e-okul
Eğitim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Eğitim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

7 Haziran 2009 Pazar

Özel Okul Rekabeti

Bu günlerde şehrin hemen her yanında bulunan reklam panolarında parsel parsel özel okulların afişlerine rastlamanız mümkün. Kayıt yenileme dönemlerinde en iyi olduğunu vurgulamak isteyen kolejler, sayınının da iyice artması nedeniyle bu masum rekabetin çok daha ötesine geçmiş durumdalar. Kulaktan kulağa yayılanlara, şahit olunanlara okurken bile inanmakta güçlük çekeceksiniz. Özel okullar arasındaki rekabetin can alıcı noktası öğretmen transferleridir. Şimdi bunda ne var diye düşünebilirsiniz. Fakat bazı okullar ve öğretmenler var ki; transfer politikalarıyla ahlak denen kavramın en fazla olması gereken eğitim sektörüne neredeyse uğramadığını gösteriyor. Düşünün, bir özel okul diğer bir özel okuldan öğretmen transfer ediyor. Transfer edilecek olan öğretmenin transfer bedeli, ayrılacağı okuldan gideceği okula taşıyacağı öğrenci sayısı ile belirleniyor. Daha cazip bir iş teklifi nedeniyle başka bir okula transfer olan öğretmenle, yeni çalışacağı okula eski okulundan olabildiğince öğrenciyi yanına alarak gitmesi arasındaki farkı anlatmamıza gerek yoktur herhalde, işte olayın veliler ve öğrenciler açısında vahim boyutlara ulaşmasındaki acı gerçek de burada başlıyor. Çünkü bu öğretmenler; transfer olacakları okula taşıyacakları öğrencilerin velilerini aradıklarında doğal olarak "yüksek transfer bedeli alabilmem için mümkün olduğunca çok öğrenci ile gitmeliyim, lütfen siz de çocuğunuzun kaydını yeni çalışacağım okula nakil edin" demiyorlar, diyemiyorlar. Ne diyorlar peki? Hemen söyleyelim. Dilimiz varmasa da gelecekleri söz konusu olan öğrenciler üzerinden ticaret yapan bu öğretmenler, kendilerine teklif edilen yüksek transfer ücretini alabilme koşulları gereği aradıkları velilere ayrıldıkları okulda eğitimin çok kötüye gittiği, okulda iyi hiçbir öğretmen kalmadığı, okulun belki de kapanacağı gibi gerçek dışı bilgiler veriyorlar ve velileri yanıltarak çocuklarının kayıtlarını transfer olacakları okullara taşıyorlar. Bu gerçek dışı bilgilere inanarak çocuklarını başka bir okula nakil eden veliler de gerçek zannettikleri için uyarmak amacı ile yakın çevreleri ile paylaşıyor ve böylece bir şehir efsanesi gibi tüm kente yayılıyor. Sonuçta olan da tabii ki kafası karışan velilere, söz konusu geleceği olan çocuklara ve sonuçta bir ticarethane de olan okullara oluyor. Geçtiğimiz günlerde yakın iki arkadaş arasında geçen bir diyaloğa dikkatinizi çekmek istiyoruz. Arkadaşlardan biri falanca bir okulun ne kadar kötü bir okul olduğunu bilip bilmediğini soruyor karşısındakine ve devam ediyor: "O okul, eğitimi çok kötü, çok disiplinsiz bir okul. Öğrenciler isterse dersin ortasında çıkıp gidiyor, öğretmenler hiçbir şey demiyor.Ayrıca zaten iyi bir tek öğretmenleri bile yok." Karşısındaki soruyor: Nereden biliyorsun? Okulu gidip inceledin mi, bu anlattıklarını gördün mü? Aldığı cevap inanılmazdı: "Hayır gitmedim ama çok değer verdiğim bir aile dostumdan duydum. Neden bana yalan söylesin ki" İşte bu cevap, az önce yukarıda bahsettiğimiz öğretmen transferleri sırasında velilere söylenilen yalanların tam karşımıza çıkmış bir sonucu. Yalanlar bunlarla da sınırlı değil... Bu okulun kirasını ödeyemediği için tahliye olacağı, kapanacağı gibi akıllara ziyan yalanlar da her yerde dolaşıyor. Oysa ki, eğitimi kötü dedikleri bu okul sadece bulunduğu şehirde değil Türkiye'de en iyi eğitim veren okullardan bir tanesi. Bir yerlerden duyduğumuz için değil araştırdığımız için söylüyoruz.
Okul seçimi heyecan verici olduğu kadar karmaşık ve zorlayıcı bir süreçtir. Anne babaların birçoğu basından, politikacılardan ve eğitimcilerden aldıkları mesajlarla, eğitimin çocuklarının yaşamını şekillendireceğini bilir. Bu bilgi doğrultusunda en doğru seçimi yapma baskısı büyür. Ancak anne ve babaların kendi çocukları için en iyi seçimin yani en doğru okulun hangisi olduğu hakkında bilgileri azdır. Çocuğum için en iyi okul hangisidir? Hangi okul çocuğumun geleceğini şekillendirecek? Okul beklentilerimi karşılıyor mu? soruları bu süreçte büyük önem kazanır. Çocuğunuz için en doğru okulu seçerken pek çok etkeni göz önünde bulundurmanız gerekir. Çocuğunuzu herhangi bir nedenden dolayı başka bir okula mı yollamayı düşünüyorsunuz? Yoksa çocuğunuz okula yeni mi başlayacak? Neden ne olursa olsun, okul seçimi son derece dikkatli yapılması gereken bir seçim. Çocuğunuz için en iyi okulu seçerken onun görüşlerini de dikkate alarak aşağıdaki etkenleri göz önünde bulundurun.
- Okulun öğrenci seçimindeki kriterleri nelerdir?
- Eğitimci kadrosunun yetkinliği ne?
- Yönetici ve öğretmenlerin yaklaşımları nasıl?
- Okulun eğitim felsefesi ne?
- Okulun akademik başarısı ne?
- Sosyal etkinliklerde başarısı ne?
- Yabancı dil eğitimi nasıl?
- Okul kent içinde mi?
- Dış çevre güvenli mi? (Zira son günlerde okullarda artan şiddet olayları dikkate alındığında özellikle bu soru daha da büyük önem kazanıyor)
- Okul evime ne kadar uzaklıkta?
- Ulusal ve uluslar arası başarıları neler?
- Akademik programların yanı sıra, sanatsal, sportif ve kültürel boyutta çocuğuma neler katabilir?
- Öğrencilerine ulusal değerler katabiliyor mu?
- Çağdaş mı?
- Anaokulundan lise sona kadar eğitim öğretim programları bir bütünlük içinde ele alınıyor mu?
- Okulun bir üst eğitim kurumuna hazırlık çalışmaları neler?
- Okulun disiplin kuralları ne?
- Okul yöneticilerine kolay ulaşabiliyor muyum?
- Öğretmen - öğrenci ilişkili nasıl?
- Öğrenci - veli önerileri dikkate almıyor mu?
- Veli memnuniyet oranı nedir?
- Çevre koruma stratejileri var mı?
- Okulun kalite standartları ne?
- Kamuoyunda itibar gören bir kurum mu?
işte bu soruların yanıtlarının bileşkesi, çocuğunuz için doğru okul seçiminde en doğru kararı vermenize yardımcı olacaktır.
Unutmayalım ki okul hayatı kişiyi belirli öğretilerden geçirerek hayat okuluna hazırlar. İster resmi ister özel okul olsun, her öğrenciye uygun bir okul vardır. Önemli olan kişinin; mutlu olacağı, öğrenmeyi öğreneceği, yetkinliklerini kullanabileceği bir okulda ulusal ve uluslar arası değerlere sahip, başarmayı hedeflemiş, iletişimi güçlü bireyler olarak hayat okuluna hazırlanmasıdır. Bu arada oluşturduğunuz soruları "soru" olmaktan çıkarıp, bilgi almaya yönelik sıcak bir sohbete dönüştürmelisiniz. Unutmayın ki her yönetici, kurumu hakkında bilgi aktarmaya hevesli ve isteklidir; ama hiçbir yönetici "sorgulanmak" tan hoşlanmaz. İhtiyaç ve beklentilerinizde değişiklikler yapar mı? Tüm bu konularda bilgi alışverişiniz bittikten sonra büyük olasılıkla fark edeceksiniz ki; beklenti ve ihtiyaçlarınızda değişiklikler olmuş. Bu durumda listenizi yeniden gözden geçirmelisiniz.

