e-okul
Teknoloji etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Teknoloji etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

10 Haziran 2009 Çarşamba

BlackBerry Storm Vodafone İle Türkiye'de

Vodafone Türkiye, dünyanın ilk "tıklanabilir" dokunmatik ekranlı akıllı telefonu BlackBerry Storm'u çok yakında piyasaya sunuyor. Hem bireysel hem kurumsal müşterilerin ihtiyaçlarına cevap vermek üzere tasarlanan BlackBerry Storm, yazı yazmada kolaylık sağlayan ve gerçek bir klavye gibi tepki veren dünyanın ilk "tıklanabilir" dokunmatik ekranına sahip. BlackBerry Storm, aynı anda tek ve çoklu dokunuşları takip ederek ekranda etkin dolaşım sağlıyor. BlackBerry Storm'un geniş parlak ekranı ve gerçek dokunma hissi veren arayüzüyle hem bireysel hem kurumsal kullanıcılara hitap ettiğini belirten Vodafone Türkiye Satış ve Müşteri Hizmetlerinden Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Sinan Kızıldağ, "BlackBerry Storm'u, çok yakında bireysel kullanıcıların ve şirketlerin kullanımına sunacak olmaktan gurur duyuyoruz. Tıklanabilir dokunmatik ekranıyla tüm dünyada devrim yaratan BlackBerry Storm, internette gezinme, müzik dinleme ve video izleme, uydu bağlantısıyla sokak sokak yön bulma, mesajlaşma ve sosyal iletişim ağlarına erişim gibi fonksiyonlar için üstün kullanım kolaylığı sağlıyor" dedi. Akıllı telefon BlackBerry Storm'un yenilikçi dokunmatik ekranına parmakla dokunulduğunda, o noktada belli belirsiz bir çökme meydana geliyor, bırakıldığında ise ekran eski haline dönüyor. Bu hareket hafif bir tıklama sesiyle kullanıcıya bir klavyenin veya bilgisayar faresinin tuşlarına dokunma hissi veriyor. Böylece kullanıcı yapmak istediği işlemin cihaz tarafından algılandığını gösteren fiziksel bir tepki almış oluyor. Bu ise dokunmatik arayüzün kullanımının çok daha etkin olduğu bir yazı yazma deneyimi sunuyor

Read more...

