e-okul

31 Ocak 2009 Cumartesi

DirectX Nedir?

directx
Oyun ve çokluortam uygulamaları bilgisayarınızın hakkını tam anlamıyla verebilen programlardır, ancak bu programların çalıştırılması genellikle diğer programlar kadar kolay olmaz. Bunun iki sebebi vardır: İlki, PC mimarisinin bir oyun platformu olarak tasarlanmamış olması. İkincisi de, PC'Ierin doğası gereği her kullanıcının bilgisayarının diğerlerinden farklı olması. Oyun konsolları tamamen aynı donanımlardan oluşmasına rağmen PC'Ierde durum böyle değildir. Bu şartlar altında, birbirinden farklı PC'Ierde aynı oyunu oynamaya çalışmak bir kabustan farksız olabilirdi. Bu nedenle, oluşabilecek sorunları en aza indirgemek için bütün oyun ve multimedya uygulamalarının uyacağı bir standart geliştirme ihtiyacı duyulmuştur. İşletim sistemiyle PC'de bulunan donanımlar arasında bir köprü görevi gören bu arabirim DirectX'in ta kendisidir.
DirectX, hem oyun geliştiricilerin programlama işlerini kolaylaştırmak hem de bizlerin en yeni oyunları rahatça oynayabilmemizi sağlamak için tasarlanmış bir arabirimdir. İsterseniz DirectX'in nasıl çalıştığını açıklamadan önce DirectX'in geçmişine biraz göz atalım.
Directx tarihçesi
Bütün oyunlar belli başlı görevleri tekrar tekrar yerine getirmek zorundadır. Bu görevler arasında fareniz, klavyeniz ya da oyun çubuğunuzdan gelen girdileri takip etmek, görüntüleri ekrana yansıtmak ve oyunun sesleriyle müziklerini çalmak sayılabilir. Bunlar en basit oyunların bile yapmak zorunda olduğu işlerdir.
Şimdi Windows'tan önceki PC'Ier için oyun geliştiricilerin işlerinin ne kadar zor olduğunu bir düşünün.
Programcılar, klavye girdilerini okumak ve hatta oyun çubuğunun bağlı olup olmadığını anlamak için kendi yöntemlerini geliştirmek zorundaydılar. En basit görüntülerin ekranda görüntülenmesi veya basit seslerin çalınması için bile karmaşık kodların yazılması gerekiyordu. Aslında oyun programcıları PC'nizin donanımıyla doğrudan konuşmaya çalışıyorlardı ki bunun oldukça karmaşık bir iş olduğu su götürmez bir gerçektir.
Windows'a geçiş başladıktan sonra PC platformunun başarısı için yeni bir umut kapısı aralanmış oldu. Artık hem geliştiriciler hem de oyuncular için bazı şeyler kolaylaşacaktı. En azından yeni bir oyun üzerinde çalışmaya başlayan programcıların "tekerleği yeniden icat etmesine" gerek kalmayacaktı. Düşünülen şey gayet basitti: Programcıların doğrudan donanımla konuşmalarına lüzum bırakmayacak, buna aracı olacak bir araç kiti geliştirecekti, işte böylece DirectX doğmuş oldu.
Nasıl çalışır?
En basit anlamda DirectX, bilgisayarınızdaki donanımlarla Windows'un kendisi arasında iş gören bir arabirimdir. Windows Uygulama Programlama Arabirimi'nin (Windows API) bir parçasıdır. Bunu bir örnekle açıklamaya çalışalım. Bir oyun geliştirici bir ses dosyasını çalmak isterse doğru kitaplık fonksiyonunu kullanması yeterli olacaktır. Oyun çalıştırıldığında DirectX API çağrılır, DirectX API da ses dosyasını çalar. Geliştiricinin, oyuncunun ne tür bir ses kartı kullandığını bilmesi, kartın özelliklerinden haberdar olması ya da kartla doğrudan iletişim kurması gerekmez. Bu örneğin sağlıklı bir biçimde uygulanabilmesi için DirectX'in varlığı yeterli değildir; ses kartı üreticilerinin de DirectX uyumlu bir sürücü yayınlamış olması gerekir modern sürücüler istisnasız olarak DirectX uyumludur. Böyle bir durumda programcı sesin çalınmasını ister, DirectX de hangi bilgisayarda yüklü olursa olsun aynı sesin çalınmasını sağlar.
DirectX, oyuncular açısından da hayatı kolaylaştırmaktadır. Eski ses kartınızı değiştirip sisteminize yeni bir ses kartı taktığınızda yeni kartınızın DirectX sürücüsü yüklenir.