Read more...

6 Haziran 2009 Cumartesi

İtibar Yönetimi Kapsamında Sosyal Sorumluluk

Günümüzün değişen ve küreselleşen pazar or tamları için klasik bütün değerlerin ve ilkelerin yetersiz kaldığını söylemek mümkündür. Ülkeler arasında, kendi ekonomileriyle, iş ilişkileriyle ve toplumsal yapılarıyla yoğun bir rekabet yaşanmaktadır. Neredeyse her ülke her alanda birbirlerini geçmekte ya da yakalamaktadır. Bu konuda umutsuz olmaya gerek yoktur. Hiçbir zaman unutulmaması gereken şey yalnız olunmadığıdır. Örneğin, bir işletmenin satışları kendi ülke sınırları içinde çok yüksek ve yeterli, finansal yapısı çok sağlam olabilir. Kullandığı ham maddeleri ya da materyalleri ithal etmek zorunluluğu olmayabilir. Ancak çok uluslu kurumlar, kuruluşlar ve yatırımcılar birbirlerinin başarısına göz dikmiş olduklarından, bu türlü kurumlar için şimdiki başarı değil, ama gelecekteki başarılar tehdit altında bulunmaktadır. İtibar Yönetiminin Tanımı ve Kapsamı Günlük uluslararası olaylardan tamamen soyutlanmış bir kurumun, uzun süre daha var olabilmesi günümüz koşullarında ender rastlanan bir durumdur. Artık, teknolojik gelişmelerin sonucunda bir anlamda dünya oldukça küçülmüştür. Pazarlar çok rekabetçi bir ortamda büyümektedir. Kurumların iletişimleri karmaşık bir duruma dönüşmekte ve kurumların kendi ülkeleri dışındaki başka uzak ülke pazarlarındaki çabaları sonucunda, iletişimlerinin menzili önemli derecede genişlemektedir. Bir kurum için ister kendi ülkesinde, ister küresel bağlamda olsun pazarda işletme olarak ayakta kalabilmesinin tek yolu, halkın güvenini kazanmaktır. Dolambaçlı laflar veya "Yorum yok" gibi cümleler anlam taşımamakta; sadece "Bize Güvenin" ifadesi de işe yaramamaktadır. Sokrates, "itibar ateş gibidir, bir kez yanınca söndürmeden sürdürebilirsin ama söndürürsen hemen sonrasında yakamazsın. Dürüst olun. Dürüstseniz, ayakta kalırsınız" sözleriyle itibarı ve önemini belirtmeye çalışmıştır. Gerçekten de Sokrates'in bu sözleri, bir bakıma günümüzde kurumlar için kullanılacak itibar kavramının temelini oluşturmaktadır. Kimileri kurum itibarını kurum kimliği olarak tanımlarken, kimileri kurumun geçmişteki siciline dayanarak paydaşların kurumla ilgili ortak görüşleri olarak tanımlamaktadır. Aynı zamanda, stratejik ve finansal başarımlara neden olacak paydaşların olumlu geri bildirimlerini içeren iyi isim elde etme ve onaylanma yöntemi olarak da tanımlamaktadır. Kurum itibarı, ürünlerin ve hizmetlerin satılmasına, yatırımcıları çekme, yetenekli çalışanları tutma ve kamu yönetimini etkileme uygulamalarını geliştirmeye etki etmektedir. Yazarlar ve halkla ilişkiler uzmanlan, itibarın güçlü bir kavram olduğunu ve üzerinde önemle durulmasına değecek ve övgüyü hak edecek bir güç olduğu konusunda aynı görüştedirler. Bir kez kaybedilmesi ya da tahrip olması durumunda yeniden kazanılmasının çok zor olduğunu vurgulamaktadırlar. Kurum itibarı, daima önemle üzerinde durulması gereken bir konu olmalıdır. Çünkü günümüz pazarlarındaki tüketiciler oldukça kuşkucu kimliğe sahiptirler. Dolayısıyla bu durumu fark etmiş olan akıllı kurumlar, kurum itibarının ellerindeki en değerli varlık olduğunun bilicine varmışlardır. Paydaşların kurumu nasıl algıladığı, kurum itibarını ölçen en iyi kriterlerden biridir. Kurumlar itibar kazanmanın yanında, kazanılmış olan itibarlarını da korumaya dikkat etmek zorundadırlar. "Kurum kültürünü ve itibarını elde edebilmek yüz yıl sürebilmektedir, fakat bir haftada ya da bir ayda bunu tahrip etmeniz mümkündür" şeklinde yapılan vurgulama; zor kazanılan itibarı korumanın güçlüğüne ilişkin olan bu gerçeği yansıtmaktadır. Bir otel ya da restoran hakkındaki olumsuz haberler, toplum tarafından bu işletme hakkındaki algılamaları da olumsuz yönde etkileyebilir. Üstelik genellikle işletme hakkındaki olumlu haberler kısa sürede unutulurken, olumsuz haberlerin çok uzun süre belleklerde kalma ve otel ya da restoranın işletmesinin satışları üzerinde azaltıcı etkiler yaratma özelliği vardır. Olumsuz haberlerin olumlu haberlere göre daha etkileyici ve dikkat çekici bir yapısı vardır. Bu bakımdan etkili halkla ilişkiler ve başarılı medya ilişkileri işletmelerin itibar yönetiminde oldukça önem taşımaktadır. Örneğin, birçok turizm destinasyonunda etkili halkla ilişkiler programları ve başarılı medya ilişkileri yürütülmemektedir. Bunun nedenlerini ise, aşağıdaki şekilde sıralamak mümkündür.