7 Şubat 2009 Cumartesi

PCNet Yenilikleri

Siz okuyucularımızdan aldığımız e-posta mesajları bize yol gösteriyor. Beğeni, eleştirileri ve önerilerinizi ekip olarak değerlendiriyoruz ve elimizden geldiğince uygulamaya gayret ediyoruz. İnternet sitemizdeki forum bölümüne ve gelen sorulardan ve dileklerden anlıyoruz ki, teknolojiyi öğrenme konusunda çok arzulu bir milletiz. PCnet'in anlatıcı ve yol gösterici misyonuna yakışan bazı yeni içerikleri bu aydan başlayarak dergimizde daha yoğun göreceksiniz.
Yeni bölümümüz Atölye'de sizlere "nasıl yapılır" sorusunun cevabını vermeye çalışacağız. Bu sayımızda 7 sayfalık bir bölümle başlangıç yapıyoruz. Mart sayımızda 10 sayfaya çıkartma niyetindeyiz. Dergimizin sonunda göreceksiniz Atölye'yi. Bu bölümde adım adım prensibiyle konuları işliyoruz. Önümüzdeki sayımızda Atölye bölümünde işlenen konuları videolu anlatım olarak da DVD'de göreceksiniz. PCnet DVD'sinde sizlere her ay en az 10 video eğitimi sunacağımızı şimdiden müjdeleyelim. Bu bölümün sorumlusu olan Kıvanç'a konu önerilerinizi gönderebilirsiniz. Masaüstünde ve internette kullanılan yazılım ve uygulamalar ile online servislerle ilgili bu bölüm müthiş bir içerik sunacak.
Sömestir tatilini de fırsat bilerek, bir sinema filmini de DVD'mizde sizlere hediye ediyoruz. Ülkemizde de çok sevilen Boşnak yönetmen Emir Kusturica'nın Arizona Rüyası filmini keyifle izleyeceğinize inanıyorum. Önümüzdeki aylarda sizlere güzel filmler sunmaya devam edeceğiz. Bu filmlerden birinin Microcos-mos olduğunu şimdiden müjdeleyebilirim! :)
Geçmiş dönemde piyasaya çıkarttığımız ve büyük ilgi gören özel sayılarımızı ve sonrasında da yeni orijinal içeriklerin sunulacağı "Dijital Ek" hediyemizi de bu ay DVD'de bulacaksınız. Webmaster'lar için çok önemli bir kaynak olan Webmaster Rehberi dergisinin dijital halini sizlere ücretsiz sunuyoruz. Bir diğer DVD hediyemiz ise her ölçekte şirket için büyük nimet anlamına gelen muhasebe yazılımı Tekir'in 1.5 sürümü... Ofislerin en önemli yazılım ihtiyaçlarını karşılayacak bu yazılımın Türkçe olması ve özgür yazılım olarak sunulması önemli avantajları arasında yer alıyor.
İnternetten ücretsiz olarak indirebileceğiniz en iyi yazılımları sizler için 12 sayfalık kapak konusu olarak hazırladık. Yetenekleri ve fiyatlarıyla dudak uçuklatan ücretli yazılımlar için bedava alternatifler bu dosyamızda. Bu ay yayına başlattığımız bir diğer yeni bölüm olan "En İyi" listeleri için de kategori önerilerinizi bize gönderebilirsiniz.
Kriz döneminde reklam pazarının daralmasına paralel olarak, fark ettiğiniz gibi, tüm dergilerin sayfa sayılarında mecburi bir düşüş oldu. Özellikle sitemizin forumlarında bazı okuyucularımız bu durumdan şikayetçi oldu. Size çarpıcı bir detay vermek istiyorum. Aralık 2008 sayımızın 212 sayfasında içeriğin payı 132 sayfaydı. Şubat sayımızın toplam sayfa sayısı 164. İçerik sayfa sayısı ise yine 132! Siz derginizin daha ince olduğuna bakmayın, içerik miktarımızda bir azalma yok.
PCnet'in Mart 2009 sayısında buluşmak dileğiyle. Sevgiler...

Read more...