Sürücü yüklendikten sonra daha önce oynadığınız bir oyunu açarsanız bütün sesleri ve müzikleri duymaya devam edebilirsiniz. Sistem yapılandırmasında karmaşık değişiklikler yapmanıza gerek kalmayacaktır.llk zamanlarda DirectX basit bir araç kiti olarak geliştirilmeye başlanmıştı. Eski donanımların kısıtlı imkanları nedeniyle yalnızca en basit grafik fonksiyonlarına ihtiyaç duyuluyordu. Zaman içinde donanım ve yazılımlar gelişip daha karmaşık bir hal aldıkça DirectX de aynı yönde ilerleyerek gelişti. Bugün DirectX yalnızca bir grafiksel araç kiti olmanın ötesinde, bütün donanımlarla iletişim kurabilen devasa bir rutinler topluluğu halini almıştır. Örneğin Directlnput rutinleri, iki düğmeli basit farelerden karmaşık uçuş kontrol aksesuarlarına değin her türlü veri giriş aygıtıyla birlikte çalışabilir. DirectX'i oluşturan diğer parçalar arasında ses aygıtları için DirectSound ve çevrimiçi / çok oyunculu oyunlar için DirectPIay yer alır.
DırectX sürümleri
Bu yazı yazıldığı sırada en güncel DirectX sürümü DirectX 9.0c idi. Bu sürüm Windows 98'den Windows Server 2003'e kadar olan bütün Windows sürümlerinde çalışır. Ancak DirectX 9, Windows 95'te çalışmaz. Windows 95 yüklü bir bilgisayarınız varsa bir önceki ve daha yetersiz bir sürüm olan 8.0a ile yetinmek zorundasınız. Windows NT 4 için de DirectX 3.0a adlı özel bir sürüm kullanmak gerekir. Vista ise mevcut sürücü modeline göre birçok farklılık ve yenilik içeren Direct3D 10 (Windows Graphics Foundation) adlı yeni sürümü içerecek.
Son yıllarda o kadar çok DirectX sürümü yayınlandı ki hangi sürümü kullandığınızı ve hangisine ihtiyaç duyduğunuzu takip etmek güçleşti. Çok nadir durumlar dışında bütün DirectX sürümleri geriye uyumludur. Yani DirectX 7 isteyen oyunlar en güncel sürümle çalışabilirler 'arpa 7'nin altındaki sürümlerle çalışamazlar. Güncel oyunların çoğu DirectX 9 gerektirir ve en güncel sürüm yüklü olmadıkça çalışmazlar. Bunun sebebi genellikle oyunda bu sürümün getirdiği yeni özelliklerden bazılarının kullanılmasıdır, fakat geliştiriciler bu sürümdeki özellikleri kullanmamalarına rağmen tembellik edip DirectX 9'un yüklenmesini zorunlu kılmaları da görülmemiş bir şey değildir. Genel olarak, bir oyun DirectX 9'u yüklemenizi istiyorsa bu yükseltmeyi yapmadan o oyunu oynayamazsınız. DirectX'in çekirdek kodlarında yapılan iyileştirmeler sonrasında DirectX'in son sürümüne
güncelleme yaptığınız zaman oyun içi görüntülerde de gelişmelerle karşılaşabilirsiniz. DirectX'in indirilmesi ve yüklenmesi zor bir iş değildir. Yüklemeye çalıştığınız oyun ya da uygulama DirectX'in gereken sürümünün yüklü olmadığını tespit ederse muhtemelen bu iş; otomatik olarak halledecektir.
DirectX'i yükseltmek
Piyasadaki bütün Windows sürümlerinde DirectX kaldırılamayan bir sistem bileşeni olarak gelmektedir. Bu nedenle bütün PC'Ierde eski de olsa bir DirectX sürümünün mevcut olduğunu söyleyebiliriz. Fakat yeni oyunların birçoğu çalışmak için DirectX'in en son sürümünü yüklemenizi isterler.
En güncel DirectX'i edinmenir en kolay yolu www.microsoft.com/windows/directx/ adresindeki DirectX web sitesini ziyaret etmektir. Bu sitede iki yükleme yöntemi bulunur: isterseniz küçük boyutlu indirme aracını yükleyerek yalnızca sisteminiz için gerekli olan dosyaların otomatik indirilmesini sağlayabilir ya da DirectX Redist adlı komple paketi indirerek bütün sistemlerde kurulum yapabilirsiniz.DirectX'i edinmenin bir diğer yolu da oyunların kendisidir. Yüklemeye çalıştığınız oyun belli bir DirectX sürümüne ihtiyaç duyuyorsa o sürüm muhtemelen kurulum CD'sinde yer alıyordur ve hatta oyunun kurulumu sırasında otomatik olarak yüklenebilir.