Medyanın çalışma biçimini anlayamamak,
Korku ve güvensizlik,
Zaman yetersizliği,
ilgi eksikliği,
Medyanın ne kadar önemli olduğunu anlayamamak.
İtibar Yönetiminin Temel Değerleri
İnsanlar kurumla ilgili olarak ne kadar çok düşünce üretirlerse, süregelen uygulamalara daha etkili ve fırsat yaratan yenilikleri ekleme fırsatlarını da yaratabilirler. Zayıf itibar insanlarda güven eksikliği uyandıran olumsuz bir etki oluşturmaktadır, iyi itibar ise, hem operasyonel hem de finansal anlamda kuruma getiri sağlamaktadır. İyi itibarın kuruma getirilen şöyle sıralanabilir.
1. Ürünlere ve hizmetlere fazladan psikolojik değer ekler.
2. Tüketicilerin ürün veya hizmet satın alırken algıladıkları riskin azalmasına yardım eder.
3. Tüketicilerin fonksiyonel anlamda benzer şekilde algıladıkları ürünler ve hizmetler arasında seçim yapmalarına yardımcı olur.
4. Çalışanların iş tatminlerini artırır.
5. işe alımlarda nitelikli eleman seçiminde yararlı olur.
6. Satış gücünü ve reklam etkinliğini artırır. (Olumlu itibar, kurumun reklamlarının güvenilirliğini artırır.)
7. Yeni ürün tanıtımlarını destekler. (Microsoft Windows 95 işletim sisteminin piyasaya sürülme tarihini defalarca geciktirmiş, fakat tüketiciler sabırla Windows 95 işletim sisteminin piyasaya sürüleceği tarihi beklemişlerdir). Rakiplere karşı kullanılabilecek en kuvvetli silahlardan biridir.(Procter & Gamble kimi zaman rakiplerine karşı fiyat kırma ve yeni ürün tanıtımında saldırgan tepkiler verebilmektedir.)
8. En iyi profesyonel hizmet sağlayıcılara erişimi sağlar. (En iyi reklam ajansı sizinle birlikte çalışmak isteyecektir.)
9. Bir kriz anında ürün veya hizmetlere yeni olanaklar sağlar.
10. Eşit şansların olduğu pazarda satışların artmasına yardımcı olur.
11. Dağıtım kanallarında pazarlık gücünü artırır.
12. Tedarikçiler ve reklam ajansları gibi diğer iş kollarıyla sözleşme yaptığı zaman performans zinciri faaliyetini gerçekleştirir.
Zayıf itibarın kuruma olan zararları ise şöyle sıralanabilir.
1. Kurumlarının değeri pazar analistleri tarafından anlaşılmayabilir ve hisse fiyatları düşebilir.
2. Medya zayıf itibara sahip kurumlarla daha fazla ilgilenir. Kurum iyi bir şeyler yapsa bile, medya halka kurumun kötü geçmişini hatırlatabilir.
3. Zayıf itibara sahip kurumlara karşı tüketiciler daha kuşkulu yaklaşabilir ve fiyat konusunda hassasiyetleri artabilir.
4. Zayıf itibar (dışa karşı) çalışanlarda moral düşüklüğü yaratabilir.
İtibar yönetiminin temel değerleri olarak ortaya çıkan unsurlar ve etkili itibar yönetiminin boyutları ve kazanımları önce aşağıdaki şekilde (Şekil 1) gösterilmiş; sonra da ayrı ayrı açıklanmıştır.
Ürünler & Hizmetler
Rekabetçi ortamda müşterilerini daha kârlı hale dönüştürmek isteyen İşletmeler hizmet maliyetlerini düşürmek ya da müşterilere daha fazla satış yapmak zorundadırlar. Fazla satış yapmak ise öncelikle müşterilerle yakın ve güçlü ilişkiler kurarak onların ihtiyaçlarını çok iyi tanımayı gerektirmektedir.
Müşteriler, geçmişe oranla, daha iyi ürün ve hizmet bekleyen eğilimi yükselmekte olan insanlardan oluşmakta, daha Önce hiç olmamış oranda sorgulayıcı, değişik gereksinimlerini gidermek için çok değişik seçenekleri olan ve isteklerini rakip işletmelerle de karşılaştırma olanağı bulunan topluluğu temsil etmekte ve kişiselleştirilmiş ürün/hizmet istemektedirler.
Bir müşterinin ürün/hizmet satın alma sürecinde pek çok faktör etkilidir. Ürün/hizmetin müşterinin beklentilerini karşılaması ya da beklentilerinin üzerinde olması, bu faktörlerin temelini oluşturmaktadır. İşletme-müşteri arasındaki ilişkilerin olumlu ve uzun süreli olması işletmenin sürekliliği açısından büyük Önem taşımaktadır.
Müşteriyle uzun vadeli, kârlı ilişki kurmak ve ilişkinin devamlılığını sağlayarak sadık müşteri yapmak amacıyla, strateji belirleme sürecinde önemli gelişmeler sağlanmıştır. Bilgisayar, internet ve iletişim teknolojilerindeki ilerlemeler sonucunda, müşteri ilişkilerini daha verimli ve etkin yönetmek; sadece kısıtlı sayıda müşteriyle değil, çok fazla sayıda müşteriyle birebir ilişki kurma olanağı elde edilmiştir.