2 Şubat 2009 Pazartesi

Ekran Kartlarındaki Bağlantı Çeşitleri

Bilgisayarınız için uygun bir ekran kartı seçmeyi düşünüyorsanız, kararınızı etkileyecek unsurlardan birinin de bağlantı seçenekleri olduğunu aklınızdan çıkarmayın.
Bilgisayardaki tüm bileşenler gibi ekran kartları da çok hızlı gelişiyor. Üreticiler görüntü yongalarını hızlandırmakla kalmayıp yeni bağlantı seçenekleri de ortaya çıkarıyor. Artık ekran kartı seçmek eskisinden daha zor, çünkü kararımızı eskisinden daha çok kriter etkiliyor. Sadece kartların elde ettiği 3DMark puanlarına ve oyunlarda ulaştıkları FPS sayısına bakarak seçim yapmak yeterli değil. Örneğin boyutlar da önemli bir kıstas halini aldı. Ekran kartlarının çoğu tek yuva işgal etse de bazıları iki yuva kullanabiliyor. Bazı tek yuva işgal eden kartların uzunluğu çok fazla olabiliyor. Diğer yandan SU ve CF düzenekler kurulacaksa anakart ve kasa içindeki yerleşimleri gözden geçirmek kaçınılmaz oluyor. Diğer bir kriterse soğutuculardan gelen fan gürültüsü. Eğer başınızı ağrıtmayacak bir bilgisayar istiyorsanız mutlaka fan gürültüsünü önceden kontrol etmelisiniz. Asus, MSI ve Gigabyte gibi büyük ekran kartı üreticileri yeni modellerde fansız özel versiyonlar da hazırlıyorlar. Akla gelen bir diğer unsur, yüksek performanslı üst modellerin güç tüketimi ve ek güç bağlantıları. Üreticilerin bir kısmı ekran kartı alırken iyi bir güç kaynağı satın almanızı şiddetle öneriyor.
Bu gibi çok sayıdaki kriter dışında bir de bağlantı olanakları var. Artık CRT monitörlere veda edip LCD ekranlara geçiş yapıyoruz.
Evlerdeki yeni televizyonlar LCD ya da plazma olabiliyor. Diğer yandan yeni nesil işletim sistemleri, Blu-Ray ve HD-DVD ile birlikte gelen içerik koruma önlemleri kullanıcıların kafaların karıştırıyor. AGP tabanlı eski nesil bir ekran kartına ya da bütünleşik görüntü özelliğine sahip olan bir anakarta sahipseniz muhtemelen görüntü almak için D-Sub dışında bir seçeneğiniz yok. Uzun zaman kullanılan bu temel bağlantı türü VGA çıkışı olarak da adlandırılabiliyor. Asıl adı D-Sub olan bu bağlantı (tam adı D-Subminiature) seri bağlantıyı andıran ve 9 pinden oluşan yassı bir fiş kullanıyor. Şu an için hala bilgisayarlarda en yaygın olarak kullanılan görüntü bağlantısı olma özelliğine sahip. Erkek fişte iğneler varken dişi versiyonda yuvalar bulunuyor. Fişin genel görünümü D harfini andırıyor ve toplam 9 pin iki sıra halinde dizili. Bağlantının sağlam olması için iki yandaki cıvata kullanılabiliyor. Bunun 15 - 25 - 50 pinli daha değişik versiyonları da var ama ekran kartlarında değil eski yazıcılarda kullanılıyor.
En basit bağlantı çeşidi D-Sub