Read more...

Pardus 2009

PARDUS ilk duyurulduğundan bu yana (ki o zamanlar ULUsalDAĞıtım adıyla anılırdı) ülkemizdeki bilgisayar kullanıcıları tarafından hep ilgi ve merakla takip edildi. Pardus geliştiricileri de bu kitleyi hep yenilikler ve her yeni sürümde daha iyi bir işletim sistemiyle karşıladı. Elbette görücüye çıkan ilk Pardus sürümüyle henüz buharı tüten 2008 sürümü arasında dağlar kadar fark var. Yani ilk izlenimlerimiz "Pardus oldu, afiyet olsun" şeklinde diyebiliriz. Eski sürümlerde arada sırada da olsa karşılaştığımız PİSİ hataları 2008 sürümünde henüz karşımıza çıkmadı. Çünkü PİSİ 2008 sürümü çalışmaları kapsamında baştan kodlandı. Artık Pardus çok daha güçlü bir paket yöneticisine ve güncelleme aracına sahip. Üstelik PİSİ eski sürümüne göre çok çok daha hızlı. 2007 sürümlerindeki PİSİ'yle 2008'deki PİSİ'yi kıyasladığımız yarı yarıya bir hız farkından bahsedebiliriz. Bu durum özellikle kurulum sonrası yapılandırma ve güncellemelerin yüklenmesi sürecini bir hayli hızlandırıyor.
Janjanlı ama sade bir kurulum
Pardus'un kurulum arabirimini hiçbir sürümünde beğenemedik desek yalan olmaz. Nedeni ise majör ve alışılagelmiş Linux dağıtımlarındaki çoktan seçmeli kurulum arabirimleri diyebiliriz. Bu arabirimlerde (mesela Slackvvare, Süse, Fe-dora ya da Debian) sistemi kurmadan önce özelleştirebilir, dilerseniz geliştirme amaçlı, dilerseniz ofis amaçlı, dilerseniz de sunucu amaçlı bir yazılım kombinasyonu yaparak özelleşmiş bir kurulum yapabilirsiniz. Bu şekilde belki de hiç kullanmayacağınız yazılımları en baştan kurmayarak hem yerden hem de sistem performansınızdan kazanabilirsiniz. Diğer taraftan baktığımızda da Pardus'un sorgusuz sualsiz bir kurulum arabirimine sahip olması özellikle Linux tarafında acemi olan kullanıcıların içini rahatlatan bir yapı gibi görünüyor. Yani daha önce hiç kullanmadığınız bir sistemi kurmaya kalktığınızda, cevaplarınızın sonuçlarını kestiremeyeceğiniz türden sorularla karşı karşıya gelmek size zor anlar yaşatabilir. Bu noktada Linux dünyasına Pardus'la adım atacak olan kullanıcılar sadece "ileri" tuşuna basarak Pardus 2008'e kavuşabilecekler.
Zaten 2008 sürümünde neredeyse baştan kodlanan bir diğer bileşen de YALI. Yani Pardus'un kurulum arabirimi. 2007 sürümlerinden farklı olarak daha canlı bir renkle karşımıza çıkan YALI, özellikle acemi Linux kullanıcılarının kabusu durumunda olan disk bölümleme faaliyetini de bir scroll yardımıyla çocuk oyuncağı formatına getirmiş. Yani 2008 sürümünde sabit diskinizin boş alanlarını kullanabileceğiniz gibi yeni bölümleme yöneticisi sayesinde farenizi kullanarak diskinizde Pardus'a gereken yeri kolaylıkla açabilirsiniz.