Read more...

4 Haziran 2009 Perşembe

Yapı Kredi'den Eğitime Destek

Yapı Kredi'nin Çayırova'da 2007 yılında temelini attığı Yapı Kredi Kız Teknik ve Meslek Lisesi, yaklaşık 200 öğrencisiyle 2008-2009 eğitim öğretim döneminde hizmet vermeye başladı.
400 öğrenci kapasiteli okulda 24 derslik bulunuyor. Çocuk gelişimi ve eğitim, grafik ve fotoğraf, yiyecek ve içecek hizmetleri ile giyim ve üretim teknolojisi branşlannda mesleki eğitimlerin verildiği okulda uygulamalı eğitim amacıyla 3-6 yaş arası çocuklara hizmet verilen bir anasınıfı da yer alıyor. Koç Holding Yonetim Kurulu Başkanı Mustafa Koç, "Yaşadığım sorunları hafifletmek, ülkemize ve ülkemizin geleceğine sahip çıkmak, bir umut hissi vermek bu dönemde daha da önemli hale gelmiştir" dedi.
Türkiye Finans - ISO İşbirliği
Türkiye Finans, İstanbul Sanayi Odası (ISO) ile özel bir kredi protokolü imzaladı. Buna göre Türkiye Finans, İSO üyelerine 10 bin ile 250 bin TL arasında değişen miktarda toplamda 200 milyon TL'lik kredi kullandıracak. Krediler, vade sonuna kadar sabit, aylık taksit ödemeli üretim desteği ve leasing şeklinde, TL ve dövize endeksli kullanımlarda ise azami 24 ay vadeli olarak kullandırılacak. Türkiye Finans Genel Müdürü Yunus Nacar, 'Türkiye Finans olarak kurulduğumuz günden bugüne hep üreticimizin, KOBl'mizin yanında olduk. Bu kredinin İstanbullu iş adamlarımızın likitide ihtiyacına çözüm olmasını umut edivoruz" dedi.