Bu bağlantı ekran kartları için kullanılan en basit şekil. D-Sub bağlantıda verilerin iletiminde kayıp olabiliyor ve şifreleme olmadan analog biçimde sadece görüntü bilgisi iletiliyor. Ekran kartlarındaki dijital verinin analog veriye dönüştürülmesi için DAC (Digital - Analog Converter/ Dijital - Analog Dönüştürücü) kullanılıyor. Bu yolla verinin kalitesinde bir miktar kayıp olması kaçınılmaz olduğu gibi ekran kartının yükü de artıyor. D-Sub çıkışından başka alternatifimiz olmadığı zamanlarda çoğumuz 15 inçlik CRT monitörler kullanıyorduk. Derken üreticiler TV-Out adlı bağlantıyı geliştirdiler ve televizyona bağlantı olanağını sundular. TV-Out olarak adlandırılan çıkışın iki farklı versiyonu bulunuyor. Birincisi Composite olarak adlandırılan ve RCA fişleri kullanan bağlantı, ikincisiyse S-Video olarak adlandırılan çok pinli bağlantı. Bunların her ikisi de benzer işi görüyor. Aslında ekran kartlarının çoğunda bu ikisinden biri tercih edildi ama bazı modellerde ikisi birden de yer alıyordu.
Composite bağlantı için kullanılan RCA fişler yuvarlak ve iki farklı sinyal taşıyabiliyor. Birincisi fişin orta kısmından ikincisiyse kenar kısmından iletiliyor. Ekran kartlarındaki Composite bağlantı kullanıldığında RCA fiş üzerinden sadece analog görüntü aktarılıyor. Diğer yandan RCA fiş farklı alanlarda da kullanılıyor. Bu fişin müzik sistemlerinde analog ses verisini iletmek
için kullanıldığını da görmüşsünüzdür. Karışıklık olmasını engellemek için belirli renk standartları kabul edilmiş durumda.
RCA fişin rengi sarıysa görüntü verisini, beyazsa sol ses kanalını, kırmızıysa sağ ses kanalını iletiyor demektir. Buna göre bir VCD çalardan televizyonunuza bağlantı yapmak isterseniz iki ya da üç RCA kablo yeterli olacaktır. Televizyonda tek hoparlör varsa sarı RCA kablosu ve bir de beyaz ya da kırmızı RCA kablosu yeterli. Eğer televizyon stereo ses destekliyse üç RCA bağlantısıyla ses ve görüntüyü analog olarak iletebilirsiniz.
RCA bağlantı ses ve görüntü için kullanılıyor
RCA bağlantı bu yapısıyla oldukça esneklik sağlıyor. Bazı televizyonlarda RCA ses ve görüntü girişleri bulunur ama çoğunda Scart bağlantısı kesinlikle vardır. Scart bağlantısı olmasına rağmen RCA ya da S-Video yoksa elektronikçilerde satılan bir dönüştürücüyü kullanabilirsiniz. Dönüştürücünün üzerindeki seçiciden yararlanarak giriş ve çıkış modlarından birini seçmeniz gerekebilir. Çünkü Scart fişi televizyona veri iletmek dışında televizyondan veri almak için de kullanılabilir. Örneğin DVD oynatıcınıza bir film sürdüğünüzde televizyonun otomatik olarak uygun AV kanalına geçiş yapması ve DVD oynatıcıyı kapattığınızda tekrar önceki bağlantıya dönmesi Scart arabirimi sayesinde sağlanır. Dönüştürücüyü çıkış moduna getirirseniz televizyon özelliği olmayan büyük bir ekrana görüntü ve ses iletebilirsiniz. Aynı dönüştürücünün S-Video bağlantısını destekleyen modelleri de bulunuyor. Unutulmaması gereken bir konu da ekran kartının sadece görüntü sinyali vermesi. Ses sinyallerini televizyona iletmek için ses kartındaki çıkıştan faydalanmalısınız. Ses kartlarındaki standart çıkış 3.5 mm olduğundan başka bir adaptörle stereo 3.5 mm çıkışı çift RCA çıkışı haline getirebilirsiniz.