Donanım özelliklerinize bağlı olarak yaklaşık 20-30 dakika gibi bir süre içerisinde kurulan Pardus, anlayacağınız üzere PİSİ'nin hızından kurulum sırasında da faydalanıyor.
Eyvah kotam!
Pardus'un 2007 sürümlerinde bizi rahatsız eden bir başka durum da yine PİSİ tarafından yönetilen güncellemelerdi. (PİSİ'ye amma çok yükleniyoruz değil mi? Çünkü başarılı ve kendisinden yana beklentilerimiz her geçen gün daha da artıyor). Bildiğiniz gibi Pardus da diğer Linux dağıtımları gibi kararlı sürümünü çıkartıp yayınladıktan hemen sonra belli başlı güncellemeleri yayınlamaya da başlıyor. Çoğunluğu kernel ve diğer yazılımların sürüm yenilemelerinden oluşan bu güncellemeler eğer dağıtımı duyurulduktan 2-3 hafta sonra edinip kuruyorsanız size yaklaşık olarak 50 ile 100 MB boyutlarında geri dönüyor. Bu boyutlar her geçen gün daha da artıyor. Ama düzenli olarak güncelleme yapıyorsanız bu durum size fazlaca kendisini hissettirmiyor. Ancak PİSİ sizin de iyiliğinizi düşünerek tüm sistemi bir defada güncel-lemek istiyor ve ara vermek durumunda kaldığınızda ufak tefek sorunlarla karşılaşabiliyordunuz. Sonuçta PİSİ sık sık çöküyor ve siz de konsol bilgisine sahip değilseniz ne paket kurup/kaldırabilir ne de güncelleme yapabilir bir halde kalıyordunuz. İşte bu durum 2008'de özleyeceğiniz (şaka tabii ki, bu özlenecek bir şey mi?) bir durum olarak Pardus tarihinin henüz tozlanmaya fırsat bulamamış raflarındaki yerini alıyor. Çünkü yeni PİSİ güncelleme boyutlarını sınırlandırmaktan, güncellenecek yazılımlara öncelik atayabilmeye kadar bir çok farklı özellikle 2008 içerisindeki yerini alıyor. Bu sayede özellikle zorunlu format sonralarında 6 aylık ya da 1 yıllık güncellemeleri bir defada indirip kotanızı aşma korkusu da ortadan da kalkıyor.
Yeni Kaptan'ınız konuşuyor
Pardus 2008'i kurmayı tamamladığınızda sizi yeni sürümle birlikte baştan kodlanan bir başka Pardus bileşeni olan Kaptan karşılayacak. Kaptan geçmiş Pardus sürümlerindeki görevini yine eksiksiz olarak gerçekleştiriyor ve sisteminizi kendinize göre ayarlamanıza olanak veriyor. Bu noktada Kaptan içerisinden-ulaşabileceğiniz TASMA da değişikliklerden nasibini almış durumda. Önceki TASMA sürümünde belli başlı bazı ayarları ancak aktif ederek görüp, müdahale debilirken yeni TASMA'da bu tarz ayarlar (mesela oyun -çubukları) ön tanımlı olarak açık geliyor. Benzer şekifde-Kaptan ile kurulum sonrası gerçekleştirdiğiniz her türden ayarı TASMA aracılığıyla tekrardan düzenleyebilirsiniz.