Not: E-okul ile notlarınıza evinizden rahatlıkla bakabilirsiniz. E-Okul interaktif karne sistemidir. E-okul tüm öğrencilere derslerinde başarılar diler.

Read more...

22 Mayıs 2009 Cuma

E-Okul Veli Bilgilendirme Sayesinde Yapabilecekleriniz

E-Okul Sayesinde;
Sınav Bilgileri bölümünden, öğrencinin sınav bilgilerine bakabilirsiniz.
Duyurular bölümünden, duyuruları okuyabilirsiniz.
Devamsızlık Bilgisi bölümünden, öğrencinin devamsızlık bilgisine bakabilir, okula gitmediği günleri görebilirsiniz.
Not Bilgisi bölümünden, öğrencinin aldığı yazılı, sözlü ve ödev notlarını görebilirsiniz.
Haftalık ders programı bölümünden, haftalık ders programına bakabilirsiniz.
Sınav tarihleri bölümünden, öğrencinin ne zaman hangi sınavı olabileceğine bakabilirsiniz.
Öğrencinin Aldığı Belgeler bölümünden, öğrencinin aldığı belgelere bakabilirsiniz.
Öğrencinin Okuduğu Kitaplar bölümünden, öğrencinin hangi kitapları okuduğunu görebilirsiniz.
Öğrenci Davranış Notu bölümünden, öğrencinin davranış notunu görebilirsiniz.
Öğrencinin diploma puanını ve yıl sonu notunu da e-okul üzerinden görebilirsiniz.

Read more...

18 Mayıs 2009 Pazartesi

E-Okul Veli Bilgilendirme Sistemi

Milli Eğitim Bakanlığı'nın e-okul hizmeti çok tutuldu. Neredeyse ülkemizdeki tüm öğrenciler en az bir defa uğramıştır e-okul'a. E-okul'un açılış amacı karnelerini velilerinden saklayan veya hileli yöntemlerle not konusunda velisini kandırma yoluna giden öğrencilerin önüne geçmekti. E-okul ilk açıldığında herkes tarafından veli bilgilendirme sistemi olarak biliniyordu. Ancak, artık e-okul veli bilgilendirme sisteminden çok öğrenci bilgilendirme sistemi olarak işliyor. Öğrenciler karnelerini karneleri almadan belki de haftalar önce görebiliyor. İşte bu öğrenciler açısından çok iyi bir durum. Karne kaygısı sona eriyor. Karne günü yaşanan stres ortadan kalkıyor. Nerede eski karne günleri diyoruz ve burada yazımıza son veriyoruz. Derslerinize iyi çalışın. Okulun değerini bilin. Bir daha geri gelmez. :)

Read more...

