, üzüntülerini az da olsa hafiflettiğini belirtti.

Read more...

26 Ocak 2013 Cumartesi

İstikbal, üç ülkede beş mağaza açtı

Dünyanın farklı ülkelerinde açtığı mağazalarıyla büyümesini sürdüren İstikbal Mobilya, son üç haftada Fas, Avusturya ve Belçika'da 5 ayrı mağaza açılışı gerçekleştirdi. Kuzey Afrika'dan sonra Avrupa'da arka arkaya açtığı mağazalarla dikkat çeken marka, 2012 yılı sonuna kadar yurtdışında 30 yeni mağaza daha açacak. Boydak Holding Yönetim Kurulu Üyesi Bekir Boydak, bugün yurtdışında 250'yi aşkın mağazasıyla faaliyetlerini sürdüren İstikbal'in sektöre öncülük ettiğini ifade etti.

Read more...

25 Ocak 2013 Cuma

Boytaş, İstikbal ve Petkim’e kalite ödülü

“20. Ulusal Kalite Başarı Ödülleri’’, İşletmeler kategorisinde Boytaş, İstikbal ve Petkim, Kamu Yönetimi ve Hizmetleri kategorisinde ise Şanlıurfa ve Tarsus belediyelerine verildi. Yapılan açıklamaya göre, Ulusal Kalite Ödülleri, Türkiye Kalite Derneği (KalDer) ile Türk Sanayicileri ve İş Adamları Derneği (TÜSİAD) tarafından Lütfi Kırdar Kongre ve Sergi Sarayı’nda gerçekleştirilen törenle ödüller sahiplerine dağıtıldı. Törende, Büyük Ölçekli İşletmeler Kategorisi’nde Petkim Petrokimya, Büyük Ölçekli İşletmelerin Operasyonel Birim Kategorisi’nde Boytaş ve İstikbal, Kamu Yönetimi ve Hizmetleri Kategorisi’nde ise Şanlıurfa Belediyesi ve Tarsus Belediyesi Ulusal Kalite Başarı Ödülleri’nin sahibi oldu. Ödül sürecinde 5’i işletme, 5’i de kamu kurumu olmak üzere 10 başvurunun yapıldığı Ulusal Kalite Ödülü’nde 9 katılımcı finale kaldı. 108 değerlendiricinin çalışmaları neticesinde sonuca ulaşılan Ulusal Kalite Ödülü’nde, Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliği’nin başkanlığında 7 jüri üyesi görev aldı. Kalite Ödülü Yürütme Kurulu Başkanı Prof. Dr. Mehmet Durman, Ulusal Kalite Ödülleri’nin, kalite alanında Türkiye’nin en büyük ve itibarlı kalite etkinliği olduğunu belirtti.

Read more...

24 Ocak 2013 Perşembe

3 ülkeye İstikbal ve Bellona mağazası

Avrupa’da arka arkaya açtığı yeni mağazalarıyla dikkat çeken İstikbal ve Bellona, İngiltere, Fransa ve Almanya’da gerçekleştirdiği yeni açılışlarıyla büyümesini sürdürüyor. Bölgede yaşayan Türklerin yanı sıra yabancı nüfusun da yoğun ilgi gösterdiği markalar, Euro bölgesindeki ekonomik daralmaya rağmen Avrupa’daki mağaza sayılarını artırmaya devam ediyor. İstikbal ve Bellona en son Londra, Berlin ve Bordeaux’da yeni mağaza açtı.

Read more...

19 Ocak 2013 Cumartesi

Yenibiris.com ödülleri sahibini buldu

yıl istihdama katkıda bulunan kurumsal üyelerine ödül veren Yenibiris.com, 9 Haziran’da Ankara firmalarına ödüllerinin verildiği törende sektörler bazında En Çok İlan Yayınlayan Firmalar ve En Çok Başvuru Alan Firmalar açıkladı. Yenibiris.com, Ankara'daki kurumsal üyeleri arasında yaptığı değerlendirme sonucu En Çok İlan Yayınlayan ve En Çok Başvuru Alan Firmaları ödüllendirdi. Yenibiris.com, 15 Haziran’da ise İstanbul'daki firmaları ödüllendirecek. Yenibiris.com Genel Koordinatörü Burçak Pak Yılmaz, ödül töreninde şöyle konuştu: “İstihdam anlamında ülkemizin hareketli bir döneme girmesi açısından, hem işverenlerin verdikleri ilanlardaki artış hem de yapılan başvurular büyük önem taşıyor. Aynı zamanda en fazla başvuruyu almak, şirketlerin işveren markası olarak da bulundukları sağlıklı konumun ve adayların gözündeki sağlam yerinin bir göstergesi. Bu canlanmada payı olan firmaları ödüllendirmek Yenibiris.com olarak bizleri çok mutlu ediyor. Bu değerlendirmede ilk sıralarda yer alan tüm firmaları yürekten tebrik ediyor ve başarılarının devamını diliyorum.”