En sevdiğimiz bileşen: Ağ Programcığı
Biz internete bağımlı yaşayan editör türü kullanıcılar bir sistemde öncelikle sağlıklı bir internet bağlantısı, sonra da ofis yazılımlarını ararlar. Durum bu olunca özellikle Pardus'ta da ilk yaptığımız iş kurulum sonrası Kaptan aracılığıyla ayarladığımız internet ve yerel ağ bağlantılarını kullanmak oldu. Sonuç olarak da Ağ Programcığı adını taktığımız ve Pardus 2007.3 sürümünde öncüllerini gördüğümüz Ağ Yöneticisinin son haliyle tanıştık. Bu küçük araç sayesinde bağlandığınız ağlar sizin için (belki bir gün gene bağlanırsınız diye) otomatik olarak farklı profiller şeklinde kaydediliyor. Elbette ki bu profilleri adlandırabiliyor ve gerekiyorsa ağa bağlanmak için gereken kullanıcı adı ve parolaları da içerisine koyabiliyorsunuz. Bu şekilde evde ev profilini, işte iş profilini, bir alışveriş merkezine uğradığınızda da oraya ait (tabii ki daha önceden kaydettiğiniz) ağ profilini kullanarak internetin tadını çıkartabiliyorsunuz. Bu gerçekten güzel bir özellik olmuş. Umarız ultra-taşınabilir bilgisayarlarda da 2008 sürümünü deneme fırsatımız olur da özgürlüğün ve güvenliğin tadını çıkartabiliriz. Bir diğer olmazsa olmazımız bu arabaşlığa başlarken de belirttiğimiz gibi ofis yazılımları. Pardus'un herhangi bir sürümünü kullanmış olanlar (canlı sürümler de dahil) OpenOffice.org'un neredeyse PİSİ ya da Çomar gibi Pardus'un ayrılmaz demirbaşlarından birisi haline gelmiş olduğunu farkedeceklerdir. MS Office paketleriyle tam uyumlu olan bu ofis otomasyonu Zemberek eklentisi sayesinde doğru Türkçe imla denetimleri gerçekleştirebiliyor. Kullanımı da zaten alışık olduğunuz ofis yazılımlarından farksız.
Eğlence zamanı
Fedora ve Debian gibi sistemlerde ön tanımlı olarak codeclerin gelmemesi, zamanının büyük kısmını şarkı dinleyip, video izleyerek geçiren ev kullanıcılarını oldukça rahatsız eden bir durum. Ancak Pardus her sürümünde olduğu gibi 2008 sürümünde de bizi çoklu ortam alışkanlıklarımızdan mahrum etmiyor. Üstelik hemen her platformda çalışan VLC ve Real Player gibi başarılı yazılımlara da paket deposunda yer vermiş durumda. Oyun tarafındaysa hemen her Linux gibi elinden geleni yapmaya çalışan Pardus 2008, oyun geliştiricileri Linux'u görmezden gelmeyi bırakana kadar vasat kalmaya devam edecek.