16 Mayıs 2009 Cumartesi

E-Okul Türkiye'de Neden Daha Önce Yapılmadı

Çünkü şartlar olgunlaşmamıştı.
— Kısmetlisiniz demek?
— Balık bakımından öyle. Balığa çıkıp da eli boş döndüğüm pek olmaz. Kendi yiyeceğimizi olsun çıkartırım.
— Kardeşiniz size yardım ediyor mu? Nazlı biraz kızardı, düşündükten sonra:
— Bizim köy çok iyidir efendim, dedi. Ama köyden olmayanlar, karşı kıyıdakiler rahat vermezler insana. Kardeşimi yanıma alırım. O olmayınca karşıya geçmem. Geçsem bile yolcu götürürüm.
— Yolcu mu?
— Evet efendim. Vapuru kaçıranlar, acele işi olanlar bulunur. Hastalık var, sağlık var. Köydeki kayıkçılar halden anlamazlar. Kırk yılda bir iş düştü diye, bir yerine on isterler. Zaten sandal diye birşey kalmadı.
— Biraz tehlikeli bir iş değil mi?
— Hangi işte tehlike yok ki e-okul. Sonra mecburum.
— Allah yardımcınız olsun, nerde oturuyorsunuz?
— Bostan sokağında kulübe gibi bir evimiz var. Sandalı yalılardan birinin kayıkhanesine çekerim.
— Kızım istediğiniz kadar bizim kayıkhaneyi kullanabilirsiniz.
— Ben de düşünmüştüm e-okul. Ama karşıdan gelen bazı balıkçılar vardır. Bunlar bizim koyda ağ atar, voli çevirirler. Onlar boş bulmuşlar burasını, benimsemişler. Köy-dekiler biraz çekiştiler.
— Onları savdık yavrum. Halat gibi bir ip germişler, ağlarını asmışlar. Sonra kayıkhanede kayık omurgaları, halatları, kayık demirleri dolu. Ne ise, güzellikle söyledik, toparlanıp gittiler.
— Bizimkiler yapmazlar bunu e-okul. Karşının ba-lıkçılarıyla az kavga olmadı köyde.
— Evet, ama bizi tanıyan pek yok.
— Siz de ayrılalı epeyce olmuştur e-okul. Ben onaltı yaşındayım. Sizi tanımamıştım.
Kerime Hanım:
— Biz köyden ayrılırken anneniz Nesibe Hanım hamileydi, dedi. Bir iki defa yalıyı yoklamağa geldik.
Nazlı giderken Kerime Hanım:
— Kızım, dedi. Eski varlığımız kalmadı. Bir emekli aylığı ile geçinmek zorundayız. İkram edecek halimiz yok. Ama annesi ara sıra olsun bize gelirse çok memnun olurum.
— Söylerim e-okul, mutlaka gelir.
Nazlı yine çıplak ayaklarıyla yürümüş, kayıkhaneden sandalını çıkartarak rıhtımdan açılmış, uzaktan elini sallamıştı.
Kerime Hanım:
— Çok şeker şey, dedi. Değil mi?
— Evet Hanımcığım, öyle.
— Nasıl yani?
— Şeker şey, dedin ya.
— Yalnız o kadar mı?
— Şunu bunu bilmem Kerime Hanım, bu zamana kadar bir kız evladı bu kadar şiddetle hiç özlememiştim. Ne çare ki Yüce Tanrı vermedi bize.
— Belki bir başka kadın alsaydın çocuğun olurdu?
— Sen bir başka erkekle evlenseydin çocuğun olmaz mıydı? İki verimsiz insan birbirimizi bulmuşuz.
Kenan Bey sigarasını yaktı. Gözlerini durmadan akıp geçen sulara ve yer yer rıhtım taşlarına doğru sıçrayan sulara dikti. Uzun uzun içini çekti.
Boğaziçi'nin bu dullar ve emekliler köyünde güzel bir yaz başlamıştı. Gösterişten uzak, kendi halinde, sabaha, akşama, ne yiyeceklerini düşünen bu insanlar, yazın güzelliğinden faydalanmak istiyor:
— Aman iyi ısınalım, kışa faydası olur, diyorlardı.
Önlerinde bir koy ve çoğu zaman sakin bir deniz vardı. Rüzgâr esmez ve vapurlar geçmezse deniz çarşaf gibi dümdüz ve gökkubbenin maviliğini içine çekmiş gibi gözükürdü.

Read more...

14 Mayıs 2009 Perşembe

Bir Yabancının E-Okul Hakkındaki Görüşleri

Bu şahsın Türkçe'si iyi olmadığı için özür dileriz. Şimdi bir gün çok tanagers özel okul lise çevrimiçi hak ediyor. Online araştırma çok rahat olasılığı normal sınıflar için çeşitli nedenlerden ötürü mümkün olmayan.
Genel lise çevrimiçi için iki seçenek - mesaj çevrimiçi okul veya çevrimiçi Lisesi var. Mesaj çevrimiçi okullar bağımsız özel okullar olarak çalışmasına. Özel okul çevrimiçi de, gerekli değildir, ulusal makamlar ve devlet ve kamu hizmetleri, okullar. Çünkü kamu kaynaklarından değil Bu özel okul online izleme için bir Crown şirketi bulunuyor. Lise mesaj ve felsefe olan bir okulda başka bir farklılık öğrenme vardır. Burada ücretler ve özel okulun yapısı çok çeşitleri bulabilirsiniz. Birçok özel okullarda bazı geleneksel değil sunuyoruz.
Online okulların ulusal düzeyde akredite olan çoğu kişi. Bu, tüm özel okul için aynı değildir. Eğer özel okul tercih Eğer okul zamanında sertifikalı sonra, size, iyi bir kaydı var kontrol etmelisiniz. Özel okul İyi bir öğrenci ve öğretmenler için erişim gibi özellikler sunuyor kolay ve hızlı. Genel olarak, masraflar için özel okullar yüksek devlet okullarında karşılaştırılır. Yüksek Maliyeti-Okul çalışmada bir okulda başka bir farklılık. Ama ücretleri pek çok özel okul indirim.
Çevrimiçi mesaj Lisesi Avantajları
Öğrenci başına • Çok bireysel gereksinimleri.
• birkaç sigara geleneksel ders
• Daha fazla oy Etkinlikler
• 24 / 7 destek güvenli web erişimi
Olan normal sınıf mümkün olmayan kişiler için iyi bir seçenek •.

Özel veya kamu, önemlidir tarafından çevrimiçi lise Whether yapmak ne olursa olsun, kabul edin. Size kaçınmak Bu şekilde, kurum tarafından yaktılar. Sizin Lisesi-çalışma için eğitim temelinde ve daha fazla sizin için fırsat için yeni kapılar açmak için. Olmak Lisesi-Online akademik başarı için uygun ve pratik bir moda. Kurs iyi öğrenciler için sorumluluğundadır. Çok çalışma ve düzenli çalışması gerekir.

Read more...

11 Mayıs 2009 Pazartesi

E-okul neden açılmıyor?