Read more...

31 Ocak 2009 Cumartesi

DirectX Nedir?

directx
Oyun ve çokluortam uygulamaları bilgisayarınızın hakkını tam anlamıyla verebilen programlardır, ancak bu programların çalıştırılması genellikle diğer programlar kadar kolay olmaz. Bunun iki sebebi vardır: İlki, PC mimarisinin bir oyun platformu olarak tasarlanmamış olması. İkincisi de, PC'Ierin doğası gereği her kullanıcının bilgisayarının diğerlerinden farklı olması. Oyun konsolları tamamen aynı donanımlardan oluşmasına rağmen PC'Ierde durum böyle değildir. Bu şartlar altında, birbirinden farklı PC'Ierde aynı oyunu oynamaya çalışmak bir kabustan farksız olabilirdi. Bu nedenle, oluşabilecek sorunları en aza indirgemek için bütün oyun ve multimedya uygulamalarının uyacağı bir standart geliştirme ihtiyacı duyulmuştur. İşletim sistemiyle PC'de bulunan donanımlar arasında bir köprü görevi gören bu arabirim DirectX'in ta kendisidir.
DirectX, hem oyun geliştiricilerin programlama işlerini kolaylaştırmak hem de bizlerin en yeni oyunları rahatça oynayabilmemizi sağlamak için tasarlanmış bir arabirimdir. İsterseniz DirectX'in nasıl çalıştığını açıklamadan önce DirectX'in geçmişine biraz göz atalım.
Directx tarihçesi
Bütün oyunlar belli başlı görevleri tekrar tekrar yerine getirmek zorundadır. Bu görevler arasında fareniz, klavyeniz ya da oyun çubuğunuzdan gelen girdileri takip etmek, görüntüleri ekrana yansıtmak ve oyunun sesleriyle müziklerini çalmak sayılabilir. Bunlar en basit oyunların bile yapmak zorunda olduğu işlerdir.
Şimdi Windows'tan önceki PC'Ier için oyun geliştiricilerin işlerinin ne kadar zor olduğunu bir düşünün.
Programcılar, klavye girdilerini okumak ve hatta oyun çubuğunun bağlı olup olmadığını anlamak için kendi yöntemlerini geliştirmek zorundaydılar. En basit görüntülerin ekranda görüntülenmesi veya basit seslerin çalınması için bile karmaşık kodların yazılması gerekiyordu. Aslında oyun programcıları PC'nizin donanımıyla doğrudan konuşmaya çalışıyorlardı ki bunun oldukça karmaşık bir iş olduğu su götürmez bir gerçektir.
Windows'a geçiş başladıktan sonra PC platformunun başarısı için yeni bir umut kapısı aralanmış oldu. Artık hem geliştiriciler hem de oyuncular için bazı şeyler kolaylaşacaktı. En azından yeni bir oyun üzerinde çalışmaya başlayan programcıların "tekerleği yeniden icat etmesine" gerek kalmayacaktı. Düşünülen şey gayet basitti: Programcıların doğrudan donanımla konuşmalarına lüzum bırakmayacak, buna aracı olacak bir araç kiti geliştirecekti, işte böylece DirectX doğmuş oldu.
Nasıl çalışır?
En basit anlamda DirectX, bilgisayarınızdaki donanımlarla Windows'un kendisi arasında iş gören bir arabirimdir. Windows Uygulama Programlama Arabirimi'nin (Windows API) bir parçasıdır. Bunu bir örnekle açıklamaya çalışalım. Bir oyun geliştirici bir ses dosyasını çalmak isterse doğru kitaplık fonksiyonunu kullanması yeterli olacaktır. Oyun çalıştırıldığında DirectX API çağrılır, DirectX API da ses dosyasını çalar. Geliştiricinin, oyuncunun ne tür bir ses kartı kullandığını bilmesi, kartın özelliklerinden haberdar olması ya da kartla doğrudan iletişim kurması gerekmez. Bu örneğin sağlıklı bir biçimde uygulanabilmesi için DirectX'in varlığı yeterli değildir; ses kartı üreticilerinin de DirectX uyumlu bir sürücü yayınlamış olması gerekir modern sürücüler istisnasız olarak DirectX uyumludur. Böyle bir durumda programcı sesin çalınmasını ister, DirectX de hangi bilgisayarda yüklü olursa olsun aynı sesin çalınmasını sağlar.
DirectX, oyuncular açısından da hayatı kolaylaştırmaktadır. Eski ses kartınızı değiştirip sisteminize yeni bir ses kartı taktığınızda yeni kartınızın DirectX sürücüsü yüklenir.