Read more...

22 Ocak 2009 Perşembe

Neden Şişmanlarız?


Geniş bacaklar, kalçalar, kocaman bir göbek, kalın kollar, şişkin yanaklar... Özellikle belli bir yaşın üstündeki yetişkinler arasında yaygın bir sorun olan fazla kiloların, çoğu zaman nereden geldikleri farkında bile olunmaz. Farkına varıldığında da, bunlardan kurtulmanın kilo almak kadar kolay olmadığı gerçeğiyle yüz yüze gelinir. Üstelik fazla kiloların neden olduğu tek sorun görüntüsünün hoş olmaması değil, aynı zamanda ciddi sağlık sorunlarını da beraberinde getirmesi.

Vücudumuzun istemli ya da istemsiz gerçekleştirdiği tüm etkinlikler için enerjiye gereksinimi var. Yani yalnızca top peşinde koşmak ya da ip atlamak için değil, kalp atışından beyinde düşüncelerin şekillenmesine kadar vücudumuzdaki her işlevin gerçekleşmesi için enerji gerekir. Fotosentez yaparak gereksinim duyduğu enerjiyi güneşten elde eden bitkiler dışında neredeyse tüm canlılar, yaşamaları için gereken besini bitkisel ya da hayvansal kaynaklardan elde ederler. Yani kimimizin burun kıvırdığı bamya ve kerevizden, afiyetle yediğimiz köfte ve patates kızartmasına kadar midemize giden tüm besinler, normal bir yaşam sürebilmemiz için gereken enerjiyi sağlar.
Yaşam için bu derece gerekli olmalarına karşın, besin bulmak canlılar için başlı başına bir çaba gerektirir. İşin kötü yanı, canlılar besin bulma konusunda ne denli becerikli olurlarsa olsunlar, kimi zaman bu çabalar sonuçsuz kalabilir. Örneğin, kuraklık, kıtlık ve soğuk gibi çevresel değişimler, doğadaki besin kaynaklarının yeterli beslenmeyi engelleyecek ölçüde azalmasıyla sonuçlanabilir. Bu durum, hazırlıksız yakalanan canlıların açlıktan ölmeleri anlamına gelir, işte bu nedenle pek çok canlı, besinlerin gerektiği kadarını enerjiye çevirip, kalanını zor günler için depoluyor.

Neden Şişmanlarız?
Yediğimiz besinlerin vücudumuza sağladığı enerji kaloriyle ölçülür. I gram suyun sıcaklığını l°C yükseltebilmek için gereken enerji, I kaloriye denk gelir. Bir insanın günlük enerji gereksinimi, yaşam biçimine ve yaşına bağlı olarak 1500-3000 kalori arasında değişir. Eğer bir kimse, gün boyu yüksek kalorili yiyeceklerle beslendiği halde, az hareket ederek vücuduna giren bu enerjiyi yeterince harcayamazsa artanını depolar.

Vücuda üç temel besin maddesi girer: proteinler, karbonhidratlar ve yağlar. Bunların her birinin, vücutta yerine getirdikleri farklı işlevleri var. Örneğin, proteinler büyüme ve onarım için gerekir. Karbonhidrat ve yağların temel işlevi gereken enerjiyi sağlamaktır. Vücut aldığı besinlerden artan enerjiyi yağ olarak depolar. Vücutta depolanan I kg yağ, yaklaşık 9000 kalori anlamına gelir. Buna göre, her gün düzenli olarak günlük gereksiniminden 100 kalori daha fazla besin alan bir insan, üç ay içinde yaklaşık I kg alır.

Yağ dokusu yağ hücrelerinden oluşur; genellikle derinin hemen altında ve böbrek gibi bazı iç organların çevresinde yer alır. Yağ dokularının vücutta ağırlıkla toplandığı bölgeler kadın ve erkeklerde farklılık gösterir. Bunun nedeni, östrojen ve testosteron adlı cinsiyet hormonlarının kadında ve erkekte farklı miktarlarda salgılanması. Kadınlarda yağlar özellikle göğüs, bel ve kalçada toplanırken, erkeklerde daha çok göğüs ve göbekte birikir. Vücudun enerji deposu olan yağ dokusu, vücut sıcaklığının sabit kalmasını ve dışarıdan gelecek darbelerden korunmayı da sağlar. Yağ dokusunun vücutta normal oranlarda bulunması yararlıdır. Ancak aşırı birikmesi birtakım sorunlara yol açar.