E-okul açılmayabilir, çünkü çok kişi asılıyor olabilir.
Kenan Bey ayağa kalkmıştı. Kerime Hanım biraz yana çekildi:
— Buyurunuz kızım, dedi. Balıklarınızı yedik. Çok da lezzetliydi.
Kız oturdu:
— Size de yer var bey amca, dedi.
Kenan Bey eşinin yanına ilişti. Kerime Hanım:
— Kızım, dedi. Siz kimlerdensiniz? Kız içini çekti:
— Ben balıkçı Ahmet'in kızıyım, dedi. Babam sizlere ömür. Bu köyün yerlisiyiz. Buraya geldiğinizden anneme söz ettim. Bilmem doğru tahmin etti mi? "Belki Kerime Hanım'la Kenan Bey gelmişlerdir" dedi.
Kenan Bey tutamadı kendisini:
— Biziz yavrum, biziz, dedi. Döndük dolaştık, kürkçü dükkânına geldik. Baba ocağı işte. Eh, ben de emekli oldum. Başımızı dinleyelim dedik.
Kız: '
— İyi ettiniz bey amca, dedi. Köy ıssız, ama her tarafa yakın. Bir ihtiyacınız olursa ben yardım ederim size.
Kerime Hanım:
— Kızım, dedi. Anneniz Nesibe Hanım mı?
— Evet, dedi kız. Demek tanıyorsunuz?
— Hatırladım, dedi Kerime Hanım. Kayınpederim Hulusi Bey hayatta idi. O zaman babanız Ahmet Bey'in bir sandalı vardı. Hulusi Bey'i ara sıra karşı sahile çıkartırdı. Vapurlar pek sık değildi o günlerde. Köyde bir düğün oldu, Ahmet Nesibe Hanım'la evlendi. Anneniz bize sık sık gelirdi. Marifetli bir hanımdı. Bana gelir, diktiği elbisenin makinesini çekerdi. Sonra biz ayrıldık buradan. Dünya işleri işte. Sizin adınız?
Kız:
— Benim adım Nazlı, dedi.
— Güzel isim doğrusu. Sandalda bir oğlan çocuk vardı. O kim?
— Kardeşim Cemil, dedi kız. Benden sonra o dünyaya gelmiş. Ona dedemin adını koydurmuş babam.
Kenan Bey:
— Cemil Kaptan olacak, dedi.
— Evet, dedi kız. Dedem Karadeniz'de birçok limana gider, kereste filan getirirmiş. Armalı filan bir teknede kaptanlık yaparmış. Ama ben o zamanlara yetişmedim. Dedemi de hatırlamıyorum.
Kerime Hanım:
— Hiç okudunuz mu kızım? dedi. Nazlı:
— Ortayı bitirdim teyzeciğim, dedi. Daha da okurdum ama dul bir kadın olan anneme yüklenmek istemedim. Kardeşim de vardı. Kadıncağız, el dikişi dikecek de bizi okutacak.
— Anneler gayretlidir evladım.
— Evet ama, genç yaşında dul kalan bir kadına ben yüklenmek istemedim.
— Peki ama, ne yaptınız yavrum?
— Ne yapabilirdim teyzeciğim, balıkçılık, kayıkçılık.
— Sen mi kızım? Ama bu erkek işi.
— Kardeşim yetişsin, ne yaparsa yapsın. Şimdilik ben annemi idare etmeğe çalışıyorum.
— Kayıkçılık mı yapıyorsunuz?
— Evet, daha doğrusu balık tutarım, karşıda bir iki balık lokantası vardır, çoğu zaman tuttuğumu onlara götürürüm.
— Kazanç oluyor mu?
— Eh, işte akmazsa da damlıyor.
— Her zaman balık olur mu?
— Ben çoğu zaman eli boş kalmam.
— Başka balıkçılar size engel olmuyorlar mı?
— Teyzeciğim, artık öyle kıyı balıkçısı mı kaldı. Kayıklarını motorların peşine takar, büyük işler peşine koşarlar.. Boğaz'da işini bilen daima istavrit ve izmarit bulabilir.

Read more...