Sürücü yüklendikten sonra daha önce oynadığınız bir oyunu açarsanız bütün sesleri ve müzikleri duymaya devam edebilirsiniz. Sistem yapılandırmasında karmaşık değişiklikler yapmanıza gerek kalmayacaktır.llk zamanlarda DirectX basit bir araç kiti olarak geliştirilmeye başlanmıştı. Eski donanımların kısıtlı imkanları nedeniyle yalnızca en basit grafik fonksiyonlarına ihtiyaç duyuluyordu. Zaman içinde donanım ve yazılımlar gelişip daha karmaşık bir hal aldıkça DirectX de aynı yönde ilerleyerek gelişti. Bugün DirectX yalnızca bir grafiksel araç kiti olmanın ötesinde, bütün donanımlarla iletişim kurabilen devasa bir rutinler topluluğu halini almıştır. Örneğin Directlnput rutinleri, iki düğmeli basit farelerden karmaşık uçuş kontrol aksesuarlarına değin her türlü veri giriş aygıtıyla birlikte çalışabilir. DirectX'i oluşturan diğer parçalar arasında ses aygıtları için DirectSound ve çevrimiçi / çok oyunculu oyunlar için DirectPIay yer alır.
DırectX sürümleri
Bu yazı yazıldığı sırada en güncel DirectX sürümü DirectX 9.0c idi. Bu sürüm Windows 98'den Windows Server 2003'e kadar olan bütün Windows sürümlerinde çalışır. Ancak DirectX 9, Windows 95'te çalışmaz. Windows 95 yüklü bir bilgisayarınız varsa bir önceki ve daha yetersiz bir sürüm olan 8.0a ile yetinmek zorundasınız. Windows NT 4 için de DirectX 3.0a adlı özel bir sürüm kullanmak gerekir. Vista ise mevcut sürücü modeline göre birçok farklılık ve yenilik içeren Direct3D 10 (Windows Graphics Foundation) adlı yeni sürümü içerecek.
Son yıllarda o kadar çok DirectX sürümü yayınlandı ki hangi sürümü kullandığınızı ve hangisine ihtiyaç duyduğunuzu takip etmek güçleşti. Çok nadir durumlar dışında bütün DirectX sürümleri geriye uyumludur. Yani DirectX 7 isteyen oyunlar en güncel sürümle çalışabilirler 'arpa 7'nin altındaki sürümlerle çalışamazlar. Güncel oyunların çoğu DirectX 9 gerektirir ve en güncel sürüm yüklü olmadıkça çalışmazlar. Bunun sebebi genellikle oyunda bu sürümün getirdiği yeni özelliklerden bazılarının kullanılmasıdır, fakat geliştiriciler bu sürümdeki özellikleri kullanmamalarına rağmen tembellik edip DirectX 9'un yüklenmesini zorunlu kılmaları da görülmemiş bir şey değildir. Genel olarak, bir oyun DirectX 9'u yüklemenizi istiyorsa bu yükseltmeyi yapmadan o oyunu oynayamazsınız. DirectX'in çekirdek kodlarında yapılan iyileştirmeler sonrasında DirectX'in son sürümüne
güncelleme yaptığınız zaman oyun içi görüntülerde de gelişmelerle karşılaşabilirsiniz. DirectX'in indirilmesi ve yüklenmesi zor bir iş değildir. Yüklemeye çalıştığınız oyun ya da uygulama DirectX'in gereken sürümünün yüklü olmadığını tespit ederse muhtemelen bu iş; otomatik olarak halledecektir.
DirectX'i yükseltmek
Piyasadaki bütün Windows sürümlerinde DirectX kaldırılamayan bir sistem bileşeni olarak gelmektedir. Bu nedenle bütün PC'Ierde eski de olsa bir DirectX sürümünün mevcut olduğunu söyleyebiliriz. Fakat yeni oyunların birçoğu çalışmak için DirectX'in en son sürümünü yüklemenizi isterler.
En güncel DirectX'i edinmenir en kolay yolu www.microsoft.com/windows/directx/ adresindeki DirectX web sitesini ziyaret etmektir. Bu sitede iki yükleme yöntemi bulunur: isterseniz küçük boyutlu indirme aracını yükleyerek yalnızca sisteminiz için gerekli olan dosyaların otomatik indirilmesini sağlayabilir ya da DirectX Redist adlı komple paketi indirerek bütün sistemlerde kurulum yapabilirsiniz.DirectX'i edinmenin bir diğer yolu da oyunların kendisidir. Yüklemeye çalıştığınız oyun belli bir DirectX sürümüne ihtiyaç duyuyorsa o sürüm muhtemelen kurulum CD'sinde yer alıyordur ve hatta oyunun kurulumu sırasında otomatik olarak yüklenebilir.