Read more...

Celal İle Ceren

celal ile ceren 30 yaş civarında yaşamını sürdüren Celal (Şahan Gökbakar) babasının mesleğini Kadıköy'de sürdüren bir elektrikçiyi canlandırıyor.
Aynı yaşta bulunan Ceren ise yaşlanmanın verdiği depresiflik ile mücadele ederken mobilyacılık ile uğraşıyor. Şahan Gökbakar ve Togan Gökbakar'dan yeni bir komedi filmi! Video açılmıyorsa: celal ile ceren izle Kaynak

Read more...

16 Ocak 2013 Çarşamba

8 Mart Dünya Kadınlar Günü

8 Mart 2013 yılında bir kadınlar günü daha coşku ve heyeanla kutlanacaktır. Çeşitli etkinlikler yapılacak, paneller düzenlenecek, kadınlar söylem ve vaatlerin ışığında her sene olduğu gibi bu sene de geleceğe umutla bakmaya devam edecektir. Her özel gün gibi bu günde de kadınların değerinin sadece bir gün anılması şimdiye kadar bana hep şekilcilik gibi gelmiştir. Halbuki kadın konusunda pek çok detay sadece bir gün değil, sürekli hatırlanması gerekecek kadar önemlidir. Öncelikle kadının doğasından gelen ayrıcalıkla cefakar ve vefakar yapısı ile eşini, çocuğunu ve evini kanatlarının altına alarak korumaya çalışması unutulmamalıdır. Kadınları yılın sadece bir günü hatırlayıp da onların aile ve toplum üzerindeki yerlerini, yaşadıkları; ama dillendiremedikleri sorunlarını sadece o gün konuşmak hiç yeterli değil. Onların önem ve değerini, yaşantımızdaki yerlerini, vazgeçilmez olduklarını, onları sadece bir gün ön plana çıkarmakla vurgulayamayız. Tek bir günde onların hak ettiği kazanımları ödemiş olmalıyız. Bugün hala kadınların çoğu eş, meslek seçimi ve siyasi seçimler konusunda kendi kararıyla hareket edemiyor. Kadın cinayetlerinin azalması gerekirken artması, eşleri tarafında ölüm fermanı verilen kadınlarımızın korunmak için feryatları birçoğumuzun içini sızlatmaktadır. Bu nedenle, her şeyden önce cinsiyet ayırmı yapmadan kadınların insan haklarından yararlanmaları sağlanmalıdır. İnsan hakları herkese neleri sunuyorsa kadınların kadınların da bu haklara sahip olması gerektiğinin kabulü bir günle sınırlı kalmamalıdır. Kadınların da bu kazanımların zaten haklı olduğunu, sadece insan oldukları için her yerde herkes için geçerli olan hakalra sahip olduklarını, kendi değerlerinin farkına varıp içlerine sindirmeleri, kabullenmeleri gerekir. Onlar da bu kabul ve farkındalıklar neticesinde olumlu gelişmeler yaşayabilir; iş dünyasında, siyasette ve toplumun her alanında da erkekler gibi özgür ve aktif olarak yer alabilirler. Elbette öncelikle yapılması gereken, kazandığı pek çok hakka kadının alışmasını, kendine gelemsini, haklarına sahip çıkıp tümünü gelecek kuşaklara taşıyabilmesini sağlayabilmektir. Bunun için de pozitif ayrımcılık yaparak kadını topluma kazandırmak gerekir. Bütün renkler hızla kirleniyordu, birinciliği beyaza verdiler diyen Özdemir Asaf da bunu biliyordu demek ki. Atatürk'ün isteğiyle dünyada seçme ve seçilme hakkını ilk alanlardan biri olan Türk kadınına bu sayede birçok alanda özgürlük getirilmiştir. Ancak bu hakların belki de kolay kazanım olması nedeniyle değeri ve önemi bilinememiştir. Bilinçli, çağdaş ve sağlıklı bir toplum için, kadınların haklarının farkına varmalarına ihtiyaç duyduğu tartışılmaz bir gerçektir. Aynı şekilde İstikbal Göklerdedir diyen Atatürk ilk kadın pilotun üretilmesi için talimatı vermiş ve aynı yıl Sabiha Gökçen ilk kadın pilotumuz olarak üretilmiştir. Toplumun %50'sinin eşi, diğer %50'sinin de doğruanı olan ve evini idare ederek iyi bir yöneticilik rolünü üstlenen kadının başaramayacağı iş yoktur. Yeter ki onlara fırsat tanınsın. Sağlıklı, mutlu, başarı dolu ve müzik dinleyerek nice 8 Mart'lar dileğiyle dünya kadınlar günü kutlu olsun...

Read more...

Copyright 2009 e-okul. Hakkı varsa saklıdır.

Üste GİT