9 Mayıs 2009 Cumartesi

E-okul Basit Türkçe Diyaloglar

— Peki hanım, peki, vazgeçtim.
— Neden vazgeçtin? Benden mi?
— Ayol, senden vazgeçsem ne olacak ki. Yaş yetmiş, iş bitmiş.
— Erkek milletinin işi kolay kolay bitmez.
Kenan Bey, bayat bir gazeteyi kimbilir kaçıncı defa okumak için eline alınca Kerime Hanım seslendi:
— Kenan Bey?
— Buyur.
— Bana ne söyleyecektin?
— Vazgeçtim, dedim a.
— Söyle Allahını seversen, merak ettim.
— Yalıya gidelim, bir dolaşalım diyecektim.
— Ne zaman?
— Ne zaman olacak, bugün, yarın.
— Peki neden gitmiyoruz?
— Söylemeğe meydan verdin mi?
— Kuzum tekrar başlama. Madem ki gidelim diyorsun, gideriz. Ama biraz da masraflı olmaz mı?
— Otobüs parası, vapur parası.
— Sen niye gidelim diyorsun?
— Bir kere vergisini vereceğiz. Sonra düşünüyorum yalının artık bize bir yararı var mı? Satalım, gitsin.
— Bilmem ki bey, arada bir yalımız var diye övünüyoruz.
— Yalı değil karga yuvası artık.
— Bakalım para verirler mi?
— Binaya değil, ama rıhtım çok esaslıdır. Denize yirmi metre cephesi var. Satarsak son zamanımızda rahat ederiz.
— Bilmem ki. Eğer karar verdinse ben birşey hazırlı-yayım. Yarın erkenden kalkar gideriz. Allah vere de hava boz-masa.
— Mayıs'ın ortalarına geldik hanım, hava bozsa da ne olacak ki!
Ertesi gün, ıngıl ıkış yola çıkmış kendilerini boğaz vapurlarından birine atmışlardı. Vapur köyün iskelesinde durmadığı için komşu köyün iskelesine çıkıp yalıya kadar yürüdüler.
Yoldan duvarla ayrılan yalının bahçesinin kapısı yarı aralıktı. Demir kapı basmış, toprağa gömülmüştü. Bir insan zorlukla geçebiliyordu.
İçerinin manzarası da içler açışıydı. Sağlam kalan bir incir ağacından binanın kaplamasına bir ip bağlanmış, buraya balık ağları asılmıştı. Rıhtımda, yerde, boylu boyunca iki kayık küreği yatıyordu. Ayrıca bir balıkçı kayığını rıhtımdan yukarıya almışlardı.
Komşu yalıdan genç bir adam seslenmişti:
— Ne arıyorsunuz orada? Kenan Bey:
— Bana bak oğlum, dedi. Ben bu yalının sahibiyim. Rıhtımdaki adam:
— Öyle söylesene, dedi.
Rıhtım biraz esiyordu. Arka kapıdan içeriye girdiler. Yerler bir karış tozdu. Ama buraya girip çıkanlar olmalı ki tozların üzerinde iri iri ayak izleri vardı.
Alt kat, kalın duvarlardan yapılmıştı, kârgirdi. Tavanı da sağlam kalmıştı. Trabzanları tutunarak ikinci kata çıktılar, orası da toz içindeydi ve deniz tarafındaki camlardan bir kısmı kırılmıştı. Arka taraftaki odalar daha mazbuttu ve yolun karşısındaki yeşillik yalının içine vurmuştu.
Giderken, eskilikleri, sakatlıkları yüzünden götürülme-miş sedirler, ipek örtüleri yol yol dökülmüş kanepeler vardı.
Eski bir süpürge ile biraz temizledikleri yere oturdular. Kerime Hanım:
— Bey, dedi. Bittim ben. Kenan Bey sigarasını yakarken:
— Ben de yoruldum, dedi.
— Aklıma ne geldi bey, biliyor musun?
— Ne bileyim.

Read more...

15 Şubat 2009 Pazar

Boğaziçi Üniversitesi

Biri eğitimci, mucit, teknisyen ve mimar; diğeri New York'lu bir tüccar. Tesadüfen karşılaştıklarında, adlarını yüzyıllar sonraya taşıyacak bir projeye imza atacaklarını bilemezlerdi elbette. Tüccar Christopher R. Robert ile eğitimci Dr. Cyrus Hamlin, Türkiye'nin neresinde yaşıyor olursa olsun milyonlarca gencin rüyalarını süsleyen Boğaziçi Üniversitesi'nin temellerini atan kişiler olarak tarihe geçtiler. Günümüzde ABD sınırları dışındaki en eski Amerikan okulu olma unvanını elinde tutan Robert Kolej'in kurulması için kolları sıvayan iki kafadardan Christopher R. Robert finansal destek sağlamakla; Dr. Cyrus Hamlin ise müfredatı oluşturmak için gerekli olan kaynağı bulmakla sorumluydu. Hamlin, verilecek eğitimin İngilizce olması gerektiği konusundaki ısrarcı davranmasaydı Boğaziçi Üniversitesi adından o kadar da söz ettirmeyecekti belki de. Boğaziçi, eğitimi kadar konumuyla da ünlü bir üniversite. Tıpkı müfredatta olduğu gibi yerin seçiminde de Dr. Cyrus Hamlin'in rolü büyük aslında. Uzunca bir süre araştırma yapan ve en sonunda Rumelisiharı'ndaki taşocağının arsasının Robert Kolej için uygun olduğuna kanaat getiren Dr. Hamlin'in önünde tek bir engel bulunuyordu; o da arsasını satmak istemeyen Ahmet Vefik Paşa'ydı. Paşa, sultanın elçisi olarak III. Napoleon'un Paris'teki sarayına çağırılınca, anlaşmaya mecbur kaldı. Bu kadar sıkıntılı bir dönemin sonunda Robert Kolej, Eylül 1863'te kapılarını öğrencilere açtı. Bundan 108 yıl sonra, takvim yaprakları 9 Eylül 1971'i gösterdiğinde ise Boğaziçi Üniversitesi'nin kurulmasını öngören yasa çıkarıldı. Ve Robert Kolej'in yüksek bölümü o gün bu gündür Boğaziçi Üniversitesi adıyla öğretime devam ediyor.

Read more...

Copyright 2009 e-okul. Hakkı varsa saklıdır.

Üste GİT