Read more...

Pardus 2009

PARDUS ilk duyurulduğundan bu yana (ki o zamanlar ULUsalDAĞıtım adıyla anılırdı) ülkemizdeki bilgisayar kullanıcıları tarafından hep ilgi ve merakla takip edildi. Pardus geliştiricileri de bu kitleyi hep yenilikler ve her yeni sürümde daha iyi bir işletim sistemiyle karşıladı. Elbette görücüye çıkan ilk Pardus sürümüyle henüz buharı tüten 2008 sürümü arasında dağlar kadar fark var. Yani ilk izlenimlerimiz "Pardus oldu, afiyet olsun" şeklinde diyebiliriz. Eski sürümlerde arada sırada da olsa karşılaştığımız PİSİ hataları 2008 sürümünde henüz karşımıza çıkmadı. Çünkü PİSİ 2008 sürümü çalışmaları kapsamında baştan kodlandı. Artık Pardus çok daha güçlü bir paket yöneticisine ve güncelleme aracına sahip. Üstelik PİSİ eski sürümüne göre çok çok daha hızlı. 2007 sürümlerindeki PİSİ'yle 2008'deki PİSİ'yi kıyasladığımız yarı yarıya bir hız farkından bahsedebiliriz. Bu durum özellikle kurulum sonrası yapılandırma ve güncellemelerin yüklenmesi sürecini bir hayli hızlandırıyor.
Janjanlı ama sade bir kurulum
Pardus'un kurulum arabirimini hiçbir sürümünde beğenemedik desek yalan olmaz. Nedeni ise majör ve alışılagelmiş Linux dağıtımlarındaki çoktan seçmeli kurulum arabirimleri diyebiliriz. Bu arabirimlerde (mesela Slackvvare, Süse, Fe-dora ya da Debian) sistemi kurmadan önce özelleştirebilir, dilerseniz geliştirme amaçlı, dilerseniz ofis amaçlı, dilerseniz de sunucu amaçlı bir yazılım kombinasyonu yaparak özelleşmiş bir kurulum yapabilirsiniz. Bu şekilde belki de hiç kullanmayacağınız yazılımları en baştan kurmayarak hem yerden hem de sistem performansınızdan kazanabilirsiniz. Diğer taraftan baktığımızda da Pardus'un sorgusuz sualsiz bir kurulum arabirimine sahip olması özellikle Linux tarafında acemi olan kullanıcıların içini rahatlatan bir yapı gibi görünüyor. Yani daha önce hiç kullanmadığınız bir sistemi kurmaya kalktığınızda, cevaplarınızın sonuçlarını kestiremeyeceğiniz türden sorularla karşı karşıya gelmek size zor anlar yaşatabilir. Bu noktada Linux dünyasına Pardus'la adım atacak olan kullanıcılar sadece "ileri" tuşuna basarak Pardus 2008'e kavuşabilecekler.
Zaten 2008 sürümünde neredeyse baştan kodlanan bir diğer bileşen de YALI. Yani Pardus'un kurulum arabirimi. 2007 sürümlerinden farklı olarak daha canlı bir renkle karşımıza çıkan YALI, özellikle acemi Linux kullanıcılarının kabusu durumunda olan disk bölümleme faaliyetini de bir scroll yardımıyla çocuk oyuncağı formatına getirmiş. Yani 2008 sürümünde sabit diskinizin boş alanlarını kullanabileceğiniz gibi yeni bölümleme yöneticisi sayesinde farenizi kullanarak diskinizde Pardus'a gereken yeri kolaylıkla açabilirsiniz.
Donanım özelliklerinize bağlı olarak yaklaşık 20-30 dakika gibi bir süre içerisinde kurulan Pardus, anlayacağınız üzere PİSİ'nin hızından kurulum sırasında da faydalanıyor.
Eyvah kotam!
Pardus'un 2007 sürümlerinde bizi rahatsız eden bir başka durum da yine PİSİ tarafından yönetilen güncellemelerdi. (PİSİ'ye amma çok yükleniyoruz değil mi? Çünkü başarılı ve kendisinden yana beklentilerimiz her geçen gün daha da artıyor). Bildiğiniz gibi Pardus da diğer Linux dağıtımları gibi kararlı sürümünü çıkartıp yayınladıktan hemen sonra belli başlı güncellemeleri yayınlamaya da başlıyor. Çoğunluğu kernel ve diğer yazılımların sürüm yenilemelerinden oluşan bu güncellemeler eğer dağıtımı duyurulduktan 2-3 hafta sonra edinip kuruyorsanız size yaklaşık olarak 50 ile 100 MB boyutlarında geri dönüyor. Bu boyutlar her geçen gün daha da artıyor. Ama düzenli olarak güncelleme yapıyorsanız bu durum size fazlaca kendisini hissettirmiyor. Ancak PİSİ sizin de iyiliğinizi düşünerek tüm sistemi bir defada güncel-lemek istiyor ve ara vermek durumunda kaldığınızda ufak tefek sorunlarla