Yaşlandıkça Kilo Almak Neden Kolaylaşır?
Çevrenize dikkatle bakarsanız, kilo sorununun çocuklarda ve gençlerde o kadar yaygın değilken, orta yaşlı insanlarda daha çok belirmeye başladığını görürsünüz. Geçtiğimiz yıllarda yapılan araştırmalara göre, insanlarda yaş otuzlara doğru yaklaştıkça vücut, her yıl kas yapısının yaklaşık 225 gramını kaybediyor. Kaybedilen bu kaslar, vücudun dinlenme anında harcadığı enerji miktarının da azalması sonucunu doğuruyor. Bunun üstüne, ilerleyen yaşla birlikte gelen hareketsizlik ve bol yiyecek tüketimi de eklenince, yaşı otuzun üstündeki insanlar arasında kilolu olanlara rastlama olasılığı artıyor.

Fazla Kilolar Sağlığa Zararlı mı?
Büyüklerin zayıflamak için gösterdiği çabalar genellikle daha iyi görünmek için olsa da, aslında vücutta fazladan depolanan yağların sağlık üzerine birçok olumsuz etkisi var. Günümüzde erkeklerin vücudunda % 25'ten ve kadınların vücudunda % 32den fazla yağ dokusunun birikmesiyle oluşan aşırı şişmanlık durumu, "obezite" olarak adlandırılıyor.

Aşırı şişmanlık, dünya genelinde en sık ölüme neden olan kalp krizi ve kanser riskinin artmasındaki en önemli etkenlerden biri. Ayrıca, damar tıkanıklığı ve şeker hastalığı gibi diğer bazı sorunlara da yol açabiliyor. Bunların birçok farklı nedeni var. Örneğin, vücutta yağ depolayan hücrelerin, aynı zamanda kanserojen maddeleri de depolama eğilimine girmeleri şişman insanlarda kansere yakalanma olasılığının neden arttığını açıklıyor. Ayrıca şişman bir vücutta kalp, artan vücut kütlesine daha fazla kan pompalamak zorunda kaldığı için zamanla yoruluyor. Bu da kalp ve dolaşım sorunlarına yol açıyor. Vücutta fazla yağ birikiminin sonucu olarak kanda kolesterol adı verilen maddenin artması, damar tıkanıklığına ve buna bağlı hastalıklara neden oluyor. Aşırı beslenme nedeniyle kanda biriken fazla şeker, vücudun şeker dengesinin sağlanmasında rol oynayan insülin hormonunun salınımını sürekli artmasına da neden oluyor. Bu da uzun vadede şeker hastalığına davetiye çıkarıyor.

Sonuç olarak şişmanlık sağlık açısından pek iyi bir şey değil ve şişman bir bünyenin, normal bir bünyeye oranla karşılaşabileceği tehlikeler çok daha fazla. Ancak işin iyi yanı, zayıflamayla birlikte bu tehlikelerin de azalması. Yani şişman olup bu tür sağlık sorunlarıyla uğraşanlar için her zaman bir umut var. Ancak, zayıflama işinin de bilinçli yapılması gerekiyor. Zayıflamak için beslenme dengesini bozan tutarsız diyetler uygulamak ya da ne olduğu belirsiz ilaçları ve aygıtları kullanmak, işleri yoluna koyacağı yerde daha kötü hale de getirebilir. Sağlıklı bir biçimde zayıflayabilmenin bir tek geçerli yolu var: Sağlıklı bir diyet, hareketli bir yaşam ve bolca egzersiz...

Read more...

Copyright 2009 e-okul. Hakkı varsa saklıdır.

Üste GİT