karşılaşabiliyordunuz. Sonuçta PİSİ sık sık çöküyor ve siz de konsol bilgisine sahip değilseniz ne paket kurup/kaldırabilir ne de güncelleme yapabilir bir halde kalıyordunuz. İşte bu durum 2008'de özleyeceğiniz (şaka tabii ki, bu özlenecek bir şey mi?) bir durum olarak Pardus tarihinin henüz tozlanmaya fırsat bulamamış raflarındaki yerini alıyor. Çünkü yeni PİSİ güncelleme boyutlarını sınırlandırmaktan, güncellenecek yazılımlara öncelik atayabilmeye kadar bir çok farklı özellikle 2008 içerisindeki yerini alıyor. Bu sayede özellikle zorunlu format sonralarında 6 aylık ya da 1 yıllık güncellemeleri bir defada indirip kotanızı aşma korkusu da ortadan da kalkıyor.
Yeni Kaptan'ınız konuşuyor
Pardus 2008'i kurmayı tamamladığınızda sizi yeni sürümle birlikte baştan kodlanan bir başka Pardus bileşeni olan Kaptan karşılayacak. Kaptan geçmiş Pardus sürümlerindeki görevini yine eksiksiz olarak gerçekleştiriyor ve sisteminizi kendinize göre ayarlamanıza olanak veriyor. Bu noktada Kaptan içerisinden-ulaşabileceğiniz TASMA da değişikliklerden nasibini almış durumda. Önceki TASMA sürümünde belli başlı bazı ayarları ancak aktif ederek görüp, müdahale debilirken yeni TASMA'da bu tarz ayarlar (mesela oyun -çubukları) ön tanımlı olarak açık geliyor. Benzer şekifde-Kaptan ile kurulum sonrası gerçekleştirdiğiniz her türden ayarı TASMA aracılığıyla tekrardan düzenleyebilirsiniz.
En sevdiğimiz bileşen: Ağ Programcığı
Biz internete bağımlı yaşayan editör türü kullanıcılar bir sistemde öncelikle sağlıklı bir internet bağlantısı, sonra da ofis yazılımlarını ararlar. Durum bu olunca özellikle Pardus'ta da ilk yaptığımız iş kurulum sonrası Kaptan aracılığıyla ayarladığımız internet ve yerel ağ bağlantılarını kullanmak oldu. Sonuç olarak da Ağ Programcığı adını taktığımız ve Pardus 2007.3 sürümünde öncüllerini gördüğümüz Ağ Yöneticisinin son haliyle tanıştık. Bu küçük araç sayesinde bağlandığınız ağlar sizin için (belki bir gün gene bağlanırsınız diye) otomatik olarak farklı profiller şeklinde kaydediliyor. Elbette ki bu profilleri adlandırabiliyor ve gerekiyorsa ağa bağlanmak için gereken kullanıcı adı ve parolaları da içerisine koyabiliyorsunuz. Bu şekilde evde ev profilini, işte iş profilini, bir alışveriş merkezine uğradığınızda da oraya ait (tabii ki daha önceden kaydettiğiniz) ağ profilini kullanarak internetin tadını çıkartabiliyorsunuz. Bu gerçekten güzel bir özellik olmuş. Umarız ultra-taşınabilir bilgisayarlarda da 2008 sürümünü deneme fırsatımız olur da özgürlüğün ve güvenliğin tadını çıkartabiliriz. Bir diğer olmazsa olmazımız bu arabaşlığa başlarken de belirttiğimiz gibi ofis yazılımları. Pardus'un herhangi bir sürümünü kullanmış olanlar (canlı sürümler de dahil) OpenOffice.org'un neredeyse PİSİ ya da Çomar gibi Pardus'un ayrılmaz demirbaşlarından birisi haline gelmiş olduğunu farkedeceklerdir. MS Office paketleriyle tam uyumlu olan bu ofis otomasyonu Zemberek eklentisi sayesinde doğru Türkçe imla denetimleri gerçekleştirebiliyor. Kullanımı da zaten alışık olduğunuz ofis yazılımlarından farksız.
Eğlence zamanı
Fedora ve Debian gibi sistemlerde ön tanımlı olarak codeclerin gelmemesi, zamanının büyük kısmını şarkı dinleyip, video izleyerek geçiren ev kullanıcılarını oldukça rahatsız eden bir durum. Ancak Pardus her sürümünde olduğu gibi 2008 sürümünde de bizi çoklu ortam alışkanlıklarımızdan mahrum etmiyor. Üstelik hemen her platformda çalışan VLC ve Real Player gibi başarılı yazılımlara da paket deposunda yer vermiş durumda. Oyun tarafındaysa hemen her Linux gibi elinden geleni yapmaya çalışan Pardus 2008, oyun geliştiricileri Linux'u görmezden gelmeyi bırakana kadar vasat kalmaya devam edecek.

Read more...

Copyright 2009 e-okul. Hakkı varsa saklıdır.

Üste GİT